Bâzı insanları; keşfedersiniz
Özcan Ergiydiren Hocamız'ı bir Sultanahmet yürüyüşümde keşfedecektim. Tanımak demiyorum zîrâ bazı buluşmalar, tanımanın ötesindedir. Keşiftir. Keşfedersiniz…İnci mercân misâli. O’nun, Samiha Ayverdi Anne’yi tanıması da böyle olmamış mıdır? Özcan Hocamız da Samiha Anne’yi keşfedecekti. Ve bu buluşmanın yâdı; yıllarca sürecekti. Keşif; bu yönüyle sırdır, tılsımdır. Şimdiler, deneyim diyorlar. Herhangi bir şeyi deneyimlemek! Bunun; sırla, izle, yürüyüşle bir alâkası olabilir mi?! Deneyim kelimesi ne kadar sığ ise, keşif de bir o kadar sırdır. Keşifte; bekleyen ve beklenen, buluşurlar. Deneyimde ise; kuru bir merak vardır. Sonucu ve son ucu belli olmayan. Deneyim; haz odaklıdır. Keşif; sır dolu sandıktır. Arayan, aranan; bekleyen, beklenen; isteyen.istenen; hep ama hep, bir aradadır.
Kayda değer…
Özcan Hocamız’ı tanıyalı sanıyorum 10 yıl oldu Belki de aştı… Bazen kapıdan kimin girdiğini, kimin gönderildiğini bilemezsiniz. Hangi hatırı sayılı hâtırâlara gebe olduğunu da…. Eskiler; “Şerefü’l mekân bi’l-mekîn” derler. Mekânlar, oradaki güzel insanlarla canlıdır, candandır, cana yakındır. Bize de Kubbealtı Vakfı’nı sevdiren ve oraya rabt eden Özcan Hocamız’dı. Öyle candan karşılayışı vardı ki; Kubbealtı’nı, Samiha Anne’yi kalbimize çiziyordu âdetâ…
Gönle dokunmak…vâroluşun hayatdâr zinciri
Bu hayatta kayda değer, ehemmiyetli şeyler nedir? diye sorulsa; Bunlardan biri, gönle dokunmaktır, derdim. Nedir gönle dokunmak? Bir insana yol çizmek, yordam göstermek. Yahut; zaten var olan yol ve yordamı görebilmesini sağlamak. Yanında durmak. Elim, elinde.. demek. Gönlüm seninle.. Ve siz o insanın yanında öyle rahat olursunuz ki, toprağını seven, yerini beğenen bir çiçek gibi.. Derin ve duru bir su gibi. Nereye varacağını bilen ışıltılı bir ırmak gibi.
Gönle dokunmak; bir düğmeye basıp ışığı açmak gibidir. Basit değildir, lüzumsuz hiç değildir. Bu; varoluşun hayatdâr bir zinciridir. Bunu herkes yapabilir mi? Sanmıyorum. Bir ömrün hayrla akmasına yardımcı olmak, her yiğidin harcı olmasa gerek.
“Özge… Neredesin kızım….”
Hatırlıyorum ki, uzun bir ara geçmişti, kendisini ziyaret etmeyeli. Bir gün kapıdan girdiğimi görünce; “Özge….” Dedi, o nahif sesiyle… “Neredesin kızım… Gözümüz yollarda kaldı…” Kubbealtı’na uzun zamandır uğramıyorum. Zira; -sitem dahi edecek- Özcan Hocamız artık Kubbealtı Vakfı’nda yok. Rahatsızlığından dolayı gidemiyor. O ki uzun yıllar, uzun yollar kat ederek gider gelirdi. Şikâyet değil fakat hikâyât ederdi. “Evim o kadar uzakta ki.. seve seve gidip geliyorum vakfa..” Uzun uzun hâtırâlarını konuşurduk. Anlattıkça anlatırdı. Müsemmâ olduğum bu hâtırâları dinlemeye doyamazdım. Ara sıra da konuşmasını durdurur; “Hayret, şu şu kısmını unutmuşum” derdi. Onca detay arasında, unuttum dediği şeyler bana biraz tuhaf ve daha çok da latif gelirdi. Bir gün, “Arayan Özge Sena..” dediklerinde, ismimi ve cismimi unutacağını bilmezdim elbette. Fakat onlarda letafet bâki imiş ki; “Özge Senâ… demek. Ne güzel bir isim…” dedi.
Âlemlerden alem beğen!
(Hocamız’ın hatırlayamayışını belli etmeden konuşmaya devam ediyorum.)
-Hocam, dün Samiha Anne’nin evinden geçerken kızıma; “Hatırladın mı, seninle bu evi ziyaret etmiştik” dedim. Kızım; “Samiha Anne orada mıydı?” diye sordu. “Oradadır elbette” dedim. Kızım Şehâdet’e, şehâdeti anarcasına..
-Allah, Samiha Anne’yi başımızdan eksik etmesin. Her zaman selam söyleyin… dedi.
(O an anladım kı, Hocamız da özge bir âlemin yolcusu olmuş.)
-Samiha Ayverdi’ye her zaman selamınızı ileteceğim. Baş üstüne Hocam. Aleyküm esselam, dedim
-İhvanlara da selâm söyleyin, dedi.
-Olur Hocam. Aleyküm esselâm
-Hayrla kalın… diyerek mükâlememiz sona erdi.
Ehl-i ilim ve muhabbet; Şehâdet ve Vefâ âleminde!....
Onlar artık farklı âlemde. Bize de âlemlerden âlem beğenmek kalıyor…
Akşamında kızımın, sabahında Özcan Hocamız’ın Samiha Anne’nin yaşıyor olduğunu, canlı oluşunu ifade etmeleri ne hoş bir tevâfuk…
Kızım, 5 yaşında; mâsumiyet hâlinde,
Özcan Hocamız, 91 yaşında; mahbûbiyet hâlinde,
Ve ehl-i ilim ve muhabbet ise; Şehâdet ve Vefâ âleminde!....
Bize düşen ise; âlemlerden âlem beğenmek…
Hayrla kalın!....
Vesselâm!...
(Bu yazımın telif sebebi; ömrün nihâyetinin, bidâyetini tahattur etmesidir. Tüm bunları, Özcan Hocamız’ın Samiha Anne’den aldığı muhabbet şerbetini, aynîyle insanlara sunmak istemesini ifâde ve istifâde için yazıyorum.)