Balkanlara açılan kapı olan, Serhad Şehri Kırklareli’nin su kaynakları alabildiğine zengindir. Şehrin sınırlarında pek çok dere yatağı ve akarsu kaynağı vardır. Ergene Nehri, Rezve Deresi, Lüleburgaz Deresi, Babeski Deresi, Şeytan Dere ve Yuvalı Deresi şehir sınırlarındaki önemli su kaynaklarıdır. Osmanlı Devleti döneminde, su kaynakları üzerinde inşa edilen tarihî köprüler bu çalışma kapsamında 2022-2025 yılları arasında ziyaret edilerek incelenmiştir. Bu köprüler içinde yalnızca Şeytandere Köprüsü baraj suları altında kaldığı için inceleme dışında kalmıştır. Volcan Köprüsü ise yasak bölge içinde kaldığından burayı ziyaret eden bir arkadaşımız tarafından kayıt altına alınmıştır.

Aralarında doğrudan doğruya geçişi önleyen bir engel bulunan iki yeri birbirine bağlayan veya bir trafik akımının diğerini kesmeden üstten geçmesini sağlayan yapılara köprü diyoruz. Köprü; öz olarak iki yakayı birbirine bağlayarak yolun devamını sağlamak maksadıyla inşa edilen yapılardır. Yerine, konumuna, işlevine göre, ölçeği, malzemesi, tekniği değişebilir. Taş, ahşap, metal, asma köprüler bunlardan bazılarıdır. Tarihî, insanlık tarihiyle hemen hemen aynı gibidir. Arapça’da köprü anlamına gelen cisr ahşap köprüler için kullanılırken kantara ise taştan yapılan kemerli köprüler için kullanılır.

Türk Taş Köprüleri kitabının yazarı Cevdet Çulpan Kırklareli’ndeki Volcan Köprüsü hariç diğer tarihi köprüleri ele almıştır. Köprüler ile ilgili yapılan çalışmalarda bu eser temel kaynaktır. Kırklareli ilindeki tarihi köprülerin isimleri şöyledir: Lüleburgaz Sokullu Köprüsü, Babaeski Çoban Kasım Ağa Köprüsü, Alpullu Mimar Sinan Köprüsü, Pehlivanköy Akarca Köprüsü, Demirköy Volçan Köprüsü, Lüleburgaz Büyükkarıştıran Köprüsü.

Pehlivanköy Akarca Köprüsü

Babaeski’de çalışmalarımızı tamamladıktan sonra Pehlivanköy’e doğru yola koyulduk. Akarca Köprüsü, Pehlivanköy’ün Uzunköprü istikametindedir. Ergene nehri üzerinde inşa edilmiştir. Pehlivanköy’deki tek tarihi köprüdür. Köprünün mermer kitabesinin büyük bir kısmı kırılmıştır. Köprü ayakları sazlıklar arasında kalmıştır. Otlar arasında fotoğraf çekerken hayli zorlandık. Civarda kesif bir koku vardır.

I M G20230527154323

Bu kanayan bir yara olan Ergene Nehrinin kokusudur. Köprünün Akarca köyü tarafında suyu gürül gürül akan bir çeşme vardır. Suyu temizdir ve içilir. Biz ve yoldan geçenler çeşmenin suyunda kana kana içiyoruz. Hangi çeşmenin yanı başında dursak şişemizi su doldurmadan geçmiyoruz. Şifa niyetine. Köprü ve civarında çalışmaları tamamladıktan sonra yokuş yukarı çıkan virajlı yollardan ilerleyerek, Edirne Uzunköprü’ye doğru yola koyuluyoruz. Yol boyunca çok sayıda çeşme ile karşılaştık. Çeşmeler, su medeniyetimizin sessiz tanıkları…

Demirköy Volcan Köprüsü

Volçan köprüsü Demirköy ilçesindeki önemli bir Osmanlı Dönemi yapısıdır. Demirköy, Kırklareli şehir merkezine 70 km mesafededir. Yolları virajlıdır. Kış mevsiminde sabah ve akşam vakitlerinde yollar sislidir. Demirköy’e ulaşmak zordur. Yokuş çıktığımız için aracımız yol boyunca hayli yakıt tüketti diyebilirim. Volcan Köprüsüne nasıl gideceğimizi yöre sakinlerine sorduğumuzda gidemeyeceğimizin bilgisini aldık. Havanın sürekli yağışlı olması ve köprünün ormanlık arazide olmasından dolayı köprünün olduğu yere tam olarak ulaşamadık. Volcan köprüsü Türkiye ile Bulgaristan arasındaki sınır noktada inşa edilmiştir. Köprünün bir ayağı Türkiye’de, diğer ayağı Bulgaristan topraklarındadır. Üç kemerli köprünün bir kemeri tek günümüze ulaşmıştır. Volcan Köprüsüne ormanlık alanda yapılacak bir saatlik yürüyüşten sonra ulaşıldığını öğreniyoruz. Araştırmalarımızda köprünün yıkılmadan önceki halinin fotoğrafını temin ettik. Fotoğrafta köprü üzerine çok sayıda kişi poz vermiştir. Demirköy eşrafından Sırrı Dayan’dan aldığımız bilgiye göre Volcan Köprüsü 1940 yılında yıkılmıştır. Köprünün yıkılan taşları günümüzde dere yatağındadır. Kapsamlı bir çalışma ile bu güzide eser restore edilip, ziyarete açılabilir.

Büyükkarıştıran Köprüsü

Lüleburgaz ilçesinin, Büyükkarıştıran beldesindedir. Yuvalı dere üzerine inşa edilmiştir. Koca Köprü/Taş Köprü olarak da isimlendirilir. Osmanlı Devleti Döneminde, Sadrazam Rüstem Paşa inşa ettirmiştir. Edirne-Çorlu-Lüleburgaz-İstanbul güzergahında yer alır. 2024 yılı ağustos ayında köprüyü ziyaret ederek yerinde görmüştük. Köprü yılların getirdiği tahribata maruz kalmıştır.

Büyükkarıştıran Köprüsü I M G20240815103628

7 kemerden oluşan köprü günümüzde araç trafiğine açıktır. Üzerinden geçen yüklü araçlar yapıya zarar vermektedir. Bakımsız ve korunaksız köprünün kitabesi de yoktur. Geçmişte Rüstem Paşanın inşa ettirdiği diğer külliye yapıları (Cami, han, tabhane, çeşme ve ticarethane) olsa da günümüze hiçbir yapı ulaşmamıştır. Köprü, İstanbul ve Balkanlar istikametine yapılan seferlerde kullanılmıştır. Balkan Harbinde İstanbul istikametine doğru geri çekilen Osmanlı Ordusu Büyükkarıştıran köprüsünü kullanmıştır. Bu civara yakın konumda olan Değirmendere Köprüsü (Pınarbaşı) ise günümüze ulaşmamıştır.

Lüleburgaz Sokullu Köprüsü

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesindedir. Kadı Ali Camisinin karşısındadır. Günümüzde araç trafiğe açıktır. Otobana giriş/çıkış yaparken köprüyü görürdük. Günümüzde yoğun olarak kullanılan bir güzergah üzerindedir. Aynı anda iki araç geçerken zorlanır. Lüleburgaz ile Edirne arasındaki ulaşımı sağlamıştır. Lüleburgaz deresi üzerinde inşa edilmiştir. Miladi 1569-1570 yıllarına tarihlendirilir. Köprü 4 sivri kemerden oluşmaktadır. Uzunluğu 84 metre, genişliği ise 6 metredir. Köprü gözlerinin yanında su boşaltma odaları vardır. Köprü üzerine bir balkon çıkıntısı vardır.

Babaeski Çoban Kasım Ağa Köprüsü

Babaeski ilçe girişindedir. Hemen yanı başında Cedit Ali Paşa Külliyesi vardır. Günümüzde araç trafiğine açıktır. Köprünün kitabesi ve köşk kısmı vardır. Köprünün altından akan su çok kirlidir. Köprü ve civarında çevre düzenlemesi yapılması gerekmektedir. Cevdet Çulpan, Çoban Kasım Ağa köprüsünü Türk Taş Köprüleri kitabında detaylı olarak ele almıştır. Köprüden aynı anda iki araç geçebilir. Biz de köprü civarında birkaç fotoğraf çekerek çalışmalara başladık. Çoban Kasım Ağa köprüsü 72 metre uzunluğunda, 5,85 metre genişliğindedir.

Babaeski Çoban Kasım Ağa Köprüsü I M G20221231130733

Evliya Çelebi kemer sayılarının yedi olduğunu söylese de günümüze altı kemer gelmiştir. Köprü kesme taşlardan yapılmıştır. Ayaklarında sel ve baskınlara karşı yapılmış mahmuzlar vardır. Köprünün altından günümüzde su akmaktadır. Dere yatağı yosun ve yeşilliklerle doludur. Köprünün köşk kısmındaki kitabe miladi 1633/hicri 1043 yılına tarihlendirilir. IV. Murad Devrinde yapılmıştır. Köşk kısmının karşısında namazgâh kısmı da vardır. Eski fotoğraflarda bu kısımda dört tane baba görülür. Kitabenin son satırından hicri 1043 tarihi çıkar. 5. Mısradaki ibareden köprüyü bir padişah değil de bir kulun/vatandaşın yaptığı anlamı çıkar. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde köprünün yapılmasını şöyle anlatılır. “Çoban Deli Kasım Ağa köprü civarında koyun otlatmaktadır. Muhtemelen gayrimüslim olan Kasım Ağa, Müslüman olduktan sonra yeniçeri ocağına “kul kethüdası” olur. Sultan IV. Murad zamanında bir sebepten ötürü hapsedilince bir dua eder. Bu sıkıntıdan kurtulursam, koyun güttüğüm yerlerde bir köprü yaptırayım”. der. Affedilip bu dileği yerine gelince 400 Rum kesesi altın sarfederek bu köprüyü yaptırır ve sultana hediye eder.

Alpullu Sinanlı Köprüsü

Babaeski İlçesinin Alpullu kasabasındadır. Tarihi köprü, Sinanlı Köprüsü, Eski Alpullu Köprüsü, Mimar Sinan Köprüsü, Alpullu-Sinanlı Yolu Köprüsü, Sokullu Köprüsü ve Ergene köprüsü olarak da bilinir. Bu yapı Tezkiretü’l Ebniye isimli eserde Mehmet Paşa Köprüsü olarak geçer.

Ergene nehri üzerine inşa edilmiştir. Mimar Sinan’ın ustalığında yapılmış en önemli köprülerdendir. Ünik bir eserdir. Pancar fabrikası ile Tren istasyonun olduğu bölgededir. Alpullu Mimar Sinan Köprüsü’nün Osmanlı Devleti’nin Klasik Dönem su yapıları içinde önemli yeri vardır. Köprünün inşa veya tamir kitabesini göremedik. Araştırmacı Yazar Cevdet Çulpan’da köprüyü ziyaret etmiş herhangi bir kitabeye rastlamamıştır. Yapı miladi olarak 1565 yılına tarihlendirilir. 1983-1997 yıllarında Karayolları tarafından restorasyona tabi tutulmuştur. Son olarak Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan restorasyon 2019 yılında tamamlanmıştır. Köprü 123,80 metre uzunluğundadır. Orta kısımdaki kemerler büyük, yan kısımdakiler ise küçüktür. Köprünün kemerleri sivridir. Orta kemer 20 mete yan kemerler 13,15/11,90 metre dış kenar kemerleri ise 6,75./4,70.metredir. Bu genişlikteki kemerler başka bir köprüde yoktur. Köprünün tabanı bataklık ve zemini kaygandır. Köprünün dört ayağında hafifletme gözleri açılmıştır. Orta kemeri üstündeki taş konsollar burada daha önce bir kitabe köşkünün olabileceğini gösterir. Yapının kilit taşları üzerindeki motifler dışında herhangi bir süslemesi yoktur. Köprünün inşasında Süloğlu İlçesinden getirilen taşlar ile traverten taşı kullanılmıştır.

Şeytan Dere Köprüsü

Kırklareli il merkezi sınırları içerisinde Tırnovacık yolu üzerinde yer alır. Kırklareli merkeze araçla 10 dakikakalık mesafededir. Kırklareli merkezden Pınarhisar yoluna koyulduktan sonra 10 dakika sonra köprünün olduğu baraj bölgesine ulaşım sağlanır. Araştırmalarımız kapsamında Şeytan Deresi olarak isimlendirilen bölgeye farklı tarihlerde birkaç defa ziyaret gerçekleştirdik. Şeytan Dere Köprüsünü yerinde göremedik. Yapı sonradan inşa edilen baraj sularının altında kalmıştır. Günümüzde kullanılan Şeytan Dere mevkisinde beton bir köprü vardır. Tarihi Şeytan Dere köprüsü yalnızca baraj suyunun çekildiği belli dönemlerde görülebilmektedir. Köprü ile ilgili konuştuğumuz pek çok bölge insanı böyle bir köprünün varlığından habersizdi. Sultan Abdulhamid albümlerindeki tarihlendirmeye göre, yapım tarihinin H. 1314(1896-1897) ya da 1307(1889-1890) olabileceği değerlendirilmektedir. Bunların dışında Kırklareli merkeze bağlı Üsküp beldesinde roma döneminden kalma bir köprü kalıntısı olduğunu öğrendik. Beldeye birkaç defa gittik ancak bahse konu köprünün yerini tespit edemedik.

Köprüler, kültür tarihimizde önemli yeri olan, medeniyetleri birbirine bağlayan kıymetli, müstesna eserlerdendir. Köprüler, iki yakayı birbirine bağlamaktan çok daha geniş, insanların hayatları kolaylaştırmaktan çok daha derin anlamlar ifade eder. Bu eserlerin, ecdadımızın hatıralarını koruyup kollayarak gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin görevi. İnsan bastığı toprağı da geçtiği köprüyü de unutmamalı, vefanın gereği budur.

Bu güzide eserleri inşa edip emek verenlere, bu günlere ulaşmalarına katkı sağlayanlara rahmet niyâzıyla…

Yararlanılan Kaynaklar:

Kazım Çeçen,

Köprü Maddesi, DİA.

Kırklarelienvanteri.gov.tr.

Cevdet Çulpan, Türk Taş Köprüleri.