Dört nefs mertebesi için istiğfarın dört çeşidi

Sadık Efendi, havatırı temizlemenin bir tarifi ile başlar asıl diyeceklerine, sonrasında da istiğfarın dört nefs mertebesi için olan dört çeşidini, bu makamlardaki halleri anlatır. Biz de kendisinden özetle nakledelim. Burak Özkanlı yazdı.

Dört nefs mertebesi için istiğfarın dört çeşidi

İnsan, fıtratı mucibince ünsiyet ile nisyan arasındadır, işte bundandır ki meyli vardır hataya, isyana ve tabii pişmanlık ile tevbeye… Gittikçe hızlanan ve hızlandıran zamanlarda, çok hataya düşer, az düşünür ve özür diler olduk halk ile Hakk’tan. Oysa hatırlamak lazım yükünden kurtulmak için işlenen hatayı, hatırlamalı ki af ile örtsün Hakk ve huzurla unutsun nihayet kul, böylece işlenmemiş gibi olsun o iş…

İşte böyle düşünenler için uygun bir eser neşredildi geçtiğimiz günlerde. Muhammed Sadık Efendi’nin Risâle-i Mergûbe’si yahut Tevbe Risalesi. Eser Büyüyen Ay Yayınları arasından, müellifin diğer eserlerini de hazırlayan Aytekin Yıldız’ın elinden çıkmış. Eserin başında ise oldukça geniş ve faydalı bir Muhammed Sadık Efendi portresi ve eserlerinin incelenmesi var Sadık Yazar tarafından. Eser, inceleme, metnin günümüz diline aktarımı, çeviriyazı ve tıpkıbasım bir arada sunulmuş ve 255 sayfa.

Yazmak yarı vuslattır

Nefsin Şehirleri” isimli gayet kısa ve harika eseriyle tanır çoğumuz Erzincanlı Muhammed Sadık Efendi’yi. Bu eser insanın derinine tutulan bir aynadır, gösterdiği ile insanı gâh ürperten ve gâh sevindiren fakat mutlaka uyandıran bir ayna… “Nefs Bilgisi” ve “Terbiyename” isimli iki eseri daha vardır Sadık Efendi’nin. Bu eserlerinde nefsi ve terbiye yollarını olanca teferruatıyla ele alır Sadık Efendi.

18. yüzyılda kaleme alınan Tevbe Risalesi’nde ise kırk yıllık tasavvuf seyrini hülasa edip başlıyor risaleye Sadık Efendi. Bir mektup eser aslında bu, bir süredir görüşemediği Hacı Mustafa Efendi’ye “yazmak yarı vuslattır” diyerek kaleme aldığı eseri manevi oğlu Muhammed Efendi ve Ömer oğlunun, hatta İstanbul’daki tüm ihvanın okumasını da arzu eder.

İstiğfarın dört nefs mertebesi için dört çeşidi

Sadık Efendi, havatırı temizlemenin bir tarifi ile başlar asıl diyeceklerine, sonrasında da istiğfarın dört nefs mertebesi için olan dört çeşidini, bu makamlardaki halleri anlatır. Biz de kendisinden özetle nakledelim.

İlk mertebe, nefs-i emmarede seyredenler içindir. Büyük günahlar sebebi ile istiğfar edilir, bu cehennemden kurtulmak ve cennete erişmek gayesi ile yapılır. Bu kimselerin gözyaşları sıcak ve acı olur. Tevhidlerinin manası Allah’tan başka ibadet edecek varlık yoktur demektir. İmanları tahkikten uzak ve kendileri gizli şirk içre kimselerdir.

İkinci mertebe, nefs-i levvamede seyredenler için. Bu kimseler ruhun kabri olan bedende şeytanın vesveseleri sebebi ile büyük eziyet duyar ve gelecekteki azabı unuturlar. Çokça istiğfar ederler ve gözyaşları ılık ve tuzlu olur. Tevhid ile kasıtları Allah’tan başka istenilen ve sevilen yok demektir. İmanları taklit üzere ve kendileri makamlarının zikri olan zat ismi Allah’ı zikretmeleri sebebi ile çok celalli olur, ancak istiğfara devam ederler.

Üçüncü mertebe, nefs-i mülhimede seyredenler için. Bu makamda nefsin ruhla sürekli çatışması mevzubahis olup istiğfar yine şirk, gaflet, benlik vs. kötü huylar için çekilir. Yapılan zikrin sarsıcı tesirleri olur ve kişinin Allah muhabbeti ziyadeleşir. Tevhidi “Allah’tan başka varlık yoktur” manasıyla söyler. Yani eşyadan varlığı kaldırır, “varlık Allah’ındır” der. Gözyaşı tatlı, soğuk olur. Nefesi tesirli, sohbetleri tatlı, çok sevilen ve hüsn-ü zan duyulan kimseler olurlar.

Dördüncü mertebe, nefs-i mutmainnede seyredenler içindir. İstiğfar tümüyle gizli şirk ve benlikten kurtulmak için yapılır. Gönle Hak’tan gayrı ne gelse estağfirullah denir. Daima huzurda olma hali vardır artık. Fakat varlığından kurtulamamıştır. Varlıksa başka günahla kıyas edilmeyecek bir günahtır. Fena ender fena hali ele geçmeli, ölmeden önce ölünüz miracı yaşanmalıdır. Tevhidi, “Allah şahitlik eder ki; O’ndan başka ilah yoktur” manasınadır. Gözyaşı soğuk ve tatlıdır.

Sadık Efendi arada uzunca bahislerle devam ederken iki itikattan bahsediyor. “O’ndan” ve “Her şey O” itikatlarından. Bu meseleleri uzun uzun izahtan sonra nefy ve ispat meselesine de uzanıp nefs-i radıye ile Risâle-i Mergûbe’sini tamamlıyor.

Tevbe Risalesi de, müellifin diğer eserleri ile beraber tekrar ile okunması, amel edilmesi, gösterdiği inceliklere dikkat kesilmek gereken bir eser. Hz. Ebu’l Vefa’nın meşhur nutkunun başı ile yazıyı mevkiine emanet edelim: “Evvel tevhidi zikret- Sonra cürmünü fikret…”

Burak Özkanlı yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Nisan 2019, 23:02
YORUM EKLE

banner19