“Cadde tarafındaki dış kapıdan yavaş yavaş merdivenleri çıkıp kâh ellerinde tespihler sabah evrâdı ve ezkârıyla meşgul kâh avlu köşesindeki rahlelerden bir tane kapıp hasırlar üzerinde ders için kendince en uygun yeri almaya başlayan cemaatin Medine’yi anımsatan hâli eşliğinde taç kapıdan caminin içine adım attım. Henüz kuşluk vaktinin ilk dakikalarıydı. Harem kısmında hareketlenmeler daha başlamamıştı. İçimde tarif edilemez bir heyecan vardı, kalbimi teskin edemiyordum. Mihrabın tam önüne, üzerinde dokuz gün boyunca şahitlik edeceğimiz eşsiz ânların en yakın refakatçileri olacak altın rengi yuvarlak saatlerin bulunduğu cevizden yapma masaların, üstlerine post serilmiş sarı ahşap oymalı deri koltukların hemen karşısındaki ilk safta, kimseye rahatsızlık vermeyecek ama merakla beklediğim bu meclisten de mümkün mertebe en büyük nasibi alabileceğim bir yer belirledim. Evet, tüm meclis boyunca görece erken gelip hadis meclisini takip edeceğim noktayı bulmuştum. Dersi icra edecek meşâyıhın nazarını derinden hissedecek, aralarda o ânki haletiruhiyenin göstergesi olarak inşat edilecek kasidelerin zevk ü safasını sürebileceğim kısa süreli musallam burasıydı. Hazırdım. Hz. Peygamber’e misafir olacağım bu mübarek meclise uzaklardan teşrif ederek ev sahipliği yapacak Şeyh Muhammed Ebu’l-Hüdâ el-Ya‘kûbî’nin içeri vakar üzere gireceği vakti beklemek artık tek işimdi. Saniyeler dakikaları besledi ve zamanı geldi: beyaz taş tarihi caminin ambiyansıyla tamamen uyumlu na‘l-i şerif işlemeli beyaz sarığı ve cemâlini keşfeden aynı renkteki Mağrib işi cellabiyesiyle nispeten hızlı adımlarla yürüdü. Sünnet üzere kıldığı iki rekât tahiyyetü’l-mescidi takiben bu mecliste yer alan el-Müsafirun’a yönelerek okuyacakları kasideyi işaret etti ve aynı süratle bizleri selamlayarak masasına yerleşti”.
- (Şeyh Ya‘kûbî ve Dr. İdris el-Fihrî mecliste ders icra ederken ve bir meseleyi müzakere ederken,
Bingöl, 2026)
Ayrıntılarıyla alıntıladığım nispeten uzunca bu satırlar Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii’nde 14-23 Ağustos tarihleri arasında Şamlı muhaddis, Mâliki fakihi, mütekellim ve mutasavvıf Şeyh Muhammed Ebu’l-Hüdâ el-Ya‘kûbî ile bâniyesi Fatıma el-Fihrî’nin soyundan gelen Karaviyyin Üniversitesi rektör yardımcısı, fıkıh usulü âlimi Dr. İdris el-Fâsî el-Fihrî’nin huzurunda akdedilen Sahîh-i Müslim Semâ Meclisi’nden birkaç gün önce bendenizle paylaşılan ve adeta muhtemel manzarayı haber veren bir rüyanın tahkiyesidir. Rüyanın sahibiyse bir yıl önce Ankara’da yine Şeyh Ya‘kûbî’nin riyasetinde tertip edilen ve başka bir yazının konusu olan el-Hikemü’l-Atâiyye Meclisi’nin katılımcılarından biriydi.1
Türkiye’de ilki 2019’da yine aynı mekân ve tarihte Sahîh-i Buhârî semâsıyla başlayan ve unutulmaya yüz tutmuş bir geleneğin ihyası olan bu meclislerin ikincisi belirtilen günlerde Sahîh-i Müslim’in semâsı üzerine organize edildi.
Söz konusu mecliste Şeyh Ya‘kûbî’nin İspanya Escorial Kütüphanesi 1007 numarada yer alan, üzerindeki kayıtlar sebebiyle büyük önem arz eden, her ne kadar hakkında az bilgi bulunsa da nüsha üstüne düştüğü kayıtlarla ilmi behresi anlaşılan Abdullah b. Îsâ el-Murâdî el-İşbîlî’nin (ö. 582/1187'den sonra) istinsah ettiği Escorial nüshasının yanı sıra bundan önceki hiçbir Müslim tahkikinde asıl olarak kullanılmayan Nuruosmaniye Kütüphanesi 1185-1186 no’da bulunan, istinsah kaydı 677/1279 olup Kahire'de Sadreddin el-Meydûmî el-Mısrî (ö. 754/1354) tarafından yazılan Nuruosmaniye nüshasını esas alarak bizzat tahkik ettiği neşir takip edildi.2 Sabah 07.00’da yine semâ niyetiyle okunan Delâilü’l-Hayrât3 kıraatini müteakip başlayan, akşam namazıyla biten ve dokuz gün boyunca kesintisiz devam eden uzun soluklu semâ programı hatim gününe kadar sürdü.

- (Şeyh Ya‘kûbî el-Müsafirun ilahi grubuna inşat edecekleri kasideyi işaret ederken, Bingöl, 2026)
Hz. Peygamber’in ismi her anıldığında onu takip eden ve yüreklere dokunan salât ü selâmlar, hadis kârisinin sesindeki duyanları adeta Resulüllah devrine götüren yumuşak tını, hadis kıraatini serden okunan alelade hadis hatimlerinden ayıran, dikkat çekilen mülahazalar; avludaki hasırlar üstünde okunan hadisleri kemâl-i edep üzere dinlemeye gayret eden erkek ve kadın cemaat, istirahatlerde masalara dizilen ikramlık sularla hurmalara yönelen talebelerin yüzlerine yansıyan tatlı yorgunluk, Mevlid-i Nebî ayı rebîülevvelin ilk günlerini coşku içinde yad etmeye de vesile olan farklı dillerdeki kaside araları, elli küsur ülkeden gelenler, mescit içinde ve dışında koşar adım oraya buraya yürüyen hâdimler gidenlerce malum Haremeyn hatıralarını İstanbul’a bir kere daha taşıdı.
23 Ağustos Pazar günü ikindi namazını müteakip gerçekleştirilen ve yoğun katılımın gözlendiği, ayrıca sosyal medya hesaplarından canlı yayınlanan hatim meclisinde teberrüken son üç bâbın beş hadisi okundu, ardındansa Şeyh Ya‘kûbî’nin gönülleri titreten hatim duasına kalben âmin denildi ve bitiminde şükründen acziyet duyulan icazetler takdim edildi.

- (Sahîh-i Müslim Semâ Meclisi Hatim Gününden Kesitler, Bingöl, 2026)
Bahsi geçen meclislerin kıymetini bilme ve bildirme amacına matuf bu mütevazı yazıysa nice mübarek meclislerin müjdecisi addettiğim yukarıdaki rüyanın sahibi dostun meclis bitiminde yanıma gelip başında kırmızı renk Osmanlı fesi, üstünde altın sarısı işlemeli yeşil gömlek olan hâdimin taşıdığı gümüş buhurdanlıktan yayılan kokuyu hala duyumsayan bana yönelttiği ve inanıyorum ki başta ben olmak üzere erkek kadın tüm muhibbânın merak ettiği soruyla bitirilebilir: “Şimdiden özlem duyduğumuz bir sonraki meclis acaba ne zaman olur ki?”.
1 18-20 Ağustos 2025 tarihlerinde Ankara’da organize edilen meclise dair söz konusu yazı için: https://www.yenisafak.com/hayat/ankarada-hikmetli-bulusma-4744014
2 Nüshalara dair detaylı bilgi için: https://www.gzt.com/tarih/hadis-sema-meclisleri-nedir-asirlik-nebevi-isnad-gelenegi-istanbulda-yeniden-ihya-ediliyor-tarih-haberleri-4244328
3 Şeyh Ya‘kûbî’nin neşrettiği Delâilü’l-Hayrât’a dair tanıtıcı nitelikte bir yazı için: https://www.gzt.com/kultur/cezlnin-delilul-hayrti-uzerinde-yapilan-yeni-tahkikler-dikkat-cekiyor-3793320