Zaman değişiyor, zamanla beraber nesiller ve nesillerin etkilendiği kişiler ve etkinlikler de değişiyor hâliyle. “Maya aynı kalır,” derler fakat sanki mayamızla da oynuyorlar. Kültür erozyonu değil; kültür felci geçiriyoruz.
Dokuz on yaşlarındayken televizyonda çıkan yeni bir grup dikkatimi çekmişti. Çocuk korosu, ilahiler söylüyordu. Sevimli hâlleri içimi ısıtmıştı, yaşım da gruptaki çocuklarla hemen hemen aynı olunca arada bir bağ hissettim. Babam da bu bağı fark ederek albümlerini alıp eve getirmişti bir akşam. O çocuksu mutluluğumu hâlâ içimde saklarım.
Neden anlattım şimdi bunu size? Ne yapacaksanız sanki çocukluğumdan bir hatırayı?
Dikkat çekmek istedim çünkü temas edeceğim yer önemli.
Zaman değişiyor, zamanla beraber nesiller ve nesillerin etkilendiği kişiler ve etkinlikler de değişiyor hâliyle. “Maya aynı kalır,” derler fakat sanki mayamızla da oynuyorlar. Kültür erozyonu değil; kültür felci geçiriyoruz. Küçücük çocuklar, “onlyfans” takımına benzer kıyafetlerle sahne alan, sesiyle değil ucuz şarkı sözleriyle ilgiyi toplayan bir grubu örnek almaya başlamıştı ki gündeme bomba gibi düşen ahlâksız sahnelerden sonra müzik piyasasından silineceklerini anlamak güç olmadı. Kimi bunu sanata karşı kısıtlama olarak değerlendirirken biz, sanatın bu ucuzluk ve yüzeysellikte olmadığını hatırlatarak farklılaşan dinamiklerimizle beraber millî kültürümüze sahip çıkmanın önemi vurgulamayı görev addediyoruz. Biz kimiz? Vatanına, sanata ve eğitime gönül verenler, eli kalem tutanlar, kelimeler üzerine düşünenler…
Bizlerden düşünme yetisini alırlarsa felç kalırız. Kültürel anlamda, ahlâkî anlamda, ilmî anlamda… Aklınıza gelebilecek nice alanda bunu söylemek mümkün. Absürt şeyleri normalleştirmekten “normal”imiz anormalleşti. Şu üzerimizdeki ölü toprağını silkelesek mi artık?