İslam âlemi için müstesna gecelerden biri olan Mevlid Kandili bugün idrak ediliyor. Hicri takvime göre Rebiülevvel ayının 12’nci gecesine denk gelen Mevlid Gecesi, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dünyaya teşrif ettiği gece olarak kabul ediliyor. Müslümanlar, bu mübarek gecede ibadetlerini artırıyor, Kur’an-ı Kerim okuyor, salavat getiriyor, dua ediyor ve Allah’ın verdiği nimetlere şükrediyor.
MEVLİD KANDİLİ BU GECE İDRAK EDİLİYOR
“Mevlid” kelimesi doğum zamanı, doğulan yer ve zaman anlamlarına geliyor. İslam geleneğinde Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) doğduğu gece Mevlid Gecesi olarak anılıyor. Rebiülevvel ayının 12’nci gecesi olan Mevlid Kandili, Müslümanların Resûlullah’ın hayatını, örnek ahlakını ve sünnetini yeniden hatırladığı önemli zamanlardan biri olarak kabul ediliyor.
Son Peygamber Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), peygamberler halkasının sonuncusudur. Müslümanlar için onun getirdiği Kur’an-ı Kerim’e iman etmek, sünnetini öğrenmek ve hayatın her alanında onun örnekliğini esas almak dini hayatın temel unsurları arasında yer alıyor. Mevlid Kandili de Peygamber Efendimiz’i yalnızca anmanın değil, onun hayatını anlamanın ve sünnetini yaşatmanın önemini yeniden hatırlatan bir gece olarak idrak ediliyor.
HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) DOĞUMU
Kaynakta aktarılan bilgilere göre Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Fil yılında, Rebiülevvel ayının 12’nci Pazartesi günü tanyeri ağarırken Mekke’de dünyaya geldi. Doğum tarihinin miladi takvimde 571 yılına rastladığı, Mısırlı Mahmud Felekî Paşa’nın yaptığı hesaplamada tarihin 20 Nisan Pazartesi olarak belirlendiği aktarılıyor.
Peygamber Efendimiz’in doğduğu evin Mekke’de Şı’b bölgesinde, Haşim’den Abdulmuttalib’e, ondan da Hazreti Abdullah’a kalan ev olduğu belirtiliyor. Kaynakta doğum sırasında Abdurrahman bin Avf’ın annesi Şifa Hatun’un da Hazreti Âmine’nin yanında bulunduğu ve ebelik yaptığı bilgisine yer veriliyor.
HZ. ABBAS’IN AKTARDIĞI HATIRA
Kaynakta, Peygamber Efendimiz’den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç yaş büyük olan amcası Hazreti Abbas’ın da doğum gününe ilişkin bir hatırasına yer veriliyor. Hazreti Abbas’ın, Hazreti Âmine’nin bir erkek çocuk dünyaya getirdiği haberinin ardından annesi tarafından eve götürüldüğünü ve oradaki kadınların kendisine “Öp kardeşini” dediklerini aktardığı belirtiliyor.
Söz konusu rivayet, Peygamber Efendimiz’in dünyaya teşrifinin aile içerisinde meydana getirdiği sevincin aktarıldığı hatıralardan biri olarak kaynakta yer alıyor.
“ABDULLAH BİN ABDULMUTTALİB’İN BİR OĞLU DOĞDU”
Hazreti Aişe’den rivayet edildiği aktarılan bir anlatımda, Mekke’de ticaretle uğraşan bir Yahudinin Peygamber Efendimiz’in doğduğu gece bir alamet gördüğü ve Kureyşlilere o gece bir çocuk dünyaya gelip gelmediğini sorduğu belirtiliyor. Daha sonra Abdullah bin Abdulmuttalib’in bir oğlunun doğduğu ve kendisine Muhammed isminin verildiği haberinin kendisine ulaştırıldığı aktarılıyor.
Kaynakta yer alan rivayete göre söz konusu kişi daha sonra Hazreti Âmine’nin evine giderek Peygamber Efendimiz’i görmüş ve peygamberlik hâtemini fark etmesinin ardından onun gelecekteki vazifesine ilişkin sözler söylemiştir. Rivayet, klasik siyer anlatılarında Peygamber Efendimiz’in doğumuyla ilişkilendirilen hadiselerden biri olarak aktarılıyor.
“AHMED’İN DOĞUMUNDA DOĞACAK YILDIZ BU GECE DOĞDU”
Medineli şair Hassan bin Sabit’e nispet edilen bir başka rivayette ise kendisinin henüz çocukluk dönemindeyken Yesrib’de bir Yahudinin yüksek sesle seslenerek “Ahmed’in doğumunda doğacak olan yıldızın” göründüğünü söylediğini işittiği aktarılıyor.
İbn İshak’a atfedilen değerlendirmede Hassan bin Sabit’in yaşı üzerinden yapılan hesaplama da rivayetin aktarımı içerisinde yer alıyor. Kaynakta bu anlatım, Peygamber Efendimiz’in doğumu sırasında meydana geldiği nakledilen işaretlerden biri olarak sunuluyor.
DOĞUM GECESİNE İLİŞKİN RİVAYETLER
Hazreti Âmine’den aktarılan rivayetlerde Peygamber Efendimiz’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hamileliği ve doğumu sırasında büyük bir sıkıntı yaşamadığı, doğum esnasında doğu ile batı arasını aydınlatan bir nur gördüğü anlatılıyor. Kaynakta ayrıca Resûlullah’ın dünyaya gelişi sırasında meydana geldiği nakledilen farklı olağanüstü hadiselere de yer veriliyor.
Rivayetlerde Peygamber Efendimiz’in doğumu sırasında başını semaya kaldırdığı, doğumundan sonra üzerine kapatılan çanağın yarıldığı ve gözlerini semaya çevirdiğinin görüldüğü de aktarılıyor. Söz konusu anlatımlar İslam tarihi ve siyer kaynaklarında Mevlid gecesiyle ilişkilendirilen rivayetler arasında bulunuyor.
SAVE GÖLÜ’NÜN SUYUNUN ÇEKİLDİĞİ RİVAYET EDİLİYOR
Kaynakta Mevlid gecesiyle ilişkilendirilen hadiseler arasında İran’daki Save Gölü’nün suyunun çekildiği rivayeti de yer alıyor. Save Gölü’nün Tahran’ın güneybatısında bulunduğu, Mecusiler açısından kutsal kabul edildiği ve dini ayinlerin gerçekleştirildiği alanlardan biri olduğu belirtiliyor.
İslam tarihi kaynaklarına dayandırılan anlatımda, gölün Peygamber Efendimiz’in doğduğu gece kuruduğu, dönemin İran hükümdarı Kisra Nûşirevan’ın yaşanan gelişme üzerine Mubezan’dan hadiseyi araştırmasını istediği ve gölün daha sonraki dönemde yeniden dolduğu aktarılıyor.
KİSRA’NIN SARAYINDAKİ ŞEREFELERİN DÜŞTÜĞÜ AKTARILIYOR
Mevlid gecesine ilişkin rivayetlerden bir diğerinde Sasani hükümdarı Kisra’nın sarayının sarsıldığı ve sarayın 14 şerefesinin düştüğü anlatılıyor. Kaynakta aynı gece Semave Vadisi’ni su bastığı ve Mecusilerin uzun yıllardır sönmeden yaktıkları ateşin de söndüğü rivayet ediliyor.
Söz konusu hadiseler, kaynakta Resûlullah’ın dünyaya teşrifine eşlik ettiği nakledilen olağanüstü gelişmeler arasında sıralanıyor.
ABDULMUTTALİB TORUNUNU KÂBE’YE GÖTÜRDÜ
Hazreti Âmine’nin doğumun ardından Peygamber Efendimiz’in dedesi Abdulmuttalib’e haber gönderdiği, Abdulmuttalib’in de büyük bir sevinçle gelerek torununu gördüğü aktarılıyor. Kaynakta Hazreti Âmine’nin hamilelik döneminde gördüğü rüyaları ve kendisine çocuğuyla ilgili bildirildiğini söylediği hususları Abdulmuttalib’e anlattığı belirtiliyor.
Abdulmuttalib’in torununu kucağına alarak Kâbe’ye götürdüğü, Allah’a dua ettiği ve kendisine verilen nimetten dolayı şükrettiği ifade ediliyor. Ardından Peygamber Efendimiz’i annesine teslim ettiği ve Ebu Talib’e onun gelecekte büyük bir şana sahip olacağını söylediği aktarılıyor.
NEDEN MUHAMMED İSMİ VERİLDİ?
Peygamber Efendimiz’in doğumunun yedinci gününde Abdulmuttalib’in Mekke halkına ikramda bulunduğu ve torununa “Muhammed” ismini verdiği belirtiliyor. Kureyşlilerin ailede daha önce yaygın olmayan bu ismin neden tercih edildiğini sormaları üzerine Abdulmuttalib’in, “Gökte Allah’ın, yerde de halkın onu övmelerini istedim” anlamındaki sözlerle cevap verdiği aktarılıyor.
Muhammed ismi “çokça övülen, övgüye layık olan” anlamıyla Peygamber Efendimiz’in ismi olarak İslam tarihi boyunca ümmetin gönlünde müstesna bir yer edindi.
MEVLİD GECESİ RESÛLULLAH’I ANLAMAK İÇİN BİR VESİLE
Mevlid Kandili, Müslümanlar açısından Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yalnızca dünyaya gelişini hatırlamakla sınırlı görülmüyor. Gece aynı zamanda onun Kur’an’la şekillenen ahlakını, merhametini, adaletini, ümmet bilincini ve sünnetini yeniden gündeme alma vesilesi olarak değerlendiriliyor.
İslam ümmetinin birlik ve kardeşliğinin güçlendirilmesi, Resûlullah’ın hayatının öğrenilmesi ve onun örnekliğinin yeni nesillere aktarılması Mevlid Kandili’nin öne çıkan anlamları arasında bulunuyor. Müslümanlar gece boyunca salavat, dua, Kur’an tilaveti, tövbe ve istiğfarla Allah’a yönelirken, Peygamber Efendimiz’in hayatını daha yakından tanımaya yönelik programlara da katılıyor.




