Klasik Eserleri Yeniden Okumak: Geçmişin Kitapları Bugünün Okuruna Ne Söylüyor?
Raflarda tozlanan o kalın ciltleri hepimiz biliriz. Okul yıllarında zorla okuduğumuz, yarıda bıraktığımız ya da hiç açmadığımız kitaplar. Peki aradan yıllar geçince aynı sayfalar neden bambaşka konuşuyor? Cevap basit: değişen kitap değil, biziz.
Klasik Dediğimiz Şey Tam Olarak Ne?
İtalyan yazar Italo Calvino bu soruya güzel bir cevap vermişti:
"Klasik, söyleyecek sözü hiçbir zaman tükenmeyen kitaptır."
Yani eski olmak tek başına yetmez. Don Kişot 1605'te yayımlandı. Aradan 400 yıldan fazla geçti ama hâlâ basılıyor, hâlâ tartışılıyor. Charles Dickens'ın İki Şehrin Hikâyesi'nin ise tahminlere göre 200 milyondan fazla sattığı söylenir. Demek ki bu kitaplarda zamana dayanan bir şey var.
Rakamlar Ne Anlatıyor?
Okuma alışkanlığı üzerine yapılan araştırmalar umut verici. Amerika'daki Pew Araştırma Merkezi'nin 2021 tarihli çalışmasına göre yetişkinlerin yaklaşık yüzde 75'i son bir yıl içinde en az bir kitabın bir bölümünü okumuş. Üstelik dijital kitap ve sesli kitap bu oranı yukarı çekiyor.
Telif süresi dolan eserlerin açık arşivleri de büyüyor. Gutenberg Projesi'nde 70 binden fazla ücretsiz kitap bulunuyor. Yani klasiklere ulaşmanın önündeki en büyük engel artık fiyat değil, vakit ve istek.
Ekranda mı, Kâğıtta mı?
Kâğıt kokusunu kimse inkâr etmez. Ama günümüzde klasiklerin büyük kısmı telefonda, tablette, bilgisayarda okunuyor. Metro yolculuğunda on sayfa, uyumadan önce beş sayfa. Küçük parçalar birikir ve bir ayda koca bir roman biter.
Windows kullanıyorsanız, kitap arşivlerine girerken bağlantınızı korumak için VeePN uygulamasını Microsoft Store üzerinden de kurabilirsiniz.
Aynı Kitap, Farklı Okur
On altı yaşında okuduğunuz roman, kırk yaşında bambaşka bir kitaba dönüşür. Kitap değişmedim, siz değiştiniz. İş hayatını, kaybı ve pişmanlığı tanıdıktan sonra Raskolnikov'un derdi çok daha yakından hissedilir.
Bu yüzden klasiği ikinci kez okumak, eski bir arkadaşla yıllar sonra konuşmaya benzer. Kişi aynıdır ama sohbet başka yerlere gider.
Dijital Kütüphanelerde Klasikleri Bulmak
Telif süresi dolan eserleri ücretsiz sunan Gutenberg Projesi'nde 70 binden fazla e-kitap var. Yani bir akşam yemeğinden daha ucuza, hatta hiç para vermeden, yüzlerce klasiği telefonunuza yükleyebilirsiniz.
Ama her arşiv her ülkeden açılmıyor. Bazı kütüphaneler ve yayın siteleri bölgeye göre erişimi sınırlıyor. Kafede ya da havalimanında herkese açık bir ağa bağlanıyorsanız, o ağı başka kimlerin izlediğini de bilemezsiniz. VPN uygulamaları bu noktada işe yarar: trafiğinizi şifreler ve bağlanacağınız konumu seçmenize izin verir. VeePN'i kullanma süreci de kısa. Kurulum için VeePN ile güvenli anahtar sayfasındaki bilgisayar sürümünü indirirsiniz, bir sunucu seçip bağlanırsınız, sonra e-kitap sitenizi her zamanki gibi açarsınız. Artık güvenli bir iletişim kanalı.
Çeviri Meselesi: Hangi Baskıyı Seçmeli?
Aynı roman üç ayrı çeviriyle üç ayrı kitaba dönüşebilir. Eski çeviriler ağır ve süslü olabilir, yenileri daha akıcı. Hangisi daha iyi? Bu tamamen okura bağlı.
Pratik bir yöntem var: ilk sayfayı iki farklı baskıdan okuyun. Hangisi sizi ileri çekiyorsa onu alın. Ayrıca önsözü okumayı ihmal etmeyin. İyi bir önsöz, kitabın kapısını aralayan küçük bir anahtardır.
Beş Klasik, Beş Güncel Mesaj
Bazı kitaplar bugünü anlatıyormuş gibi okunuyor:
-
Suç ve Ceza (1866): Yoksulluk insanı nereye kadar sürükler, vicdan nerede devreye girer?
-
Sefiller (1862): Adalet ile merhamet arasındaki gerilim bugün de sürüyor.
-
Hayvan Çiftliği (1945): İktidarın dili nasıl değişir? Cevap kısa bir hikâyenin içinde.
-
Saatleri Ayarlama Enstitüsü (1962): Bürokrasinin absürt yüzünü Tanpınar'dan dinleyin.
-
Kürk Mantolu Madonna (1943): Görünmeyen insanların yalnızlığı.
Okumaya Nereden Başlamalı?
Büyük bir plana gerek yok. Küçük adımlar yeter:
-
Kısa olandan başlayın. İnce bir roman, kalın bir cilde göre cesaret kırmaz.
-
Önsözü sona bırakın. Kitabı kimsenin yorumunu duymadan tanıyın.
-
Günde 15 sayfa okuyun. Bu hızla yılda yaklaşık 5.400 sayfa eder. 300 sayfalık romanlarla hesaplarsanız 18 kitap yapar.
-
Kenara not alın. Bir cümle, bir soru, bir itiraz, fark etmez.
Basılı mı, Ekran mı?
Pew Research Center'ın 2021 verilerine göre Amerikalı yetişkinlerin yaklaşık yüzde 23'ü bir yıl boyunca hiç kitap okumamış. Okuyanların büyük kısmı hâlâ basılı kitabı seçiyor, dijital okuyanlar ise yaklaşık yüzde 30 civarında. Yani ekran, kâğıdın yerini almıyor, yanına oturuyor. Akşamları bilgisayardan okuyorsanız, otel ya da kafe ağında e-kitap hesabınıza giriş yaparken VeePN gibi bir uygulamayı açık tutmak, giriş bilgilerinizi korumanıza yardımcı olur. Microsoft mağazasından indirmek yeterli.
Peki hangisi daha iyi? Ona kitabın kendisi karar verir. Şiir kâğıtta, uzun bir Rus romanı belki telefonda daha rahat okunur.
Çeviri Meselesi
Yabancı bir klasiği Türkçeden okuyorsanız çevirmen çok şey değiştirir. Aynı roman bir çeviride akar, başka birinde takılır. İlk iki bölümü deneyin. Cümleler ağır geliyorsa kitabı suçlamayın, başka bir baskıya bakın.
Eski çeviriler bazen şiirsel ama yorucu olur. Güncel çeviriler daha rahattır. Yine de karar sizin, çünkü okurken en çok siz yaşayacaksınız.
Bitirememek Ayıp Değil
Mark Twain'e atfedilen bir söz şöyle der:
"Klasik, herkesin övdüğü ama kimsenin okumadığı kitaptır."
Biraz haksız, biraz da doğru. Bu yüzden bir kitabı yarıda bırakmak suç sayılmamalı. Üç yüz sayfa direndiniz ve hâlâ bağ kuramıyorsanız, bir yıl sonra yeniden deneyebilirsiniz. Kitap kaçmaz.
Sonuç
Klasikler bize hazır cevaplar vermez, daha iyi sorular sordurur. Eski bir kitabı bugün açmak, yüzlerce yıl önce yaşamış birinin bugünkü derdinize ses vermesini dinlemek demektir. Bir tanesini seçin, ilk on sayfayı okuyun ve gerisini kendiliğinden gelmesine bırakın.





