Dikkat! Ayağın boşluk çukuruna takılmasın!

İnsan küçük bir âlem olduğu gibi âlemde büyük bir insana benzer. Buna göre âlem yani evren nasıl boşluk kabul etmezse aynı şekilde ideal insanın hayatı da boşluklardan âri olmalıdır. Boş durmak, tembellik, atalet dinimizin hoş görmediği ve kınadığı davranışlardandır; zira insan boş ve avare bir hayat yaşarsa zaman israfının da önüne geçemeyecektir. Peygamber Efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurduğu gibi: “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve zaman.”

Dikkat! Ayağın boşluk çukuruna takılmasın!

Bu hadisten anlaşılacağı üzere mümin vaktini israftan kaçınmalı, dinlenme isteğini yapmış olduğu işten başka bir işe yönelerek yani iş ve meşguliyet alanını değiştirmek suretiyle gerçekleştirmelidir.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de zaman üzerine yemin etmiş ve ayrıca “Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul ve yalnız Rabbine yönel.” buyurmuştur. Bu hitap evvela Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için sonra da onun önderliğinde bütün müminlere hitap etmektedir. Bu ayetin tefsirine bakıldığında müfessirler şu beyanlarda bulunmuştur: Tebliğ etmekten veya dünyevî, yararlı ve önemli işlerden boş kaldın mı hemen başka işe koyul.

Dikkat! Ayağın boşluk çukuruna takılmasın!Yorulmak ama nasıl?

“Başka işe koyul” şeklinde tercüme edilen “fensab” fiilinin kökü olan “nasab” yorgunluk, demektir. Buna göre Ayet-i Kerimenin manası şöyle olmaktadır: Tebliğ görevinden veya önemli dünyevî, yararlı işlerden boş kaldın mı ibadetle uğraş, sana vermiş olduğumuz geçmiş nimetlere ve vaad ettiğimiz gelecek nimetlere şükür olsun diye kendini yor.

Bu ayeti şu şekilde anlamak da mümkündür: Vahyi almaktan boş kaldın mı hemen tebliğ ile yorul, tebliğe koyul. Bir başka müfessir ise bu ayeti şöyle anlıyor: Sağlığın yerinde olduğunda boş vakitlerini ibadette yorulmakla geçir. Nitekim rivayet edilir ki Kadı Şüreyh birbiriyle güreşmekte olan iki kişiyle onlara boş boş bakan bir üçüncü kişiye rastlar ve sorar: Bu niye bir şeyle meşgul olmuyor? Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de “Boş kaldın mı hemen başka işe koyul.” buyuruyor. Bir kimsenin hiçbir iş yapmadan boş boş oturması veya dinini ya da dünyasını ilgilendirmeyen bir şeyle meşgul olması onun düşünce sakatlığı içinde aklının zayıf ve kendisini gafletin kuşatmış olduğunu gösterir.

Ömer’in (Radıyallahu Anh) şöyle dediği rivayet olunur: “Ben sizlerden herhangi birinizi dünya ve ahiret ameli ile meşgul olmaksızın bomboş bir biçimde görmekten hoşlanmam.”

Katade ve Dahhak bu ayet-i kerimeyi şöyle tefsir etmişlerdir: “Namazı bitirdin mi duada yorul.” Ebu Medyen Mağribî (Rahmetullahi aleyh) bu ayetin tevilinde buyurmuştur ki kâinatın müşahedesinden ayrıldığında gönlünü Rahman’ın cemalinin müşahedesine bağla.

Ayetin belağî yönü incelendiğinde “başka bir işe koyul” cümlesinin başında atıf harflerinden “fe” seçilmiştir. “Fe” harfi takip manasına gelmektedir. Bunun manası önceki ile sonrakinin arasında zaman açısından hiçbir süre bulunmaması, peş peşe olmasıdır. Buna göre ayetteki bu bir harfin varlığı pragmatik açıdan şuna delalet etmektedir: Bir işi bitirdiğinde arada boşluk, tembellik, atıllık olmaksızın hemen hiç vakit kaybetmeden diğerine koyul.

Müfessir Âlusî bu ayetin tefsirinde ince bir noktaya temas etmiş ve insanın bir işten diğer işe koyulmasıyla önceki yapmış olduğu işe muvaffak kıldığı için ikinci işi bir şükür ve şükran vesilesi olarak yorumlamıştır. Böylece farzlar bitince nafilelere yönelen bir insan Allah Teâlâ’nın onu farzları ifa etmek noktasında müyesser kılmasından dolayı nafilelere yönelerek Rabbine şükranda bulunmalıdır.

Tatil mezarda evladım!

Dikkat! Ayağın boşluk çukuruna takılmasın!Bitirilen iş ve başlanılan iş noktasında ise müfessirler farklı görüşlerde bulunmuşlardır. Buna göre bazı müfessirler, farz namazın bittiğinde hemen nafile namaza ve duaya yönel demişler bazıları dünya işlerin biter bitmez hemen namaza ve Allah için ibadete yönel olarak ayeti anlamışlardır. Bazı müfessirler ise cihadın bittiğinde nafile ibadetlere ve tebliğe yönel şeklinde ayeti yorumlamışlardır.

Ancak en nihayetinde ayette genel olarak verilmek istenen mesaj müminin meşgul olduğu şeyi değiştirmek suretiyle zaman israfından kaçınması, vaktini boş yere harcamaması, vakit sermayesini doğru bir şekilde kullanmasıdır. Bu bağlamda arif zatlardan biri talebelerine şöyle buyurmuştur: Tatil ancak mezarda evlatlarım, Müslümanın tatili Allah rızası için hizmet etmek, faydalı meşguliyetlerle gününün bereketlenmesini sağlamaktır. Hiç şüphesiz insanın hayatındaki boşluklar kapandıkça vaktin bereketi artmakta az zamanda çok işler kula müyesser kılınmaktadır. Bu da ancak ve ancak meşgul olduğun işi değiştirmek suretiyle mümkün olabilir.

Meşguliyetini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim!

Boş ve nâdân bir kula şeytan daha fazla musallat olmakta ve kişinin tasavvur edemediği fenalıklar kulağına fısıldanmakta ve nefsiyle mücadelesi zorlaşmaktadır. Boşluğa düşmek tabirinde olduğu gibi kişi adeta sahip olduğu ilmî birikim ve manevî doyum tepesinden, boşluk çukuruna düşmek durumunda kalabilmektedir. Böylece yapmış olduğu işten maddî-manevî almış olduğu faydaları sadece ufak bir gaflet ve boşluk anında elinden kaçırabilir. Örneğin bir ilim talebesi bir sene boyunca ilim alır, âlimlerin semerelerinden doyuma ulaşarak onlardan beslenir ancak tatil yapmak maksadıyla iki üç ay kitaplarının yüzüne bakmaz, Kur’an-ı Kerim’in kapağını açmaz, kendini ilim meclislerinden uzaklaştırırsa bu atalet ve tembellikten başka bir şey olmaz; zira asıl mühim olan rahatlık anında kişinin nelerle meşgul olduğudur.

Meşgul olduğu ve değer verdiği şeyler kulun değerini gösterir. Rahatlık hâlinde kişinin bir gününü nasıl geçireceği ve okul, kurs, iş gibi meşguliyetlerinden uzak hâlde bir otorite tarafından denetlenmediği durumlarda kul geçen her günün muhasebesini yapmalıdır; zira kimse denetlemese de âlim ve habîr yani ilim sahibi ve her şeyden haberdar olan Rabbimiz biz kullarını daima gözetlemektedir; zira O, kulunu şah damarından daha yakındır.

Mualla Namlı

Hüma dergisi, Sayı: 22

YORUM EKLE