Biz söylediğimizde yeterli ilgi olmuyor, belki Ford CEO’sunun mesleki eğitime dair sözleri dinlenir. Ahilik geleneğinde on yaşındaki çocuklar yamaklık, çıraklık statüsünde mesleğe başlatılır. Bu gönüllü bir alıştırmadır.
Yaz tatillerinde, mektep boşluklarında çocuklar hem mesleği hem de hayatı öğrenirler. Bunu mesleki eğitim sistemimize dahil edebiliriz. Meslek liselerinde beceri kursları bu konuda bir adımdır. Daha geliştirilip, genişletilebilir; iyi işletmeler ve ustalar tespit edilerek onlardan istifade edilebilir. Jim Farley, Ahilik geleneğini bilmediği için Almanların yaklaşımını örnek veriyor. Sayın Farley’in ahilik sistemini bilmemesi normaldir. Bizim mesleki eğitim muhitinde de aynı hataya düşenler var, onların bilmemesi anormal durumdur.
Fortune.com adresinde yayınlanan haber içeriğinde mesleki eğitim için çok güzel yaklaşımlar barındırıyor. Aynı zamanda Dünya bu konuda ne düşünüyor görmüş oluyoruz. Bu nedenle metinden parçalar alarak, mesleki eğitim yöneticisi olarak müzakere ediyor gibi köşeli parantezlerle yorumladım. Böylece kendi deneyimlerimle mesleki eğitim yaklaşımımızı tartışmaya açtım. Uzun bir söyleşi şeklinde oldu; çünkü bu konu uzun boylu tartışmayı hak ediyor.

Ford Başkanı ve CEO’su Jim Farley’in söylediklerinden hareketle Fortune Intelligence Editorü Nick Lichtenberg haberi:
Ford CEO’su, Z kuşağı oğlunun “kaynak yapmayı, imalat yapmayı ve elleriyle çalışmayı öğrendiği bir yaz işi” olmasını sağladığını açıkladı.
Farley, “temel ekonomi” olarak adlandırdığı, yani bir şeyler inşa edip tamir eden günlük endüstrilerde bir “kriz” yaşandığını söylüyor. Başka bir deyişle, yapay zekânın giriş seviyesi işleri sömürdüğü yönündeki tüm abartılara rağmen, Amerika’nın mavi yakalı omurgasının göz ardı edildiğini düşünüyor. (Farley, yapay zekânın beyaz yakalı istihdamın yarısını yok edeceğini de öngörmüştü.)

[Yapay zekâ konusu önemli; bilişim, elektronik, yazılım, mekanik olmadan yapay zekâ hiçbir şey yapamaz. Yapay zekâ sadece büyük veriyi işler, belki robotları daha kolay yönetir; ancak mavi yakalılar her zaman olacaktır. Yani her zaman vasıflı iyi ustalara ihtiyacımız var. Bu nedenle hem işsizlik çözümü; hem mutlu, ahlaklı, meslekli bir gençlik ve büyük Türkiye için mesleki eğitim, diyoruz.]
Farley’nin düzenlediği Ford Pro Accelerate zirvesinde sahneye çıkan Ford lideri, yaz aylarında tamirci olarak yaptığı işten keyif alan oğlunun üniversiteye gidip gitmemeyi sorguladığını söyledi. Farley, “Baba, bu işi gerçekten seviyorum. Neden üniversiteye gitmem gerektiğini bilmiyorum.” dediğini aktardı. Aynı dönemde The Verge’den Nilay Patel ile yaptığı podcast’te oğlu Jameson ile olan bu süreci daha ayrıntılı anlattı.

[Burada çocuk sevdiği işi yapmalıdır; ancak genç, hayatı hakkında bu kadar önemli bir kararı alırken yalnız bırakılmamalıdır. Akademik kapasitesi olduğu hâlde sadece ders çalışma zorluğundan ya da sınıf ortamında sıkıldığı için üniversite okumamayı bir kaçış olarak görüyorsa, bu gence ve ailesine iyi bir mesleki rehberlik şarttır. Üniversite okumak veya okumamak gencin önüne bir kariyer ya da saygınlık engeli olarak konmamalıdır. Akademik kapasitesi yüksekse hem üniversiteyi okuyabilir hem de el becerisini geliştirip iyi bir mühendis de olabilir. Fakat akademik kapasitesi düşükse, sadece aile veya toplum baskısıyla üniversiteye gidiyorsa bu zaman kaybına ve işsizliğe yol açar. Bu sorunu çözmek öncelikle ailenin ve okulun görevidir.]
Decoder podcast’inde konuşan Farley, “Hepimizin kendimize bakmamız ve Amerika’da nasıl bir toplum inşa etmek istediğimize karar vermemiz gerekiyor.” dedi. Oğlu 17 yaşında, lise son sınıf öğrencisi. Farley, oğlunun “hayal edebileceğiniz her fırsata sahip olduğunu, çoğu insan gibi endişelenmesine gerek olmadığını” söyledi. Yine de oğlunun yazın kaynak yapmayı, imalatı, el emeğini ve insanlarla iletişimi öğrendiğini belirtti. Farley, oğlunun bu meslekte bir kariyer yapmaya karar vermesi hâlinde “bir ebeveyn olarak çok heyecanlanacağını” da ifade etti.

[Farley’nin oğlu muhtemelen yine bir üniversiteye gidecek; çünkü toplum, bunu statü gereği bir zorunluluk olarak görmektedir. Zenginler için bu durum sorun değildir; çünkü akademik kapasite düşük olsa bile çocuklarını paralı üniversitelere gönderebilirler. Sorun, dezavantajlı ailelerin çocuklarındadır. Zenginler, mavi yakalıların çocuklarının da mavi yakalı kalmasını ister. Batı’da sınıfsal sorun hâlâ çözülmemiştir. Aile maddi zorluk içindeyse çocuk, kapasitesine bakılmadan ev ekonomisine destek için çalıştırılır. Bu çocuklar eğitim sistemi tarafından keşfedilmezse, en çok onlar kaybedilir. Sosyal devlet, bu noktada devreye girmeli ve zeki fakat dezavantajlı çocuklara daha fazla imkân sağlamalıdır. Ahilik geleneği ve Osmanlı Vakıf/ İmaret/Külliye Sistemi zirve dönemlerini yaşadığı zamanlarda bu dengeyi gözetmeye çalışmıştır. Gelir adaletsizliğine, zengin fakir arasındaki uçuruma engel olunmuş, Külliye Eğitim Modeli ile (Cami, medrese, tekke, çarşı zaviyesi eğitime katkı sağlamıştır.) taşradan bir çocuğun okuyup yüksek görevlere gelmesine imkan sağlanmıştır.]
Ulusal Beceri Açığı
Farley’nin yorumları, ABD’deki beceri açığı ve üretimin geleceği üzerine yapılan tartışmaların ortasında geldi. Farley, vasıflı mesleklere yönelen gençlerin azlığından yakındı. Ford, yeni araçlara olan talep ve elektrikli araçların bakımı arttıkça tamir teknisyeni açığıyla karşı karşıya. Aspen Fikir Festivali’nde konuşan Farley, “Hükûmetler meslek okullarına ve vasıflı iş gücüne yatırım yapma konusunda ciddi olmalı.” dedi. Almanya’daki çıraklık sisteminin ortaokuldan başladığını ve bu sayede istikrarlı iş gücü sağlandığını belirtti. Amerikan sisteminin ise gençleri fazla oranda beyaz yakalı işlere yönlendirdiğini savundu.

[ABD eğitim sisteminin de bizim gibi beyaz yakalı yönlendirmesinin fazla olduğunu öğreniyoruz. Alman sistemi örnek gösteriliyor; fakat orada da göçmen çocukları genellikle mesleğe yönlendirilir. Dil ve kültür farkı nedeniyle bazı çocuklar sorulara yanıt veremediğinde, doğrudan meslek okuluna gönderilmektedir. Bu, dezavantajlı ama yetenekli çocuklar için haksızlıktır. Türkiye’de meslek liselerinin yeniden ortaokuldan itibaren şekillendirildiği bu dönemde bu konular çok iyi tartışılmalıdır. Meslek liseleri, sadece patronlara işçi yetiştiren kurumlar olmamalıdır. Ahilik geleneğinde olduğu ara eleman değil ana ustalar yetiştiren okullar olmalıdır. Her usta işini kuramayabilir; ancak saygı duyulduğu sürece her işi kendi işi gibi yapar. Ahilik geleneği sayesinde bu topraklarda sınıf farkı oluşmamıştır. Usta, kalfa ve çırak öncelikle kardeştir. Parası olsa bile meslekte pişmemiş, belli sınavlardan geçmemiş kişi usta, işyeri sahibi olamaz. Bu anlayış, iç kontrolü sağlamış ve sosyal adaletin devamını temin etmiştir. Sertifikalandırma tüm meslek gruplarına yayılmalı, mesleki yeterliliği olanlar iş yeri sahibi olmalıdır.]
Eğitim Maliyeti ve Toplumsal Adalet
Farley’nin konuğu Mike Rowe, “Batı medeniyetinde hiçbir şey dört yıllık bir üniversite derecesi kadar pahalı hale gelmedi.” dedi. 1984’te 12.200 dolar olan üniversite ücretinin bugün 90.000 doların üzerine çıktığını söyledi.
[Eğitimin maliyeti ABD’de olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir sorundur. Ülkemizde dershaneler sadece isim değiştirdi, farklı biçimlerde yoluna devam ediyor. Sınav sistemi sürdüğü sürece bu kaçınılmazdır. Açık lise geçişlerinin zorlaştırılması da başka bir sorundur. Sistemi kurarken her zaman dezavantajlı grupları düşünmeliyiz. Öğretmen kendi akademik kapasitesi düşük çocuğunu akademik liseye gönderip başkasının çocuğunu meslek lisesine yönlendiriyorsa, toplumsal bakış açımız değişmemiş demektir. Daha da önemli olan başarılı öğrenciler mesleki eğitimi tercih etmelidir. Meslek liselerinde her şehire Fen MTAL açılmalı; istihdam garantisi, pansiyon, ücret ile büyük şirketler tarafından desteklenmelidir. Elimizde güzel örnekler vardır. LGS’de dört yanlış yapan kızım Baykar MTAL’yi yazdı, bu lise 0,5 ‘lik dilimden öğrenci aldığı için kazanamadı. İyi ki kazanmamış; çünkü Baykar MTAL , Baykar Fen Lisesi’ne dönüştürüldü. Şimdilik elimizde en iyi örnek ASELSAN MTAL’dir.]
Kurumsal ve Kişisel Sorumluluk
Farley, oğluna kaynakçılık yaptırarak kişisel düzeyde bu vizyona katkı sunuyor. Ford da kurumsal düzeyde çıraklık programlarını genişletiyor, kar amacı gütmeyen kurumlarla iş birliği yapıyor.
[Özel sektör bu işi samimi biçimde ele almalıdır. Geleneğimizdeki vakıf anlayışıyla, her şeyi devletten beklemeden iyi ustalar yetiştirmek için çalışılmalıdır. Türkiye’de ya bürokraside boğuluyoruz ya da insana değer veren geleceğinin iyi yetişmiş gençlikte olduğunu bilen işveren bulmakta zorlanıyoruz. İŞKUR, mesleki eğitim kurumları, işverenler iyi bir koordinasyonla işsizliği düşürülebilir. Devlet zaten MESEM öğrencileri üzerinden çırak yetiştren kurumları destekliyor. İş danışmanları iyi bir mesleki rehberlikle iş arayan, tam olarak ne iş yapacağına karar verememiş gençleri, açık işlerle buluşturarak. Hem işverenlerin iş açıklarını kapatır hem de işsiz ve mesleksiz genç kalmaz. Kağıt üstünde bu işler yapılıyor. Sahada gördüğümüz uygulamalarda çok eksik var. İyi başlanan yaraya merhem olacak işler, sanayi bölgelerinde açılan MESEM ofisleri gibi tabela, istatistik kurbanı oluyor. Çünkü bu işler memur mantığının dışında, derdi olan iyi adamların gönüllü ve özveriyle yapacağı işlerdir.]
Farley, Henry Ford’un vizyonuna da atıfta bulunuyor: Henry Ford, çalışanlarının ürettikleri ürünleri alabilecekleri bir ücret politikası uygulamış ve bunun orta sınıfın yükselişinde önemli rol oynadığını savunmuştur.
[Gerçek anlamda usta yetiştirmek istiyorsak, iyi bir ücret politikası uygulamalıyız. Bugün çoğu işletme asgarî ücret veriyor ve bunu kişinin geçimini gözetmeden yeterli olduğunu düşünüyor. İşi öğrenecek bekar bir genç için asgari ücret yeterli olabilir; ancak yetişmiş ustaya da aynı ücretin ya da az fazlasının teklif edilmesi uygun değildir. Bu anlayışla iyi ustalar yetiştiremeyiz, sürekli yer değiştirme olur ve beyin göçü yaşarız. Gelecek için önce insana yatırım yapmalıyız. Kurumsallaşma oluşmadığı için Türkiye’de üçüncü kuşağa devreden şirket çok azdır. İşletmenin ömrü çalışan kalitesine bağlıdır.]
Adaletli Paylaşım ve Sosyal Denge
Farley, “Bu çok tehlikeli işleri kim, hangi bedelle yapacak?” diye soruyor.
[İnsanlar hakkını aldığında denge kurulur. Sermaye sahipleri, aradaki uçurumu büyütürse o uçuruma önce kendileri düşecektir. Çünkü paranız olsa bile sistem çalışmadığında elinizdeki kağıt parçasının veya mal varlığınızın hiç bir anlamı yoktur. İnsanlar arasında adil bir bölüşüm olmalıdır. Sermaye birilerinin elinde dönen bir meta haline gelmemelidir. Bu durum hem ülkemiz için hem de dünya için geçerlidir. Yüzde doksan varığa sahip yüzde birlik kesim böyle bir durumu uzu süre sürdüremez.]
Sonuç
Farley, Amerika’yı gençlere büyüme fırsatları sunmaya çağırıyor. Mavi yakalı işlere karşı önyargıların insanları “harika işlerden” uzaklaştırdığını vurguluyor.
[Ancak Farley yılda 20 milyon dolar kazanırken, mavi yakalıların 100 bin dolar kazandığını söylemesi dikkat çekicidir. Bu fark adil orantıya kavuşmadıkça sistem sorunlu kalacaktır. Ahilik geleneği ve vakıf kültürümüz bize adil sistemin nasıl kurulacağını öğretmiştir. Kendi değerlerimizden beslenerek hem Batı’ya hem Doğu’ya örnek bir model geliştirebiliriz.]
Sayın Farley sayesinde dünya sistemiyle kendi sistemimizi karşılaştırma fırsatı bulduk.
Bu yazı, “Ahlaklı ve Meslekli İnsan Yetiştirme Zanaatı” (https://kainatamektup.com/2021/06/ahlakli-ve-meslekli-insan-yetistirme-zanaati/) başlıklı yazımın devamı olarak düşünülebilir. Bu yazıda bahsettiğim on yaşında mesleğe başlattığım oğlum liseyi başka şehirlerde okudu, bu yıl üniversite sınavına girecek. Kapasitesi olduğu için üniversite okumasını destekliyorum. (LGS’de üç yanlışı vardı.) Şu anda bir evin sorumluluğunu alabilecek donanımda. Öğretmenleri “Bu çocuk diğer akademik başarısı yüksek öğrencilerden farklı.” dediklerinde; önce hep birlikte “Maşaallah” ddedikten sonra ekliyorum: “Ona önce biz ebeveyn olarak usta olduk ve on yaşına gelince tanıdığım iyi ustalara çırak verdim.”
Haber metni kaynak: https://fortune.com/2025/10/03/ford-ceo-jim-farley-son-summer-job-skills-gap/