Milli Eğitim Bakanlığı’nca yürürlüğe konulan "Maarif'in Kalbinde Ramazan" genelgesi güncel. Geçmişten bugüne aktarılan izleri var kuşkusuz. Bu minvalde Osmanlı dönemindeki Ramazan tenbihnameleri önem arz ediyor.

Yine bir Ramazan ayı ve yine Müslümanlara ve değerlerine yönelik hız kesmeyen muhalif sesler.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın seksen bir ile gönderdiği genelge kopartılan yaygaranın odağı. Genelgenin temasının "Maarif'in Kalbinde Ramazan" olması ateşi fitilledi adeta. Söz konusu talimata tepki gösterenlerin gerekçesi ise Ramazan’a ilişkin genelgenin laiklik ilkesine aykırı olduğunu düşünmeleri. Bakanlığın okul öncesi, ilkokul ve orta okul kademelerine gönderdiği ve içeriğinde okullarda Ramazan etkinlikleri yapılmasına teşvik eden genelgeye yönelik bazı kesimlerin tepkisel çıkışları senkronize bir şekilde gelişti.

Bir karede bakanlığın Ramazan ayı vesilesiyle öğrencilere adalet, paylaşmak ve merhamet gibi manevi değerlerin kazandırılmasını öngören çalışması diğer karede ise bu çalışmayı hazmedemeyen bir güruh. Merkeze alınan kavramlara ve bu bağlamda gerçekleşen rahatsızlığa dikkatle bakıldığında nasıl bir akıl tutulmasının yaşandığı da bir başka kare.

Peki "Maarif'in Kalbinde Ramazan" başlıklı genelgenin içeriğinde neler var?

Ramazan ayı boyunca öğrencilerin paylaşma bilincini geliştirmek, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmak için eğitsel ve sosyal etkinlikler uygulanacak.

Gerçekleştirilecek etkinlikler, öğrencilerin gelişim düzeyleri ve okul imkanları dikkate alınarak gönüllülük esasına dayalı olarak planlanacak.

Gizlilik, mahremiyet ve insan onurunu koruyucu hassasiyetler gözetilecek.

Ailelerin gönüllü katılımıyla ortak iftar sofraları kurulacak.

Genel hatları bu şekilde özetlenebilecek genelgenin okul kademelerine göre planlanan program kapsamı ise şöyle:

Okul öncesi seviyesinde sınıf süslemelerinin yanısıra mahya tasarlamak, cami ziyareti yapmak, örnek yardım kolisi hazırlamak gibi etkinlikler yer alıyor.

İlkokul ve orta okul seviyelerinde planlanan etkinliklerde ise "Ramazan çiçeği" panosu oluşturarak, öğrencilerden Ramazan ayını çağrıştıran kelimeleri panoya asmaları isteniyor.

"Ramazan günlüğüm" etkinliği ile de öğrenciler Ramazan ayı boyunca duygu ve düşüncelerini aktaracakları kısa bir günlük tutmaya teşvik ediliyor.

Hâl böyleyken durumdan “tehlikenin farkında mısınız” şeklinde bir ironi çıkarmak mümkün. Hz. Ömer’in “Ramazan geliyor diye sevinmek imandandır” duruşunu hatırlamak ise polemiğe geçit vermeyen bir kararlılık örneği.

Milli Eğitim Bakanlığı’nca yürürlüğe konulan "Maarif'in Kalbinde Ramazan" genelgesi güncel. Geçmişten bugüne aktarılan izleri var kuşkusuz. Bu minvalde Osmanlı dönemindeki Ramazan tenbihnameleri önem arz ediyor.

Kayıtlarda yer alan verilere göre halkın rahat ve huzurlu bir şekilde Ramazan’ı geçirebilmesi için görevlendirilen bekçilerin “tenbih var, akşam camiye buyurun” şeklinde çağrılar yaptığı nakiller arasında.

Bir erkan ile hayata geçirilen Ramazan tenbihnamelerinin mahiyetini evlerin, sokakların temizliğine daha fazla itina gösterilmesine, herkesin umumi yerlerde edep ve hayâ kurallarına uygun davranması, cemaatle ibadetin teşviki, içkinin ve meyhane meclislerinin Müslümanlara yasaklanması, oruç tutmayanların çarşıda herkesin görebileceği şekilde yeme ve içmelerin yasaklanması şeklinde özetlemek mümkün.

İşte asırlar öncesinden bir tehlikeli ironi daha. Öyle büyük ki üstelik hem evlerden sokaklara her yerin temiz kalmasını hem de asayişin bozulmamasını ön görüyor.

Bugünden bakıldığında "Maarif'in Kalbinde Ramazan" başlığı için gürültü koparanların tenbihname geleneğine de özgürlüklerin kısıtlanması ve kişisel yaşama müdahale yorumlarıyla yok saymaya çalışacakları kuşkusuz.

"Maarif'in Kalbinde Ramazan" başlıklı duyuru bugünden geçmişe geçmişten bugüne bir seyrü sefere de ilham oldu. Ramazan’ın dokunduğu kalplerden müteşekkil tesir sahası da bir hayli geniş.

Sadece okulları değil köylerden şehirlere, bölgelerden ülkelere, ülkelerden tüm dünyaya halka halka büyüyen ve hayatın bütününü etkileyen bir durum. Gelişi apayrı bir heyecan ve sevinç gidişi buruk bir hüzün. İhtimam ahlâkının ilmek ilmek her dakikasında mündemiç bulunduğu münbit bir zaman dilimi.

Bir arada olmanın birçok güzel vesilelerine kapı aralar Ramazan. Paylaşmaktan muhabbete uzanan iftardan sahura bir dünya salih amel fırsatı. Birlikte iftarı bekleme heyecanı, sahurun o dingin ve bereketli dakikaları, teravih cemaatiyle zenginleşen arkadaşlık halkaları ve dahası.
İçinde bir dünya sevinç barındıran böylesine kuşatıcı bir atmosferin varlığına ancak şükrederek kıyam duranlara, yeryüzünün imarı ve inşası için yorulmayı seçenlere ne mutlu.

Eğlence kültüründen nemalanan, kapitalist sisteme hizmet eden algının tüm zamanları ifsad etmek için mesai harcadığı ortada.

“Vardır her işte bir hayır” düsturuna tutunup bir etkinlik ayı mıdır Ramazan değilse nedir sorularına kafa yormak akl-ı selim ile hareket etmenin yollarından birisi. Diğeri ise derinlere bir taş atıp gelecek sesi dinlemek:
Dünyanın kalbinde atıyor Ramazan!