Hayat en güzel öğretmen, kent ve apartman hayatının geldiği nokta, zor zamanda ikisinin de bize dost olmadığını gösteriyor. Bulduğumuz tüm fırsatlarda kaçtığımız, olağanüstü durumlarda bize sığınak olmayan kent ve çok katlı apartman tipi yaşamın sürdürülebilir olmadığı, insan fıtratına aykırı olduğu, kısa süreli otel olmaktan başka işe yaramayacağı belli oldu ve olmaya devam edecek. O zaman köylere ve bahçeli evlere neden ve nasıl döneceğimiz üzerine düşünmeliyiz. Öncelikle neden köyleri, bahçeli evleri terk ettik, belki bunun üzerine kafa yormalıyız. Bence dar kafalı olarak şehirde oturulduğu gibi, ufku açılmış ve çağının farkında biri gibi köyde de oturulabilir. Sakin bir şehirde, üretim yapılabilen bahçeli ev de kısmen çözümdür.

Alışverişi marketten yapacaksak köye gitmeye, AVM'de zaman öldüreceksek bahçeli eve çıkmaya gerek yok. Hiç üretim olmayan bahçeli ev bile elbette apartmandan iyidir; fakat burada başka bir şey anlatmak, tüketen değil üreten evden bahsetmek istiyorum. Bahçeli müstakil hayat bir yaşam felsefesidir, nasıl apartman yeni bir kültür oluşturmuşsa, eskiden Osmanlı evi/ Türk evi de bir kültür oluşturmuştu. Osmanlı şehrini anlamak ve o kültürü çağın imkanlarıyla yeniden üretmek zorundayız. Ben kendi kişisel tarihimden örnekler vererek konuyu anlatmaya çalışacağım.