Karadâvî'nin Fıkıh Anlayışı ve İslami Düşünceye Katkısı

''Yusuf el- Karadâvî’nin Fıkıh Anlayışı ve İslami Düşünceye Katkısı'' kitabı, Adnan Memduhoğlu, Mehmet Çelen ve Hikmet Akpur’un kaleme aldığı 3 makaleden oluşuyor. Esad Eseoğlu yazdı.

Karadâvî'nin Fıkıh Anlayışı ve İslami Düşünceye Katkısı

Nida Yayıncılık, Temmuz 2017’de kitaplıklarımıza yeni bir eser daha kazandırdı: Yusuf el- Karadâvî’nin Fıkıh Anlayışı ve İslami Düşünceye Katkısı. Kitap, Adnan Memduhoğlu, Mehmet Çelen ve Hikmet Akpur’un kaleme aldığı 3 makaleden oluşuyor.

İlk makaleyi kaleme alan Yrd. Doç. Dr. Adnan Memduhoğlu, Karadâvî’nin fıkıh anlayışını ele alıyor. Fıkhı İslâm dininin ibadet ve muamelât konularını inceleyen bilim dalı olarak tanımlayan Memduhoğlu, ibadetin insanın Allah karşısındaki konumunu ve ona bağlılığını simgelediğini, muamelâtın ise insanın kendisine ve diğer insanlara karşı saygılı, insanlık onur ve sorumluluğuna uygun biçimde yaşama kuralları olduğunu belirtiyor.

Peki, İslam fıkhı nedir? Adnan Memduhoğlu şöyle anlatıyor İslâm fıkhını: “İslâm fıkhı, insanların farklı talep ve ihtiyaçlarıyla, akıl ve modern bilimle, gelişen ve değişen toplumların beklentileriyle çelişmez; aksine bütün bu sahalarda sağlıklı gelişim için gerekli zemini ve ortak bağı oluşturur.” Fıkıh kitaplarının başta ibadetler olmak üzere İslâm’ın fert ve toplum hayatına ilişkin emir ve tavsiyelerini, İslâm âlimlerinin yorum ve önerilerini içerdiği için, Müslüman için ‘hayat kitabı’ niteliğinde olduğunu da belirtiyor.

Karadâvî’nin, ictihad faaliyetine verdiği önem

Yazar, yirminci yüzyılın sonu ile yirmibirinci yüzyılın başında yetişen ‘büyük İslâm âlimlerden birisi’ olarak nitelediği Karadâvî’nin Müslümanların içinde bulunduğu problemlere cevap vermeye çalışan ve büyük kitleler tarafından takip edilen bir ‘ilmî şahsiyet’ olduğunu belirtiyor. Genç yaşlarından itibaren İhvan-ı Müslimîn hareketinde aktif bir şekilde bulunan Karadâvî, siyasî işgalin yaşandığı gençlik yıllarında bir cemaat üyesi gibi çalışıyor ve tutuklandığı dönemler de oluyor. Son yıllarda ise kendisi artık konuşmalarında ve yazılarında ‘cemaatler üstü’ bir profil çiziyor. Memduhoğlu, Karadâvî’nin geçmişten günümüze kadar yaptığı çalışmalara bakıldığında daha çok ‘içinde bulunduğu Müslüman coğrafyanın ve İslam ümmetinin toplumsal sorunları ile ilgilendiğini’ belirtiyor. Yazısında Karadâvî’nin fıkıh anlayışına değinen yazar, bunu anlamak adına kendisinin yaşadığı dönemi tahlil etmek gerektiğini belirtiyor ve buna yönelik tespitlerini kitapta okuyucularıyla paylaşıyor.

Memduhoğlu, Karadâvî’nin, ictihad faaliyetine çok önem verdiğini ve gerekli donanıma sahip herkesin ictihada yönelmesini savunduğunu belirterek ekliyor: “Yusuf el- Karadâvî için ictihad faaliyetleri Müslümanların bugün içinde bulunduğu problemlerden kurtulmalarının en büyük ve belki de biricik yoludur. Bunun için ictihad etmenin önünde engel teşkil eden mezhebî taassup, ictihad etmek için gerekli olan şartların zorluğu gibi tüm hususlarda bir düzenleme ve kolaylık yoluna giden Karadâvî, İslâm hukuku dalında bugün üniversitelerde yapılan master ve doktora tezlerinin dahi birer ictihad olduğunu savunur.” İctihad ehliyeti de, Karadâvî’ye göre 10 şarta sahip: Kur’ân- ı Kerim’i, sünneti, icmâ konularını, kıyası, Mekasîdü’ş- şerîa’yı, Arapçayı, fıkıh usûlünü, örfü, ictihad edilen konu ile ilgili bilinmesi gereken diğer konuları bilmek ve adalet- takva sahibi olmak. Buradaki ‘bilmek’ kelimesi ve takvalı olma hâli, sanıyoruz bir ömür gerektiren çabaların ürünü olarak ortaya çıkabilecek, uçsuz bucaksız bir durum.

Davet fıkhı

Kitaptaki ikinci makale Dr. Mehmet Çelen’e ait. Karadâvî’nin davet fıkhı ve tercümelerinin Türkiye’deki etkilerine dair kaleme aldığı makalede Çelen, kendisinin, davet fıkhının ve tercüme eserlerinin Türkiye toplumundaki etkileri üzerinde durduğunu belirtiyor. Bu makale özellikle tercüme eserlerinin hangi ilim dallarına ait olduğuyla alâkalı olması ve içeriklerine dair kısa açıklamalar içermesi yönüyle okuyucunun ilgisini çekebilir. Makale Karadâvî’nin yaşamına dair kısa bir özetle başlıyor ve iki başlıkla devam ediyor: “Davet Fıkhı” ve “Tercümelerinin Türkiye’deki Etkileri”.

Karadâvî’nin davetle ilgili izlediği usulün Kur’an’da ve sünnette var olan ‘öğüt vermek, iyiliği emretmek ve kötülükten vazgeçirmeye çalışmak’ ilkesine dayandığını söyleyen Mehmet Çelen, davetin metoduyla ilgili Karadâvî’nin nelere dikkat ettiğini aktarıyor devamında. Bu esaslara dikkat ettikten sonra 3 ana meseleye odaklandığını belirten Çelen, şöyle devam ediyor: “Birincisi daveti gerçekleştirecek davetçi, ikincisi davete muhatap olanlar ve üçüncüsü davetin konusudur. Davet fıkhı da her üç alanda kendini gösterir.

Devam eden satırlarda Karadâvî’nin davetçide bulunması gereken özelliklere dair yazdıklarını aktaran yazar, özellikle kendisinin davet fıkhının güncelliğiyle alâkalı hassasiyetine ağırlık vermiş. Bu noktada Yusuf el- Karadâvî’nin çevresinde olup biten ve gelişen hiçbir olaya sessiz kalmadığını belirten Çelen, olması gerekeni sürekli beyan ettiğini ve duruşunu sergilediğini söylüyor. Bunları biraz daha aydınlatmak adına son 3 yılda gelişen olayları ve Karadâvî’nin bunlara karşı ‘tarz- ı siyasetini’ ve fıkhını açıklıyor.

Gençlerin el kitabıydı

Karadâvî’nin tercümelerinin Türkiye’deki etkilerine dair yazılan bölümde yazar, Türkiye’de ‘İslâmî kitapların’ yoğun bir şekilde tercüme edilip yayımlanmaya başladığı dönem olan 1960’tan itibaren 10’ar yıllık periyotlarla, Karadâvî’nin ülkemizde okuyucuya sunulan eserlerine değiniyor. Yayımlanan bu eserlerin 60’lı yıllardan itibaren bütün Müslümanların elinde bir ders kitabı ciddiyetinde bulunduğunu söyleyen Çelen, özellikle 80’li yılların sonunda bu eserlerin gençlerin el kitabı olduğunu belirtiyor. Ve ilerleyen senelerde ise yani 90’lı yıllar ve sonrasında bazı medrese ve üniversitelerde de yardımcı ders kitabı olarak öğrencilere okutulmaya başlanıyor.

Yusuf el- Karadâvî gibi değerli bir isme dair fikir sahibi olabilmek adına, Mehmet Çelen’in makalesi bu kısımdan sonra biraz daha yoğun hâle geliyor, zira kendisi ayırdığı başlıklara Karadâvî’nin kitaplarını yerleştirerek okuyucunun kendisini tanıması adına faydalı bir çalışma ortaya koyuyor. Öncesinde ne zaman, hangi yayınevinde ve hangi illerde basıldığını belirttiği istatistikler, bu başlıklar vesilesiyle daha detaylı hâle gelmiş oluyor. Akaid ve kelam, fıkıh ilmi, fıkıh usûlü, hadis ilmi, hadis usûlü, tefsir ilmi, tefsir usûlü, İslâm ekonomisi, tebliğ ve davet fıkhı, İslâm ve siyaset ilmi, İslâm dini, sosyoloji, İslâm ahlâkı ve İslam’da eğitim ve öğretim başlıklarının altında, her eserin kısa kısa açıklamalarıyla isimleri geçiyor ve Sonuç kısmıyla makale sona eriyor.

Karadâvî’nin ihtilâf fıkhına bakışı

Kitabın son makalesi ise Hikmet Akpur’a ait: “Ümmet’in İhtilâflarına Yusuf el- Karadâvî’nin Nazarı”. Makalede yazar Karadâvî’nin “es- Sahvetu’l- İslâmiyye beyne’l- İhtilâfi’l- Meşrû ve Teferruki’l Mezmûm” kitabı çerçevesinde kendisinin ihtilaf fıkhına dair düşüncelerini aktarıyor. Karadâvî’nin fikrî- ahlâkî ihtilâf ayrımını konunun daha iyi anlaşılabilmesi adına ilmî bir zarûret olarak gördüğünü ve gerçek hayatta bu ihtilâfların iç içeliğini söz konusu ettiğini belirten Akpur, şunu da ekliyor: “ ... kimi zaman ilmî görünen ihtilâfların çoğu zaman arkasında ahlâkî sâikler olduğunun farkındadır.”

Hikmet Akpur’un kaleme aldığı makale, kitaptaki diğer iki makaleye kıyasla biraz daha ağır bir dile sahip ve 3 bölümden oluşuyor: Ana başlıkla alâkalı bir giriş, ihtilafların fikrî esasları ve ihtilaflarda ahlâkî esaslar. Karadâvî’nin ihtilâf fıkhına bakışını yansıtan bu makalede, ihtilâf fıkhının fikrî esaslarından ikincisi olarak aktarılan mevzuyu kısaca özetlemekte fayda var: ‘Vasat yolda olmak ve dinde aşırılıktan kaçınmak’. Buradaki aşırılığın “seküler Batı ve Batıcıların, İslâm’ın esas ve kaidelerinin hayata hâkim kılınması için mücadele eden Müslümanlara verdikleri ‘aşırı dinci’ yaftasındaki ‘aşırılık’tan tamamen farklı olduğunu” belirten Akpur, burada kastedileni Karadâvî’nin âlimlerden hareketle şöyle açıkladığını söylüyor: “Söz ve fiillerde aşırı gidip, bir meselenin içine çokça dalmak, anlaşılmaz muğlak sorular sormak, Kur’an ve sünnette açıkça vasfedilmeyen hususlarda çok soru sormak, lüzumsuz konulara zaman harcamak, daha önemli meseleler dururken ender meselelerle meşgul olup onları dallandırıp budaklandırmak”. Bu kısım da okuyucunun kitaba yönlenmesi, detaylandırılan meseleleri ilk ağızdan görmek anlamında daha sağlıklı olacaktır.

Yusuf el- Karadâvî’nin Fıkıh Anlayışı ve İslami Düşünceye Katkısı, Nida Yayınları

Esad Eseoğlu

Yayın Tarihi: 28 Ağustos 2017 Pazartesi 14:23 Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2020, 14:23
banner25
YORUM EKLE

banner26