Dokuz yazı boyunca isimler konusunu farklı açılardan ele aldık. Muhterem okuyucularımızı daha fazla sıkmamak adına bu yazı dizisini burada noktalamanın uygun olacağını düşünüyorum.
Bugün, son yazımda sizi çeşitli ülkelerdeki ilginç adlandırma sistemleri ile baş başa bırakmak istiyorum.
Bilindiği üzere, ülkemizde de çoğu ülkede olduğu gibi, ad ve soyaddan oluşan sistem kullanılıyor. Bazen birden fazla ad veya kızlık soyadı kullanılsa da temel yapı aynıdır. Ancak bazı ülkelerdeki adlandırma sistemi okuyanları şaşırtacak cinsten.
Rusya: Üç Parçalı Kimlik
Rusya’da geleneksel olarak bir kişinin kimliği üç unsurla ifade edilir: Verilen ad, baba adından türetilen ad (patronimik) ve soyadı. Bu üç unsurun her biri kendine özgü kurallara göre oluşur.
Patronimik, kişinin babasının adından türetilir. Babanın adına, çocuğun cinsiyetine göre değişen ekler getirilir. Erkek çocuklar için genellikle -oviç/-eviç, kız çocuklar için ise -ovna/-evna ekleri kullanılır. Örneğin Nikolay adlı bir babanın oğlu Nikolayeviç, kızı ise Nikolayevna patronimiğini alabilir.
Rus soyadlarında da çeşitli ekler görülür. -ov/-ev bunların en yaygınlarından biridir ve tarihsel olarak bir kişiye veya aileye aidiyet anlamı taşır. Rusçada yaygın soyadı türlerinin birçoğunda biçim cinsiyete göre değişir, örneğin -ov/-ev ile biten erkek soyadlarının kadın biçimleri çoğunlukla -ova/-eva şeklindedir: İvanov/İvanova, Çehov/Çehova (Chekhov/Chekhova), Turgenev/Turgeneva, Puşkin/Puşkina (Pushkin/Pushkina), Dostoyevsky/Dostoyevskaya ve Tolstoy/Tolstaya gibi.
İspanya: İki Soyadlı Denge
Rusya’da üç parça iç içeyken, İspanya’da mantık tamamen farklı bir dengeye dayanır. Çocuklar geleneksel olarak anne ve babalarından birer soyadı alırlar. Geçmişte ilk soyadının babanın, ikinci soyadının ise annenin ilk soyadı olması yaygın uygulamaydı. Günümüzde ise ebeveynler, belirli kurallar çerçevesinde bu soyadlarının sırasını belirleyebilmektedir.
İspanyol hukukunda evlilik sonucunda, eşlerin soyadlarının otomatik olarak değişmesi zorunluluğu yoktur. Resmî belgelerde kişinin adları ve soyadları tamamen yer alır, ancak günlük yaşamda çoğu kişi tek adı ve ilk soyadıyla anılır.
İspanyol adlarında Katolik geleneğinin etkisi de belirgindir. José María erkekler, María José ise kadınlar arasında kullanılan yaygın çift isim örneklerindendir. María de las Mercedes gibi uzun bileşik adlar günlük hayatta Merche gibi kısa biçimlere dönüşebilir.
Dominik Cumhuriyeti: Marka İsimler
İspanya’nın kurallı sisteminden çıkıp Karayipler’e geçtiğimizde işler bambaşka bir renge bürünüyor. Dominik Cumhuriyeti’nde isim çeşitliliği oldukça fazladır; ailelerin çocuklarına marka veya tanınmış kişilerin adlarını verdiği görülmektedir. Mazda Altagracia, Toshiba Fidelina ve Winston Churchill de la Cruz gibi sıra dışı örnekler bu çeşitliliğin dikkat çekici yönlerinden biridir. Bu serbestlik zaman zaman ülke içinde tartışmalara yol açmış, bir dönem alışılmadık isimleri sınırlandıracak bir yasa çıkarılması bile gündeme gelmiştir.
İzlanda: Soyadı Yerine Baba (veya Anne) Adı
İzlanda, günümüzde aile soyadının yaygın olmadığı az sayıdaki ülkeden biridir. İzlandalıların büyük çoğunluğu sabit bir aile soyadı yerine patronimik, yani baba adına dayalı, daha nadiren de matronimik, yani anne adına dayalı bir sistem kullanır.
Çocuğun ikinci adı, babasının veya annesinin ilk adına ek getirilerek oluşturulur. Erkek çocuklarda -sson “-oğlu”, kız çocuklarda ise -dóttir “-kızı” anlamına gelir. Örneğin Jón Einarsson adlı bir kişinin oğlu Aron Jónsson, kızı ise Katrín Jónsdóttir olabilir. Bu nedenle aynı ailede anne, baba ve çocukların ikinci adları birbirinden farklı olabilir.
Bu sistemin günlük hayata da yansıması var: İzlanda’da telefon rehberleri soyadına göre değil, kişilerin ilk adlarına göre sıralanır. Çocuklara verilecek adların da İzlandaca yazım ve dil bilgisi kurallarıyla uyumlu olması beklenir; bu konuda görev yapan Mannanafnanefnd (İsim Komitesi), adların dil kurallarına uygunluğunu değerlendiren resmî kurumlardan biridir.
Kore: Soyadı Önce, Bin Yıllık Kökler
İzlanda’da soyadı yokken, Kore’de soyadı vardır, ancak sıralaması bizimkinin tam tersidir: Önce soyadı, ardından verilen ad gelir. Kim Min-jae adlı bir kişide Kim soyadı, Min-jae ise verilen addır. Resmî ve geleneksel kullanımlarda kişilere çoğu zaman soyadı önde olacak şekilde hitap edilir.
Kore soyadları genellikle tek hecelidir ve geleneksel olarak babadan çocuğa geçer. Kim, Lee ve Park gibi birkaç soyadı Güney Kore nüfusunun neredeyse yarısını oluşturur. Bunun tarihsel bir arka planı var: Kore’de uzun süre soyadı kullanımı büyük ölçüde yangban sınıfına (yangban iki grup demek olup askeri ve sivil memurlar sınıfını ifade eder) özgüydü. Zamanla daha geniş kesimler çeşitli yollarla soyadı edinmeye başladı. 19. yüzyılın sonlarında sınıf sisteminin kaldırılması ve 20. yüzyılın başlarında nüfus kayıtlarının yaygınlaşmasıyla bu süreç büyük ölçüde tamamlandı. Pek çok aile mevcut soyadını resmileştirirken, bazıları da prestijli kabul edilen Kim, Lee veya Park gibi soyadlarını benimsedi.
Peki aynı soyadını taşıyan milyonlarca insan birbirinden nasıl ayrılıyor? İşte burada bon-gwan sistemi devreye giriyor. Bon-gwan, “aynı soyadını taşıyan farklı soy kollarını tarihsel ata yurdu üzerinden ayırma” şeklinde açıklanabilir. Örneğin iki kişinin soyadı Kim olsa bile biri Gimhae Kim, diğeri Gyeongju Kim kolundan gelebilir; bu kişiler aynı aileye mensup olmak zorunda değildir. Bon-gwan resmî adın bir parçası değildir; kimliklerde yer almaz, ama aile kayıtlarında ve soy bağını belirlemenin önemli olduğu durumlarda kullanılır.
Japonya: Önce Soyadı, Sonra Ad
Japonya’da, Kore ve Çin’de olduğu gibi geleneksel olarak [soyadı+ad] sıralaması kullanılır. Örneğin Yamamoto Haruki adlı bir kişide Yamamoto soyadı, Haruki ise verilen addır. Japon hukukunda evlenen çiftler aynı soyadını seçmek zorundadır; çoğunlukla kadın eşinin soyadını alır, ancak hukuken eşlerin erkeğin veya kadının soyadını seçmesi de mümkündür.
Endonezya: Tek İsimle Bir Kimlik
Endonezya’da tek bir isim sistemi yoktur; uygulamalar etnik ve bölgesel geleneklere göre değişir. Ancak özellikle Java kültüründe aile soyadı kullanımı tarihsel olarak yaygın değildir ve birçok kişinin yalnızca tek adı bulunur. Bunun en tanınmış örnekleri Endonezya’nın kurucu devlet başkanı Sukarno ile ikinci devlet başkanı Suharto’dur; her ikisi de tek kelimelik adlarıyla tanınmıştır.
Tek isimli bir toplumda aynı adı taşıyan kişileri ayırt etmek için günlük hayatta çeşitli yöntemler kullanılır. Kişiler babalarının adı, yaşadıkları yer, meslekleri, unvanları veya lakaplarıyla tanımlanabilir; resmî işlemlerde ise kimlik numarası gibi başka ayırt edici unsurlar devreye girer. Tek isimli Endonezyalılar zaman zaman yurt dışında bürokratik güçlüklerle karşılaşabilir; bu durumun çözülmesi için bazen tek isim “soyadı” alanına yazılır, bazen de ilgili ülkenin idari sistemine göre başka uygulamalar kullanılır.
Hindistan: İsimlerde Kültür ve İnanç
Benzer bir çeşitlilik Hindistan’da da karşımıza çıkar, ama burada nedeni biraz daha katmanlıdır: İsimlerin yapısı kişinin dinine, yaşadığı bölgeye, konuştuğu dile, topluluk geçmişine ve aile geleneğine göre büyük ölçüde değişir. Örneğin Güney Hindistan’ın bazı bölgelerinde, özellikle Tamil kültüründe, aile soyadları tarihsel olarak Batı’daki biçimiyle yaygın değildir; kişiler babalarının adı, doğdukları yer veya aile bağlantılarıyla tanımlanabilir. Dünyaca ünlü satranç şampiyonu Viswanathan Anand buna tanınmış örneklerden biridir; Viswanathan babasının adı, Anand ise kendi adıdır.
Hindistan’daki çeşitlilik dinî geleneklerle de iç içe geçer. Sih geleneğinde isimler, toplumsal eşitlik anlayışının önemli bir parçasıdır. Guru Gobind Singh tarafından kurulan Khalsa (Arınmışlar) topluluğu, Sihlerin eşitliğini sağlamak amacıyla adımlar atmıştır. Guru Gobind Singh, eşitliği vurgulamak amacıyla Khalsa’ya katılan erkekler için ortak soyadı/unvan olarak Singh ve kadınlar için ise Kaur adını kullanmayı teşvik etmiştir. Singh “arslan”, Kaur ise “prenses” veya “soylu kadın” anlamlarıyla ilişkilendirilir. Ancak Singh adı yalnızca Khalsa’ya katılanlarla sınırlı değildir; Hindistan’da başka topluluklar da bu adı kullanır.
Macaristan: Avrupa’nın İçindeki İstisna
Asya’dan Avrupa’ya döndüğümüzde, kıtanın alışılmış düzenine uymayan bir örnekle karşılaşırız. Macaristan, Avrupa’da [soyadı+ad] sıralamasını kullanan istisna ülkelerden biridir. Örneğin Macarca kullanımda Bartók Béla, Batı kullanımında Béla Bartók; Puskás Ferenc ise Ferenc Puskás olarak yazılır.
Macaristan’da geleneksel olarak kadınlar evlendiklerinde eşlerinin adına -né eki getiren bir ad biçimini kullanabiliyordu. Örneğin Kovács János adlı bir erkekle evlenen kadın, geleneksel biçimde Kovács Jánosné olarak anılabilirdi; bu kullanım “János Kovács'ın eşi” anlamına gelir. Günümüzde ise kadınların kendi adlarını koruma veya farklı isim biçimlerini seçme seçenekleri vardır.
Vietnam: Tek Bir Soyadın Gölgesinde
Şimdi de tek bir soyadın egemen olduğu Vietnam’a bakalım. Vietnam’da nüfusun yaklaşık yüzde 40’ı Nguyễn soyadını taşır. Soyadının kökenine ilişkin farklı görüşler vardır. Bir görüşe göre bu, Çince Ruǎn soyadının Vietnamcaya uyarlanmış biçimidir. Başka bir görüş ise soyadını eski Vietnamcada “pınar, kaynak” anlamındaki nguồn ya da “kanal, küçük nehir” anlamındaki ngòi sözcükleriyle ilişkilendirir. Soyadının bu denli yaygınlaşmasında tarihsel gelişmelerin payı büyüktür. Nguyễn soyadı birçok hanedan tarafından benimsenmiştir; ülkeyi 1802’den 1945’e kadar Nguyễn Hanedanı yönetmiş, ondan önceki yüzyıllarda ise güneyde Nguyễn lordları egemen olmuştur. Ayrıca hanedan değişimlerinde eski yönetici ailelerin soyundan gelenlerin, korunmak amacıyla soyadlarını Nguyễn olarak değiştirdiği anlatılır.
Etiyopya: Üç Kuşaklık Bir Zincir
Etiyopya’da soyadı kavramı neredeyse hiç yer almaz; onun yerine kuşaklar birbirine zincirlenir. Birçok Etiyopyalı nesilden nesile geçen aile soyadı kullanmaz, yaygın kullanım [kişisel ad+baba adı+dede adı] biçimindedir. Örneğin Abebe Bekele Tadesse adlı bir kişi için Abebe kendi adı, Bekele babasının adı, Tadesse ise büyükbabasının adıdır. Yani bir Etiyopyalının tam adı, aslında üç kuşağın kısa bir özetidir.
Gürcistan: Eklerde Gizli Aile Bağları
Gürcistan’da ise aile ve soy bağlantıları soyadlarında kullanılan eklerde görülebilir: -dze “oğlu”, -shvili ise “çocuk, evlat” anlamına gelir. Örneğin Beridze “Beri’nin oğlu”, Ivanishvili (İvanişvili) ise “İvan’ın çocuğu/evladı” anlamındadır. Soyadına gelen başka ekler de olup Gürcistan’daki bölgelere işaret eder.
Soyadların Sakladığı Dilsel İzler
Ülke örneklerinden sonra bazı soyadı eklerine odaklanalım. Kuzey Avrupa’daki baba adına dayalı patronimik gelenek, soyadlarında farklı eklerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. İsveç’te çoğunlukla Eriksson ve Andersson gibi “oğul” anlamına gelen “-son” kullanılırken Danimarka ve Norveç’te “-sen” biçimi yaygındır: Eriksen, Andersen gibi.
Kelt kültürünün iki önemli merkezi olan İskoçya ve İrlanda’nın soyadlarında da farklı gelenekler görülür. Kelt dillerinde “oğlu” anlamına gelen Mac veya Mc ön eki İskoç ve İrlanda kökenli birçok soyadında bulunur: MacDonald ve MacGregor gibi. İsmin başındaki O’ veya İrlandaca biçimiyle Ó ise özellikle İrlanda-Gael geleneğiyle ilişkili olup “torunu, soyundan gelen” anlamı taşır: O’Connor, O’Brien ve O’Neill gibi.
Ermeni soyadlarında “-yan” veya Batı dillerindeki yazımıyla “-ian” eki oldukça yaygındır. Bu ek, bir ismin, mesleğin veya başka bir kelimenin sonuna geldiğinde aidiyet ve soy bağlantısı ifade eder. Kasapyan ve Sarafyan gibi. “-yan/-ian”, Ermeni soyadı geleneğinin en karakteristik unsurlarından biridir; ancak bütün Ermeni soyadlarında bu ekin bulunduğunu söylemek doğru olmaz. Ermenistan’dan veya Orta Doğu’dan taşınan bazı Ermeniler, kimi zaman gittikleri topluma daha iyi uyum sağlamak ve kimi zaman sahne ya da yazarlık adı kullanmak gibi çeşitli nedenlerle soyadlarını değiştirmiştir: Soyadı aslen Aznavourian olan Charles Aznavour veya aslen Sarkissian olan Andy Serkis gibi.
Ukrayna coğrafyasında soyadların çok yaygın bir bölümü, aslen küçültme ekine dayanan “-ko” ya da “-enko” ile biter: Şevçenko, Bondarenko ve Klitschko (Klıçko) gibi. Bu ek soyadlarına “ona ait olan, evladı” gibi bir çağrışım katar.
Görüldüğü üzere isimler, yalnızca bizi birbirimizden ayıran etiketler değil; geçmişin, inancın ve coğrafyanın bugüne taşıdığı hikâyelerdir. On yazı boyunca bu hikâyelerin farklı yönlerine baktık. Geriye kalan en önemli düşünce şu: Çocuklarımıza koyduğumuz ad, onların geçmişle bağını da, geleceğe taşıyacağı anlamı da belirler. Bu yüzden ad koyarken acele etmeyelim, güzel ve anlamlı adlar seçelim.