Geçtiğimiz haftalarda Kuzey Makedonya, Kosova, Sancak, Karadağ ve Arnavutluk’u kapsayan uzunca bir seyahatim oldu. Türkiye’ye kucak dolusu selamlar getirdim.
Vatan mefkûremizde, beş asır boyunca uç beyliği yaparak Osmanlı Medeniyetinin vitrini olan Balkanlar konusunda yaşadığım/şahit olduğum duyguları kelimelerle ifade etmekte zorlanıyorum. Balkan topraklarından fizikî ayrılığımızın üzerinden yüzyıl geçmesine rağmen –Allah’ın kudretiyle- günümüzde yeniden kalplerde yeşeren Türkiye muhabbetine şahidim. Bazı duygular dile, yazıya gelmiyor. Kimi zaman kelimeler kifayet etmiyor.
Balkan Müslümanlarının kalbi, gözü, kulağı Türkiye’de diyeyim de gerisini siz anlayın. Türkiye’nin daha da güçlü olması için dua ediyorlar. Müslüman kimliği taşıyan milletler biliyorlar ki; Türkiye güçlenirse, onlar da güçlenecekler. Türkiye, zayıflarsa onların da nefes borusu tıkanacak… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 2071 hedefiyle uygulamaya konulan “Türkiye Yüzyılı” eğer gerçekleşecekse, Asya-Avrupa ekseninde kilit taşı Balkanlar olacak.
Rusya, Sırbistan üzerinden, ABD, Kosova üzerinden Balkan planları yaparken, coğrafyaya beş asır hükmeden Osmanlı sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminde yeniden dirilen Türk devlet aklının bölgedeki güçlenen imajı bile kimilerinin planlarını bozmaya yetiyor.
***
Birkaç yıl önce Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından ilimizde organize edilen “Uluslararası Balkan Buluşması” önemli bir toplantıydı. Bendenizin de katkısı olan toplantıya Kuzey Makedonya’dan davet ettiğimiz heyette yer alan Arnavut akademisyen ve kanaat önderi bir dostumdan bahsetmek istiyorum.
Sakarya Uluslararası Balkan Buluşması’nda tebliğ sunan ve ilimizde üç gün boyunca misafir ettiğimiz, Dr. Behicuddin Şehapi, (Behixhudin Shehapi) Türkiye dostu Müslüman bir Arnavut entelektüel. Çok yönlü bir kültür adamı olan Şehapi, bölgedeki Müslümanların haklarını savunan ve Türkiye-Balkanlar arasındaki kardeşliği ilmek ilmek dokuyan önemli bir toplum lideri.
Sanat tarihçisi ve Osmanlı dönemi kültür mirası uzmanı olan Behicuddin Bey, Türkiye Yüzyılı hedefleri açısından sahip çıkılması ve her yönden desteklenmesi gereken stratejik bir isim. Üsküp ve Kumanovo’dan sonra Arnavutların en yoğun olduğu Kalkandelen’de (Tetovo) yaşıyor.

Kuzey Makedonya’da Arnavutlar ve Türkler arasında zaman zaman nükseden ihtilafların çözümünde köprü olabilecek siyasi tecrübeye sahip eski bir milletvekili. "El Hilal" İnsani Yardım Kuruluşu Başkanı Behicuddin Bey aynı zamanda Kuzey Makedonya İlim ve Sanat Akademisi Kültür Kurulu üyesi ve Kültür Bakanlığı Devlet Danışmanı.
***
Dostumuz Behicuddin Şehapi, Türkiye’de yapılan NATO toplantısı sebebiyle “Ankara'daki NATO zirvesi ve devlet sembolizminin mesajı” başlıklı bir makale yazdı. https://top-shqip.mk/behixhudin-shehapi-samiti-i-nato-s-ne-ankara-dhe-mesazhi-i-simbolikes-shteterore/
Linkini verdiğim makalede Behicuddin Bey, genel hatlarıyla Türkiye olarak uzunca bir süredir unutmuş olduğumuz “imparatorluk mirası ve hâkim ruh” iklimine atıfla önemli bir tespit yaparak, şöyle devam ediyor: “Türkiye, protokol düzenleme kültürünü imparatorluk geleneğinden miras aldığını bir kez daha kanıtladı. Modern zamanlarda imparatorluklar ölmedi; dönüştüler. NATO toplantısı açılış töreninde beni en çok etkileyen şey, Osmanlı ordusundaki reformlarla birlikte ortadan kalkmalarının üzerinden tam 200 yıl geçtikten sonra bu kez sembolik olarak, konukları karşılama töreninde sahneye geri dönen seçkin asker muhafızlarının –Yeniçeri- görünümüydü. Sembolizm kelimelerin ifade edebileceğinden daha fazlasını aktarır. Buckingham Sarayı'nda İngiltere’nin (Birleşik Krallık) veya Élysée Sarayı'nda modern Fransa'nın uyguladığı gibi. İmparatorluk kültürü, bir devletin güvenilirliğini güçlendirir ve zaman içinde tarihsel kimliğini korumasına yardımcı olur. NATO toplantısında yapılan tören, Türk devletinin tarihi ve çağdaş kimliği arasındaki bağlantının modern bir ifadesidir.“
***
Ersin Çelik, Yeni Şafak Gazetesi’ndeki köşesinde durumu özetledi aslında. “…NATO bizi şemsiyesinin altından çıkarmasın diye Amerikan Başkanı’nın tahsis ettiği uçakla müzakereye giden Türkiye’den; bugün SİHA’ları, millî gemileri, füze sistemleri, hava savunma projeleri ve millî savaş uçaklarıyla NATO ittifakına “Türkiye olmadan Avrupa’nın güvenliği inşa edilemez” mesajı veren stratejik bir güce dönüştük. “
Mehteran Marşı ve Yeniçeriler, zirve için Ankara’ya gelen Avrupalı NATO liderlerine geçmişteki yenilgi günlerini hatırlatan bir semboldü. Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hediye ettiği zekice hazırlanmış “ironik” 1 piştol ve 6 mermiyi muhtemelen uzun süre unutamayacaklar.
NATO’daki askeri gücümüz anlaşıldı. Bundan sonraki hedef, siyasi güç göstergesi olan -dünyanın beşten büyük olduğunu kanıtlayacak- Türkiye’nin BM’de veto hakkına sahip olmasıdır.
Başta Filistin olmak üzere, Müslümanların yaşam hakkını gasp eden katil İsrail’e göz yuman ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere’ye karşı Müslümanlar adına denge unsuru olarak Türkiye, BM’de veto hakkını söke söke almalıdır. Belki de Türk devlet aklı, gereğini yapıyordur da Arap kardeşlerimizin aklının başına gelmesini bekliyordur…