Hz. Osman'ın yaşarken dikkat çektiği on şey

Adil Akkoyunlu’nun 'Meleklerin Utandığı İnsan Hz. Osman' kitabında Hz. Osman’ı genel hatlarıyla, özet olacak şekilde ve sade bir dille sunmaya gayret etmiş. Fatih Pala yazdı.

Hz. Osman'ın yaşarken dikkat çektiği on şey

Müslümanlar için tarihe mal olmuş, tarihe damgasını vurmuş kişiler, olgular ve olaylar, yalnızca dönemleri için önemli ve değerli değillerdir. Zamanlar üstü bir manaya dönüşür o kişiler, olgular ve olaylar. Öyle olmasaydı, bugün Peygamberlerden, onların takipçileri olanlardan ve onların örnekliklerinden bahsetmemiş, onlardan kendimize paylar biçmemiş olur idik. Sohbetlerimizde, muhabbetlerimizde, sözlerimizi kuvvetlendirmek maksadıyla verdiğimiz misallerde, insanlığa bıraktıkları izlerin zaman ve mesaj aşımına uğramadığı şahsiyetlerden örneklemelerde bulunmasa idik, sözlerimiz hep eksik ve mahzun kalırdı galiba.

Onlardan biri de şüpheye mahal bırakmayacak üzere takdir edersiniz ki Hz. Osman radıyallahu anh’tır. Müslümanların üçüncü emiri/halifesi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin iki gonca gül mesabesindeki kızlarının eşi, cahiliye döneminde bile içki içmemiş, kötülüklere bulaşmamış, aradığı ve özlediği hayatı İslam’da bulmuş, Müslüman olduktan sonra canını, malını İslam’ın yoluna adamış ve mecbur kalmadıkça sağlığında Allah’ın Rasulü’nün yanından ayrılmamış olan Hz. Osman radıyallahu anh.

Çıra Yayınları’nın çocuk konsepti Çıra Çocuk’un geçtiğimiz Nisan ayında çıkan “Çocuklar İçin İslam Tarihi” serisinin kitaplarından Adil Akkoyunlu’nun Meleklerin Utandığı İnsan Hz. Osman, çocuk-genç, orta yaşlı-yaşlı, kadın-erkek her bir ferdin severek ve birkaç solukta okuyacağı türden bir çalışma. Seri, “Allah’ın Aslanı Hz. Ali”, “Peygamber Torunu Hz. Hasan”, “Kerbela Şehidi Hz. Hüseyin” vs. şeklinde devam ediyor. Çocuklarımız için kaleme alınan, onların seviyesi ve ilgisi gözetilerek renklendirilen, resimlendirilen bu kitapların hepsi takdiri hak ediyor gerçekten.

Bir dünya Müslümanın bir dünya yükünü omuzlamak

Adil Akkoyunlu, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer kitaplarında yaptığı gibi, bu çalışmasında da Hz. Osman’ı genel hatlarıyla, özet olacak şekilde ve sade bir dille sunmaya gayret etmiş. Esere kendini kaptıranlar, Hz. Osman ile birlikte, sanki yanındaymışçasına Asr-ı Saadet'te uzun, bazen yorucu, bazen üzücü, bazen huzur verici, bazen de kahredici atmosferlerle yüz yüze gelebiliyor. Çalkantılı dönemlerin baş gösterdiği o günlerde, Osman radıyallahu anh, İslam’ın ilkelerinden ufacık da olsa taviz vermemenin mücadelesini göğüslemiştir. O kadar inanmışın, Mekke döneminin işkencelerinden geçmişin, Bedir’i görmüşün, Uhud’da üzülmüşün, Hendek’te, Hayber’de sevinmişin, Medine’yi yurt edinmişin arasından emir/halife olarak çıkmak, dünya üzerinde yüklenilecek en ağır sorumluluklardan, vazifelerden biri değil de nedir? Bir dünya Müslümanın bir dünya yükünü omuzlamak demektir bu.

Müslümanların kendisine biat etmesinden sonra, mescidde minbere çıkan Hz. Osman’ın, müminlere, emirleri olarak gerçekleştirdiği konuşmasının bir bölümü şöyledir: “Siz, geçici bir diyardasınız. Buradan göçeceksiniz. Ömürlerinizin sonuna yaklaşmaktasınız. Ecelinizin son zamanında, yapabileceğiniz kadar hayırlı işlere koşun. Ahiret için çok iyi hazırlanın. Ömrünüz, devamlı eksilmektedir.” Konuşmasına, dünyanın aldanma üzerine kurulduğu hakikatine vurgu yaparak, dünya hayatının aldatıcı unsurları ve aldatıcıların da insanları Allah ile, O’nun rahmeti ile aldatmaları tehlikesi karşısında uyarılarda bulunarak devam eder.

Sorumlusu ve emiri olduğu insanların önce ruhlarına, kalplerine, zihinlerine hitap etmek, işe evvela bu kaleleri ele geçirmekle, bu noktalara çekidüzen vermekle başlamak, meselenin sadece dünyadan ve dünyalıklardan ibaret olmadığının anlayışını işlemek manasını veriyor esasen bize. Müminlerin emiri olmak demek; emreden, istibdat uygulayan, dediğim dedikçi, astığım astıkçı, kestiğim kestikçi olmayı getirmez ve dahi gerektirmez. Yüce vahyin ihya ve inşa ettiği akıl, ruh, zihin ve yürek sahipleri, hayatın kılcal damarlarına kadar inançlarını zerk etmenin kavgasını verirler. İşte Osman radıyallahu anh’ta da bunu görüyoruz en ayan beyan haliyle.

Onun yaşarken dikkat çektiği on şey

Hz. Osman’ın bir Kur’an âşığı olduğunu öğreniyoruz kitabın satır aralarında. İbni Umeyr, Yusuf sûresini Osman radıyallahu anh’ın sabah namazlarındaki okumasından öğrendiğini, çünkü onun bu sureyi çok sık okuduğunu söylüyor mesela. Onun yaşarken dikkat çektiği on şey var. Bu on şeyin kaybolduğunu, boşa gittiğini özellikle gündem eder. Bunlardan biri, kendisine soru sorulmayan âlimdir. Diğerleri; kendisiyle amel edilmeyen/hayata uygulanmayan ilim, kabul edilmeyen doğru görüş, kullanılmayan silah, içinde namaz kılınmayan mescid, okunmayan yani anlamı üzerinde durulmayan, düşünülmeyen ve hayata aktarılmayan Kur’an, infak edilmeyen mal, binilmeyen at, dünyayı ahirete tercih edenin zühd ve takva bilgisi ve son olarak da sahibini ahiret yolculuğuna hazırlamayan uzun ömür. İşte hikmetli bakışın ve okuyuşun getirdiği nihai yerdir bunlar Osman radıyallahu anh’ı. Her birinin üzerinde yoğunlaşıp tefekkür ettiğimizde, haklılığının ne boyutlarda olacağını kavramamız zor olmayacaktır.

Osman radıyallahu anh’ın her davranışında Kur’an’ı rehber olarak tanıyıp Rasulullah’ı da örnek olarak alması, ona olan hayranlığımızı artırıyor okudukça. Müslümanlardan herhangi birinin yanlış bir davranışını gördüğünde veya birinden uygunsuz, hoş olmayan bir söz işittiğinde niçin öyle yaptığını, Allah Rasulü’nün kendisi için en güzel bir örnek olması gerektiğini hatırlatır çoğu kere. Hani rahmetli Necip Fazıl bir mısrasında “Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim!” diyordu ya, Osman radıyallahu anh’ın burada öne çıkardığı husus da aslında bundan farklı değildir. Mümin ve Müslüman isen, senin ölçün, örneğin, rehberin Peygamber aleyhisselam’dır vesselam; ne nefsindir, ne şeytan ve ne de daha başka şeyler, daha başka kimseler…

Bir gün hatasından dolayı bir hizmetçisine kızar ve onun kulağını çeker Osman radıyallahu anh. Sonra çok büyük pişmanlık duyar bu yaptığından, gözüne uyku girmez gece. Sabah olduğunda onu yanına çağırır ve kendisinden öcünü, hakkını almasını söyleyerek kulağını işaret eder. Hizmetçisi tutmak istemez, ama o ısrarla bunu yapmasını ister. Hizmetçi kulağından tutup bükmeye başladığında iyice bükmesini söyler. İyice bükmelidir, çünkü dünyadaki kısasın, ahiretteki kısastan daha hafif olduğunun bilincindedir Osman radıyallahu anh.

Bunların ve daha fazlasının kendisinde hayat bulduğu bir Hz. Osman var karşımızda. Adil Akkoyunlu, yılların getirdiği birikimle onu; çocuk, genç, ihtiyar hepimize aktarmış. Ne zaman Asr-ı Saadet'ten bir şahsiyetin hayatını okumaya başlamış olsak, kendimizi o vakitlerin saadetlilerinden hissetmeden edemiyoruz. Bu, bizim yoğun hissiyatımızdan mı, o dönemlerin esrarından mı, yoksa anlatıcıların kuvvetli sözlerinden mi geliyor tam çözebilmiş değiliz. Osman radıyallahu anh’ı yeniden okumak, onu yeniden tanımak, peygamber dostluğuna yeniden şahid olmak çok güzeldi. Teşekkürler Adil Akkoyunlu’ya, teşekkürler Çıra Çocuk’a, teşekkürler kitaba emeği geçen herkese.

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Nisan 2019, 00:10
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13