Davul sesinden hoşlananlar var mıdır bilmem, fakat genel olarak davul sesinin ancak uzaktan uzağa duyulursa kulağa hoş geleceği kanaati atalar sözüyle de pekişmiştir zannederim. Düğün dernek işlerini hesaba katmazsak, zaten davulu senede bir ay duymak bahtiyarlığını yaşarız: Ramazanlarda.
![]() |
| (+) |
Hali hazırda, Ramazan davulu da hayatımıza bir estetik katmak gayesi ile değil, bilakis kulaklarımızı tahriş ederek bizi mest uykularımızdan uyandırmak vazifesi ile çalınır. Tokmak davulun gergin karnına her değdiğinde yüreğimiz bir hop eder ve yerinden telaşla oynar biraz. ‘Davulcu evimizin kapısından uzaklaşsın tek de, biz gerekirse hiç uyumayalım’ moduna gireriz. Haddizatında davulcuya çok bahşiş vermek de, ona ‘bizim evin önünde pek kalma’ demek içindir bence gizliden gizliye. Her ne kadar tam tersi etki gösterdiği vaki olsa da…
Manisiz davul sesleri
Efendim öyle ya da böyle davul sesini her Ramazan duyuyoruz kısacası. Amma ve lakin Ramazan davulu muhayyilemize sadece kuru kuruya gümletilen bir şey olarak değil, manilerle süslenilen bir şey olarak yerleşmiştir. Ramazan reklamları da bunu pekiştirir keza. Hatta galiba biz bu mani söylenmesi durumunu neredeyse sadece reklamlardan biliriz. Elde davul, hafif göbekli davulcular tatlı tatlı mani söylerler bizim mahalle davulcularının aksine. Peki, bizim davulcular niye söylemez mani?
Emir Mustafa’dan Çelebioğlu’na: Ramazanname
Bizim davulcular mani söyleyerek seslerini yormasalar da, vaktiyle bu konuda çok mahir davulcular varmış, bu kesin. Rahmetli Âmil Çelebioğlu Hocamızın inceleyip yayına hazırlamış olduğu Ramazanname kitabı, bunun en açık delili…
Rahmetli hocanın yetmişli yıllarda yayınlanan bu çalışması, eserin önsözünde belirttiği şekliyle takriben 18. yüzyılın ikinci yarısında kalem diline çekilmiş olan bir Ramazan manileri kitabı üzerine. Hoca, eserin anonim sayılması gerektiğini, fakat bununla birlikte sonlarda ismi geçen Emir Mustafa isimli bir yeniçerinin bu manileri söylemiş ya da en azından derleyip yazıya aktarmış olması ihtimali bulunduğunu kaydetmiş önsözde.
Fasıldan fasıla…
Ramazan’dan evvelki gece faslıyla başlayan bu eser, reçellerden iftar faslına, gül ve bülbülden kese bulma faslına, meşhurlardan sanatlar faslına, Üsküdar’dan Nuruosmaniye faslına, yalılardan kız kulesi faslına, kedilerden pireler faslına, ehli keyften tembeller faslına geniş bir yelpazeyle devam ediyor.
Doğrusu, dönemi de göz önüne alınırsa oldukça eğlenceli maniler var içerisinde. Mesela pireler faslı, son derece absürt bir hikâyeyi anlatıyor bize manilerle:
Sözlerim ermez gâyete
Başlayalım hikâyete
Bu gece geldim sizlere
Pirelerden şikâyete
…
Düştü peşime bir pire
Dilerim ki yere gire
Bir lu’b il tuttum onu
Pireyi urdum zincire
…
Zenciri kırdı da kaçtı
Bana türlü işler açtı
Zabt edemedim pireyi
Elimden kuş gibi uçtu
…
Pireler girdi kanıma
Cem olurlar hep yanıma
Bir pireylen güleş tuttum
Yendi beni bak halime
![]() |
| (+) |
Sıçanlarla kedi için nasıl haince planlar kurdular?
Keza kediler ve sıçanlar faslında da, evindeki yüzellibinden ziyade sıçanla tek başına başa çıkan kedisi Aslan’ı hikaye edişi gayet ilginç. Bu, günde elli sıçan yakalayan süper kedinin şerrinden kurtulmak isteyen farelerin kırkbin kadarı, bir gün o uyurken etrafını sararlar ama uyanıp onlarla savaşınca yine kaçarlar. Kedi yorulunca bu kez ellerine kementler ve silahlar alan fareler kediyi önce bağlarlar, sonra da ona nasıl işkence edeceklerini konuşurlar kendi aralarında. Bu sırada davulcumuz gelir ve hem kediyi kurtarır, hem de sıçanlara karşı olan cenkte kırk binin hakkından gelir.
İzzetli, devletli, ciddi maniler…
Bu nevi maniler yanında din ü devlete dualar eden, ciddi konularda son derece edeple söylenmiş maniler de eserde fazlaca mevcut. Mesela Nizam-ı Âlem Faslı’nda, nizam-ı âlemin koruyucusu padişaha şöyle dua edilir:
Gördük hezar ihsanını
Kullar tutar fermanını
Bâri Huda kahreylesin
Din ü devlet düşmanını
Yine Kadir Gecesi Faslı’nda müjdeler hatırlatılır mani dinleyenlere:
Cümle âlem mesrur olur
Hep günahlar mağfur olur
Cümle yer gök pür nur olur
Mübarek Kadir gecesi.
![]() |
| (+) |
Kültürümüze dair ipuçları ziyadesiyle bu eserde
Yüzyirmiden fazla fasıl ve bin dört yüz yetmiş üç maniden oluşan Ramazanname, yazıldığı dönemin sosyal hayatına, yeme içme, eğlence kültürüne dair ipuçlarını içinde taşıyan bir eser. Rahmetli Çelebioğlu Hoca, eser için, “Ramazanname, yalnızca edebî ve dil açısından değil; dinî, tarihî, coğrafî, içtimaî vs. yönlerden de kıymetli ve nev’i içerisinde nadir bir eserdir.” diyor.
Ramazanname’yi, kültür tarihimizden izler taşıyan bir önemli vesika gibi okumak lüzum ettiği açık. Ama en olmadı, sizler de, eğer mahallenizden geçen davulcuların mani okumamalarından şikayetçi iseniz benim gibi, her gece davul sesine kendi sesinizle bir fasıl ekleyin Ramazanname’den. Davul sesine tuz biber oluyor, tat veriyor vesselam…
Not: Ramazan manilerini zikrettik. Dünyadan Ramazan enstantaneleri için de galerimizi ziyaret edebilirsiniz.
Ayşe Leyla Uysal, “Sizlere hürmet eyledim/ Hürmette izzet eyledim/ Ağalarım ben sizleri/ Hakk’a emanet eyledim” deyû mani söyledi








