Romanla hayatın içinden İbni Arabi!

Abdülaziz Tantik, Ahmet Baydar’ın İbni Arabi’yi anlattığı ‘Endülüslü Zidyar’ romanını değerlendirdi.

Romanla hayatın içinden İbni Arabi!

https://www.ktpkitabevi.com/urun/endlsl-zidyar-son-anka-115440797

Ahmet Baydar’ın yazdığı Beyan Yayınları’ndan çıkan Endülüslü Zidyar kitabı, İbn-i Arabî’yi anlatan tarihî bir otobiyografik roman. Kitabın ilk olarak zikredilmesi gereken en önemi yanı, İbn-i Arabî üzerine Türkçe’de yapılmış bir çalışma olması. İbn-i Arabî’nin hayatı üzerinden o dönemde yaşanan düşünsel, kültürel ve siyasi yapıyı da gündeme alan ve İbn-i Arabî’yi bu bağlam içinde temellendirerek anlatan bir metin olması da önemini artırıyor.

‘Zidyar’; özellikle bir hayatı; İbn-i Arabî’nin serüvenini anlatıyor, ama o dönemde yaşamış farklı akımların temsilcilerine ve dönemin siyasi hareketlenmelerine de rastlıyoruz. İyi bir tarih kazısı yapıldığı intibaı boşuna değil! Özellikle iki akım: Tasavvuf ve Fıkıh/Kelam ekolunun önemli özellikleri romana oldukça iyi yedirilmiş. İbn-i Arabî üzerinden hem tasavvufu, hem de onun manevi seyr-ü seferinin temsilcilerini; yani şeyhlerini, beslendiği isimleri ve akımları da dillendiriyor. Böylece geniş bir zaviyeden İbn-i Arabî’nin düşüncelerini ve hayat hikâyesini öğrenme imkânı doğuruyor.

Roman bize İbn-i Arabî’yi hayatın içinden tanıtıyorAhmet Baydar, Endülüslü Zidyar

Yazar roman tekniğini güzel kullanmış. Kurgu çok sağlam ve akıcı, yer yer de merakı tahrik edici bir üslubu benimsediği görülüyor yazarın… Özellikle Şam’da İbn-i Arabî’nin mahkemesinin safhalarını bölüm başları gibi araya serpiştirmesi hoş olmuş. Hem kahramanın bir mahkemeye tâbi tutulduğu sürekli hatırda tutuluyor, hem de bu mahkemenin taraflarının hikâyesine geniş bir şekilde yer veriliyor.

Kitap İbn-i Arabî üzerine bir biyografik çalışma ama, aynı zamanda tarihsel tashihler de yapıyor. Ve bunu yaparken öyle çok fazla ses de çıkarmıyor. Bu açıdan birçok yanlışı tashih ediyor veya farklı yorumları da gündeme getirmiş oluyor.

Özellikle bir şahsiyetin doğru değerlendirilebilmesi için hayatının çıplak bir şekilde gözler önüne serilmesi elzemdir. Roman bunu fazlası ile yapıyor. İbn-i Arabî üzerine söylenenleri, yaşamını tanık kılarak okuyucuyu yeniden düşünmeye davet ediyor.

İbn-i Arabî’nin ahlakî yapısı ve arkadaşları ile ilişkileri yanında, savunduğu düşünceleri gizli saklı olmadan her ortamda rahatlıkla dile getirmesi ve buna tanıklıkların roman aracılığı ile dillendirilmesi, bizi aynı zamanda bu şahsiyetin çok kişilikli bir yapısı olduğuyla karşı karşıya bırakıyor. Endülüslü Zidyar, bu açıdan meseleyi değerlendirme imkânı sağladığı için de kayda değer bir iş yapıyor. Yani roman bize İbn-i Arabî’yi hayatın içinden tanıtıyor. Hayatını gözlerimizin önüne sererek ona tanıklığımızı tamamlıyor. Sadece düşüncelerine değil yaşamına da şahit kılarak, o düşüncelerin nasıl biçimlendiğini gösteriyor. Bu da sanırım romanın en büyük başarısı olarak kabul edilmelidir.

Kitap, her düşüncenin siyasi anlamda bir örgütlenmeyi başardığı ve siyasi çatışmaların düşünsel çatışmaları beslediği gibi düşünsel farklılıkların siyasi çatışmalara neden olduğunu da gösteriyor. Böylece düşünce, yaşam ve iktidar arasındaki ilişkileri çıplak bir gözle görmeyi kolaylaştırıyor roman.

Önemli bir İbn-i Arabî tanıklığı!

İbn-i Arabî, her zaman zor bir kişiliktir; ister düşünsel boyutunu ele alalım, ister yaşamını fark etmez! Çünkü o farklı bir duruş sergiliyor ve aslında çok sade bir yaşam sürerken olağanüstülüğü de tescilliyor. Bu kitabın bunu iyi veriyor olması, bir başka artı olarak hanesine yazılmalıdır.

Tartışmalarda dillendirilen temel bir şey var: İbn-i Arabî’nin, meseleleri ontolojik zeminde konuştuğu, izaha çalıştığı ve yeni teorisini de, anlam arayışını da bu çizgiye tâbi kıldığını gözlemliyoruz. Bu çok doğru bir tespit…

Ahmet Baydar, Endülüslü Zidyarİbn-i Arabî’ye yöneltilmiş eleştiriler, onun doğru anlaşılmadığını veya en azından onun içinde bulunduğu bağlamın hesaba katılmadığını gösteriyor. O, meseleyi varlık üzerinden temellendiriyor ve Allah’ın varlığının esma ve sıfatları aracılığı ile bütün bir varlığı nasıl etkilediğini, izlerini, orada içkin olan varlık oluşu üzerinden betimliyor. Baydar bunu çok iyi yansıtıyor. Tartışmaları da bu bağlamı hesaba katarak kurguluyor. Böylece roman önemli bir İbn-i Arabî tanıklığını gerçekleştirmiş oluyor.

Gündelik hay huy içinden meselelere bakmayan, derinliğin koyu sularında yüzmeyi itiyat haline getiren bir düşünce adamına yönelik eleştirilerin ciddiye alınabilmesi için öncelikli olarak onun nerede durduğunun bilinmesi, önemini bugün de yitirmemiş olmalıdır. İbn-i Arabî bir varlık felsefecisidir. Bütün çabası varlığın hikmetini kavramak ve o hikmet üzerinden varlıkla doğru bir ilişki kurabilmektir. O, metafizik ilkeleri ararken aynı zamanda mekân ve zaman algısını aşabileceğini hissederek arayışını sürdürüyordu. Üzerinde durduğu düşünce zemini soyut olduğu için kavramlara, düşüncenin derinliğini ise ancak işaret yoluyla izaha imkân tanıyordu. Bu yüzden onun dili sembolik bir dildir. Çağrışımlarla yüklü olmasını da roman boyunca gözlemleyebiliyoruz. Buna karşın, muhalif düşüncenin Hoylu Ahmed üzerinden dillendiriliyor olması da ayrıca roman adına yerinde bir tercih.

Farklı İbn-i Arabî biyografileri okudum ama…

Velhasıl, roman bize o günün koşullarını, değişen siyasi, toplumsal yapısını, sosyolojisini tanıtıyor. Ve kendini varlığa adamış bir insanın her şeyin manevi boyutunu bulma uğraşısının derin izlerini taşımakta bir beis görmüyor. Bunu bir roman tekniği içinde, böyle iyi bir şekilde yapmak da yazarın gönül zenginliği ve hakikat aşkından olsa gerek…

Benim için apayrı bir yerde duran İbn-i Arabî’yi yeniden okumak, tazelenerek varlıkla derin bağ kurabilmenin zorluğunu kavramak, her şeye rağmen doğru bir görüş için her türlü yan unsuru yardıma çağırmak açısından bu kitap belirleyici bir özelliğe sahiptir. Farklı İbn-i Arabî biyografileri okudum. Ama bu roman ve biyografi taşıdığı rahatlık ve düşünmeye ortak kılarak keşfe zemin hazırlaması bağlamında önemli ve okunmaya değer…

İnşallah böyle güzel kitaplar okunur, yaygınlaşır ki nitelikli eserler gerçek yerini bulur. Yazar Ahmet Baydar ve Beyan Yayınları’na kalbî teşekkürlerimi sunuyorum.

Abdulaziz Tantik yazdı

Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2019, 11:29
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13