Filistin sinemasının önde gelen yapımcılarından Ossama Bawardi, Türkiye’de vizyona giren ve Filistin’in Oscar adayı olarak gösterilen “Filistin 36” filmi dolayısıyla Filistin sinemasını, işgal koşullarında film üretmenin zorluklarını ve sinemanın direnişteki rolünü anlattı.

“Vaat Edilen Cennet”, “Bu Denizin Tuzu”, “Öğretmen”, “Ben Bir Yabancıydım” ve “Güle Güle Tiberias” gibi uluslararası yapımlarda görev alan Bawardi, TRT 12 Punto’nun davetlisi olarak Türkiye’ye geldi. Doğduğundan bu yana Filistin’de yaşadığını belirten yapımcı, hayatının sonuna kadar ülkesinde yaşamayı ve direnişe ilişkin filmler üretmeyi sürdüreceğini söyledi.

Yeni Şafak'tan Sevda Dursun'a konuşan Bawardi, 7 Ekim 2023’ten sonra Filistin’de film çekmenin daha da zorlaştığını, buna karşın Filistinli sinemacıların daha büyük riskler almaya hazır hale geldiğini ifade etti. Filistin davasının dünya kamuoyundaki görünürlüğünün arttığını kaydeden Bawardi, farklı ülkelerdeki izleyicilerin Filistin filmlerine yönelik ilgisinin de çoğaldığını dile getirdi.

FİLİSTİN SİNEMASI DİRENİŞ ÜZERİNE KURULU

Filistin’de hayatın her alanında olduğu gibi sinemanın da direniş üzerine kurulu olduğunu söyleyen Bawardi, işgal koşullarının günlük yaşamın en basit eylemlerini bile zorlaştırdığını belirtti. Bir çocuğu okula bırakmak gibi sıradan bir işin dahi işgal nedeniyle büyük bir zorluk ve zulüm haline gelebildiğini ifade etti.

Sinemacılığın her ülkede zor bir meslek olabileceğini kaydeden Bawardi, Filistin’de film üretmenin mevcut koşullar nedeniyle bir mucizeye dönüştüğünü söyledi. Filistinli sinemacıların taşıdığı sorumluluğun diğer ülkelere kıyasla daha ağır olduğunu vurgulayan yapımcı, sinemanın yalnızca sanatsal değil, toplumsal ve siyasi bir anlam da taşıdığını belirtti.

KAMERANIN AKTİF ROLÜNÜ İLK FİLMİNDE FARK ETTİ

Direnişin yalnızca film yapma biçiminde değil, seçilen yaşam tarzında da bulunduğunu belirten Bawardi, komedi filmleri dahil bütün yapımların siyasi bir yön taşıdığını söyledi. Kültür ve sanat alanında çalıştıktan sonra 22 yaşında sinemaya yöneldiğini anlatan Bawardi, ilk filmi “Vaat Edilen Cennet” sırasında kameranın direniş için aktif bir rol oynayabileceğini fark ettiğini ifade etti.

Bawardi, sinemanın Filistinlilerin yaşadıklarını görünür kılan ve uluslararası kamuoyuna aktaran önemli araçlardan biri olduğunu söyledi. Film üretimini ülkesindeki gelişmelerden bağımsız değerlendirmediğini belirten yapımcı, kariyerini Filistin direnişi ve halkın yaşadığı gerçeklik doğrultusunda şekillendirdiğini kaydetti.

“YAŞADIĞIMIZ İLK SOYKIRIM DEĞİL”

Bawardi, 7 Ekim 2023 öncesi ve sonrasında Filistinli sinemacılar açısından temel yaklaşımın büyük ölçüde değişmediğini söyledi. Filistin halkının benzer yıkımları 1930’larda, 1940’larda, 1967 Savaşı sırasında ve intifada dönemlerinde de yaşadığını belirten Bawardi, Gazze’de yaşananların uzun yıllardır devam eden kanlı olaylar zincirinin yeni bir halkası olduğunu ifade etti.

Gazze’deki savaşın Filistin halkının ve genel olarak insanlığın yaşadığı en büyük felaketlerden biri olduğunu dile getiren Bawardi, İsrail yönetiminin yalnızca film yapımını değil, günlük yaşamı ve her türlü faaliyeti daha da zorlaştırdığını kaydetti.

Filistinli sinemacıların yeni dönemde daha fazla risk almaya hazır olduğunu gözlemlediğini söyleyen Bawardi, özellikle 1948 öncesi Filistin topraklarında yaşayan Filistinliler açısından konuların daha net hale geldiğini ifade etti.

“NORMALLEŞME BİZİ BİR YERE GÖTÜRMEYECEK”

Bawardi, 7 Ekim sonrasında normalleşme yaklaşımının Filistinlileri bir sonuca ulaştırmayacağı yönündeki kanaatin güçlendiğini belirtti. Bir şeyleri değiştirmek isteyen herkesin açık bir duruş sergilemesi gerektiğinin artık daha geniş kesimler tarafından kabul edildiğini söyledi.

Filistin sinemasının dünya genelindeki yolculuğuna da değinen Bawardi, 7 Ekim’den sonra Filistin davasının dünya kamuoyunda daha görünür hale geldiğini ifade etti. Farklı ülkelerdeki insanların geçmişe kıyasla Filistin filmlerini daha fazla izlemek ve tanımak istediğini kaydetti.

Artan ilginin Filistinli sinemacıların eserlerine daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşma imkânı sağladığını belirten Bawardi, film üretiminin işgal altındaki yaşamı ve Filistin halkının deneyimlerini anlatmada etkili bir araç olduğunu söyledi.

YAPIMCILIĞI TOPLUMSAL VE ULUSAL SORUMLULUK OLARAK GÖRÜYOR

Filistin’in özgürlüğüne kavuşmasının ardından da benzer filmler üretmeye devam edeceğini belirten Bawardi, işgal sona erse bile ülkenin karşı karşıya kalacağı çok sayıda toplumsal sorun bulunacağını söyledi.

Yıllar boyunca ana vatanından koparılan Filistinlilerin farklı kültürel yapılar oluşturduğunu ifade eden Bawardi, gelecekte söz konusu yapıların ve toplumsal meselelerin de sinemanın konusu olacağını kaydetti.

Filmlerini yalnızca ülkesinin işgal altında olması nedeniyle yapmadığını vurgulayan Bawardi, yapımcılığın toplumsal ve ulusal bir sorumluluk taşıdığına inandığını söyledi. Dünyanın neresinde olursa olsun ezilen insanların yanında yer aldığını ifade eden yapımcı, zulüm gören herkesin hikâyesini anlatan bir film yapmaya hazır olduğunu belirtti.

YENİ PROJESİ SURİYE’DEKİ SUÇLARI ANLATACAK

Ossama Bawardi, üzerinde çalıştığı yeni projenin Suriye’de Beşşar Esed yönetimi döneminde işlendiğini belirttiği suçları konu alacağını açıkladı.

Hasan Aycın'ın arşivi dijitalde erişime açıldı
Hasan Aycın'ın arşivi dijitalde erişime açıldı
İçeriği Görüntüle

Filistin dışındaki coğrafyalarda zulüm gören insanların hikâyeleriyle de ilgilendiğini söyleyen Bawardi, sinemanın baskı, işgal ve şiddet karşısında tanıklık görevi üstlendiğini ifade etti. Yapımcılık anlayışının yalnızca ulusal sınırlarla sınırlı olmadığını kaydeden Bawardi, farklı halkların yaşadığı acıları sinema aracılığıyla anlatmayı amaçladığını söyledi.

“ÇEKMEDEN ÖLMEK İSTEMEDİĞİM FİLM FİLİSTİN 36’YDI”

Hayatı boyunca çekmek istediği en önemli filmin “Filistin 36” olduğunu belirten Bawardi, söz konusu projeyi tamamladığını söyledi. Filistin için her zaman büyük ölçekli ve destansı bir film yapmayı hedeflediğini ifade eden yapımcı, yıldız oyuncuların yer aldığı ve önemli bir yönetmenin imzasını taşıdığı bir yapım hayal ettiğini anlattı.

“Filistin 36” ile söz konusu hedefini gerçekleştirdiğini kaydeden Bawardi, filmin Filistinli kahramanları onurlandırdığını ve yücelttiğini söyledi. Yapımdan büyük gurur duyduklarını belirten Bawardi, bir film yapımcısı olarak temel görevlerinden birini yerine getirdiğini hissettiğini dile getirdi.

AİLESİNİN HİKÂYESİNİ VE FİLİSTİN MÜZİKLERİNİ ANLATMAK İSTİYOR

“Filistin 36”nın ardından hayata geçirmek istediği başka projeler de bulunduğunu belirten Bawardi, kendi ailesinin hikâyesini sinemaya aktarmak istediğini söyledi.

Bawardi, 1970’li yılların başındaki Filistin müziklerini konu alan bir film üzerinde de çalışmak istediğini ifade etti. Kişisel ve toplumsal hafızayı bir araya getiren yapımlar üretmeyi planladığını belirten yapımcı, Filistin kültürünün farklı yönlerini gelecek kuşaklara aktarmayı amaçladığını kaydetti.

YÖNETMENİN TUTKUSU PROJEYE KATILIMINI BELİRLİYOR

Bir filmin fikir aşamasından geliştirme sürecine, yapımdan dağıtıma kadar uzanan bütün yolculuğundan keyif aldığını belirten Bawardi, söz konusu süreçte çok sayıda sorun ve zorlukla karşılaşıldığını söyledi.

Bir filmi en fazla şekillendiren unsurun sinemacının ve özellikle yönetmenin projeye duyduğu tutku olduğunu ifade eden Bawardi, yönetmenin filme yaklaşımının kendisini doğrudan etkilediğini kaydetti.

Bawardi, bir projeye nasıl ve hangi ölçüde dahil olacağını büyük ölçüde yönetmenin tutkusu ve filme bağlılığının belirlediğini söyledi. Yapımcı olarak filmin bütün aşamalarını takip ettiğini ifade eden Bawardi, yaratıcı sürecin merkezinde yönetmenin vizyonunun bulunduğunu belirtti.