Erken evlilik hususunda kapsamlı bir açılım: “6 yaşında evlenilebilir mi?”

“Kişi 20 yaşına kadar sevdiği ile, 30 yaşına kadar beğendiği ile, 30 yaşından sonra bulduğu ile evlenir.”

Anonim

Kıymetli dostlar, malumunuz adliyeye intikal eden bir konu münasebetiyle yine küçüklerin evlendirilmesi konusu ülke gündemine geldi. Ardından Hz. Aişe’nin evliliğine geçilerek farklı görüşler dile getirildi. Ben de bu yazıyla olabildiğince sade bir dille kanaatlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Aslında bu yazıyı düz yazı formatında hazırlıyordum, ancak daha akıcı olacağını düşünerek, soru-cevap formatına dönüştürmeyi tercih ettim. Yazının altında yer alan yorumlar kısmından görüşlerinizi paylaşırsanız memnuniyet duyarım.

Nikâh ve evlenme ne demektir?

Nikâh, sözlük anlamı olarak, “bir araya getirme, evlilik, cinsel ilişki” gibi anlamlara gelir. Evlenme ise evlenenlerin kendi evlerinden (ailelerinden) ayrılarak yeni bir “ev (aile)” meydana getirmesini belirtir.

Küçük evliliği, erken evlilik, çocuk evliliği ile kastedilen nedir?

Günümüzde 18 yaşın altında yapılan evlilikleri ifade eden farklı kavramlardır.

İslâm’da erken evliliğe cevaz verilmiş midir? Bulûğ çağı öncesi ve sonrası evlilik olabilir mi?

İslâm bilginleri, haklara sahip olma ve hakları kullanabilme bakımından insan hayatını ceninlik, gayri mümeyyiz küçüklük, mümeyyiz küçüklük, bulûğ ve rüşd olmak üzere beş devreye ayırmışlardır.

Bulûğ, küçüklüğün sona ererek çocuğun bedensel ve cinsel açıdan ergenlik dönemine ulaştığı aşamayı belirtir. Bulûğ çağı her kişi için farklı olabildiğinden, her iki cinsiyet için belirlenmiş alt ve üst sınırlar bulunmaktadır. Bulûğ çağının alt sınırı kızlarda 9, erkeklerde 12 yaş; üst sınır ise yine ulemanın çoğunluğuna göre 15 yaş olarak belirlenmiştir. Kız veya erkek çocuk, asgari bulûğa erme yaşını tamamladığında ve bulûğ belirtilerini gördüğünde “baliğ” olurlar.

Âlimlerin çoğunluğuna göre, bulûğa eren kişi; dinî ve hukukî sorumluluk altına girmiş olur. Ancak mali yönü bulunan hukukî işlemler açısından sadece bulûğ yeterli görülmemiş, reşit olma şartı da aranmıştır. Baliğ olan kişinin genelde reşit olduğu düşünülmüşse de bulûğa eren kişi mallarını koruma ve idare etme noktasında yeterli olgunluğa ulaşmamışsa, ancak “akli ve ruhi olgunluğa ermiş olan/ergin/reşit” olmasından sonra mali tasarruf etme yetkisine sahip olabilecektir. Kur’an’da “Yetimleri nikâh çağına kadar deneyin…(Nisa/6)” ayetindeki “nikâh çağına kadar” ifadesi, evlenme için belirlenmiş bir dönemin olduğunu göstermekte olup onun da bulûğ çağı olduğu değerlendirilmiştir.

Geleneksel fıkhın yaklaşımına/âlimlerin çoğunluğuna göre bir baba, bulûğa ermemiş küçük kızını, iznini almaksızın dengiyle evlendirebilir. Bununla birlikte, burada “hukuki evlilik” ve “fiili evlilik” olarak belirtilebilecek iki durum bulunmaktadır. Günümüzdeki bazı ilahiyatçılar, hukuki evliliği bir nevi nişan olarak fiili evliliği evlenme olarak görmektedir. Âlimler, küçüklerin evlendirilmesi (hukuki evlilik) ile onlarla zifafa (gerdeğe) girilmesini (fiili evlilik) ayrı değerlendirmişler, zifafın ancak kızın bünyesi uygun hâle geldikten sonra (bulûğa erme veya 9 yaşına gelme gibi görüşler de bulunmaktadır) gerçekleşebileceğini belirtmişlerdir.

Hukuken evlendirilen kız, bulûğ çağına gelince evlilikten cayabilir mi? 

Hanefîler, nikâh sözleşmesinde daha geniş bir kesime evlendirebilme hakkı tanımış, ancak yetkinin kötüye kullanılmaması için de “bulûğ muhayyerliği” hakkı tanımışlardır. Buna göre, kızın babası veya babasının babası dışındaki bir velîsi tarafından bulûğ öncesi dönemde evlendirilen kimseler, bulûğa erdiklerinde dilerlerse hâkime başvurup velîlerinin yaptığı evliliği feshettirebilirler. Bulûğ muhayyerliğine bir örnek, sahabeden Kudame b. Maz’un’un, kardeşi Osman b. Maz’un’un kızını Abdullah b. Ömer ile evlendirmesi olayıdır. Peygamberimiz ergenlik çağına girdikten sonra kızı tercihte serbest bırakmış, kız da ayrılmayı seçmiştir.

Neden baba ve dedeye (babanın babası) böyle bir hak verilmiştir?

Baba ve dedeye böyle bir hak verilmesi, bu kişilerin küçükler üzerinde “kâmil bir şefkate” sahip olmaları ile açıklanmıştır.

Aksi yönde görüşler yok mudur?

Azınlık görüşü diyebileceğimiz Osman el-Bettî, İbn Şübrüme ve Ebu Bekir el-Esamm gibi eski dönem uleması ile bazı günümüz bilginleri, küçüklerin evlendirilmesine olumlu bakmamışlardır.

Küçüklerin evlendirilmesini uygun gören ve görmeyenler hangi delillere dayanıyorlar? 

Küçüklerin evlendirilebilmesini uygun gören âlimler,

  • Talak suresinin 4. ayeti (âdet görmeyenlerin iddetinden bahseden ayetin kapsamına küçüklerin de girdiğini değerlendirmişlerdir) başta olmak üzere çeşitli ayetleri,
  • Peygamberimizin Hz. Aişe ile 6 yaşındayken evlendiğine ve 9 yaşında zifafa girdiğine ilişkin rivayetleri,
  • Nikâhta veliyi şart koşan bazı hadisleri,
  • Peygamberimiz döneminde sahabeler arasında gerçekleşen küçüklerin evlendirilmesi örneklerini,
  • Velilerin küçüklerin malları üzerinde tasarruf edebilmesine kıyas edilerek, evlendirme hakkında sahip olabilecekleri

gibi argümanları esas almışlardır.

Ayrıca, bu tür evliliklerde, özellikle velinin küçüğün geçimini, bakımını, yetiştirilmesini veya korumasını üstlenemeyecek durumda olması durumunda bunun evlenilen tarafça sağlanabileceği ve bir daha bulunması zor iyi bir adayın kaçırılmamasını sağlayacağı gibi maslahatların olabileceğini düşünmüşlerdir.  

Küçüklerin evlendirilebilmesini uygun görmeyenler ise bu konuda,

  • Nisa suresi 6. ayetine göre evlenmek için bulûğ çağına gelinmesi gerektiği,
  • Hz. Aişe ile evliliğin Peygamberimize özel bir durum olarak görülmesi gerektiği,
  • Bazı tarihi delillere göre Hz. Aişe’nin evlendiğinde 17-18 yaşında olduğu,
  • Talak suresi 4. ayette, küçüklük sebebiyle âdet görmeyenlerin değil, menopoz veya benzeri sebeplerle âdet olamayanların iddet süresinden bahsedildiği,
  • Evliliğin ihtiyaç duyulması durumunda yapılabileceği ancak küçük kız ve erkeğin küçüklükleri sebebiyle evliliğe ihtiyaçlarının bulunmadığı, bu nedenle evlendirmede veliliğin olmaması gerektiği,
  • Küçüğün istediği kişi ile evlenme hürriyetinin elinden alındığı

gibi argümanları esas almışlardır.

Ayrıca, evliliğin aile olma, mutluluk, sevgi, ünsiyet, cinsellik, çoğalma, sağlıklı nesiller yetiştirme gibi amaçlarla yapılabileceği, ancak küçüklerin evlendirilmesinde bu gayelerin gözetilmesinin mümkün olmadığı; bu tür evliliklerin evliliğin anlam ve önemini kavrayamayan küçükleri birçok açıdan kaldıramayacakları bir yükün altına sokabileceği ve olumsuz sonuçlara yol açabileceği; ayrıca, çocukluklarını yaşayamama ve eğitimden mahrum kalma gibi temel haklardan mahrumiyete sebep olabileceği gibi gerekçeleri belirtmişlerdir.   

Peki, Hz. Aişe Validemiz gerçekten 9 yaşında iken mi evlenmiştir?

Buhari ve Müslim başta olmak üzere çeşitli muteber kaynaklarda, genel olarak Hz. Aişe’nin 6 (veya 7) yaşında nikâhlanıp, 9 (veya 10) yaşında zifafa girdiğinden bahsedilmektedir.

Hz. Aişe’nin bu yaşlarda evlendiğini savunanlar,

  • Bu yaşlarda gerçekleşen evlilik ve zifafın o dönemki toplumun örfünde normal karşılandığını,
  • Sıcak iklime sahip bölgelerde kızların daha küçük yaşlarda ergenliğe girdiğini,
  • Peygamberimize birçok konuda saldırıda bulunan o dönemki inkârcıların ve münafıkların bu evlilik konusunda bir eleştiri getirmediğini,
  • Hz. Aişe’nin zekâ, hafıza, konuşma başta olmak üzere birçok konuda çok yetenekli bir hanım olduğunu, özellikle küçük yaşta Peygamberimizin terbiyesinden geçerek kadınların aydınlatılması konusunda çok büyük bir görevi yerine getirdiğini,
  • Peygamberimize rüyasında iki defa Hz. Aişe gösterilerek, “bu senin hanımındır” denildiğini

dile getirmiştir.

Bu görüşe itiraz edenler ise Hz. Aişe’nin yaşını hesaplamaya yönelik bazı olayları dayanak alarak evlilik yaşını 17-18 (hatta 20-21) olarak tahmin etmişlerdir. Birçok hesaplamadan sadece iki örnek vermek gerekirse Hz. Aişe, Peygamberimizle evlenmeden önce Mut’im b. Adiyy’in oğlu Cübeyr ile nişanlanmış, bu nişan daha sonra bozulmuştur. Hz. Aişe 614’te doğmuş ise Hz. Ebû Bekir’in kızını putperest bir aileye gelin vermek üzere anlaşmış olması mümkün olmayıp, Hz. Aişe’nin ilk vahiyden en az 5-6 yıl önce doğmuş olduğunu kabul etmek gerekir. Bu durumda Hz. Aişe’nin Peygamberimiz tarafından istendiğinde en az 14–15 yaşlarında olması gerekmektedir. Bir başka hesaplama da Hz. Aişe’nin ablası Hz. Esma’nın yaşından hareketle yapılmıştır. Hicri 73 yılında 100 yaşında vefat eden Hz. Esma, Hz. Aişe’den 10 yaş büyüktür. Bu durumda, Hz. Aişe evlendiğinde yaklaşık 18 yaşında olacaktır.

Bu görüşe farklı bir argümanla destek verenler de bulunmaktadır. Buna göre, cahiliye Arapları’nın genel olarak kız çocuklarının yaşlarını tutmadıkları, bulûğa erdikten sonra Daru’n-Nedve’de bir tören düzenleyerek kızlarının büyüdüğünü ilan ettikleri, yaş hesaplamasını bu törenden sonra başlattıkları savunulmaktadır. Kısacası, Hz. Aişe bu törende 9 yaşında ise bulûğdan sonra 9 yıl geçtiği, yani evlendiğinde 18 yaşlarında olduğu belirtilmektedir.

Bir de bu görüşe son dönemde “Oxford”dan bir katkı geldi. Buna göre, Oxford Üniversitesi doktora öğrencisi Joshua Little yaptığı çalışmada, Hz. Aişe’nin 9 yaşında evlendiğini belirten rivayetlerin 8. yy.’da Şii-Sünni mücadelesinin bir yansıması olarak uydurulduğu sonucuna ulaşmıştır.

Nureddin Yıldız, Ebubekir Sifil, Mustafa Fayda (TDV İslâm Ansiklopedisi “Aişe” maddesi yazarı) başta olmak üzere birçok ilahiyatçının yazdığı makalelerde birinci görüşün daha öne çıktığı görülmektedir. 

Nihat Hatipoğlu, Muhammed Emin Yıldırım, Abdullah Yıldız, Yaşar Nuri Öztürk, Süleyman Ateş gibi kamuoyunda meşhur birçok ilahiyatçı/yazar ise ikinci görüşün doğru olduğunu savunmaktadır.

Bir de Bünyamin Erul gibi her iki tarafın delillerine yer vererek, karar ve tercihi okuyucuya bırakan ilahiyatçılar bulunmaktadır.

Bu yaklaşımların hangisi ağır basıyor?

Bu konu, eski dönemlerde sorun olarak görülen bir konu değildir, modern dönemde oryantalistlerin neleri saldırı konusu edinebileceklerine yönelik çalışmaları ile ortaya çıkan “günümüz insanının” bir sorunudur.

Doğrusu, konunun uzmanları zaten kendi içinde delilleri ortaya koyarak tartışmasını yapıyor. Daha derinlemesine bilgi ve kanaat sahibi olmak isteyenler, her iki tarafın da makalelerini okusunlar. O döneme yönelik kesin bir yaş belirlemek de mümkün olmayabilir. Peygamberimizin doğum tarihinde bile farklı görüşler olabildiğini unutmayalım. Bildiğiniz üzere, Peygamberimizin doğum tarihinin 20 Nisan 571 olduğuna ilişkin genel bir kanaat olsa da Muhammed Hamidullah bu tarihin 17 Haziran 569 olduğunu savunuyor. Ben, Hz. Aişe’nin yaşı konusunda ikinci görüşün doğru olma ihtimalini göz ardı etmeksizin, birinci görüşün daha ağır bastığı kanaatindeyim. Küçüklerin evlendirilmesini uygun görmeyenlerin Hz. Aişe’ye yönelik bir açıklamaları olsa da o dönem ve sonrasındaki yorum ve uygulamalara yönelik farklı bir örnekleme getirmedikleri görülmektedir.

Küçüklerin evlendirilmesi, o dönemin toplumu tarafından olumsuz olarak görülmemektedir. Hz. Aişe’ye atfedilen “Bir kız çocuğu dokuz yaşına geldiği zaman ona kadın denir” sözü ve İmam Şâfiî’nin “Yemen’de kızların dokuz yaşında genellikle âdet görmeye başladığını ve evlilik çağına gelmiş oldukları” yönündeki kanaati, bunu göstermektedir.  

  • Peygamberimizin, Ömer b. Ebî Seleme’yi Hz. Hamza’nın kızıyla,
  • Hz. Ali’nin, kızı Ümmü Gülsüm’ü Hz. Ömer ile,
  • İbn Mes’ud’un eşinin, kızını İbn Müseyyeb b. Nahbe ile,
  • Abdullah b. Ömer’in, kızını Urve b. Zübeyr ile,
  • Urve b. Zübeyr’in, erkek kardeşinin kızını, kız kardeşinin oğlu ile,
  • Kudâme b. Maz’ûn’un, yeğenini Abdullah b. Ömer ile,
  • Zübeyr b. Avvâm’ın, henüz beşikte olan kızını hasta yatağındaki Kudâme b. Maz’ûn ile

evlendirmesi gibi küçüklerle yapılan birçok evlilik örneği bulunmaktadır. Hz. Ömer’in, Hz. Ebubekir’in 10 yaşındaki küçük kızı Ümmü Gülsüm’ü Hz. Ebubekir’in vefatından sonra Hz. Aişe’den istemesi, Ümmü Gülsüm’ün kabul etmemesi ve velisinin zorlamaması da ilginç bir örnektir. Ayrıca, Amr b. Âs’ın oğlu Abdullah’tan 11-12 yaş büyük olduğu göz önüne alınırsa, erkeklerin 10-11 yaşında evlendiği bir ortamda, kızların da 9 yaşında evlenmesinin o zamanki örf ve toplumsal algı çerçevesinde gayet normal olduğu görülmektedir.

Hz. Âişe’nin evlilik yaşının daha büyük olduğunu savunanların, durumu istismar eden İslâm düşmanlarına koz vermemek ve modern değer yargılarına sahip Müslümanlar’ın bu gibi konulara takılmasını engellemek gibi iyi bir niyet taşıdıkları söylenebilir. Gerçekten, Hz. Aişe özelinde ulaştıkları sonuç doğru da olabilir. Ancak, sürekli savunmacı bir yaklaşımla hareket edilmesi, geleneksel fıkıhtaki hükümleri ve diğer evlilik örneklerini açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Ayrıca, niyeti üzüm yemek olmayan, kalpleri kararmış kişiler, bu defa da Peygamberimizin neden 18 yaşında genç bir kızla evlendiğini eleştiri konusu yapabilecektir. İnsanların adeta bir inanç hâline getirdiği modernizm gözlüğünü çıkararak olaylara bakabilmesine çalışmak daha doğru olacaktır.    

Peygamberimizin Hz. Aişe ile evliliğinde nasıl bir hikmet olabilir?

Hz. Aişe, ister 9 ister 18 yaşında evlenmiş olsun, evliliğinde büyük hikmetler bulunmaktadır. Peygamberimiz ile arasında bulunan büyük sevginin yanı sıra iki binden fazla sayıda hadis rivayet etmiş olması, bazı hadisleri yanlış anlayan ve aktaranları düzeltmesi, ilmi konulardaki derinliği ve başvuru mercii olması, öğrenciler yetiştirmesi, kadınların eğitiminde önemli bir rol oynaması, savaşta dahi önderlik yapabilecek liderlik kabiliyetini haiz olması, onu müstesna bir konuma yerleştirmektedir. 

Küçükler ile evlenmek Arapların veya Müslümanların bir âdeti midir?

Demografik araştırmalar, 19. yüzyılın başında dünyadaki hiçbir ülkenin ortalama yaşam süresinin 40 yıldan uzun olmadığını göstermiştir. Yaşam süresi beklentisinin oldukça düşük olduğu ve örgün eğitim gibi evliliği geciktirici faktörlerin olmadığı eski dönemlerde, evliliklerin de daha erken başlaması gayet doğaldır. 

Yaş da dahil olmak üzere evlilik ile ilgili âdetler, inançlara, kültürlere ve toplumlara göre değişiklik göstermektedir. Şu anki modern bakış açısı, 18 yaşın altında yapılan tüm evliliklerin “çocuk evliliği” olduğunu dayatmaktadır. Bu bakış açısıyla, insanlık tarihinde hep “çocuk evliliği” yapıldığını söyleyebiliriz. Küçük yaşta evlilik dünyanın birçok bölgesinde uygulanmış olup 20. yüzyıla kadar gayet makul karşılandığını görüyoruz.

Eski Çin ve eski Hint hukukunda küçüklerin evlendirilmesine imkân sağlandığını, Orta çağ Avrupa’sında 2-3 yaşındaki çocukların evlendirilebildiğini, Hicaz bölgesinde genellikle kızların 12 yaşına gelmeden evlendirildiğini, Eski Yunan’da kızların 14 veya 16 yaşında evlendirildiğini, Roma’da babanın çocukları için iyi ve yararlı bir eş arama hakkı ve görevi olduğunu ve çocuk reşit olmadan nişanlayabildiğini, Roma hukukunda evlenme yaşının kadınlarda 12, erkeklerde 14; nişanlanma yaşının ise hem erkeklerde hem de kadınlarda 7 olarak belirlendiğini; Uygurlarda, evlenmenin belli bir yaşının olmadığını ve bulûğun evlenme için yeterli olduğunu görüyoruz.  

Yine, Yahudilikte evlilik için kızların 12, erkeklerin 13 yaşında olmaları; Hristiyanlarda ise Roma ve Eski Kilise Hukuku’na göre kızların 12, erkeklerin 14, Yeni Kilise Hukuku’na göre kızların 14, erkeklerin 16 yaşında olmaları yeterli görülmektedir.

Fransa'da Fransız Devrimi'ne kadar evlenme yaşı kadınlar için 12, erkekler için 14 idi. 1792'deki Devrim yasası, bu yaşı kadınlar için 13'e, erkekler için 15'e çıkarmıştır. Rusya'da 1830'dan önce evlenme yaşı erkekler için 15, kadınlar için 13 idi.

Farklı coğrafya ve zaman dilimlerine baktığımızda,

  • 996 yılında Macaristan Kralı I. Stephen’ın, Roma İmparatoru II. Henry’nin 11 yaşındaki kız kardeşi Gisela ile evlenmesi,
  • 1106 yılında Celile Prensi Tancred’in, Fransa Kralı I. Philip’in 9 yaşındaki kızı Cecile ile evlenmesi,
  • 1180 yılında Bizans İmparatoru Alexios II Komnenos’un, Fransa Kralı VII. Louis’in 9 yaşındaki kızı Agnes ile evlenmesi,
  • 1200 yılında Angoulême’li İsabella’nın 12 yaşındayken İngiliz kralı John ile evlenmesi,
  • 1396 yılında İngiltere Kralı II. Richard’ın, Fransa Kralı VI Charles’ın 6 yaşındaki kızı Isabella ile evlenmesi,
  • 1620 yılında Japon İmparatoru Go-Mizunoo’nun, 12/13 yaşındaki Tokugawa Masako ile evlenmesi,
  • Orhan Bey’in oğlu Halil’in Bizans İmparatoru Yuannis’in 10 yaşındaki kızı ile evlenmesi,
  • Yine birçok Osmanlı padişahının 13-14 yaşındaki kızlarla evlenmeleri,
  • 1770 yılında Fransa veliahtı XVI. Louis’nin, 14 yaşındaki Marie Antoinette ile evlenmesi,
  • 1871 yılında Ali Rıza Efendi’nin, 14 yaşındaki Zübeyde Hanım ile evlenmesi,
  • 1880 yılında, İsmet İnönü’nün babası Hacı Reşit Bey’in, 13 yaşındaki Cevriye Temelli ile evlenmesi,
  • 1883 yılında, Bülent Ecevit’in büyük ilgi duyduğu ve bazı şiirlerini tercüme ettiği şair, yazar ve ressam Rabindranath Tagore’un, 9 yaşında olan Mrinalini Devi ile evlenmesi,
  • 1884 yılında Muallim Naci’nin, Ahmed Midhat Efendi’nin 14 yaşındaki kızı Mediha Hanım ile evlenmesi,
  • 1890 yılında Tevfik Fikret’in, 15 yaşındaki Nazime Hanım ile evlenmesi,
  • 1913 yılında Aziz Nesin’in babası Abdülaziz Nesin’in, 13 yaşındaki Havva Hanife Nesin ile evlenmesi,
  • 1938 yılında Bengladeş’in ilk devlet başkanı Banga Bandhu Şeyh Mucibur Rahman’ın, 8 yaşındaki Şeyh Faziletünnisa Mucib ile evlenmesi
  • 1980 yılında Abdullah Gül’ün 15 yaşındaki Hayrunnisa Gül ile evlenmesi

örneklerinde olduğu gibi erken evliliğin bugüne kadar bir sorun olarak görülmediği göze çarpacaktır. Bu örneklere, birçok kişi kendi dedesini ve anneanne/babaannesini de ekleyebilecektir sanırım. 

Küçük evliliğinin daha çok Müslümanlarca yapıldığına yönelik İslâmofobik bir algı olsa da konunun dinden daha çok kültürle ilintili görülmesi daha doğru gözükmektedir. Örneğin, Hindistan'ın nüfusunun yaklaşık %80'i Hindu ve %14'ü Müslüman olmasına rağmen, Hindistan'daki küçük evliliklerinin %84'ü Hindular, %11’i Müslümanlar tarafından yapılmaktadır.

Kızların küçük yaşlarda evlenmesi, günümüzde de özellikle Afrika, Asya, Orta ve Güney Amerika ile Avrupa’nın bazı bölgelerinde devam etmektedir. UNICEF’in 2020 yılı verilerine göre, dünya genelinde yaşayan kadınların %21’i 18 yaş altında evlenmektedir. Ukrayna’da 18 yaş altında evlenen kızların oranı %9’dur. Brezilya’da 18 yaş altında evlenen kızların oranı %36 iken, 15 yaş altında evlenenlerin oranı %11’dir.   Yine aynı verilere göre, Türkiye’de 18 yaş altında evlenen kızların oranı %15, 15 yaş altında evlenen kızların oranı ise %2’dir. 2018 yılında yapılan bir çalışma, Türkiye’ye göç etmiş Suriyeli kızların % 45’inin 18 yaşın altında, % 9’unun ise 15 yaşın altında evlendiğini göstermiştir.

TÜİK’in Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte yaptığı Türkiye Aile Yapısı

Araştırması 2006, 2016 ve 2021 verilerine göre cinsiyete göre evlilik yaşları aşağıdaki tablolarda yer almaktadır. Genel olarak bir azalma gözlense de, 2021 yılı itibarıyla kadınların %25’e yakınının halen 18 yaş altında evlendiği göze çarpmaktadır.

Şekil-1. Cinsiyete Göre İlk Evlenme Yaşı (2006)

Şekil-2. Cinsiyete Göre İlk Evlenme Yaşı (2016)

Şekil-3. Cinsiyete Göre İlk Evlenme Yaşı (2021)

Bu durumda hemen hemen tüm kültürlerde 18 yaş altı çocuklarla neden evlenilmiştir?

Öncelikle, eskiden bugünkü anlamıyla “çocukluk” diye bir kavram var mıydı, oradan başlayalım. Fran­sız nüfus bilimcisi ve toplum tarihçisi Philippe Aries, 1960 yılında “L'enfant et la vie familiale sous l'Ancien Régime-Eski devirlerde çocuk ve aile yaşamı” adlı kitabını yayınlamıştır. Aries, kitabında çocukluk kavramının 15. ve 16. yy.dan önce varolmadığını dile getirir. Ona göre Orta çağda çocuklar, anne ya da bakıcılarına gereksinimleri biter bitmez yetişkin dünyasına katılıyorlardı. Aries, 1600’lerde çocuk oyun ve eğlencelerinin bebeklik sonrasına geçmediğini, 3-4 yaşından itibaren azalarak bittiğini; çocuklar için özel oyuncakların yapılması, büyük ve çocukların oyunlarının ayrılması ve ilk çocuk giysilerinin ortaya çıkmasının 17. yy.’ın sonunda gerçekleştiğini belirtir. Aries, Orta çağ toplumunda çocukluk kavramının varolmayışının çocukların ihmal edildiği veya sevilmediği anlamına gelmediğini, ancak şu anda mevcut olan çocukluğun kendine has özellikleri bulunduğu, bu özelliklerin onu yetişkinden hatta genç insandan ayırdığı bilincinin Orta çağ toplumunda bulunmadığını savunur. Eğitim-öğretimin yaygınlaşması sürecinde bile öncelikle erkekler okullara gitmeye başlamış, kızlar eğitime gönderilmediğinden, 10 yaşına geldiklerinde küçük kadınlar olarak görülmeye başlanarak, 12-15 yaşları arasında evlendirilmiştir. Kısacası, çocuklar “küçük yetişkinler” olarak görülmüştür.

Evlilik üzerine çalışmalar yapmış olan J. Joel Moss’a göre de evlilik yaşı toplumdan topluma değişmektedir. Moss, sanayileşme süreciyle birlikte toplumlarda yaygın olan evlilik yaşında farklılıkların yaşandığını, evlilik yaşına dair algıların toplumun kültürel kodlarında mevcut bulunduğunu belirtir. Örneğin, Pakistan ve Hindistan’ın bazı bölgelerinde 15-16 yaşlarına gelmiş kız çocukları birer yetişkin olarak görülmekte ve kadının yeri evi olarak da kabul edildiğinden, evlilikleri bir sorun olarak değerlendirilmemektedir.

Her tutum ve davranışın olumlu-olumsuz yanları olabilir. 2006 yılında yayımlanan ve ortalama yaşları 16,84 olan ergenlikte hamile kalmış 246 kişiye yönelik ABD’de yapılan bir çalışmada, ergenlikte çocuk doğurma; olumlu olarak aile ve diğer ilişkilerin güçlendirilmesi (sevecek birinin olması, çocuğa yaş olarak yakın olma, aile/partner desteği olması) ve ergenin hayatı için faydalar ve olumlu değişiklikler (daha sorumlu olmak, hayatta bir amaç sahibi olmak, çocuğuyla birlikte büyümek) gibi argümanlarla bağlantılı kılınmış, olumsuz olarak da, ebeveynlik için hazırlıksız hissetme (bu iş için çok genç olma, istikrar/kaynak eksikliği), yaşam hedeflerini değiştirmek ve/veya terk etmek gereklilikleri (yaşamlarını askıya almak, ergen bir genç olmayı kaçırmak, daha fazla sorumluluk almak) ve başkalarının ergen anne hakkındaki yargıları/görüşleri olarak ortaya çıkmıştır.

Günümüzde erken evliliği olumsuz olarak görenlerin gerekçeleri nelerdir?

İlgili kaynaklarda erken evlenen kızların, eşinin ailesinde köle gibi kullanılması, erken evliliğin bireyin seçim hakkını elinden alması, çocukluğun yaşanamaması, aile, ev ve çocuk bakımı sorumluluğunun kaldırılamaması, eğitimden ve akranlardan kopulması, daha çok şiddet ve istismara uğranması, istenmeyen gebeliklerin fizyolojik ve psikolojik sorunlara yol açması gibi çeşitli gerekçelere yer verilmiştir.

Diğer ülkelerde evlenme yaşları ne durumdadır?

ABD orijinli Pew Araştırma Merkezi 2016 yılında yaptığı bir çalışmada, görünürde çoğu ülkenin evlilik için 18 yaş ve üstü olmasını şart koştuğunu, ancak yine ebeveynlerin veya adli makamların onayıyla bu yaşın daha aşağıya çekilmesini eleştirmektedir.

2017 yılı verilerine göre, AB ülkelerinde evlilik ile ilgili yaş düzenlemesinin detayları aşağıda yer almaktadır.

  • Tüm üye ülkelerde, evlilik için gerekli olan asgari yaş, reşit olma yaşı 18 olarak belirlenmiştir. İskoçya’da ise 16 olan evlilik yaşı aynı zamanda reşit olma yaşıdır.
  • Üye ülkelerin çoğunda adli/idari bir kamu otoritesinin ve/veya ebeveynlerinin rızası ile çocukların daha küçük yaşta evlenmelerine izin verilmektedir. Yalnızca Danimarka, Almanya, Hollanda ve İsveç'te, 18 yaşın altında evlenme olasılığı yoktur.
  • Diğer üye ülkelerin çoğunda, ebeveyn veya bir kamu makamı tarafından rıza ile evlilik için belirlenen alt yaş 16'dır. Estonya ise alt yaşı 15 olarak belirlemiştir. 7 üye ülke, bu istisnalar için herhangi bir alt yaş düzenlememiştir: Belçika, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, İrlanda, Lüksemburg ve Slovenya.
  • Polonya, kadın ile erkek arasında bir ayrım yapmaktadır. Bir kız 16 yaşında evlenme talebinde bulunabilir, ancak erkekler için böyle bir istisna yoktur.
  • Litvanya'da bir çocuk 16 yaşından itibaren rıza ile evlenebilir; ancak hamilelik durumunda mahkeme hamile çocuğun bu yaştan önce de evlenmesine izin verebilir.
  • Hırvatistan'da, bir mahkeme çocuğun fiziksel ve zihinsel olarak evlilik için yeterince olgun olduğuna ve evliliğin çocuğun esenliğini tehlikeye atmayacağına karar verirse, 16 yaşını doldurmuş bir kişinin evlenmesine izin verebilir.
  • Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Fransa, Lüksemburg, İspanya ve Romanya, çocukların 18 yaşından önce evlenmek istemeleri durumunda hem ebeveynlerinin hem de adli onayın alınmasını şart koşuyor. Bununla birlikte, bazı durumlarda mahkeme, ebeveyn reddinin makul olmadığını değerlendirirse evliliğe izin verebilir.
  • Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Polonya ve Slovakya'da bir yargı organının onay vermesi gerekir, ancak ebeveyn izni gerekmez. Çek Cumhuriyeti, Finlandiya ve Yunanistan'da ebeveynler veya vasiler dinlenir, ancak rızaları gerekli değildir.
  • Finlandiya, Macaristan ve Slovenya’da, çocukların evliliklerini adli değil, idari kurum onaylamaktadır. Macaristan ve Slovenya'da ebeveynler dinlenir. Yetkili bir kurumun erken evlilikleri onaylaması gerektiğinde, kanunlar, “ciddi veya haklı” sebepler veya başvuranın evlilik için olgun olup olmadığı gibi yetkili kurumun dikkate alması gereken oldukça belirsiz kriterler sağlar ve bu onların çıkarınadır.
  • GKRY, Letonya, Malta ve Birleşik Krallık'ta, bir evlilik yalnızca ebeveyn izni ile yapılabilir ve başka organların onayına gerek yoktur.

Bir de cinsel rıza yaşından bahsedilmektedir. Bu ne anlama geliyor?

"Cinsel rıza yaşı", bir kişinin yasal olarak cinsel eylemlere razı olduğunu göstermeye yetkili kabul edildiği asgari yaştır. Avrupa’da ülkeler cinsel rıza için 14 ile 18 arasında farklı yaşlar belirlemiştir:

  • 14 yaş: Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Estonya, Almanya, Sırbistan, Macaristan, İtalya ve Portekiz
  • 15 yaş: Fransa, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Yunanistan, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve İsveç
  • 16 yaş: Litvanya, Letonya, Hollanda, İngiltere, İspanya, Finlandiya ve Lüksemburg
  • 17 yaş: GKRY ve İrlanda

Diğer ülkelerden Filipinler’de 12, Japonya’da 13, Çin, Kolombiya, Peru ve Brezilya’da ise 14 cinsel rıza yaşı olarak belirlenmiştir.

Bazı ülkeler ise, eşler arası yaşı da dikkate almaktadır. Örneğin, GKRY ve İtalya'da yasa, kişiler arasındaki rızaya dayalı cinsel faaliyetlere, her ikisinin de 13 yaşından küçük olmaması ve yaş farkının 3 yılı geçmemesi durumunda istisna sağlamaktadır.

Yine Belçika’da partnerlerden biri cinsel rıza yaşını sağlasa da diğerinin en fazla 5 yaş büyük olması gerekmektedir. Bazı üye ülkeler ise, bir çocuk ile çocuk üzerinde güven, otorite veya nüfuza sahip tanınmış bir kişi arasındaki cinsel ilişki için daha yüksek yaş eşiklerini öngörmektedir.

Modern dünyada birçok ülkede ilk cinsel deneyim, büyük ölçüde 18 yaşın altında gerçekleşmektedir. Bu konuda, ABD’de 2011-2015 yıllları arasında yapılan bir araştırma, 15-19 yaşları arasındaki kızların %42,4’ünün, erkeklerin ise %44,2’sinin cinsel ilişki tecrübesi yaşadığını ortaya koymuştur.

Türkiye’de evlilik ve cinsel rıza yaşı ne durumdadır?

25 Ekim 1917 tarihli Hukūk-ı Âile Kararnâmesi, küçüklerin evlendirilmesi konusunda âlimlerin çoğunluğunun görüşünü değil de küçüklerin haklarını muhafaza etme amacına yönelik ve bazı kötü sonuçları engelleme gerekçeleriyle İbn Şübrüme, Osman el-Bettî ve Ebû Bekir el-Esamm’ın görüşünü kanunlaştırmıştır.

Söz konusu Kararnâme’de,

  • 18 yaşını doldurmamış erkek ve 17 yaşını doldurmamış kızların kendi başlarına evlenemeyecekleri (Ancak bir kız evlenmek istediğinde hâkim ancak velisinin itirazı yoksa veya itirazı geçerli görülmezse evlenmeye izin verir),
  • Çocukların velilerinin, 10 yaşındaki bulûğa ermiş bir kız çocuğu

    ile 12 yaşında bulûğa ermiş bir erkek çocuğunu evlendirebilecekleri,
  • 9 yaşını doldurmamış kız çocuğu ile 12 yaşını doldurmamış erkek çocuğunun da hiç kimse tarafından evlendirilemeyeceği,

belirtilmiştir.

Cumhuriyet’ten sonra 1926 yılında İsviçre’den iktibas edilen Türk Medeni Kanunu’nda,

  • Evlilik için erkeklerin 18, kızların 17 yaşını doldurması öngörülmüştür.
  • Hâkim, fevkalade hâllerde ve pek mühim bir sebebe mebni 15 yaşını doldurmuş erkek ve kadının evlenmesine müsaade edebilir. Ana ve baba ve vasi de dinlenir.

Ancak, bazı bölgelerde hâlen devam eden kızları erken yaşlarda evlendirme geleneğinin sonucu olarak yaş küçüklüğü sebebiyle birçok gayrikanuni evlilikler olmuş ve bu durumdan kadınlar ve çocuklar büyük zarar görmüştür. Yaş büyütme davaları ve kazâî rüşt taleplerinde büyük artış yaşanmıştır. Bu toplumsal gerçekliğin baskısıyla 1938 yılında Medeni Kanun’da değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikle Türk Medeni Kanunu’nda,

  • Evlilik için erkeklerin 17, kızların 15 yaşını doldurması öngörülmüştür.
  • Hâkim, fevkalade hâllerde ve pek mühim bir sebebe mebni 15 yaşını doldurmuş erkek veya 14 yaşını doldurmuş kadının evlenmesine müsaade edebilir. Karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenmesi şarttır.

Arada yapılan değişikliklerden sonra Medeni Kanunu’nun son hâline göre,

  • 18 yaşını dolduran kişiler kimsenin rızası olmadan evlenebilirler.
  • 17 yaşını doldurmuş bir kişinin rızası evlenmek için yeterli değildir. Vasi onayı da gereklidir. Ancak yasal temsilci, haklı sebep olmaksızın evliliği kabul etmemişse hâkim, küçüğün evlenmesine izin verebilir.
  • Hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple 16 yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun bir alt komisyonu olarak kurulan Erken Yaşta Evlilikler Hakkında İnceleme Yapılmasına Dair Komisyonun Raporuna göre, Kanun maddesinde geçen olağanüstü durum ve pek önemli sebep kavramlarından kasıt genellikle kadının hamile veya çocuk sahibi olduğu durumlardır.

İlgili mevzuatta cinsel rıza yaşı olarak, ayrı bir yaş belirlenmemiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın küçüklerin evlendirilmelerine ilişkin bir görüşü var mıdır?

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 2012/44 sayılı mütalaasında:

“…Sağlayacağı bazı bireysel ya da toplumsal faydalar göz önüne alınarak, küçüklerin velileri aracılığıyla evlendirilmeleri, çeşitli toplumlarda görülen bir uygulamadır. Genel bir kabule dayandığı için bu uygulamanın, o toplumlarda yadırganmadığı da bilinmektedir. İlk Müslümanlar arasında görülen küçükleri evlendirme uygulaması da bu bağlamda değerlendirilebilir. Dolayısıyla konu, daha çok toplumsal ve kültürel bir karakter taşımaktadır. Bu tür evlilikleri meşru gören yaklaşımlar, yukarıda belirtilen toplumsal kabuller ve uygulamalarla izah edilebilir.

Konuya daha bütüncül bir yaklaşımla bakıldığında, küçüklerin evlendirilmelerinin:

Öncelikle bu uygulama, günümüz şartlarında ideal bir aile yuvasından beklenen huzur içinde yaşama, sağlıklı nesiller yetiştirme şeklindeki evliliğin esas hedefleri ve sürdürülmesiyle uyumlu olmayacağı,

“Yetimleri, evlenmeye elverişli hâle gelinceye kadar deneyin. Onların reşit olduklarını anlarsanız, mallarını artık kendilerine verin” (Nisa 4/6) ayeti, nikâh için belli bir olgunluğun gerekli olduğuna işaret etmektedir ki bunun da erginlik dönemi olduğu,

Evliliğin hukukî ve ahlâkî çerçevesini çizen ayet ve hadislere bakıldığında, onların daha çok yetişkin bireyleri hedef aldığı ve bireye ağır sorumluluk yüklediği görülür. Buradan hareketle evlenecek kişilerin, bu sorumluluğun bilincinde ve bunu yerine getirebilecek olgunlukta olmaları gereği,

Günümüz şartlarında küçüklerin evlendirilmeleri, onları genellikle ekonomik, biyolojik ve psikolojik açılardan kaldıramayacakları bir yükün altına sokmaktadır. Ayrıca onların çocukluklarını yaşayamama, gerekli eğitimden mahrum kalma gibi birçok temel hakların ihlaline de yol açabileceği gerekçelerine bağlı olarak uygun olmayacağı mütalaa edilmiştir.” değerlendirmesine yer verilmiştir.

Son değerlendirmeniz nedir?

Bir eleştiri, geçmişe günümüzün penceresinden bakanlara olsun. Anakronik bir yaklaşım, günümüzün en büyük sorunlarından biridir. Çağın değerlerinin tüm tarih boyunca evrensel olduğunu düşünerek, doğru-yanlış algısını bu kriterden geçmeye bağlayanların miyopi ile malul olduğu açıktır. Bu açıdan, Hz. Aişe’nin yaşı konusunda olduğu gibi tekil örnekleri savunmacı bir yaklaşımla bu kişilere aktarmanın çok da fayda getirmeyeceği kanaatindeyim. “Sahabenin (ve farklı coğrafyalardaki insanların) küçük yaştakilerle evlenmiş olmaları doğru mu?” şeklinde “eleştirel” tutum yerine “Sahabenin (ve farklı coğrafyalardaki insanların) küçük yaştakilerle evlenmesinin arka planında ne olabilir?” biçimindeki “anlamaya çalışan” tutumu tercih etmek doğru olur düşüncesindeyim. 

Bir eleştiri de geçmişi günümüze aynen taşımaya çalışanlara olsun. Gerek coğrafi gerekse tarihi açıdan toplumsal yapılar, değerler ve kültürler değişim göstermektedir. Bu kapsamda, geçmişte bazı maslahatlara binaen yapılmış uygulamaların, günümüzde aynı maslahatlar devam etmediği hâlde aynen tatbik edilmeye çalışılması, konumuzla bağlantılı belirtirsek evlilik gibi önemli bir konuda bireylerin iradesinin yok sayılarak, “zorla” evlendirme yapılması, başta sosyopsikolojik olmak üzere birçok sorunu beraberinde getirecektir. Fakihlerin de “zamanın çocuğu” olduğu unutulmamalıdır.

Zorla ve genelde belli çıkarlar için yaptırılan erken evliliklerin çeşitli travmalara yol açtığı açıktır. Bu konuda gerekli mücadele yapılmalıdır. Ancak, bir başka sorun da evliliklerin geciktirilmesinden kaynaklanmaktadır. Fizyolojik olarak, bir kadının doğurganlığı, yaşla birlikte azalır, yumurtalarının miktarı ve kalitesi düşer. Bu nedenle gebelik elde etme olasılığı yaşla birlikte azalır. Doğurganlık sorunu olmayan ve gebe kalmaya uygun günlerde korunmasız ilişkiye giren 20 yaş altındaki bir kadının gebe kalma şansı %25 iken, 30-35 yaş arasında bu oran %8’e düşmektedir. Cinsellik açısından da hormonların en yoğun çalıştığı ergenlikten sonraki döneme yönelik olarak Avrupa ülkelerinin evlenme yaşı-cinsel rıza yaşı ayrımı yaptıkları görülmektedir. Ancak inançlarımız açısından böyle bir ayrıma gidilmesi mümkün olmadığından, evlilik yaşı konusunda kendi istekleri ile evlenmeye çalışan ve rüşdünü ispat edebilen ergenlere yönelik olarak daha esnek bir düzenleme yapılabilmelidir. 7 Avrupa ülkesinde, 18 yaş altı için bir yaş sınırı konmamış olması da göz önüne alınarak, ebeveynler ile idari ve adli kurumların iş birliği dahilinde gerekli şartları sağlayan ergenlere evlilik fırsatı ve kamusal destek verilebilmelidir.         

Ülkeler tarafından, evlilik yaşı ve istisnaları konusundaki düzenlemelerin, kendi özel durumları göz önünde bulundurulmak suretiyle yapılması uygun olacaktır.  

Dinin nasıl yorumlanması gerektiği konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı daha aktif rol almalı, ilahiyatçılar ile geleneksel fıkıh anlayışının takipçilerini bir araya getirmeli, dini esaslardan taviz vermeden ve çağın koşullarını yadsımadan neler yapılabileceği konusunda müzakere ve iş birliği imkânları sunmalıdır.  

Kaynakça:

Ahmet Yaman, “Doktrin ve Olgu Bağlamında Küçüklerin Evlendirilmesi”, Eskiyeni 38 (Mart 2019): 9-29.

Bünyamin Erul, ‘‘Hz. Âişe Kaç Yaşında Evlendi? Dokuz mu? On Dokuz mu?’’. İslâmi Araştırmalar Dergisi 19/4 (2006): 637-649.

Cynthia Rosengard, Maureen G. Phipps, Lealah Pollock, Sherry Weitzen, Ann Meers “Concepts of the advantages and disadvantages of teenage childbearing among pregnant adolescents: a qualitative analysis”, Pediatrics 2006 Aug;118(2):503-10.

Eda Yakıt, Anahit Margirit Coşkun, “Toplumsal Açıdan Çocuk Yaşta Evlilikler

Gerçeği: Hemşire ve Ebenin Sorumluluğu”, Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisi, 3. Sayı, 2014.

Elvan Aydemir, “Evlilik mi Evcilik mi? Erken ve Zorla Evlilikler Çocuk Gelinler” Raporu

Evrim Aktepe, İnci Meltem Atay, “Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar”, 2017; 9(4):410-420.

H. İbrahim Acar, “İslâm Hukukunda Evlenme Ehliyeti Bakımından Küçüklerin Evlendirilmesi Problemi”, Dini Araştırmalar Dergisi, Mayıs-Ağustos 2003, C.6, s.6., ss.125-140.

İhsan Arslan, “Hz. Âişe’nin Evlilik Yaşı Örf mü, Din mi?”, Trabzon İlahiyat Dergisi, Cilt: 6, Sayı: 1, Bahar 2019, 341-376.

Joyce C. Abma, Gladys M. Martinez, Sexual Activity and Contraceptive Use Among Teenagers in the United States, 2011-2015, June 2017, National Health Statistics Reports 2017(104):1-22.

Mehmet Azimli, “Hz. Aişe’nin Evlilik Yaşı Tartışmalarında Savunmacı Tarihçiliğin Çıkmazı”, İslâmi Araştırmalar Dergisi, 2003, C.16, S.1, ss. 28-37.

Mehmet Dirik, “Seçimlik Bir Hak Olarak Bulûğ Muhayyerliği”, Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Bahar 2019, 6 (11), 61-96.

Mehmet Mandaloğlu, “İslâmiyetten Önce Türklerde Aile Hukuku”, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 133.

Merve Mutlu, Hanefi Mezhebine Göre Evlenme Ehliyeti Ve Çocukların Evlendirilmesi Meselesi (Modern Hukuk Mukayeseli) Yüksek Lisans Tezi, 2019, Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Meryem Kaynak Malatyalı, (2014). “Türkiye’de ‘Çocuk Gelin’ Sorunu” Nesne, 2 (3), s.27-38.

Mine Tan, “Çağlar Boyunca Çocukluk”, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 1989, Cilt 22, Sayı 1, 71–88.

Naciye Yıldız, Hilal Avcı, “Erken Evliliklerin Toplumsal Meşruiyeti: Nitel Bir Çalışma” Raporu.

Recep Erkocaaslan, “Hz. Âişe’nin Hz. Peygamber ile Evliliği ve Evlilik Yaşı”, Müminlerin Annesi Hz. Âişe Sempozyumu, 2017.

Rıza Savaş, “Aişe Validemiz’in Evlenme Yaşı İle İlgili Farklı Bir Yaklaşım”, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, S9 (1995).

Suzan Yıldırım, “Hz.Aişe’nin Evlilik Yaşı Etrafındaki Tartışmalar”, İstem, Yıl:2, Sayı:4, 2004, s. 237 – 245.

Türkiye Çocuk Evlilikleri Raporu-2020 Yılı, İMDAT-Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği

Veysel Başpınar, “Türk Medeni Kanunu ile Aile Hukukunda Yapılan Değişikliler ve Bu Konuda Bazı Önerilerimiz”, 2003, Cilt 52, Sayı 3.

https://İslâmansiklopedisi.org.tr

https://www.haksozhaber.net/hz-aisenin-evliligi-ve-bu-konudaki-gorus-ayriligina-yol-acan-paradigma-ve-usul-farki-158992h.htm

https://www.news18.com/news/world/20-in-china-12-in-trinidad-legal-marriage-ages-across-globe-as-india-moves-to-raise-ceiling-for-women-4560701.html

https://www.invitra.com/en/best-biological-age-become-mother/

https://www.aile.gov.tr

https://www.tuik.gov.tr

https://kadem.org.tr/erken-yasta-evliliklere-karsi-mucadele/

https://ourworldindata.org/life-expectancy

https://fra.europa.eu/en/publication/2017/mapping-minimum-age-requirements/marriage-consent-public-authority-andor-public-figure

https://worldpopulationreview.com/country-rankings/age-of-consent-by-country

https://www.populationu.com/gen/age-of-consent-by-country

https://sorularlaİslâmiyet.com

https://newlinesmag.com/essays/oxford-study-sheds-light-on-muhammads-underage-wife-aisha/

https://İslâmicorigins.com/why-i-studied-the-aisha-hadith/

https://www.siyerinebi.com/tr/muhammed-emin-yildirim/hz-aise-validemizin-evlilik-yasi

https://fetvameclisi.com

https://ebubekirsifil.com

https://www.pewresearch.org/fact-tank/2016/09/12/many-countries-allow-child-marriage/

https://tr.euronews.com/2018/07/23/belcika-da-cinsel-iliski-riza-yasi-14-e-dustu-diger-avrupa-ulkelerinde-durum-nedir

http://www.İslâmtarihi.net/2020/10/İslâm-tarihinin-ilk-donemlerindeki.html

https://www.havlekadin.com/wp-content/uploads/2021/09/ERKENEVLILIKLER_TR_web.pdf

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hakan Yıldırım
Hakan Yıldırım - 1 ay Önce

Erdinç Bey, yazınız son derece aydınlatıcı bir yazı olmuş. Yazınız aynı zamanda modernist müslümanların Hz. Aişe’nin evlilik yaşını ısrarla 18 yaş üzerinden açıklama çabasına da bir cevap niteliği taşıyor. Konuyu derinlemesine araştırdığınız ve incelediğiniz için sizi ayrıca tebrik ediyorum.

İsmet Selvi
İsmet Selvi - 1 ay Önce

Her zamanki gibi, etraflıca ve çok yönlü bir çalışma yapmışsınız, emeğinize sağlık, tebrik ederim. Konuya gelince, öncelikle belirtmek isterim ki bizim dinimiz evrensel ve çağlarüstü bir dindir. Dinin temeli sabittir ancak günlük yaşamda dinin temellerinden uzaklaşmadan çağın gereklerini de göz önünde bulundurmak gerekir. Hz. Ayşe örneği sahih mi değil mi tartışmasına girmeyeceğim. Velev ki sahih olsun dinimizin insan yaşamını düzenleyen bir sürü emri olmasına rağmen bunları göz ardı edip, küçük yaşta evlilik örneğine sarılmak, kişiye ve İslam dinine ne kazandırır?
Benim çokça kullandığım rahmetli Süleyman Demirel' ait bir söz vardır. Der ki; Dünün güneşi ile bugünün çamaşırı kurutulmaz. Lütfen o çağın gerekleri ile bu günü örtüştürmeye çalışmayalım. Uzun lafın kısası, günümüzde o yaşta evlilik çocuğun öncelikle psikolojik, sonrasında fiziksel yapısına uygun değildir diye düşünüyorum.

öğrenci
öğrenci - 1 ay Önce

Yazınızda evliliğin sadece cismaniyete indirilemeyeceği, kültürel, toplumsal ve iklim vb faktörlerin toplumun nüvesi hükmünde olan aile müessesesini kurarken dikkate alınmasının gerekliliği detaylı örneklerle vurgulanmış.

Tabii maalesef toplumumuzun son yıllardaki karpuz gibi ortadan ikiye ayrılması ve her meseleye at gözlüğüyle bakma hastalığı gerçeklerin çarpıtılmasına yol açmakta.

Küçük yaşta evlilik de bağlamından koparılarak olay cinselliğe indirgenerek yine aynı hastalıklı düşünce yapısının bir ürününden başka birşey değil.

Tabii haliyle olayın gerçek yüzünü de anlamak pek mümkün olmuyor bu durumda.

Yazınız "Evlilik cinsellik demek değildir." sözüne etraflıca açıklık getirmesi bakımından da önemli.

Elinize emeğinize sağlık

Meraklı yolcu
Meraklı yolcu - 1 ay Önce

Çok ayrintilı bir yazı olmuş. Güzel bir çalışma. Benim dikkatimi çeken Hz. Aişe nin evliliği ile ilgili rivayetler de ananas ve senetlerde bir yalancı kişi olduğu bilgisine deginilmemis ve sahih olarak aktarılmış. Bir de cahiliye döneminde aralar kızlarını buluta kadar öldürmeleri bekleniyordu. Bulugdan sonra 2 sene geçmiş kızı olan birisine kızını öldürmesi için tanınan süreyi asali 2 sene olmuş gözüyle bakilmasidir. Bu nedenle kızlar bulunan sonra yaşları satılıyordu. Hz. Aişe evlendiğinde 18-20 arasında idi. Çünkü 9 yaşında olan Hz. AİŞE aslında 9+9 =18 yaşında idi. Arabistanda erken buluta eren ćocuklar ülkemizde daha geç ergenliğe giriyor. Uygulamada kötü körüne yaklaşımlar arızalar dogurabiliyor

Osman
Osman - 1 ay Önce

Bu olayı kimin ne maksatla çıkardığı alenen görülmektedir. Müslümanlara çamur atmak için iyi bir malzeme buldukları aşikar.Aslinda böyle bir olay olmadığı halde kamu oyu baskısı. Şimdilerde ise erkekler evlenecek kız bulamıyor

Hidayet Çimen
Hidayet Çimen - 1 ay Önce

Elinize sağlık. Gayet güzel bir araştırma yazısı olmuş.
Günümüz penceresinden bakarsak 15 yaş uygun gibi görünüyor. En iyisi 18 yaş ve sonrası...

müsteari
müsteari - 1 ay Önce

Detaylı ve kapsamlı bir çalışmöa olmuş teşekkür ederim güzel bilgiler için. Şahsen her iki tarafın açık rızasının olduğu kimsenin zarar görmediği birliktelikler tercih edilmelidir, Zaten açık rıza hususunda dinen de bir teşvik vulunuyor, Sadece kişilerin değil toplumun faydası gözetilmeli. Kurban rolünün yaşanacağı evlilikler topluma yarar değil zarar verir.

Akif
Akif - 1 ay Önce

Bu konuda okuduğum en kapsamlı, en bütüncül yazı oldu. Yazarın kalemine sağlık


banner19

banner36