Hızır Bey Camisinin yanındaki Serdar Ali Paşa Camii günümüze ulaşmayan Osmanlı Dönemi eserlerindendir. Yıkılan Serdar Ali Paşa Camisinin resmi yakındaki çay ocağının duvarına çizilmiştir.
Kırklareli şehrimize geldiğimiz ilk günden itibaren şehirdeki önemli yapıların, tarihî ve kültürel mirasımızın keşfine başlıyoruz. Çalışmalarımız esnasında defterimize notlar alıp, çalışma sürecimiz ile ilgili plan yapıyoruz. Kırklareli, Osmanlı Devletine Başkentlik yapan Edirne’mizin gölgesinde kalmış şirin bir serhat şehirdir. Edirne vilayetine bağlı altı sancaktan biridir. Şehirdeki ilk durağımız Hızır Bey Cami oldu. Mâbed, Trakya’da inşa edilen ilk Osmanlı Camisidir. Köse Mihal Zâde Hızır Bey tarafından 1383 (H.785)yılında inşâ ettirilmiştir. Hızır Bey I. Murad’ın akıncı kumandanlarındır. Manisa/Soma ve Isparta/Eğirdir ilçelerinde de benzer isimler de camiler mevcuttur.
Hızır Bey Camii, Edirne Selimiye camisinden önce inşa edilmiştir. Külliye; Cami, Hamam, Hazire, arasta ve bedesten kısımlarından oluşur. Evliya Çelebi Cami-i Atik diyerek andığı bu cami ile hamamı görmüştür. Hızır Bey Cami Şerifi, Ulu Cami, Merkez Cami, Büyük Cami olarak da bilinir. 2026 yılı itibariyle 644 yıldır bu mabedde Ezan-ı Muhammedi okunmaktadır.
Serdar Ali Paşa Camii’nden geriye kalan bir çizim
Hızır Bey Camisinin yanındaki Serdar Ali Paşa Camii günümüze ulaşmayan Osmanlı Dönemi eserlerindendir. Yıkılan Serdar Ali Paşa Camisinin resmi yakındaki çay ocağının duvarına çizilmiştir. Hızır Bey Cami 15x15 metre ebatlarındadır. Caminin ölçüleri yönüyle Kâbe-i Muazzam’a benzetilir. Harim mekân tek bir kubbeyle örtülmüştür. Son cemaat revakında celi sülüs hatla Allah ve Muhammed yazılarına yer verilmiştir. Caminin son cemaat kısmı yapının ilk halinde olmayıp sonradan eklenmiştir. 5x15 metre ebatlarındadır. Aydoslu Hacı Yusuf Paşa tarafından 1824 yılında onarılmıştır. Tosunoğlu Ali Efendi tarafından 1887 yılında bir onarım daha geçirmiştir. Harim mekânın girişi kapısının üstünde bir tamir kitabesi vardır. Caminin giriş kapısı üzerindeki Kitabenin okunuşu şöyledir: “Bu cami'i Hızır Bey yediyüz seksen beşde bina etmişti. Hacı Yusuf Paşa dahi bin ikiyüz kırkda ta’mir etmişdi.” Kitabede yapının hicri 785 yılında inşa edildiği ve 1240 yılında tamir edildiği yazılmıştır.

Caminin kesme taştan yapılan tek şerefeli minaresi kare bir kaide üzerindedir. Caminin şadırvanı sekizgen biçimlidir. İnşa tarihi bilinmemektedir. Balkan Harbinde Bulgar mezalimi burada da yaşanmıştır. Hızır Bey Caminin minaresi Bulgar işgalciler tarafından yarıya kadar yıkılmıştır. Kırklareli halkı Balkan Harbinde zulüm görmüş ve Çatalca istikametine doğru çekilmiştir.
Hamamın işlevsel hâle getirilerek ziyarete açılması önemli ve hayırlı bir hizmet olacaktır
Hızır Bey Camisinin batısındaki hamam çift ünitelidir. Evliya Çelebinin anlatımından cami ile hamamın beraber yaptığı sonucu çıkar. Yine başka kaynaklarda Dingiloğlu Parkının olduğu alanda bir hamamın olduğu rivayet edilmektedir. Külliye, Hamamının kadınlar kapısı üzerindeki kitabede 1607-1608 yılında Hüseyin Ağa tarafından yaptırıldığı yazmaktadır. Yapı; 1683,1704,1824 yılında onarım görmüştür. Son olarak 14 Ağustos 2009’da restorasyonu tamamlanmıştır. Bu restorasyon 16 ay sürmüştür. Hamam günümüzde ziyarete kapalıdır. Hamamın kuzey, doğu ve batı köşelerine orijinalde olmayan dükkânlar inşa edilmiştir. Hamamın dış duvarları karardığı için 2024 yılı şubat ayında temizlendiğini görmüştüm. Hamamın işlevsel hâle getirilerek ziyarete açılması hem kültürel zenginlik hem de şehir hafızası açısından faydalı bir hizmet olacaktır.
Klasik dönem mezar taşı formunun nadir örneği
Caminin güney kısmındaki hazirede üç adet mezar taşı ile bir kitabe vardır. Buradaki sandukalı mezar yapısı Hızır bin Abdullah'a aittir. Hızır bin Abdullah'ın mezar şâhidesinin benzerleri, Bursa Muradiye Külliyesi ve Edirne’deki Cami hazirelerinde görmüştük. Klasik dönem mezar taşı formunun nadir örneklerindendir. Bu mezar taşının korunarak günümüze gelmesi Kırklareli’nin tarihi açısından önemlidir. Hızır Bey’in Oğlu Abdullah’ın mezar taşı kitabesinin okunuşu şöyledir: “İntikale el-Merhum, El-mağfur eş-şehid es-seyyid, İla rahmeti’llahi Teâlâ, Min dâr-ül-fena ila, Dâr-ül beka Âbdullah, İbn-i Hızır Bey fi, Tarih-i şehr-i Rebîülâhir sene, Semane ve hamsin ve samanemiye” (858/1454).
Hazirenin güney duvarına bitişik Alman çeşmesi vardır. Çeşme dört yüzlüdür. Geçmişte Dingiloğlu Parkı civarında bulunan çeşme sonradan şimdi bulunduğu yere taşınmıştır. Günümüzde suyu akmaktadır. Çeşmenin detaylı bir bakıma ihtiyacı vardır. Hızır Bey Câmi-i Şerifi duvarlarındaki hüsn-i hat yazılarıyla da önemlidir. Bu tarz yazılar Kırklareli camilerinde az görülür. Caminin süslemeleri inşa edildikten sonraki zamanlarda yazılmıştır. Süslemelerde perde, çiçek motifi ve duvar resimlerine yer verilmiştir. Mihrap çevresinde yapraklar bitkisel motiflerle bezenmiştir. Mihrabın üst kısmında iki kanatlı bir kapı vardır. Kapının biri açıktır.
Camii’nin duvarında Kastamonulu Hattat Tevfik Efendi'nin imzası var
Caminin yazılarını Kastamonulu Hattat Tevfik (batı duvarında) tarafından yazılmıştır. Tüm duvarlar sülüs, celi sülüs yazılar ve kalem işleriyle bezenmiştir. Özellikle güney doğu pencerede yazan şu söz dikkatimizi çeker: "İtteku’l-vâvât / Vavlardan sakının." Yani ilk harfi vav olan velayet (velilik, valilik), vezaret (vezirlik), vasiyet, vasilik, vekâlet ve vedia (emanet) kelimelerinin delalet ettikleri sorumluluklarına dikkat edilmesi gerektiği yazar. Yöneticilere, emanet sahiplerine, vezirlere, makamı olanlara ve vasiyet sahiplerine hitap eder.
Hızır Bey Camisinde her daim huzur iklimi hakimdir.
Bedesten günümüzde hediyelik eşya, çerezler, lokum, Edirne badem ezmesi, kavala kurabiyesi, hardaliye ve envai çeşit ürünün satıldığı bir dükkan olarak hizmet vermektedir. Geçmişte bir yangın geçirmiştir. Yerli ve yabancı müşterisi çoktur.Külliyenin Arasta çarşısı da günümüzde işlevini sürdürmektedir.

Hızır Bey Camisi Kırklarelinin en eski ve en önemli camisidir. Kırklareli, Şehir meydanını şekillendiren yapıdır. Günümüzde hala şehrin kalbi burada atmaktadır. Hızır Bey Camii, Kırklarelinde yaşayanları için İstanbul’un Eyüp Sultan Camisi gibidir. Camide dini günlerde Vakıflar ve hayırseverler tarafından envai çeşit ikramlar dağıtılır. Vakit namazlarında da kalabalıktır. Cuma ve Bayram namazlarına erken saatte gitmeyen camide yer bulamaz. Şehirdeki cenaze namazlarının çoğu burada kılınır. Cami, müezzinlerinin tilaveti dikkate şayandır. Namaz sonrası Kur’an-ı Kerim tilavetlerini dinlemek insana bambaşka bir huzur verir. Şimdilik yazımızı bu mekanda noktalıyoruz. Bir başka gönül coğrafyamızda görüşmek ümidiyle.