Gülsen Sevinç Kaya: "Osmanlı Devleti’nin resim mirasını yansıtıyoruz"

"Topkapı Koleksiyonu portre bakımından zengindir, hanedanın bağışları da vardır. Milli Saraylar koleksiyonumuz ise Osmanlı sarayının resim alanında tek temsilcisidir." Mukadder Gemici, Milli Saraylar Resim Müzesi müdiresi Gülsen Sevinç Kaya ile söyleşti.

Gülsen Sevinç Kaya: "Osmanlı Devleti’nin resim mirasını yansıtıyoruz"

Osmanlı’da Batı tarzı perspektifli resim çiziminin yaygınlık kazanması, Sultan Abdülaziz dönemine rastlıyor. Hattat, bestekâr ve özgün desen ustası olan Sultan Abdülaziz, resme duyduğu ilgi ile yepyeni bir anlayışı hâkim kılıyor ve sarayın resim koleksiyonunun temelleri bu dönemde atılıyor. İşte bu koleksiyonu ve daha fazlasını barındıran Milli Saraylar Resim Müzesi geçtiğimiz haftalarda yeni bir düzenlemeyle açılış yaptı ve ziyaretçilerini kabul etmeye başladı. Ne mutlu ki açılışla ilgili pek çok haber ve tanıtım gündemde yer aldı. Biz de Resim Müzesi Müdiresi Gülsen Sevinç Kaya ile buluştuk ve Resim Müzesi’nin hikayesini konuştuk.

Milli Saraylar Resim Müzesi’nin hikâyesinden başlayalım isterseniz. Milli Saraylar bünyesinde bir Resim Müzesi fikri nasıl gelişti? 

Milli Saraylar’a ait tablo koleksiyonu çok zengin bir koleksiyondur. Zonaro, Ayvazovski, Şeker Ahmet Paşa, Osman Hamdi Bey başta olmak üzere çok değerli yerli ve yabancı ressamların eserlerine sahibiz. Ülkemizin ilk tablo koleksiyonu olan Paris’teki Goupil Galerisi’nden Sultan Abdülaziz döneminde alınan tablolar da Milli Saraylar envanterinde yer alıyor. Dolayısıyla önceki yıllarda da Milli Saraylar’ın tablo koleksiyonuna yurt içinden ve yurt dışından ilgi büyüktü. Ancak tablolarımız daha önce çeşitli binalarda, saray ve kasırların teşrifi içinde yer aldığı için meraklılarıyla birebir resim odaklı buluşamıyordu. Ziyaretçiler tabloyu yeteri kadar inceleme fırsatı bulamıyorlardı. Aynı ressamın eserlerini bir koleksiyon olarak göremiyorduk, farklı farklı yerlerdeydi. Hatta bazen ziyaretçiler hiç farkında olmadan çok önemli bir tablonun önünden geçip gidiyorlardı. Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’nda obje bazlı müze olarak Saat Müzesi, Saray Koleksiyonları Müzesi, Aynalıkavak Musiki Müzesi açıldı, sonra da Resim Müzesi sanatseverlerle buluştu.

Geçtiğimiz günlerde yeni bir düzenlemeyle müzenin açılışı yapıldı Sayın Cumhurbaşkanımız’ın teşrifleriyle. Bu yeni düzenlemelerin muhtevasında neler var? Ayvazovski, Şeker Ahmet Paşa gibi önemli ressamlar başlı başına bir koleksiyon olarak yer almış.  Bazı salonlarda ise konusuna göre bir tasnif yapılmış, savaş tabloları gibi. Tabloları kategorize ederken çıkış noktanız neydi?

Resim Müzesi olarak Osmanlı Devleti’nin resim mirasını, resim anlayışını yansıtıyoruz. Naturmortumuz da var, manzara da var, savaş da var. Sergiyi tasarlarken da baş yapıtları, yerli ve yabancı ressamların eserlerini, Osmanlı padişahlarının beğenilerini anlatmaya çalıştık. Saray ressamı nedir, yaver ressam nedir, saraya sipariş sunmak nedir, bu kavramları öğretmek istedik. Mesela Sultan Abdülaziz Osmanlı’nın klasik dönemde gerçekleşen savaşlarını saray ressamlarına yaptırtıyor ve bazı tabloları da askeri okullara hediye ediyor. Biz bunları Savaşlar ve Zaferler Salonu’nda bir araya getirdik. Yine mesela Osmanlı’da bir aile kültürü var, aile bağı var. Çocuklara kadınlara verilen bir değer var. Bu tabloları Hane-i Saadet başlığında topladık.

Her biri tematik bütünlüğe sahip 34 farklı sergi salonumuz var. 500’den fazla eser sergiliyoruz. Yepyeni bir “Padişah Portreleri Salonumuz” var.

MİLLİ SARAYLAR KOLEKSİYONU, OSMANLI SARAYININ RESİM ALANINDA İLK TEMSİLCİSİDİR.

Padişah Porteleri Koleksiyonu Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı bünyesine Topkapı Sarayı’nın katılmasıyla daha da zenginleşiyor. Bu birleşme Resim Müzesi’ni nasıl etkiledi?

Daha önce saraylarda, köşklerde bulunan padişah portreleri Cumhuriyet döneminde Topkapı Sarayı’na gönderilmiş ve orada bir padişah portreleri sergilemesi yapılmış. Çoğu Yıldız Sarayı’ndan, Dolmabahçe Sarayı’ndan giden tabloların geri gelmesi, ait oldukları döneme ait binada, ait oldukları yerde sergilenmeleri müzecilik anlamında tarihsel açıdan çok önemli bir adım oldu. Çünkü Sultan Abdülmecid, Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmış, kardeşi veliaht Sultan Abdülaziz bu binada yaşıyor. Sultan Abdülmecid’in çocukları son devre kadar devleti idare ediyorlar. Onların portrelerinin burada olması lazımdı. Geçmişte buraya ait olan koleksiyon geri dönmüş oldu. Topkapı Koleksiyonu portre bakımından zengindir, hanedanın bağışları da vardır. Milli Saraylar koleksiyonumuz ise Osmanlı sarayının resim alanında tek temsilcisidir.  Ziyaretçilerimiz Osmanlı padişahlarının tamamını kronolojik olarak artık Padişah Portreleri Salonu’nda görebilecek. 

TEKRAR TEKRAR GEZİLECEK BİR MÜZE…

Bir günde gezilebilir mi Resim Müzesi? Nereden başlamalı gezmeye ne dersiniz?

Sınırlı bir vakitte gezilecek bir müze değil. Tekrar tekrar gezilecek bir müze olduğunu düşünüyorum. Aileyle, arkadaşlarla gezilecek, tablolarımızın üzerinde konuşulacak, sohbetler yapılacak eserler olduğuna inanıyorum. Müzemizin üst katında tavan resimleri, dekorasyon çok zengin, çok süslü. Bu yüzden güzergâhı üst kattan başlatıyoruz. İlk salonumuzu Dolmabahçe Sarayı’nı yaptıran Sultan Abdülmecid ve veliaht dairesini ilk kullanan Sultan Abdülaziz’e ayırdık. Sonra Devlet-i Aliyye diyerek büyük devlet kavramını vermek istedik, cülus törenleri, bayram törenleri gibi.  Saray ressamlarını Ressam-ı Hazreti Şehriyâri kavramını öğretmek istedik. İstanbul’un fethini konu alan Zonaro’nun meşhur tablolarının yer aldığı Fetih Salonu, Savaşlar ve Zaferler, Ayvazovski, Hoca Ali Rıza, Şeker Ahmet Paşa, Goupil Galerisi’nden alınan tablolar, Padişah Portreleri… Bir güne sığmayacak gibi. Dolmabahçe Sarayı’nı ziyaret eden misafirlerimize istedikleri takdirde, Saray gezisiyle birlikte belli indirimle bir bilet takdim edilecek. Ama gönlümüzün istediği ziyaretçilerimizin Resim Müzesi kapısından, Resim Müzesi’ne bizzat gelmesi. Açılışın yapıldığı hafta soğuğa rağmen farklı kesimlerden gençler, bastonlarıyla gelen yaşlılar bizi çok heyecanlandırdı.

Çok etkileyici bir çay salonunuz var: Şeker Ahmet Paşa Çay Salonu. Neden ilk ressamlarımızdan birinin adı verildi bu salona?

Şeker Ahmet Paşa sarayda ilk tablo koleksiyonun kurulmasına büyük katkısı olan bir yaver ressam. Aslında resimle ilgili ilk temelleri o atıyor. Çay salonunun menüsü, tabelası, tabaklarına kadar her şeyi çok özel. İnşallah pandemi sürecinden sonra daha güzel hizmet verecek. Yine bahçemizde bulunan Limon Kafe sembol bir kafedir. 20-30 yıl öncesinden bilinen bir yerdir. Kuğularımız da gelecek bahçemize. Kartpostalvari bir kış manolyamız var. Ziyaretçilerimiz müzede güzel eserlerimizi görecekler, bahçemizde nefes alacaklar. Hem müzede hem bahçede ziyaretçilerimizin çok güzel vakit geçireceklerine inanıyorum.

Biraz da binadan söz edelim isterseniz. Resim Müzesi aslında Dolmabahçe Sarayı’nın bir bölümü, devamı. Eskiden Veliaht Sarayı. Binanın kendisi de ayrı bir sanat eseri, saray ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Veliaht Sarayı yüz altmış beş yıllık bir bina. Sahilden, denizden bakıldığında Dolmabahçe’nin devamı niteliğinde gözüküyor. Fakat alınlığımızda tuğra yok. Dolmabahçe Sarayı’nın üçgen alınlığında Sultan Abülmecid tuğrası vardır, bizimkinde motif vardır, oradan ayrılır. Mimari anlayışı, bahçe düzeni ile küçük bir saraydır. Babalarını çok küçük yaşta kaybettikleri için Sultan Abdülmecid kardeşi Abdülaziz’i çok seviyor. Burası başlı başına özel bir daire veliahtlar için, öyle tasarlanmış. Aynı zamanda Topkapı’dan sonra veliahtlara yönelik bir zihniyet değişimini de ifade ediyor.

Bir sanatseverin Resim Müzesi’nde muhakkak görmesi gereken eserler hangileridir?

Hiç birisini kaçırmasınlar derim. Zonaro’nun İstanbul manzaralarına özellikle dikkat etmelerini isterim. Zonaro’nun Üsküdarları müthiştir. Chlebowski’nin Kağıthane’si, Ayvazovski’nin Fırtınalı Deniz’i. Ayvazovski’nin İstanbul manzaraları. Ceylan Avı tablosu. Osman Hamdi Bey’in Saçlarını Taratan Bir Genç Kız. Kurgusu çok başarılıdır bu tablonun. Pompei’den İç Görünüm. Şeker Ahmet Paşa’nın kendi portresi. Abdülmecid Efendi’nin Sultan II.Abdülhamid’in Hal’i Tablosu. Tarihi bir belgedir bu tablo. III.Selim’in bayramlaşma merasimi. Her biri ayrı baş yapıt diyebiliriz.

Tablolar arasında geçen bir hayatınız var. Sizin en sevdiğiniz tablolar hangileri burada? Karşısına geçip baktığınızda en çok hangileri sizi içine doğru çekiyor?

Ben Zonaro’nun Üsküdar manzaralarını çok seviyorum. Üsküdarlı olduğum için de olabilir. Zonaro’nun gözüyle eski Üsküdar’a, Salacak’a bakmak belki, bilmiyorum. Bir de Ayvazovski’nin bir gemi resmi var. Durgun denizde bir gemiyi o kadar az renk kullanarak yapmış ki o da beni çok etkiliyor. Gudin’in Balıkçılar tablosu. Farklı ressamların İstanbul manzaraları. Geçmişin günlük yaşantısı, yaşadığımız kentin günlük yaşantısı, beni daha çok etkiliyor.

MİNDERLERİ ÜZERİNDE KARAKALEM RESİM YAPAN ÇOCUKLARIMIZI, GENÇLERİMİZİ MÜZEMİZDE GÖRMEK İSTİYORUZ. 

Müze ziyaretçilerine bir mesajınız olur mu? Buraya gelmeden önce bir hazırlık gerekir mi? İlla bir resim bilgisine sahip olmak gerekir mi sizce?

Birincisi bir günde bitmez, sık sık gelmeliler. İkincisi çocuklarıyla birlikte ziyarete gelmelerini bekliyoruz. Minderleri üzerinde karakalem resim yapan çocuklarımızı, gençlerimizi müzemizde görmek istiyoruz.  Özel bir vakit ayırmalarını, resimlerle baş başa vakit geçirmelerini istiyoruz. Resim Müzesi’nin açılmasının yeni sanatçıların yetişmesine büyük katkı olacağını düşünüyorum. Geçmişin ustalarının eserlerine bakarak, kopya etmek çok önemli bir eğitimdir. Hoca Ali Rıza gibi İstanbul’u resmetmek, Ayvazovski gibi gemileri çizmek. Bunun teşvik edici olduğuna, müzelerin sanatçıların yeni yetişmesi için önemli bir okul olduğuna inanıyorum. Hazırlıkla ilgili ise bence hiç hazırlanmasınlar. Eserlere baksınlar. Renklere, ışıklara baksınlar. Eserler kendilerini anlatıyor. Herkes kendi sevdiği kendi zevkine, beğendiği esere baksın. Herkeste farklı heyecan yaratabilir diye düşünüyorum.

Müzenin hem salon hem de tablo aydınlatmaları ile etkileyici bir atmosferi var. Bir loşluğun içinde yürünüyor ve tabloların renkleri aydınlatıyor. Bir tablodan diğerine adeta tabloların kılavuzluğunda yürünüyor. Burayı gezerken ne hissetmesini beklersiniz ziyaretçilerden?

Meşhur Alman filozof Arthur Schopenhauer, “Bir tablonun karşısında bir prensin karşısında durulduğu gibi durulmalıdır.” diyor. Öyle resimlerimiz var ki baktığınızda sokaklar davet ediyor yürüyelim diye. Ya da denize elimizi değdirelim diye. Sanki o anı paylaşıyormuşuz gibi. Bu duyguyu yaşamaları için ziyaretçilerimizin telefonlarını da sessize alıp müzenin yüksek tavanlarına, tavan resimlerine bakarak, kendini müzenin akışına bırakarak, eserlerle baş başa kalarak, düşüne düşüne gezmelerini isterim. O zaman işte müze gerçek amacına ulaşacak.  

Gülsen Sevinç Kaya

1968 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta tahsilini Sarıyer’de tamamladı. Hacettepe Turizm İşletmeciliği ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Sultan Abdülaziz ve Plastik Sanatlar adlı yüksek lisans tezini, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Sanatı bölümünde hazırladı. 1995 yılında Milli Saraylar’da çalışmaya başladı. İlk olarak Tablo Koleksiyonu Görevlisi ve ardından Tablo Koleksiyonu Sorumlusu olarak yirmi iki yıl görev yaptı. Milli Saraylar’da ilk tablo deposunun kurulması çalışmasını koordine etti. Üç yılı aşkındır Milli Saraylar Resim Müzesi’nin sorumlusu olup, Milli Saraylar Resim Müzesi’nin kuruluşu ve gelişimi çalışmalarını yürüttü. Tablo ve fotoğraflarla ilgili çeşitli kitaplarda ve dergilerde makaleleri yayınlandı.

Eserleri;

Dolmabahçe Sarayı Fotoğraf Albümleri (2006 ve 2007)

Milli Saraylar Tablo Koleksiyonu (2010)

Padişahın Ressam Kulları (2012)

Milli Saraylar Tablo Kataloğu/Türkçe-İngilizce geliştirilmiş baskı (2019)

Milli Saraylar Resim Müzesi (2021)

Söyleşi: Mukadder Gemici

Yayın Tarihi: 10 Şubat 2021 Çarşamba 12:30 Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2021, 12:36
banner25
YORUM EKLE

banner26