banner17

Fatma Zehra Ülker: Aşk ve gayret varsa başarı da gelir

Hat sanatçısı Fatma Zehra Ülker ile hat sanatının inceliklerini konuştuk. Ülker, “Hat öğrenmeye başladığında hissettiğin aşk ve daha sonra bu işe verdiğin emek her şeyi belirliyor.” diyor. Ezgi Aşık’ın röportajı.

Fatma Zehra Ülker: Aşk ve gayret varsa başarı da gelir

İlk önce sizi tanımak isteriz, Fatma Zehra Ülker kimdir, neler yapar?

1973 doğumluyum, üç çocuk annesiyim. Eğitimimi İmam Hatip Lisesi ve İlahiyat Fa­kültesi tamamladım. Hat sanatında icazet al­dıktan sonra hat sanatı dalında yüksek lisans yaptım. Hat sanatı öğrencisiyim. Hat sanatı uygulamasına “hat meşk etmek” denir. Çünkü hat sanatına, sevmenin ötesinde âşık olunuyor. İşin içerisine girdiğinizde tutkuyla bağlanıyor­sunuz. Ben hat eğitimine başlamadan önce bu sanat ilgimi çekiyordu. Kamışı elime alıp meşk etmeye başlayınca aşk oldu.

Hat sanatına nasıl başladınız?

Hep bir arayış içerisindeydim. Ben küçük­ken annem resim sanatıyla ilgilenirdi. Evimizin bir köşesinde tuvali ve boyaları hep açık olur boş zamanlarında resim yapardı. Bazen onu seyreder tuvalde huzur bulduğunu hisseder­dim. Babam hat sanatına karşı hayranlık duyar her gördüğü levhayı inceler, okumaya çalışır, biliyorsa anlamını söyler bilmiyorsa, etrafında­kilere sorardı.

Önce karakalem ve yağlı boya eğitimi al­dım. Bu sanatlarla ilgilenirken hat sanatı ilgimi çekmeye başladı. Levhalardaki denge, estetik, çarpıcılık beni hayrete düşürüyordu. Annemin fırça darbeleri babamın levhalara ilgisi, resim­le aldığım yol ve en sonunda harflerin ahengi bana yeni kapılar açtı. Ben de hat meşk etmeye karar verdim.

Bu sanatla alakalı hiçbir bilgim yoktu, 27 yaşıma kadar herhangi birinin hat meşk ettiği­ni bile görmedim. Bir gün atölyede arkadaşlar­la resim yaparken “Hat sanatı eğitimi almak istiyorum, ilgilenen olur mu” dedim; 5-6 arka­daş da “Biz de çok merak ediyoruz. Ayarlar­san biz de ders almak isteriz” dediler. Babama “Hat sanatıyla ilgilensem kimden ders almam lazım” diye sordum o da ‘‘Hasan Çelebi hocayı tanırım, ondan ders al hem hat sanatında üs­tat hem de özel bir insandır” dedi.

Hasan Çelebi hoca ile 10 talebe olarak derse başladık. İcazete kadar olan eğitim sü­recimiz 9 sene sürdü. Hoca yaklaşık 10-12 öğ­renciye ders veriyordu. Bu süre içinde birileri başlıyor, birileri bırakıyordu. 9 senenin sonun­da grubumuza başlayanların sayısı yaklaşık 50 kişiyi buldu. 9 sene sonunda Betül Utku, Zeynep Sevsevil, Sare Çizmecioğlu, Ebru Ersoy ve ben, beşimiz icazet aldık. İcazet törenimiz başka hoca ve bayan talebelerinin icazeti ile birlikte gerçekleşti.

Hat eğitimine ilk başladığımda hocamın tek icazet alan hanım talebesi Ayten Tiryaki Hanımefendi ve ondan sonra da Hilal Kazan Hanımefendiydi. Hocamız icazet aldığımız dö­nemde şöyle demişti: “Ben de bu güne kadar yaklaşık beş yüz hanım beş yüz de bey derse başladı. Bunların içinden hanım talebelerden on tanesi devam ettiyse erkeklerden yaklaşık elli talebe devam etti.” Şimdi hanımların hat sanatına ilgisi ve devamlılıkları daha arttı, el­hamdülillah.

Resimde daha çok yağlı boya üzerinde mi çalıştınız?

Karakalem çok çalıştım. Yağlıboyada ça­lıştım ama karakalem çalışmayı daha çok sevdim. Resme çok basit şeylerle başlanıyor. İnsan figürü çalıştığımı hiç hatırlamıyorum. Karakalemde; yaprak motifleri ve mimari eserleri çizdim.

Peki, bir eseri bitirmek ne kadar vaktinizi alıyor?

Hat sanatında esere başlamadan önce harflerin inceliklerine biraz olsun vakıf olma süresi çok uzun. İcazet; hocanın sana eseri­nin altına imza atman ve ders verebilmen için verdiği izin belgesi. Süre kişinin bu alana ayır­dığı çalışma süresine bağlıdır. Ben icazetimi 9 senede aldım. Biraz uzun sürdü. Başladığım­da ikizlerim iki yaşındaydı. Daha sonra bir ço­cuğum daha oldu. Ev hanımı ve anne olmanın yanında bu 9 senede tüm müsait zamanlarımı hat meşkine ayırmaya çalıştım.

İcazet aldığımda anladım ki icazet bu işin başlangıcı. Esas öğrenmeye ondan sonra baş­lıyorsunuz. Bir eserin başlangıç aşamasından bitiş aşamasına kadarki süreç çok değişken. Mesela yazı çeşidine göre ele alırsak nesih yazı düz yazılır. İstif yapılmaz. Bu yüzden daha kısa zamanda bir eser ortaya çıkar. Ama sülüs ya­zıda istif yapıldığı için daha uzun süre gerekir. Sülüs yazıda bazı ibareleri içlerindeki harflerin yapıları sebebi ile istif yapmak daha zordur. Bu ve daha birçok sebepten dolayı bu süre değiş­kenlik gösterir ama hat sanatının inceliklerini göz önüne aldığımızda bir eserin çok kısa bir sürede ortaya çıkmayacağını ifade edebilirim.

Size göre Hat sanatı öğrenmenin nasıl bir inceliği var?

Hasan Çelebi hoca ile derse başladıktan bir süre sonra bu eğitimin sadece maddi bir eğitim olmadığını hem yazı terbiyesi hem de ahlâk, edep hepsi beraber olduğunu anladım. Hocan seni başta kendisi iyi bir örnek olarak eğitiyor. Daha sonra ödevine bakarken “Baka­lım kamış ne diyecek” diyerek mütevazılığını hissettiriyor. Önce doğruları kırmızı içine alı­yor. Bazen “Aferin” yazıyor. Sonra yanlışlarını gösteriyor. Yanlışlarını düzeltirken hepsini bir­den göstermiyor. Bir kısmını gösteriyor. O gün moralin bozuksa yanlışlarını daha az gösteri­yor. Yani ders içinde ders alıyorsun. Yazı öğre­nirken güzel ahlak öğreniyorsun. İnşallah biz de bu eğitimden istifade etmişizdir.

Hat sanatı eğitimi almak isteyen kişi ders almak istediği hocadan talebesi olmak için izin ister. Hoca müsait ise tedrisat başlar. Mesela nesih yazıda önce harfler tek tek meşk edilir. Daha sonra harf birleştirmeleri ve bunlar ta­mamlanınca da metin yazmaya başlanır. Haf­tada bir gün hocaya gidip çalıştığın ödevi (meş­kini) hocanın önüne koyup doğruları yanlışları hocanın göstermesi izlenir. Bir hafta sonraki derse kadar bu ödev tekrar tekrar çalışılır. Hoca “Tamam olmuş bu yeni derse geç” diyene kadar ayni ödevin meşkini getirilmeye devam edilir.

Ben 17 kişiye ders veriyorum. Elhamdü­lillah talebem Zeynep Doğruyol Hanımefendi geçen sene icazetini alarak bana da bir ilki yaşatmış oldu. Öğrencilerimin başarılarının ve hizmetlerinin devam etmesi için dua edi­yorum… Hasan hocamın önderliğinde öğren­cilerinden Güzeyya Gülüt Hanım ile birlikte iki hayır sergisi düzenledik. Hattat ve müzehhip arkadaşlar en güzel eserleri ile karşılık bekle­meden bu sergilerde yer aldılar. İlkinden elde edilen gelir ile Nijer yetimlerine yurt yapıldı. Diğerinden elde edilen gelirle ise Burkina Faso’da cami inşa edildi. Bu sergilerden sonra Hilal Kazan Hanımefendi ile Hasan hocamın arzusu gerçekleştirmek için tüm öğrencilerinden olu­şan bir sergi düzenledik.

Herkesin çalışma düzeni farklıdır. Mesela talebelerimden bazıları bütünden detaya bazı­ları da detaydan bütüne doğru ilerliyorlar. De­tay da bütün de çok önemlidir. Hat sanatı çok ciddi bir denge vukufiyeti gerektirir. Her harfin birçok inceliği ve kuralı mevcuttur. Hasan ho­camız ders gösterme esnasında bazı noktaları pire ciğeri kadar diye ifade eder. O kadar ince noktaları olan bir sanat.

Hat sanatı eğitimimin kapısını Hasan ho­cam açtı. Bu yolculukta başta hat sanatı ile ilgilenmenin İslâm’a hizmet etmek olduğunu öğretti. Harflerin inceliklerini defalarca bıkma­dan gösterdi. Hâlâ da göstermeye devam edi­yor. 17 senedir hemen hemen her hafta maddi manevi tedrisatında bulundum çok şükür.

Bu alanda hizmet vermiş çok önemli ho­calarla da tanıştım. Yüksek lisansta hat kültü­rünü bozulmadan ileri taşıma çabası ve gayreti içinde gece gündüz çalışan Hüsrev Subaşı ho­cam tez danışmanımdı. Yine yüksek lisansta Muhittin Serin hocanın derslerine katıldım. Hoca bu alanın güzelliklerine âşıktır. Güzel bir yazı gördüğünde ağlar önünde saygı ile ayağa kalkar. Ömrünü bu işe adamış olan hocam bu alanda yurt dışında da birçok araştırmalara katılmış ve çok değerli eserler vermiştir.

Atölye derslerinde alanım nesih-sülüs yazı olduğu için hocam Davut Beştaş’tı. Harf­lere yazıya o kadar hâkimdi ki talebelerinin meşklerinde nereyi doğru nereyi yanlış yaptı­lar unutmazdı. O kadar hat sanatı ile bütünleş­mişti ki yazısından talebeyi tanırdı. Bu alanda başta Hasan hocam ve daha sonra birçok güzel insanla tanıştım. Allah hepsinden razı olsun. Hat sanatı başarı odaklı değil aşk ve çalışma odaklı bir sanattır. Aşk ve gayret varsa başarı da bir şekilde gelir.

Hat sanatına başlamak isteyen gençlere ne gibi önerilerde bulunursunuz?

Hat öğrenmeye başladığında hissettiğin aşk ve daha sonra bu işe verdiğin emek her şeyi belirliyor. Hocanın bakış açısı seni çok etkiliyor. Onunla ilgili her şeyi merak ediyorsun. Levhaları okumaya, harfleri ezberlemeye çalışıyorsun. Mesela, ben de son yıllarda ayetleri ezberleme ve anlamaya çalış­ma gayreti başladı. Bir şeyi çok sevdiğin zaman onunla ilgili her şey seni mıknatıs gibi çekiyor. Bir ayet okuyup etkilendiğinde bunu etrafın­dakilerle paylaşmak istiyorsun. Bunun için de aracı olarak hat sanatını uyguluyorsun.

Bu sanatla ilgilenmek isteyen gençlere tavsiyem “Bu işe ilgisi olanlar eline hayatında bir defada olsa kamış alıp meşk denemeli. Bir zaman içinde bu işe karşı aşk ve gayret olursa devam etmeli ve Allah’ın izni ile bu işi çalışarak başaracağına inanmalı” hat sanatını öğrenmeyi istemek konusunda net ve gayretli olmalı.

Hat sanatında günde sadece yarım saat vakit ayrılmakla ilerlenmiyor. Talebem ilk der­se geldiğinde kendisine önce hocamın “Hat sanatçısı günde 30 saat çalışmalı” ifadesini iletiyorum. Daha sonra bu yazıya biraz olsun aşina olmaları için günde en az üç saat çalış­maları gerektiğini bunun dışında gördükleri güzel yazıları inceleyip tefekkür etmelerini tavsiye ediyorum.

Motivasyon kaynağınız nedir?

Hat meşk etmek, çünkü içine girdikçe daha da ilerlemek anlamak istiyorsun. Mo­tivasyonun başlangıcı aşk, heyecanlandıran maddi-manevi güzelliği ile hayrete düşüren, ruhunu yakan şey, aşk. Hocanın bu sanata kar­şı duyduğu aşkın talebe üzerindeki etkisi çok fazla, hat meşkinde hoca ile talebe arasında yoğun bir bağlantı oluyor. Sanki hocan kan bağı ile bağlı olduğun bir akraba gibi, güçlü bir bağ.

Bana göre hat sanatının maddi (görsel/fiziki) boyutunun üzerinde manevi boyutu yer alıyor. Bir ayet, bir hadis, bir kelamı kibar oku­duğunda seni etkisi altına alıp heyecanlandırı­yor. Bu güzelliği çevrendeki insanlarla paylaşıp onları maddi manevi etkilemesini istiyorsun. Gözlerine ve gönüllerine hitap etmek ve heye­canını paylaşmak belki de senin gördüklerin­den daha fazlasını göreceklerini düşünmek. Böylece bir kıvılcım alev alıyor.

“Sanat; idrak ettiklerimizin mana ile buluşmasıdır”,  Kitabın Ortası dergisi, Ocak 2019, sayı 22.

Röportaj Ezgi Aşık

Güncelleme Tarihi: 08 Mart 2019, 16:44
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20