banner17

Her dem yeni açarlar, onlardan kim usanası

Ey baharları gülle selamlayan bir ufkun çocukları. Gül zamanı ne vakit bitti? Bir Gül Çağı gelsin için tüm mücadelemiz!

Her dem yeni açarlar, onlardan kim usanası

 

Bizler gülü gül ile tartan bir medeniyetin çocuklarıyız. Bizler çarşısı pazarı gül olan şehirlerde konaklarız. Baharın ak yeleli atlarının sırtında mahşere doğru koşarız. Saatimiz güle kurulmuştur. Kalbimiz gül için çarpar. Gül sevdasına düşeriz yollara. O gül ki Resul’ün teridir. O gül ki Habibullah'ın simgesidir.Nurettin Durman

Şimdi o gülden çok uzaktayız. Ruhlarımız bir işaret arıyor. Ruhlarımız kendi ateşini yakacak bir kibrit arıyor. Düşüncelerimiz eyleme dönmediği zaman zehire dönüşüyor. Ruhumuz bir yanılgının muhasebesini tutmaktan yorulmuş. Gül özlemiyle bakıyoruz ufuklara.

Bir sabahın kalbinden bir akşamın kalbine doğru büyüyor renkler bir bir

Dünya bir penceresini geceye bir başka penceresini gündüze açıyor; rüyalar tabir edilmeyi bekliyor. Rüyalar zindandaki Yusuf'unu arıyor. Hayat denen rüyayı tabir eden sevgili nerede? Aşk, kimliksiz bir ceset gibi atılmış kalbin varoşlarına.

Şimdi uzak dağların karlı zirvelerinde bir ayak izi var. Sağır gecelerin dudaklarında türküsünü yitirmiş bir ömrün suskunluğu var. Kendi kendisinin derdine düşen insan kendisinden kurtulmadıkça ve kendini atmadıkça derdine hiçbir zaman derman bulamayacağını bilmiyor. Güle kavuşmadan çilesinin bitmeyeceğini anlamıyor.

Hüseyin K. EceGölgelerin üst üste bindiği bir zamanın tek gerçeğiyse hüzün. Hüzün bir gül gibi açılıyor giden günlerin tenhalarında. Sevgi sözleri arasında bir damla gözyaşı süzülüyor sokaklara. Bir sabahın kalbinden bir akşamın kalbine doğru büyüyor renkler bir bir.

Seher yelinin ardından bir doğuşun hikâyesi yazılıyor. Güneş, göklerin kalbinden yürüyor şehirlerin üstüne. Yıllar sonrasını düşünenlerin yıllar öncesinin penceresinden görüldüğü gibi savruluyor toprak olmuş bedenleri. Ölüm, çerçevesiz resimler sergisinde baş köşeye kurulmuş seyrediyor lal olmuş dudakları.

Ve ağır bir yükü taşımak gibi zor yaşamak. Beynin kendi kendini taşıyamaz hale gelmesiyle çıldırmanın kapısını çalarken hayaller.

Ey baharları gülle selamlayan bir ufkun çocukları

Öfkenin bir tebessüme sığacağı, kalbin başka bir kalbe sığacağını bilse de bir kâğıdın düşlere sığmayan çığlığını duymuyor mürekkep. Yürekler yanmadıkça gözler yaşarmıyor bir türlü. Kendi kendine yalvarışı başlıyor kalbin. Ve haykırıyor sükûtun denizlerinde.

Sesin bu yangını söndüremez. Ağlaman gerekir. Kalpteki yangınlar ancak gözyaşıyla söner. Bu vadide risksiz bir hayat özlemi kadar riskli bir durum yoktur.Ömer Lütfi Mete

Gece battaniyesini üstüne çeken rüyaların sarhoş kaldırımlarında dolaşan ve uçurumdan uçuruma atlayan bir avuç toprağın içinde candır işte bu koşuşturan. Kelimelerin zehriyle zehirlenmiştir bir kere dudaklar. Anılar denizinde bir adadır çocukluk. Küllenen ateşin son kırıntıları da yanar. Ellerinde son bir koz kalır. Ümitsiz insanların atlaslarında bilinmez bir ülkedir gönül. Haritalarını kus ey dünya. Gülünü kaybetmiş, ağlıyor insanlık. Sürün nerde ey çoban? Kurtlar yol boyunca pusuya yatmış.

Yine de sabrı ve umudu kuşanmak lazım. Güneş bir şiir gibi doğdu bak çöllerde. İçinde pınarlar kaynarken, düş bahçesinde büyürken ağaçlar. Aşkın masalımsı kubbesi altında diz kırıp oturmanın ve bağrını deli rüzgârlara açıp delice savrulmanın vaktidir.

Ey baharları gülle selamlayan bir ufkun çocukları. Gül zamanı ne vakit bitti? Ateş ve su artık tesir etmiyor birbirlerine. Ey bizi bırakıp uzaklara giden sevgili, bilesin ki zamansız bir gidiş oldu gidişin. Ardından geçen günler arsız bir diken misali pervasız…

 

Mehmet Baş yazdı

Güncelleme Tarihi: 14 Eylül 2012, 12:33
YORUM EKLE
YORUMLAR
mükerrem mercan
mükerrem mercan - 6 yıl Önce

içimizde ki özlemleri dile getiren bir yazı. gül peygamberimiz ve onun ebedi çağrısı. teşekkürler..

banner8

banner19

banner20