Serapa Peygamber sevgisi: Mevlid Hikayeleri

1943 yılında farklı bir baskısı yasaklanmış ve toplatılmış olan Mevlid Hikayeleri, değerli yazar N. Ahmed Özalp’in muhtelif yazma ve matbu eserlerden derlemesi sonucu vücut buldu. İsmail Demirel yazdı..

Serapa Peygamber sevgisi: Mevlid Hikayeleri

Anadolu coğrafyasında İslam milletinin teşekkülünde önemli roller üstlenmiş büyükler vardır. Bu büyüklere Anadolu’yu mayalayanlar da denir. Bunlar mana âleminin büyükleridir. Yunus Emre, Mevlâna, Eşrefoğlu Rumi, Nasreddin Hoca hep bu büyükler cümlesindendir. Onların yazdığı eserler, söylediği şiirler, onlara atfedilen latifeler halkın nice bin derdine derman, yarasına merhem olmuş, hastalıklarını iyi etmiştir. Koca Yunus’un şiirleri dilden dile dolaşmış, bütün bir Anadolu coğrafyasını kat ederek Balkanlar'a, Kafkaslar'a ve Ortadoğu'ya kadar uzanmıştır. Adına Anadolu'nun birçok yerinde makam, türbe inşa edilmiştir. Endülüs'te doğup Şam’da rahmet-i Rahman’a yürüyen İbn Arabî’nin düşünceleri bütün bir divan edebiyatımız boyunca enine boyuna işlenmiştir. Fuzuliler, Şeyh Galipler hep İbn Arabi’nin yolundan yürüyerek söylemişlerdir şiirlerini.

Süleyman Çelebi’nin sadaka-ı cariyesi: Vesiletü’n-Necat

Anadolu insanını aynı şemsiye altında toplayan ve dili, ırkı, mezhebi ne olursa olsun bütün bir İslam milletine seslenen nadide eserlerden biri de Süleyman Çelebi’nin “Vesiletü’n-Necat” adlı eseri yani Mevlid’dir. Mevlid, Süleyman Çelebi’nin rüyası, sadaka-ı cariyesidir. Yıllar yılı okunagelmiştir Mevlid. Anadolu halkı Mevlid’e o kadar değer vermiş ki, ölülerinin arkasından bile, başta ölenin 7’sinde, 40’ında ve 52’sinde olmak üzere her sene-i devriyesinde de okumuş, okutmuştur. Ölünün arkasından Mevlid mi okunur diye itiraz sesleri bilmem eskiden de çıkmış mıydı halk arasında? Çıkıp çıkmadığını bilmiyoruz ama bugünlerde ölülerin arkasından Kur'an okumayı bile neredeyse yasaklayacak bir zihniyetin tohumları yeşermeye başladı bu coğrafyada. Kanaatimizce insanımız, ölüsünün arkasından Peygamberin şefaatine nail olsun ümidiyle okutmuştur Mevlid’i.

Ahmet Özalp’in Mevlid Hikayeleri

Mevlid, halk nezdinde o kadar tutulmuş ve rağbet görmüştür ki, adeta şerh edilircesine, ona haşiyeler düşülürcesine Mevlid’le bağlantılı yeni eserler ortaya konmuş ve bu eserler Mevlid’lerin sonuna eklenmiştir. “Vefat-ı Fatımatü’z-Zehra”, “Hikâye-i Geyik”, “Hikâye-i Güvercin”, “Hikâye-i Deve” bu eserlerden bazılarıdır. Değerli eğitimci, araştırmacı yazar N.Ahmet Özalp’in dakik araştırmaları sonucu günyüzüne çıkan Mevlid Hikayeleri (Hikaye-i Mevlidi’n-Nebi), Mevlid’lerin arkasında kalakalmış olan hikayeleri bize gösteriyor. Eser, Büyüyen Ay Yayınları’nın özenli baskısıyla okurlara sunulmuş.

Mevlid Hikayeleri, okuna okuna klasikleşen Mevlid-i Süleyman Çelebi’nin sonuna halk tarafından eklenen, Peygamber sevgisini işleyen dokuz manzum hikayeden oluşuyor: Hikâye-i Mevlidi’n-Nebi sallalahu teala aleyhi ve sellem, Vefatü’n-Nebi sallalahu teala aleyhi ve sellem, Vefat-ı Fatımatü’z-Zehra radıyallahu teala anha, Hikâye-i Geyik, Hikâye-i Güvercin, Hikâye-i İsmail ve İbrahim Aleyhimesselam, Hikâye-i Kesikbaş, Hikâye-i İslâm-ı Yahudi, Hikâye-i Deve. Ahmet Özalp’in yazma ve matbu nüshalardan yararlanarak hazırladığı bu eser, bizi büyük bir geleneğe bağlamaktadır şüphesiz.

Mevlid hikayeleri yasaklanmış

Harf inkılabına kadar birçok mahfilde, evde, köyde, camilerde, meclislerde okunan Mevlid ve hikayeleri de, inkılaptan nasibini almış. Ahmet Özalp’in esere yazdığı önsözden öğrendiğimize göre, uzun bir süre basılmayan mevlid ve hikayeleri, Maarif Kitaphanesi tarafından 1943 yılında resimli olarak basılmış fakat kısa bir süre içinde toplatılmış.

Kitabın güzel bir tarafı eserin hem günümüz Türkçesine aktarılmış halinin manzum olarak verilmesi, hem de sadeleştirilmiş halinin mensur olarak verilmesidir. Bu iki bölümün karşılıklı sayfalarda basılmış olması, metnin anlaşılabilmesi için okuyuculara hem bir kolaylık sağlıyor, hem de metni orjinalinden okumak isteyenler için bir fırsat oluyor.

Müdekkik bir araştırmacı: N. Ahmet Özalp

Ahmet Özalp, ömrünü Osmanlı Türkçesiyle yazılmış eserlerimizi günümüz Türkçesine kazandırma faaliyetine adamış bir sanatçımız. Onun özellikle Çalıkuşu ve Refik Halid’in eserleri üzerine kaleme aldığı yazılar, bir ideolojinin geçmişe, tarihe, kültüre ve bunları etkileyen dine yani İslam’a bakışını da gözler önüne seriyor. Özellikle Refik Halid üzerine yazdığı makaleleri Okları Kırılmış Kirpi adlı kitapta toplayan Ahmet Özap, daha önce de birçok eseri günümüz Türkçesine kazandırmıştı. Bu eserlerin bir bölümünü Oğlak Yayınları'na bastırdı. Bir kısmını Kitabevi markasıyla okurlarla buluşturdu. Bir bölümünü de Beyan Yayınları için hazırladı. Özellikle Beyan Yayınları'na, 100 Temel Eser bağlamında hazırladığı eserler, öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve velilerimiz için önemli. Zira eski yazı bilmeyenlerin dahi telifi kalmamış eserleri merdivenaltı yayıncılık anlayışıyla yalap çalap çevirip bastıkları bir ortamda Özalp’in çalışmaları, gerçekten önemli. Özalp’in iğneyle kuyu kazacasına yaptığı çalışmaların değerini anlamak için Okları Kırılmış Kirpi’ye bakmak yeterli.

Özalp, şu sıralar da Büyüyen Ay Yayınlarına kitap hazırlamakta. Elimizdeki Mevlid Hikayeleri ile beraber Büyüyen Ay Yayınları'ndan ikinci kitabı çıkmış bulunuyor. Ahmet Özalp’in daha önce günümüz Türkçesinde hiç yayınlanmamış halk hikayelerinden meydana gelen bir seçkiyi de okurlarıyla yakın zamanda buluşturacağı müjdesini verelim. Bu eserin de Büyüyen Ay Yayınları tarafından basılacağını belirtelim.

İsmail Demirel, okudu ve yazdı

Yayın Tarihi: 01 Aralık 2014 Pazartesi 15:02 Güncelleme Tarihi: 02 Nisan 2021, 14:21
banner25
YORUM EKLE

banner26