5 Eylül 2020 tarihinde dâr-ı bekâya irtihal eyleyen Hâfız Mustafa Yaşar Göletderevî, 90 yıllık bereketli ömrünün her ânını aşk ve feyizle Cenâb-ı Hakk’a vuslata adamış, bu uğurda ümmet-i Muhammed’in irşâdına hizmetkâr olmuş ve her dâim kendini sırra çekmiş saklı bir hazine idi.

Hayatı

1930 yılının 1 Ağustos günü Çorum’un Kargı ilçesine bağlı Göletdere Köyü Cembekli Mahallesi’nde doğan Hâfız Mustafa Yaşar Efendi dokuz yaşında başladığı hafızlığını on bir yaşında tamamladı. Hafızlığa teşvik eden hocası Boyabatlı Osman Efendi, tahsilini İstanbul’da tamamlamış, ardından memleketine dönmüş bir muallim idi. Hafızlık eğitimine ilaveten Mustafa Yaşar Efendi’ye Arapça, Tefsir, Fıkıh, Hitabet, Coğrafya, Matematik ve İnşa gibi dersler okutmuştur. Mustafa Yaşar Efendi’nin talim ve tecvit hocası ise Kurra Hafız Mehmet Efendi’dir. Boyabatlı olan bu zât, İstanbul Fatih Camii İmamı Filibeli Mehmet Rasim Efendi’nin (ki bu zât Arap Hafız olarak bilinmektedir) yakın talebelerinden olup bilahare memleketine dönmüş bir âlimdir. Mustafa Yaşar Efendi’nin aynı zaman diliminde istifade ettiği bir diğer zât ise o yörenin ümmî velilerinden olan Derviş Mehmet Efendi’dir. Derviş Mehmet Efendi, Mustafa Yaşar Efendi’deki istidadı fark ederek onu manevî terbiye altına almış, henüz on-on bir yaşlarında iken onu halvete koymuş, bazı rüya ve zuhuratlarını tabir etmiş, hayata hazırlamıştır. Bu manevî eğitimlerin seyr ü sülûka bir hazırlık mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Zira Derviş Mehmet Efendi, Mustafa Yaşar Efendi’ye, kendisinin irşâda yetkisi olmadığını ve bu sebeple bir mürşid bulmasını tavsiye etmiş, intisap edeceği mürşid-i kâmilin vasıflarını da bildirmiştir. Bu andan sonra mürşid aramaya koyulan Mustafa Yaşar Efendi, pek çok şeyh efendiyle (Kâdiriyye meşâyıhından İskilipli Ethem Efendi (ö.1963) ve Nakşibendiyye meşâyıhından Ahıskalı Ali Haydar Efendi (ö. 1960) onun görüştüğü şeyhler arasındadır), dervişle, tasavvuf çevreleriyle irtibatından sonra 1960 yılında Ankara’da Kâdiriyye-Hâlisiyye meşâyıhından Malatyalı Seyyid Mustafa Hayri (Öğüt) Efendi’ye (ö. 1979) intisap etmiştir. Mustafa Yaşar Efendi, Ankara’da bulunduğu zaman diliminde Hacı Bayram Camii’nde ve Zincirli Camii’nde Arapça ve Kur’ân-ı Kerîm derslerine de devam etmiştir.

M. Yaşar Efendi 1

Burada Ahıskalı Ali Haydar Efendi’nin, Mustafa Yaşar Efendi’yle olan diyaloğunu hususen zikretmek, gerçek bir mürşid-i kâmilin yol göstericiliğinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyacaktır. Mustafa Yaşar Efendi 1956 yılında askerlik dönüşü İstanbul’a gitmiş ve burada intisap edeceği bir mürşid aramaya başlamıştır. Yolu Ali Haydar Efendi’ye çıkan Mustafa Yaşar Efendi, meramını yazılı olarak kendisine bildirmiş ve Ali Haydar Efendi bir süre murâkabe ettikten sonra “Ben sende Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin kokusunu ve izini görüyorum. Tavsiye ederim Gavsu’l-A‘zam’ın tarîkinin dışında hiçbir şeyhe gönül verme. Dua ederim, Mevla’m seni Kutbu’l-Ârifîn olan zâta teslim eyleye” demiş ve böylelikle Mustafa Yaşar Efendi’ye bir Kâdirî şeyhi aramasını tavsiye etmiştir. Mustafa Yaşar Efendi’nin bu arayışı, Mustafa Hayri Malatyevî hazretlerine intisabı ile son bulmuş ve o andan itibaren büyük bir teslimiyetle şeyhine bağlanmış, bu yola hizmet etmiş ve Malatyevî hazretlerinin kendi ifadesiyle “birinci ihvan ve halifesi” olmuştur.

Mustafa Yaşar Efendi’nin Mustafa Hayri Efendi’ye intisap ettiği ânın hoş bir nüktesi vardır: Mustafa Yaşar Efendi Ankara’da bulunduğu zamanlarda, Sivaslı Mustafa Gürbüz isimli bir Kâdirî dervişi ile tanışmış. Mustafa Gürbüz devamlı olarak şeyhinden bahsederek Mustafa Yaşar Efendi’yi şeyhi ile tanışmaya teşvik edermiş. Bir gün yine aynı konudan bahsedince Mustafa Yaşar Efendi “bir şartla” diyerek;

“Efendim, uğrarsa yolun semt-i Harameyn’e

Ta‘zîm ü selâmımı arz eyle Rasûlü’s-Sekaleyn’e”

yazıp Mustafa Gürbüz Efendi’den bu nâmeyi şeyhine ulaştırmasını istemiş. Bu not aynı günün akşamında Mustafa Hayri Efendi’ye ulaşınca peş peşe sayha etmiş ve Mustafa Gürbüz’e “Denize iyi bir ağ attın, iyi bir balık avladın, gelsin de görüşelim” demiş ve cevabi not yazarak Mustafa Yaşar Efendi’ye göndermiş. Bu arada Mustafa Yaşar Efendi de istihare etmiş ve istiharesinde yukarıda ismi geçen Derviş Mehmet Efendi’nin, intisap edeceği şeyhin vasıfları diye sıraladığı her şeyi Mustafa Hayri Efendi’de görmüş. 1960 yılının Ekim ayında, bir akşam zikir meclisinden sonra Mustafa Hayri Efendi, Mustafa Yaşar Efendi’yi karşısına oturtmuş ve “Hafızlar, hocalar, mürekkep yalamışlar kolay kolay teslim olamazlar. Sen teslim ol evlat” demiş, Mustafa Yaşar Efendi müsaade isteyerek söz almış ve “Efendim, ben yeni açan bir gülüm. Yolunuzun bir eğriliği olup da gülümü soldurursa vebal olarak size yeter” demiş. Bu söz Mustafa Hayri Efendi’nin çok hoşuna gitmiş ve Mustafa Yaşar Efendi’ye tarikat dersini tarif etmiş. Bu esnada Mustafa Yaşar Efendi bir zuhurat da yaşamış ve beyaz halılar, bir buçuk-iki metre arası yeşil mermerlerle kaplı sütunlar, Osmanlı yapısı bir mihrap, sol tarafında demir parmaklıklar ve perdelerle örtülü bir mekânda Mustafa Hayri Efendi’nin kendisine ders tarif ettiğini görmüş. Bu durumu Mustafa Hayri Efendi’ye anlattığında tebessüm etmiş ve bir süre sessiz kaldıktan sonra Mustafa Yaşar Efendi’ye “Bir gün olur o gördüğün yeri zâhiren de görürsün. O zaman neresi olduğunu anlarsın. Ben beni mi methedeyim? Hazreti Allah bildire de bilesin” demiş. Mustafa Yaşar Efendi 1982 yılında hacca gittiğinde Medine’ye varınca zuhuratında gördüğü yerin cennet bahçesi olduğunu, mihrabın Rasûlullah’ın (sav) mihrabı olduğunu, demir parmaklıkların da şebeke-i Rasûl olduğunu anlamış. Mustafa Yaşar Efendi, şeyhi Mustafa Hayri Efendi’den tarikat dersini aldığı ilk andan itibaren şeyhinin maddî ve manevî her işinde onun hizmetinde bulunmuş, ilerleyen süreçte kendisinden hilafet icazeti almış, Kâdiriyye-Hâlisiyye yolu içinde Mustafa Hayri Efendi tarafından tesis edilen Hayriyye kolunun ana esaslarının da en önemli aktarıcısı olmuştur. Aşağıda haklarında bilgi verilecek olan eserleri arasında özellikle Evrâd-ı Kâdiriyye, Miftâhu’l-İrşâd, Miftâhu’l-Usûl ve Râbıta Risâlesi, Kâdiriyye-Hâlisiyye-Hayriyye yolunun usul ve esaslarına kaynaklık eden önemli eserleridir.

Evradı Kadiriyye.

Mustafa Yaşar Efendi, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde imam-hatiplik ve müezzinlik görevlerinde bulunmuş ve buradan emekli olmuştur. İlk olarak memleketindeki muhtelif köylerde imam-hatiplik yapmıştır. İlk resmî görev yeri Kırıkkale Irmak İstasyonu’dur. Ardından 1965-1985 yılları arasında Kayseri’nin muhtelif camilerinde görev yapmıştır. En uzun süreli görevi Cami-i Kebîr müezzinliği olup 1985 yılında Çukurlu Camii’nden emekli olmuştur. 1969 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açmış olduğu Kıraat-ı Aşere kursuna katılmış ve Akdağmadeni Müftüsü Sadık Fidancı Hoca riyasetindeki bu kursu başarıyla bitirerek icazetnâmesini almıştır.

Emekli olduktan sonra sırasıyla İstanbul ve Çorum’da ikamet etmiş, son olarak tekrar Kayseri’ye dönmüş ve vefatına kadar burada irşad ve telif faaliyetlerini sürdürmüştür. İstanbul’da yaşadığı zaman dilimi telif faaliyetlerinin yoğunlaşmaya başladığı bir dönem olmuştur. Bu dönemde gençlerin manevî eğitimine de özel önem vermiştir. Kayseri’deki ikametinde ise telif çalışmaları hız kazanmış, bir dergâh tesis edilerek yaşadığı dönemde irşad hizmetinin merkezi bu dergâh olmuştur.

Tasavvuf geleneğimizi ortaya çıkaran isimlerdendi
Tasavvuf geleneğimizi ortaya çıkaran isimlerdendi
İçeriği Görüntüle

5 Eylül 2020 günü sabahında rahmet-i Rahmân’a kavuşmuştur. Türbesi Çankırı Merkez Mezarlığı’ndadır.

Eserleri

Hâfız Mustafa Yaşar Efendi’nin matbu ve gayr-ı matbu toplam on üç adet eseri bulunmaktadır.

Evrâd-ı Kâdiriyye: Mustafa Yaşar Efendi’nin en önemli çalışmasıdır. Eserin mukaddimesinden öğrendiğimize göre Mustafa Yaşar Efendi, şeyhi Mustafa Hayri Efendi’nin emriyle Evrâd-ı Kâdiriyye’yi derlemeye başlamıştır. 1982 yılında karayolu ile hacca giderken Bağdat’a uğramış, orada Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin türbesini ziyaret etmiş ve bu ziyarette Abdülkâdir Geylânî hazretleri de Evrâd-ı Kâdiriyye’yi derleyerek insanlara ulaştırmasını emir buyurmuş, Abdülganî Nablusî’nin Kevkebü’l-Mebânî ve Mevkibü’l-Me‘ânî adlı Evrâd-ı Kâdiriyye şerhini işaret ederek ondan faydalanması talimatını vermiştir. Mustafa Yaşar Efendi 1989 yılında Evrâd-ı Kâdiriyye’yi derlemiş olarak tekrar hacca gitmiştir. Medine’de Ravza-i Mutahhara’da salı günü virdini okuduğu esnada bir hal vâki olmuş ve Rasûlullah Efendimiz (sav) bazı emir ve tavsiyelerde bulunmuştur. Bu emirlerden biri de Evrâd-ı Kâdiriyye’nin insanlara ulaştırılmasıdır. Ömrünün sonuna kadar Evrâd-ı Kâdiriyye üzerindeki çalışmalarını canlı tutan Mustafa Yaşar Efendi, evrâda dair ulaştığı her metni bir araya getirmeyi değil, okunması amacını merkeze almış ve evrâdı buna göre derlemiştir. Evrâdın bazı bölümlerinde kendi katkısı da olmuştur. Ayrıca Ed‘iyyetü’l-Ezkâr ismiyle, Evrâd-ı Kâdiriyye’nin özeti mahiyetinde bir çalışması daha vardır ki, şeyhi Mustafa Hayri Efendi’nin okuduğu virdleri merkeze alarak neşretmiştir.

Miftâhu'r Rüşd

Miftâhu’l-İrşâd: İnanç, ibadet, ahlak ve tasavvuf konularını içeren ilmihal mahiyetinde bir eserdir.

Miftâhu’r-Rüşd: Tasavvufun temel konularını ele alan bir eserdir.

Miftâhu’t-Turuk: Dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tasavvuf ve tarikatın mahiyeti, evliyâullah, mürşid, zikir, cezbe gibi konulara değinilmiş; ikinci bölümde eski Kayseri müftülerinden Ahmed Remzi (Akgöztürk) Efendi’nin cehrî zikrin cami ve mescidlerde cevazına dair risalesi Raf‘u Enzâri’l-Câhid ve Mu‘ânid fî Meşrû‘iyyeti’z-Zikri’l-Cehrî fi’l-Cevâmi‘ ve’l-Mesâcid adlı eserinin tercümesine yer verilmiş; üçüncü bölümde bir kırk hadis seçkisi sunulmuş; dördüncü bölümde ise Peygamberimiz’e Salat ve Selam Okumanın Fazileti başlığıyla konuya dair hadis-i şerifler sıralanmıştır.

Miftâhu’l-Usûl / Rabıta Risalesi: Rabıta ve rabıtayla alakalı kavramların genişçe açıklandığı bir eserdir.

Miftâhu’l-Usûl: Mustafa Yaşar Efendi’nin bağlı bulunduğu Kâdiriyye Tarikatı’nın Hâlisiyye-Hayriyye Kolu usulüne dair telif ettiği bir eserdir.

Miftâhu’t-Tevhîd ve’t-Takvâ: Muhtelif hadis kaynaklarından derlenen hadisleri ihtiva etmektedir. İman, Taharet, Tevbe, İbadet, Zikir, Dua, Edep ve Ahlak, Faziletler ve Müteferrik başlıklarından oluşmaktadır.

Mustafa Yaşar Efendi’nin bunlardan başka Gönül İncileri adlı bir dua kitabı ile Nasihatler 1-2, Hadîs-i Erbaîn ve Miftâhu’s-Sâdıkîn / Nafile İbadetler Risalesi adlı eserleri bulunmaktadır.

Tasavvufî Şahsiyeti

Mustafa Yaşar Efendi, marifetullahı bütün ilimlerin gayesi ve özü olarak görmüş, diğer bütün ilim dallarını marifetullaha nispetle bir kültür birikimi olarak değerlendirmiştir. Allah’ın yarattıklarını sevmeyenin Hakk’a vâsıl olamayacağını ifade ederek muhabbetin önemini ifade etmiş ve muhabbetullahın vuslat yolundaki merkezî konumunu vurgulamıştır. Yine muhabbetullahtan neş’et eden ve Allah teâlâya vuslat yolunda erdirici ve elzem iki yol olarak râbıta ve zikrullahın önemini her daim vurgulamıştır. Marifet ile muhabbeti, râbıta ile zikrullahı ve güzel ahlâka dair hususları hem sohbet yoluyla hem de eserleri vesilesiyle insanlara anlatmış, irşâdında her daim kolaylığı öncelemiş, insanlara anlayacakları şekilde hitap etmeyi şiar edinmiştir. Seyr ü sülûk yolunda mürşid-i kâmilin önemini vurgulamış, velâyet kavramının üzerinde durmuş, velînin temel vasfı olarak “görüldüğü zaman Allah teâlânın hatırlanır” oluşunu öne çıkarmıştır.

Mustafa Yaşar Efendi manevî hâllere vâkıf bir mürşid-i kâmil ve mükemmil idi. Nazar ettiği kalpleri inkılâba uğratır, yanına sıkıntı ile geleni ferahlatarak uğurlar, ziyaretine giden, meclisine katılan kişi, yapmadığı ibadetleri yapabilme iştiyâkı ve günahlarına derin bir pişmanlık hissi duyarak tevbeye yönelirdi.

Bir an dahi huzur bilincinden çıkmaz, her an edep ve vakar ile ihsan hâlinde bulunurdu. İbadete son derece istidadı vardı; normal bir insanın kaldıramayacağı şekilde ibadet hâlinde bulunur ve çok az uyurdu. Rüyalara vâkıftı. Keşfi açık ve kerameti çok olmasına rağmen bunları gizler ve bunlara bir önem atfetmezdi. Bütün gayreti insanlara hizmet ve irşaddı. Manevî hallere vâkıftı. Vaktini her yaştan insana itikad ve tevhîdi zâhiren ve bâtınen öğretmeye çalışmakla geçirirdi. Hâli ve sözleri son derece sade ve mütevazı, aynı zamanda etkili idi. Büyük sûfîlere mahsus haller yaşamasına rağmen bunları çoğunlukla gizler, anlatacağı bir husus olduğunda da bunu son derece sadeleştirerek ve şeyhi Mustafa Hayri Efendi’ye atfederek anlatır, kendisini hiçbir zaman ve halde şeyhinin önüne geçirmezdi. Merhameti, onun en belirgin vasıflarından idi.

Kıbrıs Harekâtı, Mustafa Yaşar Efendi’nin hayatında önem verdiği hâdiselerden biridir. Zira o 1964 yılındaki hava harekâtına ve on yıl sonra başlayan Kıbrıs Barış Harekâtı’na manen katılmış, tarihimizde Çanakkale ve diğer savaşlarda Allah dostlarıyla takviye edilen bâtınî ordular gibi Kıbrıs Harekâtı’ndaki bâtınî ordunun bir ferdi olarak çeşitli vazifeler icra etmiştir. Bu durum, tasavvuf terminolojisinde “uzak mesafelerin bir anda aşılmasını ifade eden” tayy-i mekân kavramıyla ifade edilmektedir.

Tarikat silsilesi şu şekildedir:

Menba‘u’l-feyzi ve’l-kemâl Hazreti Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem, İmam Aliyyü’l-Murtazâ, Şeyh Hasan-ı Basrî, Şeyh Habîb el-Acemî, Şeyh Dâvûd et-Tâî, Şeyh Ma‘rûf el-Kerhî, Şeyh Serî es-Sekatî, Şeyh Cüneyd el-Bağdâdî, Şeyh Ebû Bekir eş-Şiblî, Şeyh Abdülaziz et-Temîmî, Şeyh Abdülvâhid et-Temîmî, Şeyh Yûsuf et-Tarsûsî, Şeyh Ebu’l-Hasen el-Hekkârî, Şeyh Kadı Ebû Sa‘d el-Muharrimî, Pîr-i Tarîkat Muhyiddîn Abdülkâdir el-Geylânî, Şeyh Abdürrezzâk el-Geylânî, Şeyh Osman el-Geylânî, Şeyh Yahyâ el-Basrî, Şeyh Nureddîn eş-Şâmî, Şeyh Abdurrahmân el-Hasenî, Şeyh Burhâneddin ez-Zencerî, Şeyh Muhammed Ma‘sûm el-Medenî, Şeyh Abdürrezzâk el-Hamevî, Şeyh Muhammed Hüseyin el-Ezmirânî, Şeyh Ahmed el-Hindî el-Lâhûrî, Şeyh Mahmûd ez-Zengenî et-Talebânî, Şeyh Ahmed et-Talebânî el-Kerkûkî, Pîr-i Sânî Şeyh Ziyâüddîn Abdurrahmân Hâlis et-Talebânî, Şeyh Dede Osman Avnî Urfevî, Şeyh Ömer Hüdâyî Kövenkî, Şeyh Muhammed Kürkî, Şeyh Mustafa Hayri Malatyevî, Şeyh Mustafa Yaşar Göletderevî kaddesallâhu esrârahum.

Mustafa Yaşar Efendi’nin yirmi yedi halifesi vardır. Bunlardan üçü vefat etmiş olup yirmi dördü berhayattır.

(Bu yazı, Mustafa Yaşar Efendi’nin eserlerinden, bazı halifeleri ile yapılan özel görüşmelerden ve daha önce Kayseri Şehir Kültür Dergisi’ne yazmış olduğumuz Hâfız Mustafa Yaşar Göletderevî adlı özet biyografiden istifade ile hazırlanmıştır.)

Yazar: M. Kasım Gültekin