banner17

Bu hikâyeler elimizden kayıp gidenler için

İkinci kitabı Kapıdaki Yüzler ile bizim hikâyemizi anlatmaya devam ediyor Yıldırım Türk. Mustafa Uçurum bu kitap hakkında yazdı.

Bu hikâyeler elimizden kayıp gidenler için

Hayat bize o kadar güzel anlar armağan eder ki, bazen sadece ânı yaşamanın huzuruyla baş başa kalırız; anlık görüntüler bile unutulmaz vakitlerin habercisi olsa da bize kalan cümlelerle kendi dünyamızı kurmaya çalışırız.

Yazmak böyle bir şeydir işte. Yazarak dünyalar kurar yazar. Herkesin yaşadığı ama farkına varamadığı birçok kesiti alır hayattan ve kendi iç evreninin cümleleriyle bezeyerek yeni bir dünyanın kapısını aralar.

Yıldırım Türk’ün Ötüken Yayınları arasında çıkan Kapıdaki Yüzler kitabını okurken sokak, mahalle, üniversite koridorları, bir kitapçı köşesi, mahzun bir konak gözlerimin önünden bir tören mangası halinde geçip durdu.

Hayatın renkleri var Kapıdaki Yüzler’de. On sekiz öyküden kurulu kitapta Yıldırım Türk bizleri hikâyenin dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor. Öykü-hikâye kavramları üzerinde eksik olmayan tartışma havası devam etse de bazen öyle metinlerle karşılaşıyorum ki, dilim hikâye diyor ister istemez. Zaten kitap da bunu doğruluyor. “Hikâyeler” olarak sunulmuş Kapıdaki Yüzler.

Ne çok şey kaybediyoruz

Duru bir anlatımı var Yıldırım Türk’ün. Hikâyelerini kurarken soyut anlatımlara ya da imgesel tasvirlere çok fazla yönelmeden açık bir anlatımı tercih etmiş hikâyelerinde. Kitabın ilk cümlesini örnek olması açısından buraya alıyorum.

“O, şehrimizin renkli simalarındandı.” “Renkli simalar” tasvirinin duru ve içten bir anlatımı var. Bu ilk cümle ve hikâyenin adı bize hikâyeyle ilgili gerekli ipuçlarını veriyor. Öykünün adı, “Vahit Kayboldu.”

Ben Yıldırım Türk’ün hikâyelerini okuyunca kitaptaki kaybedişlerin altını çizdim. O kadar çok şey kaybediyoruz ki yaşarken bazen fark etmiyoruz ama yitip gidiyor elimizin ucundan bizim olan ne varsa.

Vahit kayboluyor, umutlar sönüp gidiyor, sevgiler yitiyor, buz gibi denizde çocuk bedenleri kıyıya vuruyor, tarihe şahitlik eden bir konak kapitalizmin çarklarına daha fazla dayanamayıp ruhunu teslim ediyor ve dargın akıyor dereler bile.

Yıldırım Türk, kuru bir didaktik anlatımla bize kaybettiklerimizi hatırlatmıyor. Hepimizi de hayatın bu can çekişen yüzüne şahit olmaya davet ediyor. Biraz da sarsılmamızı istiyor.

“O Kitabevi” adlı hikâyede şöyle sesleniyor okuyucuya:

“Son güzel günler, eski dostlar tozlu kitaplarla uçup gitmişti. Gözlerinde hüznün tortusu, içinde yarım kalan kitapların hasreti vardı.”

Bir konağın lisan-ı hâl ile serzenişi de var kitapta.   

“Ne olduğunu anlamadan koca avlunun ortasında enkaza döndüm. Kolum, kanadım kırılmış; direklerim, kirişlerim, kapılarım, pencerelerim ayrı ayrı yığılmıştı bir tarafa. Hoyrat işçilerin elinde bir ayrılık ağıdı tutturan parçalarım kayıtsız yeni binaların anlamsız bakışlarında kayboldu.”

Aykırı adamlara ihtiyacımız var

“Aykırı Adam” hikâyesi aslında hayatımızdan çekilen adamların bir modeli. Kendi dünyasında yaşayan, işine sevdalı, boş işlerle uğraşmak yerine yeni cümleler kurmanın derdine düşen ve derdiyle dertlenen bir aykırı adamı anlatıyor Yıldırım Türk. Hikâyeyi okurken içimizden sorup duracağız; kim aykırı acaba bu dünyada?

“Birkaç gündür üzerinde çalıştığı Mehmet Akif konulu metnini bitirmek üzereydi. Daha önceki yıllarda Mevlana, Nurettin Topçu, Necip Fazıl hakkında konuşmuştu. Güzel işlerin olacağına dair umudunu soldurmak istemiyordu. Ancak son zamanlarda yapılan bu tür konuşmalarda neyi halledeceğini bilemiyordu. Kişiler sahiciliğini ve samimiyetini yitiriyordu.”

Kendi kimliğini de gizlemiyor yazar. Bir bakıyoruz Aykırı Adam akademik bir yüzle (edebiyat bölümünde) yolumuza çıkarken “Akıp Giden Günler hikâyesinde bir Türk dili ve edebiyatı öğretmeni karşılıyor bizi. Yıldırım Türk’ün de Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olduğu gerçeğinden hareketle satırlar arasında yazarı görmemiz de gayet doğal bir sonuç olarak canlanıyor gözümüzde.

Yıldırım Türk ikinci kitabıyla hikâyede yerini pekiştirmiş oldu. Hüzünlerin ve elimizden kayıp gidenlerin hikâyesini yazmaya devam edecek. Kapıdaki Yüzler bunu haber veriyor bize.

Mustafa Uçurum

Güncelleme Tarihi: 23 Ağustos 2018, 03:53
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20