Serlevha Ayeti okuyalım: “Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah'a aittir.” (Nisâ Sûresi 4/139)

Vatan mefkûremizde yer alan Müslüman Kafkas coğrafyası tarih boyunca Rusların işgal ve ilhak planındaydı. Halen de öyledir. Post-modern dünyada ülkelerin işgal edilmesinin yolu zihinlerin evrilmesiyle başlıyor. Ardından düşmanın askeri/ekonomik gücüne tapınmakla devam ediyor.

Karadeniz kıyılarına bağlanan Kafkasların kalbindeki kanayan yaramız Çeçenistan’ın geleceği için duacıyım.

Ruslar tarafından esir alınmak istenen lakin asla diz çökmeyen Çeçenistan, ne yazık ki kendi topraklarında iç huzuru bir türlü tesis edemiyor. Asil Çeçen Milleti için duacıyım.

Savaşla doğan, savaşla yaşayan ve savaşla ölen; savaşmaktan başka bir hayata yol bulamayan Çeçen gençleri için duacıyım. O gençler ki, hayata gözlerini açtıkları andan itibaren bir türlü bitmeyen bir kavganın içinde buldular kendilerini…

Şeyh Şamil’den bu yana özgürlük için savaşan gerçek Mücahidlere ve gerekirse vatan uğruna evlatlarını feda eden Çeçen annelere duacıyım.

Ruslara karşı yüzyıllardır direndikleri asimetrik savaşta; neslini “moskof kâfirinden” koruyabilmek amacıyla Allah adına ömrünü adayan beyaz sakallı, nur yüzlü Çeçen Büyüklerine (Thamada/Thamd) duacıyım.

Bitmek bilmeyen Rus saldırıları sebebiyle dinini, vatanını korumak için “ölmek veya öldürmekten” başka çareleri yoktu Çeçenlerin… Kuşaklar boyu düşman okları/kurşunları sebebiyle her an tetikte ve ölümle iç içe yaşadılar…

Oysaki üçüncü bir yol olmalıydı. Savaşı değil barışı önceleyen, “ölmeyen ve öldürmeyen” ama izzetle yaşama tutunan üçüncü bir yol olmalı Çeçen halkı için.

Bosna Cumhurbaşkanı Alija, milletini korumak için üçüncü bir yol açtı… Katolik Hırvatlar ile Ortodoks Sırplar arasında sıkışan, yaşam hakkı gasp edilen Boşnak Milletine “değerleriyle yaşamanın, onurlu duruşla var olmanın” üçüncü bir yolunu gösterdi…

Çeçen milleti için de üçüncü bir yol vardır muhakkak… Lakin savaşmak için yaşayanlar üçüncü bir yolun varlığını hiç konuşmuyor, düşünmüyorlar…

Çeçen gençlerine Bilge Kral Alija İzzetbegoviç’in “Doğu ile Batı arasında İslam” ve “Özgürlüğe Kaçışım” başlıklı kitaplarını okumalarını öneririm.

Çeçen gençlerine dünyayı kurtarmak hayalinden vaz geçip tüm dikkatlerini kendi ülkelerine çevirmelerini, Çeçenistan’ın yarınları için silah yerine tesbih ve kalemle savaşmalarını tavsiye ederim. İnkılap olmuyorsa ıslahat için çalışmak aklın gereğidir.

***

Putin’in desteğiyle 2004 yılından bu yana Çeçenistan’da Ramazan Kadirov iktidarı hüküm sürüyor. Çeçenlerin bir ülkesi var ama ne kadar özgür olduğu tartışılır. Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov Rusya’ya gösterdiği sadakatle kendi halkını ikiye böldü. Çeçen halkının yaşadığı sorunlar harici olduğu kadar, dâhili baskılardan da kaynaklanıyor. Ne yazık ki Kadirov, Cumhurbaşkanı olmasına rağmen Rusya’nın sömürge valisi gibi davranmaya devam ediyor.

Vladimir Putin; Rusya’ya koşulsuz destek veren ve Çeçen gençlerini Ukrayna’da ölüme gönderen Ramazan Kadirov’u avucunun içine almış durumda.

Ramazan Kadirov Ukraynada

Rus Bayrağı altında Ukrayna’da fotoğraf veren Ramazan Kadirov

Kadirov’a, 3 Ekim'de Grozni'de düzenlenen bir törende yeni apoletler takıldı. “Rusya Ordu Generali” olmakla taltif edildi. Törende ayrıca Rusya Ulusal Muhafızları özel birliklerinin sembolü bordo bere verildi.

Putin Kadirov

Vladimir Putin-Ramazan Kadirov

İki gün sonra, 5 Ekim’de Ramazan Kadirov, Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Vladimir Mihailoviç Gundyayev tarafından “1. Derece Şan ve Onur Nişanı (?)” ile ödüllendirildi. Rus Patriği, törende Kadirov’u övmeyi de ihmal etmedi…

Rusya’nın ödülleri sadece Kadirov’a değil… Kadirov’un annesi ve eşine “Kahraman Anne” ünvanı verildi. Kadirov’un damadı da unutulmadı. Ona da “Anavatan Rusya Liyakat Nişanı” verildi.

Ulusal güvenlik avukatı ve Rusya-Kafkasya uzmanı Christopher Swift, Çeçenistan’daki mevcut iktidar hakkında ilginç ve yerinde bir tesbit yapmış: " Onlar Ortadoğu'dan gelen (Selefi-Vehhabi) akımlarla birlikte, Putin rejimine kölevari bağlılığın tuhaf bir karışımı. Kadirovcuların Çeçen değerleriyle pek alakası yok" diyor.

Gürcistan Savunma Bakanlığı eski BM elçisi Miro Popkhadze, "Kadirov kendisini Putin'in piyade eri olarak görüp yalnızca Putin'e ve Kremlin'e hizmet ediyor, başka kimseye değil" diyor.

Ramazan Kadirov’un Ortodoks Rusya’dan aldığı ödülleri görünce nedense aklıma düştü…

Bir zamanlar Vatikan Papalığı da Arnavutluk-Kruja’da Osmanlı İmparatorluğu'na karşı savaşan -Gjergj Kastrioti- İskender Bey’e (1405-1468) en büyük onur nişanı "Athleta Christi" (Hristiyanlık Şampiyonu) unvanını vermişti.

***

Müslüman liderlerin; Ortodoks, Katolik veya Siyonistlerden ödül veya devlet nişanı kabul etmesi veya kalben gayr-i Müslimlere meyletmesi anlaşılır gibi değil… Kısacık dünya saltanatı için bu zillete değer mi? Köle; boynuna asılan zinciri “kolye” zannettiğinde gerçek zillet orada başlar…

Ölüm her neredeysek bizi bulacak… İslam’a düşmanlık eden kâfirlerden taltif bekleyen devlet başkanı olmak yerine, dağda çobanlık yapmak daha hayırlıdır. Kâfirin önünde eğilerek zilletle elde edilen zenginlikle şımarmak yerine, onurlu fakirliğe ve hiçliğe sabretmek daha hayırlıdır.

Ramazan Kadirov, bir devlet başkanı olarak önce kendi ahireti, sonra da onurlu Çeçen halkı için üçüncü bir yol bulmalıydı…