İnsanlığın kurtuluşunun anahtarı: Utanç

Ahmet Sarı’nın “Edebiyat Ve Utanç; Franz Kafka’nın “Dava”sından Hareketle Edebiyatta Utancın Arkeolojisi” adını verdiği kitabı Ketebe etiketiyle Eylül ayında çıktı. Cihan Aldık yazdı.

İnsanlığın kurtuluşunun anahtarı: Utanç

Ahmet Sarı’nın “Edebiyat Ve Utanç; Franz Kafka’nın “Dava”sından Hareketle Edebiyatta Utancın Arkeolojisi” adını verdiği kitabı Ketebe etiketiyle Eylül ayında çıktı.

“Edebiyat ve Utanç” Franz Kafka’nın “Dava”sının finalinde konu edilen “utanç” kavramından hareketle, Michael Löwy, Gilles Deleuze-Felix Guattari, Roberto Calasso, Walter Benjamin gibi kalemlerin de Kafka okumalarının yanı sıra, dünya edebiyatındaki utanç haritasını çıkarıyor ve aynı hassasiyet içinde olan sanatçı, sinemacı, filozof ve yazarların eserlerinde de utancın izi sürülüyor.

Utangaç bir varoluşun dayanılmaz hafifliği

Yazar, “Güzel bir utanç, kurtuluşumuz olabilir mi?” sorusunun cevabını arıyor kitapta. “Yaklaşık üç seneden beri sıklıkla, on seneyi aşkın bir süre de Kafka okumalarından dolayı zararsız ama sürekli bir düşünmeyle bu soruyu soruyorum kendime. ‘Güzel bir utanç, kurtuluşumuz olabilir mi?’ Varoluş bir utanma haliyle, mahza utançla arındırılabilir mi? Utanç, içimizde bizi ısıran vicdan ve duygularımız, utandığımızda ya da utanç içine girdiğimizde ansızın ellerimizle kapattığımız yüzümüzün kızarması, bir duygu durum olarak kurtuluşumuz olabilir mi? Kafka’nın da vurgu yaptığı gibi utancın eşiğinin aşıldığı, artık insanlarda utanacak yüz kalmadığından etkisini yitirdiği yerde utanç soyu tükenen bir yaratık gibi korunmaya mı alınmalıdır?” diye sorular birbirini takip ediyor kitapta.

Nietzsche’nin Zerdüşt’ünün “Şöyle der gören kişi, utanç, utanç, utanç. İnsanın tarihi budur.” demesi ya da Marx’a utanç ile devrim gerçekleşmez denildiğinde; “Utancın kendisi bir devrimdir” şeklinde karşılık vermesi tesadüf olmasa gerek. Tarkovski’nin Solaris’inde “Dünyayı utancın kurtaracağı”, Bergman’ın Utanç’ında (Shame) dünyayı kurtaracak olan anlayışın utançtan başka bir şey olmadığının mesajını vermesi boşuna değildir.

Aynaya bakmak, utançla yüzleşmek

Kabil, o meşum cinayeti işlediğinde, öz kardeşini öldürdüğünde ne yapacağını bilemedi. Kılavuzu karga oldu o vakit. Utandı kendinden “bir karga kadar olamadım” dedi. Utandığı karga kadar olmadığıydı, katil oluşu değil. Aynaya bakamadı. Göremedi kendisini. Yine kendi menfaati için utanmıştı. Kurtaramamıştı nefsini zulümden. İlk utançsızlık da böylece hayat bulmuştu. Ana babası işledikleri suçun sonrasında utançlarından yapraklara sarıp sarmalanmışlardı oysa. Sonrası malum... Utançsızlıklar bugün normalize oldu, gerçek normallikler ise utanılacaklar listesinde yerini aldı. Kendi içine dönemeyen insanlık da ‘utanma’dan utandı.

Hayat bir gün biter, utanç baki kalandı…

Yayın Tarihi: 04 Ekim 2019 Cuma 12:00 Güncelleme Tarihi: 22 Kasım 2019, 13:24
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Aktaş
Mehmet Aktaş - 1 yıl Önce

Konuyla alakalı Buhari'de geçen hadisi her iki yazara (Ahmet Sarı, Cihan Aldık) iletirseniz sevinirim.
Efendimiz s.a.v. buyuruyor: "Bütün peygamberlerin üzerinde ittifak ettiği bir kelime vardır. O da 'Utanmazsan dilediğini yap' sözüdür."