banner17

Bir Sufi Niçin Mektup Yazar?

Tasavvuf tarihinde ve mutasavvıflar nezdinde kayda değer bir yere sahipti mektup. Gerek bir rüyayı tabir ederken verilen müjdeli haberlerle dolu, gerek yapılan yanlışları tatlı-sert bir üslupla yansıtan mektuplar, mutasavvıfların en önemli terekeleri olsa gerektir. İsmail Demirel yazdı.

Bir Sufi Niçin Mektup Yazar?

Mektup bugünün insanının pek fazla değer ve önem atfetmediği bir iletişim aracı. İnsanların durmadan hareket ettiği, dikkatlerin darmadağınık olduğu şu hız ve haz çağında, mektup gibi ancak günlerle ifade edilecek bir zaman diliminde muhatabına ulaşan ve yine aynı şekilde geri dönüşü olan bir iletişim aracı pek makbul sayılmaz.

Nostaljik bile değil artık. Bugünün insanları olarak anlık cevaplar bekliyor ve istiyoruz. Ancak geçmişte mektubun uzakları birbirine yakın eden en önemli iletişim aracı olduğunu da hatırlamak gerek. O mektuplar ki, bazen beklenen müjdeli bir haber, bazen sağanak yağmurlar taşıyan kara bir bulut olmuş. Bazısının ucu yakılmış, bazısının sonuna üç nokta konulmuş.

Tasavvuf tarihinde ve mutasavvıflar nezdinde de kayda değer bir yere sahipti mektup. Şeyhlerinden uzak diyarlarda yaşayan veya şeyhleri tarafından bir şehre halife (Bir mürşidin, dervişleri arasından mürşit olmaya ve derviş yetiştirmeye manevî olarak ehliyet kazanmış olduğu için seçip belli bir usûl içinde irşada memur ettiği müridi) tayin edilen dervişler, iletişimlerini mektuplar suretiyle sağlıyorlardı.

Gerek bir rüyayı tabir ederken verilen müjdeli haberlerle dolu, gerek yapılan yanlışları tatlı-sert bir üslupla yansıtan ve muhakkak sorulara veya sorunlara cevap olan mektuplar, mutasavvıfların geride bıraktıkları eserlerin yanında onların en önemli terekeleri olsa gerektir. Her nasıl ki, iki sıradan kişi arasındaki mektuplar onların mahrem sırlarını taşımaktaysa, mutasavvıflar arasındaki mektuplaşmalar da gerek onların gerek tasavvufun bir takım mahrem sırlarına yuvalık etmektedir.

Nitekim ilk dönem tasavvufî kaynakların başında gelen el-Lümada Serrac şöyle diyor: “Bizim şeyhlerimizin ifadelerindeki inceliklere vakıf olmak isteyen onların yazışmalarına, mektuplarına baksın. Çünkü onların sözlerinin esrar ve incelikleri bu mektuplardadır, yazdıkları kitaplarda değil.”

Mektup kimi mutasavvıflar için mahrem bilginin sadece ilgilisine nakledilmesi için bir araç ve imkân olmuş. Kitaplara ulaşmak bugün olduğu gibi, o gün de demek ki çok zor değilmiş ki, risalelerin yanına mektuplar da eklenmiş irşat aracı olarak. Demek ki dervişan taifesi mahrem ve batınî (içyüz, derûnu, sırlı) bilgileri sadece şeriat ehlinden değil, aynı zamanda tarikat ehli olup da satırlarda yazılı olan hakikati idrak edebilecek derece ve mertebeye vasıl olamamış dervişlerden de saklamış.

Mektubat geleneği

Meşayıhın kaleme aldığı mektuplar sonraki zamanlarda gerek muhibban (sevenleri) gerek dervişan (dervişleri) gerekse araştırmacılar tarafından derlenip toparlanmış ve iki kapak arasına getirilmiştir. Bu şekilde mektubat geleneği oluşmuştur. Bu geleneğin en meşhuru İmam-ı Rabbanî ve onun Mektubat’ı olsa gerek. İmam-ı Rabbanî’yi oğlu Muhammed Masum takip eder.

Yusuf Turan Günaydın Tasavvuf Edebiyatında Mektubat adlı yazısında geçmişten günümüze tarihinin derinliklerinden gün yüzüne çıkmış ve kisve-i tab’a bürünerek kitaplaşmış mektubatlara değindiği yazısında Nakşî-Halidî gelenekte mektuplaşmanın önemli bir yer tuttuğuna değinir. Günaydın’ın yazısından elde ettiğimiz bilgilere göre, Cüneyd-i Bağdadî (Süleyman Ateş’in hazırladığı Cüneyd-i Bağdadî ve Mektupları), Abdulkadir-i Geylanî (Abdulkadir Akçiçek’in hazırladığı O’nun Mektupları), İmam-ı Gazzalî (Osman Arpaçukuru’nun hazırladığı Devlet Başkanına Mektuplar), Sadredddin-i Konevî (Ekrem Demirli’nin hazırladığı Sadreddin Konevî ve Nasıreddin Tusi Arasında Yazışmalar) Mevlânâ Celaleddin-i Rumî (Abdulbaki Gölpınarlı’nın hazırladığı Mektuplar), Şeyh Muhammed Nasuhî (Kemal Edip Kürkçüoğlu’nun hazırladığı Şeyh Muhammed Nasuhi Hayatı, Eserleri, Divanı ve Mektupları), Hasan Sezai-i Gülşenî (Himmet Konur’un hazırladığı Hasan Sezai ve Mektupları Işığında Tasavvufî Hayatı) Kuşadalı İbrahim Halvetî (Yaşar Nuri Öztürk’ün doktora tezinin kitaplaşmış hali İslam Düşüncesinde Bir Dönüm Noktası Kuşadalı İbrahim Halvetî), Bosnalı Muhammed Tevfik Halveti (Yaşar Nuri Öztürk’ün hazırladığı Son Devir Türk Tasavvufu ve Bosnalı Muhammed Tevfik Halveti), Muhammed Esad Erbili (Hasan Kamil Yılmaz ile İrfan Gündüz’ün hazırladığı Mektubat) gibi sufilerin mektupları kitaplaşmış.

İbrahim Has el-Halvetî eş-Şa’bânî

İrşat görevini mektup yoluyla da sürdüren erenlerden biri de İbrahim Has hazretleridir. Halveti meşayıhının önde gelenlerinden olan İbrahim Has aslen Kastamonulu olup, İstanbul’da yaşamıştır. Silsilesi şeyhi Hasan Ünsî yoluyla Karabaş-ı Velî’ye ondan da Ömer Fuadî yoluyla Şeyh Şa’ban-ı Velî’ye bağlanır. İbrahim Has, Osmanlı zamanlarının en yaygın tasavvuf ekolü olan Halvetiye’nin en geniş kolu olan Şa’baniye’nin eser vermiş önemli bir temsilcisidir. Eser vermiş diyoruz, çünkü kendisine kadar sadece Ömer Fuadî ile Karabaş-ı Velî’nin telifat verdiğini görebiliyoruz. 1762 yılında vefat eden Has, Gülhane Parkı içindeki dergâh haziresine, şeyhinin ayakucuna defnedilmiştir.

Telif ettiği eserlerle Halvetî-Şa’banî kültürünün yanında tasavvuf kültürüne de önemli katkılar sağlamış olan İbrahim Has’ın mektupları, ülkemizde Şa’banîlik üzerine yaptığı onlarca çalışma ile tanınan Mustafa Tatcı tarafından gün yüzüne çıkartılmış ve bir araya getirilmiş. H Yayınları tarafından 2018 yılında okurlara sunulan eserde beş mektup yer alıyor. Az sayıdaki bu mektuplar, içerdiği tasavvufi incelikler bakımından demir leblebi şeklinde tabir edilen cinsten…

Vahdet-i Vücud neş’esi terennüm eden mektuplar

Tatcı, eserdeki mektupların İbn Arabî’nin eserlerinin Türkçe versiyonu olarak değerlendirmenin mümkün olduğunu dile getiriyor. Sadece İbrahim Has’ın değil Şa’banî gelenekteki birçok meşayıhın da vahdet-i vücud ekolüne bağlı bulunduğunu söylemek mümkün. Nitekim Şa’banîliğin ilk dönem tarikat usul ve adabını gün yüzüne çıkartan, kurucusu Şeyh Şa’ban-ı Velî’nin ve ondan sonraki dört halifesinin hayatını yazan Ömer Fuadî de yazdığı şiirlerle 17. asrın Yunus Emre’si olarak değerlendirilmektedir. (Bakınız: http://www.dunyabizim.com/ismail-demirel/21142/17-asrin-yunusu-hz-omer-fud)

Ruh-ı izafî, rûh-ı insanî, sûret-i eşya (eşyanın dışyüzü), hakikat-i eşya (eşyanın hakikatı), elvan-ı eşya (eşyanın renkleri), ıtr-ı eşya (eşyanın kokusu), hareket-i eşya (eşyanın hareketi), insan-ı kâmil (Fenafillah ve bekabillah mertebelerini geçmiş olup Allah’ın bütün cemal ve celal isimlerine mazhar olmuş olan; Allah’ın yeryüzünde halifesi olan, nefsini ve Rabb’ini bilen, Kur’an ahlâkıyla ahlâklanmış olgun insan), makam-ı insan, sırr-ı insan (insanın sırrı), kurb-ı Hakk (Hakk’a yakınlaşmak), tıfl-ı manevi (manevî çocuk), mertebe-i melekiyye (Meleklik mertebesi), mertebe-i insaniyye (insanlık mertebesi) gibi meselelerin anlatıldığı bu mektuplar, tasavvuf okumalarının başlangıcında olan okurlar için değil de, tasavvufi meselelerde derinleşmeyi arzu eden ve bu kültürün içinde uzun zamandır teşrik-i mesaide bulunanlar için bir ziyafet sofrası mesabesindedir. Eseri yayına hazırlayan Tatcı, İbrahim Has’ın mektuplarında yer alan şiirlerin tamamını da ilgili mektubun sonunda ek olarak yayınlamıştır. Yine Tatcı, kitabın sonunda, belli ki Has’ın tasavvuf düşüncesi daha net anlaşılsın diyerek, ilahiyatından örnek şiirlere de yer vermiştir.

Halil Halife, Safranbolulu Muradzade Şeyh Seyyid Mehmed, Şeyh Seyyid Ali Erzincanî ve Nesimizade Şeyh Mustafa İbreti Efendi’ye gönderilen bu mektuplar tasavvuf kültüründeki mektubat geleneğinin 18. yüzyıldaki önemli bir mümessili olarak kayıtlara geçmiştir.

İsmail Demirel

Tasavvufi Mektuplar, İbrahim Has Halveti

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  

Güncelleme Tarihi: 09 Kasım 2018, 16:45
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20