Hayat boşluk kabul etmez

Dünyada kurulu bir düzen vardır ve bu düzende hiç boşluk yoktur. Ölenin yerini canlısı doldurur, eskiyenin yerini yenisi… Süleyman Çınar yazdı.

Hayat boşluk kabul etmez

Dünya hayatına gözlerini açan her insan, bir savaşın ortasına doğar. Lakin hemen idrak edemez bu savaşı, anlaması için belli bir olgunluğa erişmesi gerekir. İnsan akletmeye başlayınca hasmını tanır önce, sonra da onun kendisinin ezeli düşmanı olduğunu…

Yalnız bunu bilmek, anlamak yetmez insan için. Bir teknik direktörün rakibi tanıdığı gibi, hasmını çok iyi tanıması, analiz etmesi gerekir. Bunu da tek başına yapamaz. Dünya hayatına geldiğinde hiçbir şey bilmeyen insan, bir bildirene, bir de öğretene muhtaçtır. Şükür ki, onu dünyaya gönderen ve onu ondan daha iyi bilen, her şeyi hazırlamıştır onun için. Ona kelâm indirmiş; kelâmla birlikte onu anlayan, anlatan, açıklayan azametli müfessirler göndermiştir. Bu ilahi kelam ve gönderilen elçiler, insana şeytanın kim olduğunu bildirir ve de onun tek başına olmadığını… Her ülkenin içinde hain olur da insanın içinde olmaz mı? İnsanın içinde de şeytanın işbirlikçisi nefs vardır. Savaş tek cephede cereyan etmez böylelikle, hem içten hem dıştan mücadele etmek zorundadır insan.

Bu çetin savaşın ortasına düşen insan bir yol ayrımına gelir. Ya savaşmaktan kaçıp düşmana kendi elleriyle teslim eder kendini ya da son nefesine kadar savunur hududunu. Eğer savaşmayı seçmişse onu çetin ve uzun bir yol bekler. Çünkü o, hudutta nöbet bekleyen asker gibi, gözünü dahi kırpamaz. Her an, her yerde dikkatli olmak zorundadır. Zira düşmanın nereden, nasıl çıkacağı belli olmaz, ne derler: “Su uyur, düşman uyumaz.”

Gece-gündüz teyakkuzda olmak da yetmez insana. Hasmının silahlarını ve marifetlerini de bilmeli ki onunla savaşabilsin. Zira karşısındaki hilekâr, sahtekâr, bukalemun gibi, kılıktan kılığa giren bir düşman; tuzak üstüne tuzak kurar, dümen üstüne dümen çevirir. Şairin dediği gibi, “Kırk tilki kuyruğunda kırk bin dümen kurgusu.”

Şeytanın iki silahı vardır elinde; biri gaflet, biri de cehalet. Bu yüzden büyüklerimiz “Dış dünyasını bilmeyene cahil, iç dünyasını bilmeyene gafil” demişler. Bundan mülhem dıştaki cehaletiyle içteki gafletini birlikte gidermeye çalışmalı insan. Çünkü hayat boşluk kabul etmez, hayatta boş kalmaya müsait bir alan yoktur. Bu, dünya için de böyledir, insan için de…

Hak, hakikat ve güzellikle meşgul olmak

Dünyada kurulu bir düzen vardır ve bu düzende hiç boşluk yoktur. Ölenin yerini canlısı doldurur, eskiyenin yerini yenisi… Bu yüzden insan savaşta mağlup olmak istemiyorsa, toprak kaybetmek istemiyorsa topraklarını donatmalı yani kendini teçhiz etmeli. Savaşmayı göze aldıysa gerçek bir savaşçı olmanın gereklerini yerine getirmeli. Güzel bir söz vardır, derler ki “Gerekler terk edilmez, gerçeklerden de kaçılmaz.” İnsanın gereklerini yerine getirmeyerek boş bıraktığı yerler yine boş kalmaz. Ekilmeyen bir tarlada zararlı otların bitmesi gibi, göz açıp kapayıncaya kadar şeytan işgal eder topraklarını,  kötülük sarar dört bir yanını, zamanla kararmaya başlar gönlü.

Bu savaş her an, her yerde hak, hakikat ve güzellikle meşgul olmayı gerektirir. Meşgul olmadığımız an, kötülüğün nüfuz etmeye başladığı andır. “Sen kendini hak ile meşgul etmezsen batıl seni işgal eder.” der Hz. Ali. Hiçbir şeyle meşgul olmadığımız da yerimizde saymıyoruz maalesef, gün be gün geriliyoruz. Vücuda zerk edilen bir zehrin yavaş yavaş öldürmesi gibi, kötülük ruhumuza ve gönlümüze sirayet ediyor, yavaş yavaş soğutuyor bizi iyilikten.

Her koyun kendi bacağından asılır derler ya hani, maalesef öyle değildir bu durum. Kendimizi yetiştirmediğimizde, güzel işlerle meşgul etmediğimizde kaybeden yalnız biz olmuyoruz. Hem toplum kaybediyor hem de o toplumdaki insanlar... Hatta tüm dünya kaybediyor. Çünkü bir insan hiçbir zaman nötr değildir. Ya iyidir ya da kötü, ya kendine ve çevresine faydalı bir bireydir ya da zararlı… Kendini teçhiz etmeyen insan şeytanın topluma karşı kullandığı, diğer insanlar üzerinde nüfuz sağladığı bir silaha dönüşür zamanla.

“Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul” (İnşirâh, 94/7) ayeti en bariz şekilde sunmuş çözüm yolunu. Hayatımıza değer katacak, maddi manevi gelişimimize vesile olacak bir işle meşgul olmak galibiyete giden ilk adımdır bizler için, ezeli ve ebedi düşmanımızı devirmeye yaklaştığımızın işaretidir.

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2020, 16:27
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26