Şiir ve öyküdeki enflasyon insanın yalnızlığıyla ilgilidir

"Tekil okuma Batılı bir okuma biçimi, çoğul okuma ise biz Doğululara mahsus en verimli okuma şeklidir." Hatice Ebrar Akbulut, Lekesiz'le sohbetinde tuttuğu notları paylaştı..

Şiir ve öyküdeki enflasyon insanın yalnızlığıyla ilgilidir

Derdi seven insanlar vardır, kendisi derdi sevdiği kadar bize de derdi sevdiren adamlar... Onlar dertlenmekten, sıkıntıyı omuzlamaktan korkmamayı öğretirler bize söyledikleriyle, yazdıklarıyla ve halleriyle...

Ömer Lekesiz de, "öğrenmek için değil, yaşamak için okuyan" değerli ve usta bir kalem. Okunmaksızın hiçbir yenilik yapılamayacağını savunan, geçmişten kopmadan ileriye dönük fikirler üreten üretken bir kalem. "Her söylediğimin arkasındayım, şimdiye değin yazdığım hiçbir şeyden pişmalık duymadım." diyen dürüst ve kararlı bir kalem. İslâm medeniyetinin çok okuyan, çok araştıran insanlarla yükseleceğinin bilincinde olan bir kalem. Onu kitaplarından tanıyarak, bu tanışıklığın verdiği iştiyâkla İstanbul'un yolunu tuttuk. Bizi İstanbul'un en güzel mekanlarından birinde tebessümünü, cömertliğini, kadirşinaslığını esirgemeyerek misafir etti. Misafirliğimiz süresince yönelttiğim sorulara oldukça doyurucu cevaplar verdi. Sorularım fazlaydı, bu sebeple soruların hepsini aktaramayacağım. Gündemde olan, merak edilen sorulara ilişkin cevapları aktarmaya çalışacağım.

Çoğul okuma, biz Doğululara mahsus en verimli okuma şeklidir

Lekesiz'e edebiyat dergileri hakkında bir soru yönelttim. "Edebiyat dergilerinin sayıca artması hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce var olan edebiyat dergileri mi takip edilmeli yoksa gençlerin yeni çıkardıkları edebiyat dergilerine de yönelinmeli mi?" Lekesiz, bu soruya oldukça farklı ve güzel bir cihetten yanıt verdi: "Edebiyat dergileri iki türlüdür. Birisi seçki türündedir, birisi proje türündedir. Her ikisi de lazımdır, değerlidir. Örnek verecek olursam, Hece dergisi projesi olan bir dergidir. İtibar dergisi ise seçki türündedir. Mevcut dergiler takip edilmeli elbette, gençlerin çıkardıkları dergiler de umut verici, tebessüm ettirici... Eğer bu gençlerin çizgilerinin sağlam olduğunu düşünüyorsak, onlar bizde bu izlenimi bırakıyorsa, onları ilgimizle desteklemeliyiz."

Okuma şeklini ve yöntemini merak ettiğimiz Lekesiz'e okumanın pınarından nasıl beslendiğini sorduğumda "Necip Fazıl ile gözümüzü açtık, Sezai Karakoç ile büyüdük." cevabını verdi. Okumaya ilişkin değerli bilgiler veren Lekesiz, hem toplu okumaların hem de tekil okumaların insana çok şey kattığını vurguladı. "Tekil okuma Batılı bir okuma biçimi, çoğul okuma ise biz Doğululara mahsus en verimli okuma şeklidir." diyen Lekesiz, tekil okumaların da ancak bir çoğunlukla paylaşıldığında kıymetlendiğini ifade etti. "Belli dönemlerde belli okumalar" yaptığını söyleyen Lekesiz, "Sürekli okuyordum, elime ne geçerse, ne olduğuna bakmaksızın, bu benim ne işime yarar demeksizin okuyordum. Okumalarım bana düşünsel, siyasal, sanatsal bir bakış açısı kazandırdı. Lisedeyken yaptığım okumalar öyle bir doygunluk sağlamıştı ki bana, üniversite öğrenimi bir anda gözümde küçülüvermişti." dedi. Okuma noktasında son derece hassas ve titiz olduğunu söyledi.

Yazma noktasında Mavera çizgisini gözeten Lekesiz, kendisinin de Mavera'nın suyundan içtiğini, hâlâ o çizginin var olduğunu -bu çizginin varlığının korunmasının önemini vurgulayarak- söyledi.

Şiir ve öyküdeki enflasyon insanın yalnızlığıyla ilgilidir

Lekesiz'in ismi hem sanat eleştirmeni hem de edebiyat eleştirmeni olarak anılmakta. Kendisini bu noktada nerede gördüğünü sorduğumda, "Edebiyatın yetersiz kaldığını düşündüğüm için çerçeveyi sanat ile genişlettim." cevabını verdi. "Son zamanlarda öykü ve şiirde bir patlamanın olduğu mâlum, Lekesiz bu konuda ne düşünür?" sorusuna kısa ve net bir yanıt verdi: "Şiir ve öyküdeki enflasyon insanın yalnızlığıyla ilgilidir."

Sanat anlayışımıza yönelik, cami örneği üzerinden giderek kısaca şunları aktardı Lekesiz: "Sorun neyi, ne zaman, neye yönelik, ne için yapacağımızdır. Camiyi inşâ ederken orada en çok kim bulunacak, oraya kim girecek, bu önemli. Camilerde aslolan şey, başka ibadethanelerle benzeşmemesidir. Biz camiyi yaparken değil, yaptıktan sonra cevaplıyoruz bu soruları. Oysa öncesinde cevaplanıp, ona göre, caminin dokusuna uygun inşâ faaliyeti yapılmalıdır."

Son olarak “gençlere okuma konusunda ne önerirsiniz” diye sorduğumda, "Okuma konusunda ciddî ve tutarlı olsunlar. Neyi, niçin okuduklarını bilsinler. Serseri okumalar değil, bilinçli okumalar yapsınlar. Kendi iç üniversitelerini kursunlar. Metodik okumalar yapmak zorunludur, bunu da ihmal etmesinler." cevabını verdi.

Erken yaşlarda okumaya eylemiyle tanışan Lekesiz, gazetenin de okurluk hayatında ciddi etkisinin olduğunu düşünmekte, gazeteyi bu anlamda önemli bir araç olarak görmekte. Birçok eleştiri ve polemik yazısının müellifi olan Lekesiz, eleştiri yapmayı adaleti gözetmek olarak görüyor. Okuma eylemini ilk günkü heyecan ve istekle sürdürdüğünü vurgulayan Lekesiz, önemli yazarların takibinde olduğunu, kitabevlerinin uğrak mekanları olduğunu da kaydetti.

Bir imzalı kitap hediyesini de alarak, ayrılma zamanlarına eriştik sevgili Lekesiz'le... Ayrılırken bir daha böyle bir söyleşide, böyle bir yakınlıkta olmayı arzu ederek, biraz İstanbul kaldırımlarında yürüdükten sonra vedalaştık. "Suretlerini en fazla görmeyi arzuladıklarım, kitaplar sayesinde dost olduklarımdır." diyen Lekesiz'le, kitaplar(ı) vesilesiyle dost olmanın mutluluğu içerisindeyim.

Hatice Ebrâr Akbulut yazdı

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2018, 15:52
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Bahri TEKİN
Bahri TEKİN - 7 ay Önce

Samimiyet.

ozcanarikan
ozcanarikan - 5 yıl Önce

Soylesinizi bizimle paylastiginiz icin tesekkur ederiz.Almış oldugunuz notlardan biz de faydalanmis olduk.

banner19