Ahir zamanda genç olmak zor!

Metin Karabaşoğlu'nun Peygamberin Kardeşleri kitabı bizlere "ümit yüklü çıkarımlar" sunuyor.

Ahir zamanda genç olmak zor!


Kardeşlerimi özledim

Efendimiz bir gün ashabına “Kardeşlerimi özledim” der ve sahabi efendiler sorarlar: “Kim onlar? Yoksa biz değil miyiz?” Efendimiz fem-i saadetlerinden cevap buyururlar: “Onlar henüz gelmediler, onlar beni görmeden bana iman edecekler.”

Metin Karabaşoğlu bu hadis-i şerifi gündemine alarak, kitabının merkezine koyuyor. Hatta ismini de veriyor: “Peygamberin Kardeşleri

Medeniyetin Arka Sokakları kitabının devamı niteliğinde bir kitap “Peygamberin Kardeşleri” . Ancak biraz daha  ümitvar ve şefkatli bir kitap olarak karşımızda. Kitabın yazarını biraz da olsa takip ediyorsanız şayet, satırlarında mütebessim çehresinin mekik dokuduğunu müşahede edebiliyorsunuz. Metin Karabaşoğlu’nu, yaşanılan olayları güzel bir pencereden seyretmeye azami gayret gösteren ve dengeli bir üslubu tercih eden bir insan olarak tanıyoruz. Bahsettiğimiz kitap da tamamıyla bu karakterin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Ahir zamanda genç olmak zor!Metin Karabaşoğlu

İlk bölüm ahir zamanda genç olmanın zorluğuna dikkat çekiyor. Gençleri anlamaya çalışarak sorunlara eğiliyor yazar. Ancak bir büyük olarak değil, bir genç olarak. İğnenin büyük bir kısmını ailelere, sorumlulara batırıyor. Genç olmanın her dönem zorlukları olduğunu belirten yazar, ahir zamanda genç olmanın daha da zor olduğunu söylüyor. Zira bu hız, bu karmaşa, tüketim, çeşitlilik ve sloganlar; gençlerin tecrübesizliği ve mahcubiyetiyle birleşince işi daha da zor kılıyor. Yazar için, ahir zamanda genç olmak zor, ahir zamanda arayan genç olmak daha zor, ahir zamanda aradığını bulabilmiş genç olmak ise çok daha zor.

Kitabı okurken “bu denli zor bir çağda, gençleri çözüme götürecek şey ne olabilir diye düşündüğünüzde”,  gerçekten tefekkür eden bir zihin olarak, yazdığı her yazının başlangıç safhasının yoğun mülahazalar sonucu çıktığı fikrinde olduğum yazar, yine bir beyin fırtınasıyla bizi Kur'an-ul Azim’e yöneltiyor. Kavminin karşısında İbrahim, Firavun sarayında Musa, Züleyha karşısında Yusuf, Yahya, İsa ve diğer peygamberleri gösteriyor.

Fetret ortamında fıtrat tohumlarını ezmeden!

Daha sonra ashab-ı kirama yöneliyor kitap. Rasulullah(a.s.)’ın tavrıyla etrafından dağılıp gitmeyen gençleri sıralıyor. En büyük öğretmenin hareketleriyle şimdiki büyüklere dersler sunuyor yazar. Ve diyor ki;“kısacası, Resûl-i Ekrem’in Cahiliyye’yi Asr-ı Saadet’e çeviren süreçte bize verdiği derslerden biri, gençlere nasıl ve ne şekilde muhatap olunacağının dersiydi. O heyecanlı taze ruhlardan iman kahramanları çıkması için nasıl bir incelikle, hangi hikmetli üslupla kendileriyle ilgilenileceğinin dersiydi. Fetret ortamında fıtrat tohumlarını ezmeden ve kırmadan uyandırma dersiydi. Hakikatli bir biçimde sunulmak şartıyla hakikati kabule en yakın olanların, her şeye rağmen, gençler olduğunun dersiydi.”

Risale-i Nur'dan gönüllere!

Kitabın her bir bölümü size büyük düşünme dilimleri sunuyor. Örneğin, Risale-i Nur’da geçen ‘Kebir-i Kâmil’ tamlaması üzerine yazdığı makale  Celâl ile Cemâl arasında Kemâl’in kusursuzluğuna ve üstünlüğüne vurgu yapıyor. “Zulkemâli Allahuekber” sırrının üzerine yazar, namazda gerçekleştirilen her bir hareket ve sözcüğün manasına ve derinliğine davet ediyor okuyucuları. Hepsinde bir mana ve keşif vardır diyor.

Sonra namaz üzerinden, bu sırrı kendisine açan üstadın hayatından örneklere yöneliyor yazar. “Yüksek fikir alçalışlarının”  harekete geçtiği bir zamanda üstadın, namaza ve hakikate yönelik tavrından analizler çıkartıyor. Namazı arka plana atan, iteleyen zihinlerin “yüksek fikir alçalışlarına” şahitlik ettiriyor bizi yazar kitabında. Her bir cümlesi tokat niteliğinde bu yazının.

Peygamber bize gelse, azarlamaz anlardı!

Kitaba konu olan her bir makalenin bizi farklı zihin yolculuklarına sürükleyeceği aşikar. “Peygamber bize gelse” yazısının; Rasulullah(a.s.)’ın aslında evimize teşrif ettiğinde bize neler söyleyeceğini değil, bizi nasıl anlayacağı ve nasıl şefkatli davranacağı üzerine oluşu, “İçimde bir Nasranî var” yazısının; dinsizliğin beşik kurduğu bu çağda hakikat parçacıklarını içerisinde barındıran Hristiyanlara karşı tavrımızın nasıl olması gerektiği, dengenin de neden bu kadar önemli olduğu, hizmet uğruna ailesini unutan insanların hayatları ve daha bir çok ve detaylı analizin bu satırlarla bize tavsiye, uyarı, ümit aşıladığını söyleyebiliriz.

Bir zihin yolculuğuna çıkmak için Metin Karabaşoğlu kitapları size önemli bir ufuk açacaktır.

R. Sercan Somuncu tavsiye etti

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2019, 13:18
YORUM EKLE

banner19

banner13