Ramazan benim için sadece oruç ayı değil; aynı zamanda Kur’an-ı Kerim ve itikâf ayıdır. Yıllardır böyle. Bazen on gün, bazen dört gün, bazen sadece bir vakit namazı kadar… Ama her yıl mutlaka bir çekilme, bir içeriye dönme gayretim oldu. O lezzeti aldıkça daha da heveslendim. Aylar öncesinden plan yapmaya başlarım. Mesela şimdiden iznimi aldım, yol planımı yaptım. Her yıl olduğu gibi “Ya nasip.” diyorum.

Manevi Yolculuğun Merkezi

Seyyahlığın verdiği etkiyle itikâfımız zamanla bir manevi yolculuğa dönüştü. Manevi yolculuğun merkezi, Piri Sır Hocamın yaşadığı Konya’dır. 2000-2011 yılları arasında Konya’da hocamın dizi dibinde, muhabbet eğitim metoduyla derslerimiz devam etti. O yıllarda itikâf ile tanıştık. Konya’dan ayrıldıktan sonra da hem talebeliğimiz hem de itikâf programlarımız devam etti ve can kafeste durdukça da devam edecek gibi görünüyor.

Konya’ya giderken mutlaka Hacı Bayram Veli Hazretleri’ne uğrar, destur alırım. Benim için itikâf, diğer anlamıyla halvet zamanıdır. 2011-2014 yılları arasında Cizre’den, 2014-2017 yılları arasında İstanbul’dan ve 2017-2024 yılları arasında fırsat buldukça Kastamonu’dan itikâf için Konya’ya yola çıktım. Kastamonu’da, asırlık halvet hücrelerinin bulunduğu Halvetîliğin piri Şeyh Şaban-ı Veli Dergâhı’nda birkaç gün itikâfa girme imkânı buldum. Taş duvarların arasında zamanın durduğunu hissettim. O hücrelerde kalmış dervişlerin gözyaşlarını görmek, duvarlarda yankılanan zikir seslerini duymak mümkündür.

Unnamed-4

Tefekkür, mekânın hafızasına yaslandıkça derinleşir. Bu nedenle ziyaret esnasında mekânı ve o zatı iyi tanımalı, o makamı nasıl elde ettiğini tefekkür etmelidir. Eğer bu rabıta tam kurulursa insan kendini bir zincirin halkası gibi hisseder. Bu yolculukta yalnız olmadığını, senden önce arayanların olduğunu ve senden sonra da arayacakların bulunacağını idrak edersin.

İtikâf Takvimde Değil, Kalpte Başlar

En güzeli Ramazan’ın son on günü itikâfa girmektir. Bunu biliyorum; fakat her yıl şartlar müsait olmuyor. İş, sorumluluklar, yetiştirilmesi gerekenler, ertelenemeyen meşgaleler… O zaman şunu öğrendim: İtikâf önce takvimde değil, kalpte başlar. On günü boşaltamasan da kalbi boşaltabilirsin.

İtikâfın kuralı; tüm namaz vakitlerinin cemaatle kılındığı ve cuma namazının eda edildiği bir mescitte bulunmaktır. Bu mümkün değilse son on gün camide cemaatle namaz kılmak ve mescitlerde mümkün olduğunca vakit geçirmek önemlidir. Bir gün bile ayıramadıysak en azından camiye her girişte itikâfa niyet etmeliyiz. Camide kalış süresini uzatmalıyız.

Mescit içinde bulunmak yeterli değildir. Kalbin ve aklın, mescidin ve kâinatın yaratıcısı olan Allah (c.c.) ile bir olmalıdır. Mescit yatakhaneye dönüşürse bunun bir anlamı yoktur. Hayat rutinimiz değişmeli ve aslımıza dönmeliyiz. Ölmeden önce ölüp mezara girmiş gibi can hücremize çekilmeliyiz. Bu vakti en verimli şekilde kullanmalıyız. Mümkünse bu süreç bir mürşid-i kâmilin rehberliğinde olmalıdır.

Modern Kölelik ve Dikkat Terbiyesi

Bizi ne oyalıyorsa kapatmalıyız. Sosyal medya hesaplarını dondurmalı, görüşme trafiğini sıfırlamalı, erteleyebildiğimiz dünyalık işleri sonraya bırakmalıyız. Ne kadar bağımlılık ve modern kölelik zinciri varsa fark etmeli ve kırmalıyız. Çünkü tecrübelerimden fark ettim ki bizi oyalayan şeyler sandığımızdan daha fazladır. Sürekli konuşuyor, eleştiriyor, ekran kaydırıyor; bakıyor fakat görmüyoruz. Neyi kaybettiğimizi fark etmiyoruz.

Unnamed (2)-1

Bu nedenle hayat farkında olmakla başlar. İdrak seviyesi yükseldikçe kendi eksiklerimizi daha iyi görerek hayat yürüyüşümüz devam eder. Oruçla nefsi terbiye ederiz; nefis ezildikçe ruh ortaya çıkar. İtikâf, bizi aslımıza döndüren ve kaybettiklerimizi hatırlatan müthiş bir zaman dilimidir.

Yanımda itikâfa giren gençlere hep şunu söylerim: Telefonu susturmak yetmez; zihni ve kalbi de boş işlerden kurtarmak gerekir. Mesaj gelmese bile aklın mesaj bekliyorsa hâlâ dışarıdasın. İtikâf, dışarıyla irtibatı kesmek ve içeriyle irtibatı güçlendirmektir.

Şehir ve Silsile

Şehre girdiğimizde büyüklere, tarihe ve eserlere selam vererek ilerleriz. Sokaklarında yürürken medreseleri, camileri ve mezar taşlarını selamlarız. İlimle, aşkla ve hikmetle yoğrulmuş bir şehrin içinden geçerken düşünürüm: İtikâf bireysel bir ibadet olmakla birlikte büyük bir silsilenin içine dâhil olma hâlidir. Hakiki bir terbiye metoduna dâhil oluruz; büyük dairede bir hiç, kendi çapında bir halife olma yürüyüşüdür. Bu nedenle hangi şehirde, kimin rehberliğinde itikafa girdiğimiz önemlidir.

İtikaf günlüklerim Dünya Bizim arşivinden okunabilir.

2014

İtikaf kaybettiklerimizi hatırlatan bir fırsat. (https://www.dunyabizim.com/itikaf-kaybettiklerimizi-hatirlatan-bir-firsat-1),

İtikafta üç kitap ve bir insan okudum.

(https://www.dunyabizim.com/itikafta-uc-kitap-ve-bir-insan-okudum)

2015

Ramazan ve itikaf arınma ve hatırlatmadır

(https://www.dunyabizim.com/ramazan-ve-itikaf-arinma-ve-hatirlatmadir)

2016

İtikaf bireysel bir eylemdir!

(https://www.dunyabizim.com/itikaf-bireysel-bir-eylemdir)

Salgın Yılları

Dünya bir salgın krizi yaşadı.

2020

Salgın sebebiyle bayram namazı bile kılınamadı. Camiler kapalıydı. Bizler ilk defa camiye girememenin acısını tattık. Kapılar kilitliydi; kalpler açık olmak zorundaydı. İlk cuma namazını maskeli ve mesafeli şekilde kıldığımız günü iyi hatırlıyorum. Kastamonu Kuzeykent Ulu Camii, mahşeri kalabalık ve gözler nemli. Kaybetmeden bazı şeylerin kıymetini anlayabilsek. Cami ne kadar kıymetliymiş; kapanmadan bunu idrak edememişiz.

2021

Salgın devam ediyordu. Camiler açıktı; fakat teravih kılınmadı, itikâfa da girilemedi. Evlerimiz halvet mekânı oldu. Muhtaç olmamak için gereken hazırlığı yapmalı ve her an krizlere hazır olmalıyız. Üretiyorsak ve zorunlu ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyorsak özgürüz.

2022

Kapılar ve yollar tam açıldı. Karşımda Mevlâna Hazretleri ve Üçler erenleri. Burada ne yazılabilir. İnsan sadece tefekkür eder. Önce 11 yıllık Konya günlerini düşünüyorum, iki yıl sonra tekrar itikaf nasip oldu. Elhamdülillah. İnsan bu dünyada ne ister: Helallik geçim, aile huzuru, ağız tadı, muhabbet, sağlık ve afiyet, salihlerle bir olmak, kulluk bilinci, cihad ruhu…

2023

Vardım Pirin huzuruna, koydum kalbi nazarına, içtim elinden gül şerbeti, gül aşkı muhabbet. Satırlar ne bilir sırrı, kelimeler taşımaz bu yükü, cahil insan aldı yükü, kalem kırıldı aşkı muhabbet. Meriç sözü uzatma, vakit tamam oldu, sen nakıs bir kulsun, tek sermayen aşkı muhabbet.

2024

Cahildim sırtlandım yükü, uyandım ağır bu öykü, savruldum süzüldüm çünkü, sabah yeli haber var mı? Muhabbet tuttu gönlümü, mayaladı aşk ölümü, Somuncu Baba tuttu elimi, güney yeli haber var mı? Geceleri her an uyan, seherleri zikirle yan, yükünden kurtul kal üryan, kırkikindi haber var mı? Semada rızkımız gezer, herkes nasibini yer, tabiat beni iyi ezer, akşam yeli haber var mı? Piri Sır an İbrahimi, Allah’a koş Ahmet gibi, Kitabını tut samimi, yatsı yeli haber var mı? Rüzgarlar ilhamı oldu, çiçekler meyve tuttu, Ahibabazade oku, vuslat yakın haber var mı?

Artık Sakarya’dan itikâf yolculukları başlıyor.

2025

Arifiye’den hızlı tren ile Konya’ya yola çıktım. Konfor alanımızı değiştirmeden bir şeylerin değişeceğini sanıyoruz. Değişmesi imkânsız, devenin iğne deliğinden geçmesi kadar zor. Rahatta bir sancı, dert olmaz. Aşk ve muhabbet yoksa tekamülde olmuyor. İnsanı ilerleten aşk, muhabbet ve dert.

2026 İtikâf Yolculuğu

Bu yıl kendi aracımla gideceğim inşallah. Yol güzergâhımız: Bolu Hayreddin Tokadi Hazretleri, Geredeli Halil Hazretleri, Çerkeşli Mustafa Hazretleri, Kastamonu’da Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri, Taşköprü’de Hüseyin Yakut Hocam, Çankırı’da Kadiri Şeyhi Yaşar Göletderevi Hazretleri, Ankara’da Hacı Bayram Veli Hazretleri, Konya’da Piri Sır Hocam ve Piri Paşa Dergâhı. Nasip olursa yolumuzun üzerinde bildiğimiz kimi yer altında sırlı kimi aynı çağı paylaştığımız gönlümüzü zenginleştiren mübarekleri ziyaret edeceğiz.

Günlük Akış

Hayatımızı, günlük mesaimizi namaz vakitlerine göre belirleriz. İtikâf programı gece namazıyla başlar. Sahur, imsak ve sabah namazı öncesi ve sonrası ders yapılır. Kur’an-ı Kerim, hadis ve fıkıh dersleri işrak namazına kadar devam eder. Öğle öncesi tefsir (Rûhu’l-Beyân Tefsiri / İsmail Hakkı Bursevî), ikindi öncesi hadis dersi yapılır. Namaz sonrası mütalaa, tefekkür ve kısa dinlenmelerle program sürer.

İftar ve sahur sade tutulur. Az yemek bedeni hafifletir.

İtikâf Günlüğünden Notlar

İtikaf 1.Gün: Piri Paşa Medresesi benim evim, aile ocağım, eğitim yuvam, evin hadimi ve piri Sır Hocamıza, o’nun eğitiminde güzelleşen nazırlara selam olsun.

İtikaf 2. Gün: Ey yolcu bataklıkta dolaşırken hangi yüzle güzellik aramadasın, bataklıkta gül gördün mü ki serçe olsun?

İtikaf 3. Gün: Vasat zenginlik, vasat mide, vasat ilim. Hazmedilmiş olan vasat olandır, hiçlik makamıdır, sırıtmaz, fazlalık durmaz, azlığı ve çokluğu zarar olanın ortasından tutmak lazımdır. İfrat ve tefrit aklın dengesinde yerini bulur. Ölçüsü kaçmış bir dünyada kalibrasyon ölçütü arıyorum.

İtikaf 4. Gün: Doğru ve yanlış ona bakanın durumuna ve konumuna göre değişir. Cellat adam öldürür ceza almaz, eşkıya öldürür cezalandırılır. Sonuçta ikisi de aynı eylemi yapmıştır. Bıçak adam keser suç aleti, ekmek keser iş aleti. O zaman suç araç-gereçte değil, kullananda, aracı amaç haline getirendedir.

İtikaf 5. Gün: Hocama “İyi misin?” dediğimde, “Kendimi görecek ayna bulamadım.” der. Ruhumun aynası, dizin dibinde nefsim, sende beni gör, ben de seni göreyim. Birlikte süslenelim o büyük davet için.

İtikaf 6. Gün: Her yıl yeni kitaplar ve yeni insanlar okuruz. Kadim eğitim geleneğine uygun olarak metin üzerinden karşılıklı mütalaa ederiz. Muhabbet eğitim yolu böyle bir şey, karşılıklı, ezmeden, küçük görmeden, eksikliği hissettirmeden tamamlamak. Hocamın ilimi insanı ezmez, sanki kendisi de ilk öğreniyormuş gibi heyecanlıdır, aşk doludur, insanı bu nedenle yükseltir.

İtikâf 7. Gün: Halvetten farklı olarak birebir ders yapma imkânı vardır; doğru metinle, doğru insanla muhabbet ederek kendini geliştirirsin. Halvet ve itikafta sessizlik bir boşluk değil; nitelikli bir doluluk hâlidir. Halvette genelde yalnız olursun, itikafta maneviyatla sınırlı görüşmeler zenginlik katar. Dikkat edilmeli malayani olmamalıdır.

İtikaf 8. Gün: İtikafa giren ibadet-tefekkür-zikir-ders harici bir şeyle meşgul olmamalıdır. Kullan at şeyleri sevmem, sadece itikafta her şey pratik ve kullan at olmalıdır. Çayı bile pratik olsun diye sallama yaparım. Deneyimler gösteriyor ki birilerine hizmet iyidir, itikaf hariç. Herkes işini kendi görmeli ve kimseye yük olmamalıdır. İtikafçıların birbirine hizmeti ise işlerle meşgul olana maneviyat ve zaman kaybettirir. Dışarıdan alınan hizmette sınırlı olmalıdır. Mümkünse kendi kendine yetmelidir.

İtikâf 9. Gün: En zor olan, alışkanlıkları terk etmektir. Çay saatini, gündelik sohbeti, ekran kaydırma hareketini… İnsan ne kadar bağımlı olduğunu bu on günde fark ediyor. Modern zamanın en büyük işgali dikkat dağınıklığıysa, itikâf dikkat terbiyesidir.

İtikaf 10. Gün: Özellikle gençler itikafa girmeli. Rehberlik yapacak büyüklerin yanında girilecek bir itikaf bir yıllık biriktirilmiş azık demektir. İtikâf sadece bireysel arınma değildir; geleceğe dair bir muhasebe ve talebe olana bir rehberliktir. Yetişmiş bir insan modelimiz var mı? Yoksa hep aynı reçetelerimi ortaya koyuyoruz.

İtikâfın Öğrettikleri

Çaba amel gerektirir. Çap tefekkür gerektirir. İtikâf her ikisini de öğretir. Çalışmayı da düşünmeyi de… Yıllar içinde şunu fark ettim: İtikâf süre meselesi değil, yön meselesi. Bir Ramazan’da şu cümle içimde yer etti: “Yeryüzü benim için bir itikâf mekânı.” Eğer itikâf sadece caminin duvarları arasında kalıyorsa, oruç tuttuğumuz gibi sadece aç kalıp davranış değişikliğimiz olmuyorsa, Ramazan bitince her şey eski hâline dönüyorsa, orada eksik bir şey var demektir. İtikâf ve orucun asıl meyvesi, Ramazan sonrası da kazanılan güzel hallerin hayata taşınabilmesidir. Ramazan sonrası da arada oruç tutalım, kendimize çekildiğimiz zamanlar olsun.

İtikâf, Dünya İle Vedalaşma Provasıdır

İtikâf, dünya ile vedalaşma provasıdır, ölmeden önce ölmektir; ama dünyayı terk etmek değildir. Aksine dünyaya daha sahih bir yerden bakmaktır; akl-ı selim, kalb-i selim, zevk-i selim sahibi olmaktır. İçeri çekilmeden, iç temizliği yapmadan; dışarıya düzgün şeyler çıkmaz, içeride ne varsa dışarıya o sızar. Bu nedenle salihlerle olmalı ve neslimiz için dua etmeliyiz. Ya Rabbi içimizden ve neslimizden salihlere önderler çıkar. Bazen içim sıkıldığında hemen Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin sohbetlerinden okuyorum, beni kendime getiriyor. Ahir zamanda salihler azalır; fakat onlar eserleriyle, maneviyatları ile aramızdadır.

Neden Her Yıl İtikâfa Giriyorum?

Cevap basit: Gündelik hayat meşgalesi dağıtıyor, itikâf ise topluyor. Hayat çokluk yarışı içinde, itikâf hayatımızı sadeleştiriyor; hayat konuşturuyor, itikâf sükûnet ve huzur makamı. Olmayan ihtiyaçların ve bir şekilde hayatımıza tasallut olmuş birilerinin maymunu haline gelmemek veya bu durumu fark etmek için itikafa girmeliyiz.

Sustukça Şunu Fark Ettim

Hayat neden bu kadar gürültülü. İnsan harici her şey merkezinde belli bir sükûnet ve görev bilinciyle zikrine devam ediyor. İnsan aslını yitirdiği için zikrinden uzak, yaradılış gayesini unutmuş yaprak gibi savruluyor. İtikâf o iç sesi terbiye etmeyi öğretiyor. Bu sesi en iyi namazda anlıyoruz. Beş dakika bile Rabbimiz ile baş başa kalamıyoruz. Yapıp ettiklerimiz, eksik işler kalbimize ve beynimize hücum ediyor.

İtikâf Bir Arınma Vakti

Yıllık yenilenme. Hesap zamanı. Nasıl ki haftalık bir zikir halkası insanı tazeliyorsa, Ramazan’ın tamamı ve özellikle son günleri yıllık bir iç muhasebe imkânı sunuyor. Oruçla açılan kalp öğrenmeye başlıyor.

Çekildim can hücreme
Daldım derin âleme
Dostum beni arama
Hakiki dostu buldum

İtikâfın Özü

Hakiki dostu bulmak. Gürültüden, gösteriden, telaştan uzak sessiz bir arayış. Kimseye görünmeden, kimseye ispat etmeden, sadece bilinsin diye değil; gerçekten bulmak için. Bugün güzel işler, etkinlikler yapılıyor; fakat tesir düşük. Samimiyet ve muhabbet eksik. Bir işi birileri görsün diye yapıyorsak, rahmet ortadan kalkıyor. Bunları yazarak bile bir şeyleri eksilttiğimin farkındayım. Amacım vesile olması, tattığımız bir güzelliği ve lezzeti paylaşma ihtiyacı. Bazı büyükler yazmasaydı, nasıl bile bilirdik manevi yolculukların sırrını. Keşke herkes yazsaymış.

İtikâf Bir Kaçış Değil

Tam tersine, hakikate doğru bir yürüyüştür. Kendini kandırma ihtimallerini azaltma çabasıdır; çünkü en çok insan kendini kandırır. Nefsi suç üzerinde yakaladığım çok olmuştur. Nefsi merkeze koyma alışkanlığını kırma denemesidir, çoğu zaman dünyanın kendi etrafımızda döndüğünü zannederiz. Kendi kalemizde her şey normaldir. Dıştan küçük bir saldırıda o kâğıttan surlar yıkılır.

İtikâf Bize Şunu Söyler

Bir nefes çektim Sen geldin

Sen geldin her şey geldi

Ey insan iki cihan arasında yaratıldın, bir geçiş köprüsündesin. Seni bu köprüde ilerlerken sürekli aşağıya doğru çeken bir tarafın var ve yukarıya doğru çağıran bir tarafın da var. İtikâf bu çağrıyı duymak için bir fırsattır. İtikaf gündelik hayatın içinden biraz çekilip kalbi temizlemeyi ve zihni boşaltmayı öğrenmektir. Kalp sadece bir et parçası değil, insanda kaçınılmaz olarak temiz ve pis kan birlikte dolaşıyor. Bu dünyada yaşıyorsak imtihan devam ediyor. “Ol”mak, ölmektir. Olgun meyve ağaçta kalmaz, toprağa düşer ve çürür. Ölmediysek olma yolculuğuna, kemalat yürüyüşüne devam etmek için itikafa girmeliyiz.

Rabbimiz; Ramazan, oruç, itikaf ikliminde edindiğimiz tecrübeyi hayatımıza taşımayı nasip eylesin, salihler yoldaşımız, kötülük bizden uzak olsun. Amin.