Hicri takvim neden Hicret'le beraber başladı?

İsmail Raci Faruki’nin notları arasında bulunan ve Türkçede birkaç ay önce yayınlanan ‘Niçin İslam?’ kitabı, hem Müslümanlara hem de İslam’ı merak edenlere bir yol haritası sunuyor.

Hicri takvim neden Hicret'le beraber başladı?

Bugüne kadar birçok âlim, hoca, profesör ve birçok farklı kişi, İslam’ı bütünüyle ele alan kapsamlı başucu kitapları yazdı ve yayınladı. Bunların bir kısmı Batı’da, yaşadıkları coğrafyayı İslam hakkında bilgilendirme amaçlı çok temel kitaplar, bir kısmı ise Doğu’da Müslüman insanların dinlerini daha iyi anlaması için yazılmış, biraz daha ayrıntılı ve hatta bazen hacimli kitaplar.

20. yüzyılın önemli İslam âlimlerinden Filistinli İsmail Raci Faruki’nin dilimizde yeni yayınlanan Niçin İslam? kitabı da (Mahya Yayınları, 2012) bu eserler kapsamına giriyor. Aradaki fark ise, Faruki’nin bilime ve dine yaklaşımını ortaya koyar cinsten. Faruki bu kitabında İslam’ın temel esaslarına dikkat çekerken, Hz. Muhammed’den önce gelen diğer peygamberlerin öğretilerine de vurgu yapıyor ve bugün tahrif edilmiş dinleri sorguluyor.

Sunuş yazısını Atasoy Müftüoğlu yazdı!

Atasoy Müftüoğlu birkaç ay önce bir haber vermişti. Söylediğine göre Faruki’nin yeni bir eseri bulunmuş, İngilizcesi yayınlanmış, Türkçesi de Mahya Yayınları tarafından yayınlanacaktı. Diğer bir önemli nokta ise Atasoy Müftüoğlu’nun bu kitaba bir sunuş yazısı hazırladığıydı.

Atasoy Müftüoğlu’nun Faruki’ye önem verdiğini biliyordum. Kendisi henüz ilk ziyaretlerimden birinde bana Faruki’nin Tevhid isimli başucu eserini hediye etmişti. Hâlâ kendisini ziyarete gelenlere bu kitabı önerir ve hediye eder.

Kitabın sunuş yazısında Atasoy Müftüoğlu, Faruki için şu cümleleri kuruyor: “Faruki, İslam’ın, Allah’ın (cc) emrettiği doğrultuda hayata ve tarihe müdahale etmek olduğuna, Müslümanların en büyük sorumluluklarının da dünyayı İslami anlamda şekillendirmek olduğuna inanan radikal bir bilim adamıydı.”

“Allah’ın bürokrasi ile işi yoktur!”

Kitabın dikkat çekici yanlarından biri, diğer dinleri sorgulaması demiştik. Kimi zaman İslam’a da sirayet eden Hıristiyanlık, Yahudilik ve diğer dinlerdeki bazı yanlış inançları İslam’a göre temellendirip işin doğrusunu aktarıyor Faruki kitabında. Bu yanlışlar arasında Hıristiyanlıktaki “insan günahkar doğar” inancı, “Hz. Havva’nın Hz. Adem’i günaha teşvik ettiği” iddiası, “Allah bizim duamızı kabul etmez, duası kabul olunacak birinden dua isteyelim” düşüncesi gibi İslam’da yeri olmayan inançlar var. Hatta son düşünce için Faruki’nin güzel bir cümlesi var: “Allah’ın bürokrasi ile işi yoktur!” Faruki bunları ele alarak hem Müslümanlara, hem de İslam’ı öğrenmek isteyen gayrimüslimlere doğru bir din tarifi yapmayı amaçlamış olabilir.

Müslümanın birinci vazifesi nedir?

Faruki, Müslüman insanın hedeflerinin ve yaşayışının nasıl olması gerektiğine dair de önemli noktalara vurgu yapıyor Niçin İslam? kitabında. Müslüman kimseyi “İslam’a girdikten sonra hayatı boyunca doğruluk peşinde olan insan” şeklinde tanımlayan Faruki, Müslümanların en önemli görevinin de yalnızca Allah’a ait olan mutlak sadakat duygusunu talep eden kimselere başkaldırmak olduğunu söylüyor. Bunu kitapta zalim yöneticiler ve diktatörler yoluyla tanımlasa da Faruki, günümüzde birçok insan ve kurum insanlardan bu mutlak sadakati bekliyorken, bu düşünceyi sadece yöneticilerle sınırlamamamız gerekiyor.

Hicri takvim neden Hicret’le beraber başladı?

Faruki’nin parmak bastığı bir diğer nokta, İslam’daki bazı önemli günler ve kutlamalar. Burada Faruki’nin hicri takvim ile ilgili yaptığı tespit dikkate değer. Hicri takvimin başlangıcı olarak Peygamberimizin doğum tarihi yerine Hicret’in alınmasını, “İslam sadece bir dinin etkili olduğu ve sadece bireylerin etkilendiği herhangi bir tarihsel dönem değildir. Amaç, dinin yayılmasıyla devlet ve dünya düzeni için tam bir rehberlik oluşturmaktı. İslam bu evrensel yola Hz. Muhammed’in doğumuyla değil, Medine’de İslam Devleti ilan edildiğinde çıkmıştı.” sözleriyle ifade ediyor ve İslam’ın kişinin hayatına olduğu kadar toplumsal hayata da etki ettiğini vurguluyor.

Gerçekten de İslam bir dünya düzeni getirmiştir ve bu düzen, tüm insanlığın muhtaç olduğu sistemdir. İslam’ın dünya görüşü yerellikleri reddetmeyen ama yerelcilikten de uzak bir görüştür.

Faruki kitabında son olarak İslam Devleti’ne vurgu yapıyor ve İslam’ın devlet yönetiminde tavsiye ettiği inceliklere dikkat çekiyor; İslam Devleti’nin sadece Müslümanların yaşadığı devlet olmadığını, tüm dinlerin ve kültürlerin kendi inançlarına uygun şekilde kuşaklar boyu tam bir özgürlük içinde varlığını sürdürdüğü yer olduğunu söylüyor.

Faruki’nin muhtemelen 1975’te tamamladığı ve 2010’da kişisel notları arasında bulunup yayınlanan bu eseri, bugün dahi Müslümanlar için önemli bir rehber olacaktır.

İsmail Kaplan yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2019, 18:05
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13