Son dönemlerde bazı ifadelerdeki hitaplar ve seslenmeler değişime uğradı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra değişen dünya düzeninden sadece askeri güçler veya sınırlar değil; birçok alandaki tutum değişiklikleri de nasibini aldı. Edebiyattan spora, siyasetten bilime birçok alanda yeni değişimler yaşandı, akımlar baş gösterdi. Örneğin edebiyatta yeni akımlar çıktı, modern Olimpiyatlarla 1896’da başlayan uluslararası spor buluşmaları, 1930’da futboldaki dünya kupasıyla yeni heyecanlara yol aldı.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise dünya yeniden sınır değişikliklerine gitti. Osmanlı’nın dağılmasının ardından ortaya çıkan yapılara hem Osmanlı bakiyesi topraklarda hem de diğer dünyada yenileri eklendi. 1950’lerden sonra ise dünya, son 35-40 senede yaşadığı kâbusu atlatmak için, Nuh’un gemisi misali yeniden karaya oturup yeni bir sayfa açmaya çalıştı. Tabii bu sayfayı Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyet Rusya (SSCB) arasında tercih yaparak açmak zorunluluğuyla…
Bu yeni dünya düzeninde işçi haklarından kadın haklarına dek birçok unsur, yeni kazanımlar elde etti. Yeniden çizilen hayatların içinde asrın başındaki yeniliklere başka yenilikler de eklendi. Modern dünyanın oluşturduğu boşluklar içinde klasiğe duyulan özlem, ne olduğu tam olarak tanımlanamayan post modern denilen bir düzeni de ortaya çıkardı. Böylece sinemadan edebiyata, tarihten felsefeye hiçbir şey eskisi gibi basmakalıp algılarla yorumlanmayacaktı.
EYLEMDEN SÖYLEME DEĞİŞEN KADIN HAREKETLERİ
20. asrın ikinci dilimiyle birlikte birçok değişiklikten feminist hareketler de etkilendi. Türk Dil Kurumu (TDK) feministlerin savunuculuğunu yaptığı feminizm hareketini “Toplumda kadının haklarını çoğaltma, erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı; kadın hareketi:” olarak tanımlıyor.
Kadınların, erkekten farkının olmadığı yönündeki talepler, süreç içerisinde yeni haklar elde edilmesini sağladı. Hakların içerisine zamanla bazı ifade değişiklikleri de dahil oldu. Artan kadın hakları söylemlerinden sonra bazı söylemlere de çekidüzen verildi. Örneğin ‘Kadın mı bayan mı?’ bunlardan sadece birisidir. Kadına kimsenin itirazı yok ama bayana itirazlar az değil. Bayanın bir cinsiyet ifadesi değil hitap şekli olduğu ileri sürülerek karşı çıkılıyor. Erkek/kadın, erkek/bayan denklemlerinde erkek aynı kalırken kadınla bayan yer değiştiriyor. İtirazlar bu tür değişkenlere yönelik gerçekleşiyor.
AT, AVRAT, SİLAH
Bir başka kabul edilmeyen sesleniş de avrat olarak dikkat çekiyor. Avrat, geçmişte kadınlara Anadolu’nun hemen her yerinde söylenen bir hitaptı. Günümüzde özellikle şehirlerde neredeyse tamamen kalkmış durumda. Kırsalda ise halen söylenegelmekte. ‘At, avrat, silah,’ deyiminin popülerliğiyle kullanımı halen yer yer yaygınlaşabiliyor. Yine maalesef küfürlerde de çok anılmakta. Anne ve eş gibi kıymetli zevatın bu derece bed diyaloglara konu edilmesi, esasında acizlik göstergesidir.
Bunun dışında avrat sözcüğünün Azerbaycan’da hem halk arasında hem de basın dilinde kullanımı sürüyor. Sözcük, arvat biçiminde de zikrediliyor. 1 Bu sözcüğe itirazın ana sebebi ise kelimenin Arapça avret sözcüğünden gelmesi ve anlamının ‘Kusur, özür, edep yeri’ olması olarak gösteriliyor. Bunun da kadınlık onurunu kırdığı ifade ediliyor. Söz konusu görüşe itiraz edenler de aynı tanıma dayanarak karşı çıkıyor. ‘Bir kadın, erkeğin dış bakış ve tehlikelerden koruması gereken mahremidir’ itirazıyla edep yeri tanımına göndermede bulunuluyor.
KARI KOCA
Keza karı da günümüzde bazı kadınların tepki gösterdiği kelimeler arasında yer alıyor. Karı-mak, Asya Türkçesi’nde yer alan bir sözcük. Karu, yaşlı kişi, karı-mak da yaşlanmak anlamlarına geliyor. Orhun Kitabelerinde ‘Özüm karıġ boltım uluġ/yaşlı oldum ulu oldum’ cümlesi geçiyor. Günümüzde ise evli olan çiftlerden erkeğe koca, kadına da karı deniyor. Koca, bunun dışında kadını da içine alacak şekilde kullanılırken karı, sadece kadın için kullanılıyor. Ergen veya yetişkin bir kız için ‘Koca kız olmuş’ örneğinde olduğu gibi sıfat olarak zikredilebiliyor.
Her ne kadar yaşlı anlamında kullanılmasa da eskiye kıyasla yaş almış anlamında sarf ediliyor. ‘Koca karı’ misalindeki gibi ihtiyar kadın için kullanılan karı kelimesinin, erkeği tamamlayan anlamında, ‘Sizleri karı koca ilan ediyorum’ cümlesindeki veyahut yine kocanın, eşine ‘Karıcığım’ seslenişindeki gibi kullanımı makul karşılanıyor. Lakin, erkeğin kadına doğrudan seslenişi anlamında oldukça kaba değerlendiriliyor. Mesela ‘Karı, akşama kuru fasulye yap’ cümlesinde kaba bir sesleniş görülüyor. Görüldüğü üzere, aynı kelimenin kullanımı cümleden cümleye bile algıyı değiştirebiliyor.
İŞ ADAMI, İŞ KADINI, İŞ İNSANI
Toplumda geçmişten bu yana süregelen kadına sesleniş sözcükleri veya tamlamalarına itirazlar, daha da örneklendirilebilir. Bunlardan bir tanesi de ‘İş adamı’ hitabıdır. Çalışanın, daha yaygın tabirle eve ekmek getirenin erkek ağırlıklı olduğu dönemlerde ortaya çıkan iş adamı, kadının da iş dünyasında güçlenmesiyle beraber, itiraz edilen tabirlerden biri oldu. Bunun yerine iş insanı söylemi, toplumun diline pelesenk edilmeye çalışılıyor.
Bu yolda orta seviyede bir mesafe de yakalandı. Ancak halen dile zor geldiğinden söylemekte zorlananlar da yok değil. Eğer karşıdaki şahıs, bir kadınsa iş kadını, erkekse eskiden bu yana söylenegeldiği üzere iş adamı şeklinde söylenmesi oldukça makul görünüyor.
BİLİM ADAMI, BİLİM KADINI, BİLİM İNSANI
Cinsiyetçi olduğu noktasına itiraz edilen bir başka hitap ise ‘Bilim adamı’ ifadesidir. ‘Bilim adamı değil, bilim insanı’ denmeli yönündeki tepkilerle birlikte söylemde değişiklikler gerçekleşti. Artık bilim adamı yerine, bilim insanı gibi hitaplar tercih ediliyor. Ancak bahse konu kişi erkekse yine bilim adamı, kadınsa bilim kadını denmesinde sakınca olmamalı.
Bunların haricinde ‘Bilimci’ denerek hem cinsiyetçi olduğu iddia edilen ikilemden kurtuluruz hem de telaffuzda kelime tasarrufu yaparak ifadeyi tek sözcüğe indirebiliriz. Bu konuda Bülent Aksoy’un önerisi gayet mantıklı görünüyor. Aksoy, ‘İnsan’ ifadesini hem ahlaki bulmadığını hem de antropolojik bir çağrışım uyandırdığını ileri sürerek karşı çıkıyor ve ‘Bilimci’ önerisinde bulunuyor. Buna dilimizde meslek mensubu olduğunu gösteren -ci,-cı, -cu, -cü, vd. yapım ekleriyle de örnekler sunuyor: İktisatçı, tarihçi, matematikçi, fizikçi, kimyacı, ruhbilimci, toplumbilimci gibi. 2
NİHAÎ KELAM
Yukarıdaki örneklere başka hitap ve seslenme ifadeleri de eklenebilir. Nasıl ki insan ve bilumum canlı, bir yetişkinin ilgi ve bakımına muhtaç biçimde doğuyor, kademe kademe gelişerek belli aşamalardan geçip kemale ilerliyorsa kelimeler de bu tür merhalelerden geçebiliyor. Yola çıktığı dilden başka bir dile geçerek ana noktasından daha farklı anlamlara ulaşan kelimeler, o dilde temel kaynağından daha fazla kullanılabiliyor. Toplumlar, tercih etmedikleri kelamı da ya değiştirerek ya da bırakarak yola devam ediyorlar.
Yukarıda bir kısmı verilen sözcükler de süreç içerisinde ya anlam olarak değişmiş veyahut terk edilmiştir. Kiminin yerine de başka sözcükler öncelenmiştir. İşin özüne bakılırsa kelimelerin de insan ve toplum organizmasından pek farkı yok. Onlar da büyüyor, değişiyor hatta ölebiliyor. Tıpkı avrat, karı, bayan, iş adamı, iş insanı vd. gibi.
1 Avrat sözcüğü, eski Türkçe’de uragut/urağut şeklinde geçiyor.
2 Bülent Aksoy, Etimoloji Işığında Kelimelerin Dünyasında Gezintiler, 5. Baskı, İstanbul, 2025, s. 169.