Değerli okurlar. Balkanlar ve ülkemiz açısından Kosova’nın reel-politik önemi gittikçe artıyor. Ne yazık ki gerek ulusal medya, gerek sivil toplum kuruluşları açısından gündemin gerisinde kaldığımızı düşünüyorum. Balkanların tamamı çok uluslu, çok varyantlı bir satranca dönüşmüş durumda. Sahada olmayan masayı, masada olmayan oyunu kaybeder.

Sakarya başta olmak üzere, Balkan göçmenlerin yoğun olduğu illerdeki valiler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları Balkanlar konusunda birbiriyle örtüşen ortak projeleri hayata geçirseler ne iyi olurdu. Balkan ülkelerinde gerekli sosyolojik-ekonomik-politik ARGE’miz zayıf kalıyor. -think tank- bütçemiz olmadığı için geniş hinterlandımıza dair yeterli uzmanımız yok. Ortak projeler üretme konusunda senkronize olamıyoruz. Bireysel çabalar bir yere kadar.

Göçmen derneklerinin şarkı türkü faslından geçmeleri gerekiyor. Çantada taşınan dernek kaşesinin Balkanlara faydası yok. Her şeyi Belediyelerden beklemek de doğru değil. Belediyelerimizin elinden geleni yapar lakin onlar da proje görmek ister. Şarkıcı isterseniz getirirler. Balkanlardan filanca yazarı, falanca siyasi lideri görmek istiyoruz derseniz onları da getirirler. Belediyelerin kültür daireleri bunun için var… Bendeniz şu ana kadar Sakarya’daki herhangi bir derneğin kendi gayretiyle ulusal veya uluslararası bir konferans düzenlediğine şahit değilim. Marifet iltifata tabidir.

Amacım kimseyi töhmet altında bırakmak değil. Kısır çekişmeler, siyasi kamplaşmalar, kişisel hesaplar enerji/zaman kaybına sebep oluyor. Bu sebeple konuşmadığınız, ertelediğiniz gerçeklerle bir gün yüzleşmek zorunda kalacaksınız. Hâsılı kelâm Dışişlerimiz dâhil ülkemizin sivil kurumlarında “Türkiye Balkan Vizyonu” perspektifi ne yazık ki yeterli değil. Yetkililer Balkanlara dışarıdan bakıp Türklük üzerinden ahkâm kesiyor. İçeriden bakıp halimize ağlayan yok…

***

Balkanların Türkiye ayağı konusundaki düşüncelerim bir başka yazı konusuydu ki; Sakarya Valisi Rahmi Doğan Bey’e bu konuda bir teklifim olacak. Şimdi yazı başlığına dönelim.

Kosova, İbre Nehri üzerinde Kuzey-güney hattında şehri ikiye bölen Mitrovica Köprüsü, 1999’dan beri araç trafiğine kapalıydı.

Köprünün kuzey tarafı Sırbistan’la siyasi/fiziki bağlarını sürdüren, “Kosova'nın bağımsızlığını” tanımayan azınlık Sırpların, organize karargâhı durumundaydı.

***

Kosova’nın Sırbistan’a bitişik kuzey sınırları içinde yer alan Sırp Belediyelerin kontrolü altındaki Kuzey Mitrovica, Leposaviç, Zveçan ve Zubin Potok’taki ana caddelerde, dalgalanan Sırp bayrakları ancak geçen yıl temizlendi.

Eylül 2023, Zveçan-Banjska Köyü saldırısı gerçekleşti. Milan Radoičić tarafından organize edilen 30 kişilik ağır silahlı paramiliter saldırgan, Kosovalı Polis Çavuşu Afrim Bunjaku’yu şehid etti. Sığındıkları manastırdaki çatışma sonrasında Sırbistan’a kaçtılar. Tüm kanıtlara rağmen Sırbistan’da yargılanmadılar.

Temmuz 2026, Zubin-Potok’ta -üç farklı yerde- Sırp askerleri tarafından öldürülen Arnavut sivillerin gömüldüğü toplu mezarlar çıkması tesadüf olabilir mi?

Ağustos 2026’da yine Zubin-Potok Belediyesi sınırları içerisinde 48 noktada yapılan aramalarda Sırplara ait 72 silah, 4.831 adet çeşitli kalibrelerde mühimmat, patlayıcı düzenekler, Sırp askeri-polis üniformaları, el bombaları, elektrikli fünye, gaz maskeleri, dürbünler, telsizler, telsiz şarj cihazları, askeri baltalar, mühimmat sandıkları bulunması tesadüf olabilir mi?

Tüm bu gelişmeler, yıllardır kapalı kalan Mitrovica Köprüsü’nün öte yakasında neler döndüğüne dair işaretlerdir…

***

1999 yılından beri kapalı olan köprü NATO’ya bağlı KFOR birliklerinin kontrolü altındaydı. Ekim 2025’te Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutayı devralmasının ardından Kosova’daki güvenlik durumunun iyileşmesiyle birlikte; Tümgeneral Özkan Ulutaş, Mitrovica Köprüsünün kontrolünü Kosova Polisine devretme sürecini başlattı.

Mitrovica’yı bölen köprünün araç trafiğine açılması, Kosova halkının 27 yıldır özlemle beklediği bir hamleydi. Sırbistan’ın büyük tepki gösterdiği bu stratejik hamleyi Türkiye gerçekleştirdi. Türkiye’nin gücü sayesinde Arnavutların Kosova’daki “Berlin Duvarı” yıkıldı.

Kosova halkı çok iyi biliyor ki; Sırbistan’ın Kosova üzerindeki baskısını hafifleten bu hamle, Türkiye olmasaydı asla gerçekleşmezdi.

Mitrovica1

KFOR Komutanı Tümgeneral Özkan Ulutaş

***

Balkanlardaki barış ve istikrara her türlü katkıda bulunan Türkiye, Kosova’ya sahip çıkıyor. Bayraktar TB2 ve binlerce Kamikaze Dron hibesiyle askeri açıdan Kosova’yı koruyor. İsrail ve Amerikan kaynaklı boot/fake hesaplar üzerinden: “Türkiye; Sırbistan’a fabrika; Kosova’ya ise sadece cami yapıyor” propagandası asılsızdır.

Türkiye tüm kalbiyle; 85 Milyonluk nüfusu, ekonomik ve askeri gücüyle hem Boşnak Müslümanların hem de kardeş ülke Kosova’nın yanındadır.

***

Mitrovica Köprüsünün, Tümgeneral Özkan Ulutaş komutasındayken trafiğe açılmasının Kosova Arnavutları açısından ne kadar önemli olduğunu Belgrad’ın tepkisine bakarak anlayabilirsiniz…

Mitrovica22

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, KFOR Komutanı Tümgeneral Özkan Ulutaş’ı hedef göstererek: “Bunu o Türk yapıyor, KFOR Komutanı” diyerek NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye şikâyet mektubu yazdı…

Sırp lider Vučić, bununla kalmadı; “Arnavutları susuz bırakmakla” tehdit eden insanlık dışı blöfü pazarlık masasına sürdü. Kuzey Kosova toprakları ve Mitrovica içinden geçerek Ujman (Gazivode) Barajını besleyen –su kaynaklarını tehlikeye atacak- İbre(İbar) Nehrinin yatağını değiştirme fikrini ortaya attı.

Mitrovica3

Plan- Mitrovica’yı kuşatan İbre Nehri’ni kurutmak

***

Kosova’nın kendi sınırları içinde devlet otoritesini sağlamak istemesi; Sırbistan’ın verdiği eski kimlikleri iptal etmesi, Sırp dinarını yasaklaması, Sırbistan plakalı araçlara mütekabiliyet uygulaması, -normalleşmek adına- verdiği haklı mücadeledir.

Sırbistan yönetimi seçmenlerini konsolide etmek için Sırp azınlığı öne sürerek her fırsatta Kosova’yı “baskı/terör” yapmakla suçluyor. Mitrovica Köprüsünün trafiğe açılması, Ujman Gölü havzasından Sırp yerleşimcilerin uzaklaştırılması, Kosova topraklarında Sırbistan çıkışlı silahların yakalanması, toplu mezarların deşifre olması Aleksandar Vučić’ i ciddi şekilde rahatsız etti.

***

Alnı öpülesi Türk Komutan, Kosova’nın Berlin Duvarı’nı yıktı. Mitrovica’yı ikiye ayıran köprüyü birleştirdi. Vicdanı, merhameti, adaleti, insanlığı birleştirdi.

Ya Sırbistan ne yaptı?

Sırbistan; 1992-1995’te Bosna’ya savaş açarak 60.000 kişiyi öldürdü. İki milyon insanı yerinden etti. Mostar Köprüsünü yıktı. Hollanda ile anlaşarak Srebrenica halkını teslim aldı ve bir gecede 8372 Boşnak Müslümanı katlettikten sonra: “Artık Türklerden intikam alma vakti geldi” dedi.

Sırbistan; 1997-1999’da Kosova’ya savaş açtı. 12.600 Arnavut öldü, Neredeyse halkın tamamı vatanından sürgün edildi. Evler; camiler, eski çarşılar yakılıp talan edildi.

Aynı İsrail gibisiniz… Haklı değilsiniz. Söylediklerinize kimse inanmıyor artık.