Değerli dostlarım, hepinizi muhabbet ve hürmetle selamlıyorum. Gerek Dünya Bizim portalının bir süre kapalı kalması, gerekse bazı kitap çalışmalarım nedeniyle ayrı kaldık. Çok şükür Yaradan’a, yeniden kavuştuk.
2024 yılında Albaraka Yayınları’ndan Etimolojik Keşifler adlı kitabım çıktı. “Etimofiller”in ve genel kültürünü genişletmek isteyenlerin seveceği bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
2025 yılında da Etimolojik Yöntemle Kur’an Arapçası adlı kitabımı yayımlamak nasip oldu. Bu kitabın basılı hali henüz yok. Ancak https://aklatakilanlar.com internet sitesinden ücretsiz biçimde indirilebiliyor. Özellikle Kur’an’ı anlamak, temel Arapçayı bilmek ve ilginç etimolojik bağlantılardan keyif almak isteyenler için kitabın bulunmaz Bursa kumaşı olduğunu söyleyebiliriz.
Dünya gündeminde İran var. Bugünkü yazımızı Acemlere ayıralım.
Neden İranlılara Acem Deniyor?
Acem kelimesi aslında Arapça olup “Arap olmayan, Arapça konuşamayan, yabancı” anlamına gelir. İranlılar, Araplardan sonra yabancılardan ilk Müslüman olan kavim olduğu için Acem zamanla İranlıları belirten bir anlam kazanmıştır.
Acem ile bağlantılı olarak dilimizde birçok kelime kullanılmaktadır. Acem, acemaşiran, acembuselik ve acemkürdî, klasik Türk musikisinde kullanılan bazı makamlardır.
Eskiden şehirlerin etrafında gezinti yapmak için kiralanan atlara acem çapkını denirdi, bunun nedeni bu atların çoğunlukla Acemler tarafından sürülüyor olmasıydı.
Acem pilavı, İran mutfağından Türk mutfağına geçmiş, oldukça gösterişli ve lezzetli bir pilav çeşididir.
Acemborusu, canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu ve tırmanıcı bir tür süs bitkisiyken; Acem lalesi de turuncu ve sarı çiçekler açan bir süs bitkisidir.
Karagöz-Hacivat oyununda da “Acem” karakteri vardır. Hacivat bu karakteri “İran Gülü” olarak niteler, Acem genelde halıcılık ve antikacılık yapar; zengin, gösterişi sever ve mübalağacı bir tiplemeyi belirtir.
Acem oyunu, dolambaçlı ve zekice kurgulanmış planlar/işler için kullanılır.
Acem Kızı
Gelelim o güzel “Acem Kızı” türküsünün hikâyesine… Neşet Ertaş’ın meşhur ettiği bu türkünün “nasıl yakıldığına” ilişkin muhtelif hikâyeler var. Savaş Akbıyık’ın yaptığı araştırma kapsamında öne çıkan rivayete göre, bu türkünün kaynağı Kırşehirli Yusuf Cöke’ye dayanıyor. İranlı bir gösteri grubu Kırıkkale-Kırşehir tarafına gelince Yusuf Cöke programı izlemeye gider. Ancak şarkı söyleyen kızlardan birisi, güzelliği ile Yusuf Cöke’yi adeta büyüler. Kıza bir anda vurulan Yusuf Cöke, her akşam grubun müdavimi olur. Ancak bir süre sonra İranlı grup bölgeden ayrılır. Cöke’nin bir kelam dahi edemediği bu kıza duyduğu derin sevda “Acem Kızı” türküsüne dönüşür:
“Çırpınıp da şanoya (Şan ova'ya) çıkınca
Eğlen şanoda (Şan ova'da) kal Acem kızı
Uğrun uğrun kaş altından bakarken
Can telef ediyor gül Acem kızı
Seni seven oğlan neylesin malı
Yumdukça gözünden döker mercanı
Burnu fındık ağzı kahve fincanı
Şeker mi şerbet mi bal Acem kızı
Avrupa kurban olsun kara kaşına
İngiliz Fransız değmez döşüne
Amerika Belçika düşse peşine
Bir de Alman kurban bil Acem kızı”
Şano, “sahne” demektir. Zamanla “şano” kelimesi türkü içinde “Şan ova”ya dönüşmüştür.
Acemi-Acem ilişkisi
Bir işte becerikli ve yetkin olanlara o işin “ehli” derken bir işte tecrübesiz olanlara o işin “acemisi” diyoruz. Hatta “ehliyetin var mı?” sorusuna esprili kişiler “sürücü belgem var, ama ehliyetim yok.” diye cevap verebiliyor.
Ehil kelimesi, Arapçadan gelmekte olup “sahip (ehl-i dikkat)”, “bir topluluğa mensup (ehl-i cennet)”, “eş” ve “alışık, evcil” anlamlarını içermektedir. Ehil kelimesinin çoğulu “ahâlî”dir.
Eve ve insana alışmış, evcil hayvanlara “ehli hayvanlar” denir. Ehil kelimesinin “bir işte becerikli, mahâretli” anlamı işte bu son anlamdan çıkıyor. Bir işte ustalaşmak, becerikli ve yetkin hale gelmek, o işe alışkanlık kazanmaktan geçiyor. Bir işe ne kadar alışkanlık kazanırsanız (ehli olursanız), o işte o kadar “ehil” ve “ehliyet sahibi” olursunuz; bir işe ne kadar yabancıysanız (acem iseniz), o işte o kadar “acemi” olursunuz.
Hayat devam ediyor olsa da zalimlerin despotluğu hız kesmiyor. Siyonist-emperyalistlerin tasallutunun gerisinde, İran’ı bağımsız bir “ehl-i enerji” olmaktan çıkarmak, sömürü düzenine karşı “Acem” duruşunu kırmak ve onu küresel sisteme “ehlileştirmek” isteği yatıyor. Dileriz ki “ehl-i hak” İran, “Acem oyunu”yla bu saldırıları ters yüz etsin. Yüreklerimiz mazlumlardan yana atarken yeryüzünün müstekbirlerden halas olması dileklerimizi öfke dolu beddualarımıza katarak Rabbimize arz ediyoruz.