Biz “Nesil” dergisinin nesliyiz

Orta eğitime 1976’da Çine İmam Hatip Lisesi’ne başladım. Okulumuz o yıl açılmıştı. Kur’an Kursu’ndan dönüşen okul binamızda iki sınıftık.

Okul Müdürümüz Necati Zeybek bir gün derse elinde bir dergi ile girdi. Üzerinde Nesil yazıyordu. Dergi ile ilgili birkaç övücü söz söyledikten sonra istersek abone olabileceğimizi, istersek her ay okula gelince temin edebileceğimizi söyledi. İsteyenlere birer tane dağıttı. Nesil, böylece benim ilk abone olduğum dergi oldu.

Ortaokula yeni başlamış bir talebe için muhteviyattaki yazıların ağır olduğunu söyleyebilirim. Ama okunacak bir şeyler aradığım için az da anlasam, çok da anlasam okudum Nesil’i. Dergi, daha sonra Mustafa Kara olduğunu öğreneceğim tarih düşürme ile başlıyordu:

Dualarla Açılış

Kalem çıkıp yazsın tarihi

Hû “rabbişrahlî sadrî

Ve yessirlî emr”i…

yegahû gavlî”

M/1976

M.K

Burada söz Mustafa Kara’dan açılmışken iki hususu belirtmeliyim. Nesil dergisi için bu tarihi düşüren Mustafa Kara, daha sonra pek çok olay, kişi için de tarih düşürdü ve fakat bildiğim kadarıyla bunları kitaplaştırmadı. Artık yakışığı geldi diye düşünüyorum. Ne güzel olur, kimler ve neler hakkında tarih düşürmüşse; onlar için fotoğraflı, hatıralı yazılarla bu tarihi şiirleri bir araya getirse…

Edebiyatçıların başlattığı geleneği madem edebiyatçılar yeşertmedi, bu iş de size düşmüş görünüyor hocam.

İkincisi, Mustafa Kara bu tarihi düşürdüğünde daha akademiye mensup değildi. Çünkü elimdeki Nesil’in ikinci sayısında Yüksek İslâm Enstitülerine alınacak asistanlar için açılan imtihanların sonuçları açıklanıyordu. Aralarında Mustafa Kara’nın da olduğu bu listede şu isimler yer alıyor:

İstanbul Y.I.E. Müdürlüğü:

M. Saim Yeprem: Kelâm ve İs­lâm Düşüncesi

Mustafa Uzun: İslâmî Türk Edebiyatı

H. Kâmil Yılmaz: Tasavvuf ve Ta­rihi

Ömer Faruk Harman: Dinler Tarihi

Ali Turgut: Tefsir ve Usûlü

Bekir Karlığa: Sistematik Fel­sefe ve Mantık                                           

Mustafa Çağırıcı: İslâm Ah­lâkı

İbrahim Kâfi Dönmez: Fıkıh ve Usûlü                                                                                   

Samsun Y. İ. E. için:

İsmail Durmuş: Arapça

İzzet Er: Öğretmenlik Bilgisi

Kemal Sandıkçı: Hadîs ve Usûlü

Reşat Özbalıkçı: Arapça

Bursa Yüksek İslâm Enstitüsü:

Yunus Vehbi Yavuz: Fıkıh ve Usulü

Ahmet Saim Kılavuz: Kelâm ve İslâm Düşüncesi

Yusuf Bahri Çağırgan: İslâm Mezhepleri Tarihi

Mustafa Öztürk: Kur'ân-ı Ke­rîm

Emrullah Hatiboğlu: Kur'ân-ı Kerîm                                                                                                

Osman Çetin: İslâm-Türk Me­deniyeti Tarihi

Akif Köten: Hadîs ve Usulü

Mahmud Denizkuşları: Hadîs ve Usulü

A. Lütfi Kazancı: Arapça

Osman Aşçıoğlu: Arapça

Hayati Hökelekli: Din Psikolo­jisi

Mustafa Kara: Tasavvuf ve Tarihi

Dergi hocaları da yetiştirdi

Bu isimler bize şunu söylüyor: Nesil dergisi sadece İHL ve Yüksek İslam Enstitüsü öğrencilerini değil; hocalarını da kendisi yetiştirmiş bir dergidir, bir idealdir, bir ufuktur. Dergi bir taraftan akademiye ilmîye sınıfı yetiştirmek için onların kalem tecrübesi kazanacakları bir zemin oluşturuyor, diğer taraftan da kendi ufkuna uygun isimleri ayrıca gözetime ve eğitime tabi tutuyor. Yani yukarıdaki isimleri akademiye yetiştiren “Nesil”dir.

Acaba, kendilerini özel eğitim, imam hatip lisesi ve İslam Enstitüsü eğitiminden geçiren asistanların ve hocaların yayımladığı Nesil dergisi, 1976’dan 80’e kadar okura, talebelere neler söyledi, neler öğrendik? Ülkenin ve Türkiye’nin İslami gündemi ne idi diye soracaklara; tadımlık başlıklar ve isimler vereceğim.

Biz daha ortaokulda bu yazılardaki konulara; tartışmalara maruz kalmış bir nesiliz.

Ağız ve Diş Bakımı-Dr. Beşir Akınal;

Arz-i  Mev'ud   Masalı  ve Yahudî  Milletinin Rüyası-Ahmet Kahraman;

Belkıs Cinden mi Doğmuştur?-Dr. Abdullah Aydemir;

Bir Fitnenin Tahribatı-M. Ertuğrul Düzdağ;

Çağımız İnsanı ve Semavî Dinler-Mahmut Özakkaş;

Dînî Bayramların Tesbiti-Saim Yeprem;

Gönül Sultanları-Yaşar Nuri Öztürk;  

Kabir ve Türbe Ziyareti-Süleyman Uludağ;

Mes'ele Batılılaşmakla Bitecek Mi?-M. Akif Aydın;

Hz. Peygamber'e Övgüler-Selçuk Eraydın;    

Ruhbanlık ve Din Adamı-Mustafa Öcal,

Sırat-ı Müstakim ve Yolcuları-İsmail Lutfi Çakan.

“Birleşmekten bahsediyorsunuz fakat Nesil dergisi yayımlamakla tefrika çıkarmıyor musunuz, sualinden tutunuz da hadisçinin formasyonu, hanımların dînî hizmetteki yeri ve önemi, İblis cennete nasıl girdi; ilk üniversiteyi Müslümanlar mı kurdular” gibi birçok husus gündemimize gelen konular cümlesinden idi.

Daha sonra bir şeyi fark ettim. Derginin yazarları ile bazı ders kitabı yazarlarımız aynı idi.

Üşenmedim okuduğum ders kitaplarının yazarlarına baktım.

Arapça-Hayrettin Karaman-Bekir Topaloğlu,

Tefsir Dersleri-Mehmet Sofuoğlu,

Tecvid-Demirhan Ünlü,

Siyer-M. Zekai Konrapa,

Kelam Dersleri-Mehmet Aydın,

Kuran Dersleri-Mehmet Ali Sarı,

Fıkıh Dersleri 1-2- Mustafa Coşkun-İbrahim Duran-Yusuf Derin;

Felsefe Grubu-Nureddin Topçu,

Din Dersleri-Hüseyin Algül,

Mantık-Osman Pazarlı,

Edebiyat-Nihat Sami Banarlı,

Sanat Tarihi-Oktay Aslanapa.

Şimdi tekrar karıştırdığımda anlıyorum ki dergideki yazılarda akademik üslup yanı sıra halka ve talebelere de inmek birlikte düşünülmüş.

Hem bazı ilmî olaylar tartışılıyor hem de dünya ve Türkiye’deki ilmî, kültürel, siyasi gelişmelerle ilgili kısa değerlendirmelere yer veriliyordu.

Hicri 1400’e doğru gidiyorduk ve bu yıl dönümü ile İslam dünyasında bazı müspet beklentilerin olduğu anlaşılıyordu. Nesil dergisi de bu heyecanı duyan ve duyurmak isteyen bir dergi idi.

Dergideki imzalar

Dergiyi okumaya çalıştıkça zihnime birçok imza nakşolmuş. Daha sonraları kitaplarını gördüğümde hemen hatırladığım ve okuduğum, okumak istediğim yazarlar, anladım ki aslında Nesil dergisinden tanıdığım imzalar imiş. Nesil ekibi diyebileceğimiz kurucu kişiler Hayrettin Karaman, Bekir Topaloğlu,  Mehmet Ali Sarı, Yaşar Fersahoğlu, Ahmet Kahraman, Tayyar Altıkulaç, Muhammet Eroğlu, Selçuk Eraydın, Saim Yeprem, M. Yaşar Kandemir, İsmail Karaçam,  Ahmet Topaloğlu ve dergiye katılan Ahmet Efe, Yaşar Nuri Öztürk, Emin Işık, İsmail Lütfi Çakan, İbrahim Kafi Dönmez, Mustafa Çağrıcı, Mehmet Şeker ve onlarca isimle göz dolduran bir Nesil örneği de oldular. Hem kendileri yeni Nesil idi hem onların yetiştirdikleri…

Yaşar Nuri Öztürk’ün yıllar sonra değişiklikler yaptığını öğrendiğim Hallac-ı Mansur ve Eseri Kitab’utTavasin’i o dönemde alıp okuduğumu hatırlıyorum. Yine Hayrettin Karaman’ın Başlangıçtan Günümüze İslam Hukuk Tarihi ortaokulda okuduğum kitaplardan oldu Nesil dergisi sayesinde.

1983’te Çine İHL’den mezun olduk. Hem de ilk mezunları. Kırk altı kişi ile başlamıştık ve yirmi üç kişi mezun olmuştu. Üniversite yıllarında bir şey daha anladım.

Nesil dergisi, İmam-Hatip ve İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü kökenli kişiler tarafından çıkarılmıştı ve bu isimler Ankara İlahiyat Fakültesi’nden zihniyet ve metod olarak ayrılıyordu. İşin künhüne varınca şu tespitte bulundum kendi kendime. Ankara İlahiyat, “devletin kurduğu” bir fakülte idi; İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü “milletin kurduğu” (vakıfların, vakıf adamların) bir okul idi. Temeldeki bu farklılık, dinin yorumuna, tebliğ metoduna ve üslubuna da yansımıştı.

Bizim Ankara İlahiyat Fakültesinden mezun olan hocalarımız ile İslam Enstitüsünden mezun olan hocalarımız arasında talebeye yaklaşım bakımından gözle görülür bir fark var idi. Bu farklılığın sebeplerinden biri de bana göre onların mezun oldukları fakültelerden kaynaklanıyor. Ankara İlahiyat Fakültesinin ilk dönemlerinde hocaların kimler olduğu ve birikimleri göz önünde alındığında; bunun sebebi belli oluyor. Buna karşılık İstanbul YİE’nün Mahir İz, Ahmed Davutoğlu, Celal Hoca gibi alim ve arif hocalarını hesaba kattığımızda, İstanbul farkı da ortaya çıkıyor.

Bu isimler bize bir şey diyor. Aslanın vücudu yediği hayvanların toplamıdır.

Biz de bu isimlerin yazdıkları ile şekillenmiştik.

Üniversiteye başladığımız sene ortalığın toz duman olduğunu gördük. Çünkü bir taşra ilçesinde bu konuların dışında kalmıştık. Darulharp, darulislam, Cuma namazının sıhhati, Kur’an-ı musavvver, İran devrimi dolayımında imamet-hilafet karşıtlığı, imamın masumiyeti, içtihat kapısının kapatılması, yeni müçtehitler vs.

Hayrettin Karaman’ın mektubu

Necip Fazıl’ın Doğru Yolun Sapık Kolları, Ahmed Davutoğlu’nun Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri, Sabah gazetesi çevresinin yayımladığı Laikliğin yeşerttiği fitne Naylon Müçtehitler bizleri bekliyormuş meğer. Oturdum, Hayrettin Karaman’a bir mektup yazdım.

Hayrettin Karaman da sağ olsun bize cevap yazdı. Mektup şu an elimde değil. Kitaplardaki iddiaların birçoğunun asılsız, mesnetsiz, zanna dayalı olduğunu söylüyordu Karaman. Bir çeşit reddiye idi. Bu mektuptan sonra adı geçen kitapları kütüphanemden değil ama; gündemimden kaldırdım.   

Nesiller, tarih olarak ellişer yıllık ara ile birbirinden ayırt ediliyor. Bu nesil farkı, aslında ana-baba ile çocukları arasındaki farka benziyor.

Nesil dergisi böyle bir nesil yetiştirdi mi, başlangıçta hedeflediği nesle ne kadar yaklaşabildi? Araya seksen darbesi girmeseydi; derginin ömrü daha uzun olur ve yukarıda zikrettiğim aktüel tartışmalara da girer ve nasıl bir tavır ortaya koyardı? Bunları bilmiyoruz.

Ancak İstanbul İmam Hatip Okulu ve Yüksek İslam Enstitüsü’nün bir nesiller zinciri yetiştirdiği söylenebilir. 

Eğer bir “Nesil” (nesli)nden bahsedilecekse; biz tam olarak bu nesli temsil edemeyebiliriz. Ancak genel olarak tasavvufa, geleneğe, Hanefiliğe, hulafa-i raşidin’e, Kur’an ve Sünnet birlikteliğine önem veren, yaklaşım bakımından itidal sahibi, tekfirden kaçınan; dinde reformculuk, radikalizm, İrancılık, akılcılık, Kur’an’ın gelenekselliği, Fazlurrahmancılık gibi uçlardan uzak, onlara mesafeli bir anlayış olduğu söylenebilir.

Esas soruyu sona bıraktım.

Nesil dergisini çıkaranlardan bazıları emaneti sahibine teslim etti, aramızdan ayrıldı. Onlara Allah’tan rahmet diliyoruz. Hayatta olanlar yaş olarak yetmişin üzerinde ve tekaüde ayrıldılar. Hocaların hocası oldular. Sorumluluk şimdi haleflerde.

Ey halefler! Sizin yeni “Nesil” projeniz ne?

Sizden de hocalarınızda olduğu gibi geriye bir “Nesil” kalacak mı?

Nasıl bir “Nesil” kalacak?