banner17

Mahir İz ve yılların izi

Kamil Yeşil, Mahir İz'i anlatıyor. İlgiyle okuyacağınız bir portre.

Mahir İz ve yılların izi

7-8 Kasım 2009 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen 40 Vakıf İnsan programı hem basında ve dünyabizim’de hem de TRT2’de karşılık buldu. Türkiye Milli Kültür Vakfı’nın 40 Vakıf İnsana Vefa programı, Sütlüce’deki Haliç Kongre Merkezi’nde, adı geçen tarihlerde 4 ayrı salonda gerçekleştirildi. Üçler, yediler, kırklar geleneğini hatırlatan bu güzel girişimde gerçekten de kırklara karışmış güzel insanlar anıldı. TRT2’deki programdan öğrendiğime göre sunulan bildiriler kitap olarak basılacakmış.

 

Mahir İz, Yılların İziUğur Derman anlatmış

Benim ne zamandan beri gündeme getirmek istediğim merhum Mahir İz’i, dostu, talebesi Prof. Dr. Uğur Derman Beyefendi yad etmiş. Uğur Derman Hoca, hocası ve yakın dostu Mahir İz hakkında neler anlattı bilmiyorum ve merak ediyorum. Ben sizlere Mahir İz hocanın anılarını topladığı Yılların İzi’nden hareketle bir portre çizmeye çalışacağım.

 

İki gözüm Mahir

Mahir İz Hoca 1895-1974 yılları arasında yaşamış. Babası "Kadı" olarak Midilli, Balıkesir, Isparta ve Medîne-i Münevvere'de bulunmuş bir Osmanlı alimi. Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açılış yıllarında Ankara’da riyaziye (matematik) öğretmenliği yaparken zabıt katibi olarak Meclis’e girer ve Birinci Meclis’in gizli oturumlarına şahitlik eder, zabıt tutar, tartışmaların yakından şahidi olur. Yakın tarihin en önemli hatırlarından biri olan Yılların İzi sadece bir siyasi hatırat değildir, aynı zamanda bir edebi hatıradır.

Mahir İz, Yılların İziKendisi de bazı şiirlerin yazarı olan Mahir İz hocanın en yakın dostu Mehmet Akif Ersoy’dur. Mehmet Akif’in; İki gözüm Mahir’e, Mahir Bey Oğlumuza diye bahsettiği fotoğraf ve şiirlerdeki Mahir, bizim bildiğimiz Mahir İz’dir.

Mahir İz’in Türk edebiyatına, ilim ve düşünce hayatına çok önemli hizmetleri vardır. Bunların en önemlisi; Birinci Meclis’in açtığı ve yürüttüğü İstiklal Marşı yazma yarışmasına gönderilen 724 şiir içinde ilk altı dereceyi almış metinleri günümüze ulaştırmış olmasıdır. Yılların İzi’nde yer alan bu metinler, Mahir İz’in duyarlığı ve arşivciliği olmasaydı günümüze gelemeyecekti. İlk elemeyi kazanan ve ikinci elemeye kalan bu altı şiiri adı geçende kitapta okumanız mümkün.

 

Hilafetin kaldırılması ve Ali Şükrü Bey

Üstadın ikinci önemli hizmeti Birinci Meclis’teki olaylara tanıklık etmesidir.

Hilafetin kaldırılması konusunun ele alındığı sayfalarda Mahir İz şöyle diyor:

“Kanunlar Kalemi müdürü Hâmid Bey, bize ketum (ağzı sıkı) kalmamız lâzım geldiğini ehemmiyetle hatırlattı. Zabıt kalemi üç grupluk kadrosuyla on beş kâtip ve her grubun bir idare şefi olmak üzere on sekiz kişiden müteşekkildi; gizli celselere girmeye başladık. Hilâfetin lağvına dair olan teklifin müzâkeresine gizli celsede başlanmıştı. Çok hararetli müzakereler oldu, gece yarısına kadar devam etti. Teklif eden tarafın sözcüsü  İstiklâl Mahkemesi Reisi İhsan Bey'di. Buna muhalif olan karşı tarafın da kendiliğinden meydana çıkan sözcüsü Trabzon Meb'usu Ali Şükrü Bey'di. Muhalifler, söz sıraları gelince kürsüye çıkıp fikirlerini söylediler, mes'elenin müdafaasını yaptılar. Ancak Ali Şükrü Bey, teklif sahipleri tarafından kim söz söyledi ise, hemen kürsüye çıkıp cevaplandırdı. İş o hâle geldi ki, Ali Şükrü Bey kürsüye belki on beş kere çıktı.

Mahir İzArtık vakit çok geç olmuş, herkes de yorulmuştu. Fakat Ali Şükrü Bey ayakta hatibi dinliyordu. O sırada yine kürsüye yaklaşarak konuşan hatibe cevap vermek üzere söz istedi ve kürsüye yaklaşmaya başladı. O anda, Mersin meb'usu Selâhaddin Bey'in her zaman oturduğu kürsüye yakın ilk sırada ortada Rauf Bey oturuyordu. Hamidiye kahramanı Rauf Bey herkesin istisnasız hürmet ve muhabbetini kazanmıştı. Onun kesin ve keskin sözleri hiç bir zaman redde uğramamıştı. Önüne doğru gelen Ali Şükrü Bey'i belinden tutarak: «Şükrü! Yeter, yeter! Şükrü, artık söz alma!» deyince, Ali Şükrü Bey birdenbire Rauf Bey'e dönerek: «Rauf! Ben bu işin fedâisiyim, anladın mı?» dedi ve kürsüye çıktı.

O sırada ben, zabıt müdîri Zeki Bey'e: «Ali Şükrü Bey bu gece idâm fetvasını eliyle imza etti» dedim. Nitekim o sözüm de çıktı. Ali Şükrü Bey'in iddiası şuydu: Bütün dünyadaki İslâm âlemi tekmil ruhuyla, vicdaniyle Makam-ı Hilâfet'e bağlıydı. Bu kuvveti ihmal etmek âdeta bir hiyânet-i vataniyye idi. Gizli celsede Ali Şükrü Bey'in Rauf Bey'e dönerek: «Ben bu, işin fedâisiyim, anladın mı?» demesi, bu büyük kuvvetin evrensel tesirine inandığı içindi. İngilizlerin de yıpratmak istedikleri bu kuvvet idi. Bu parçalanınca, kavmiyet üzerine kurulan milliyet mefhûmu, dinleri müşterek milletler üzerinde yavaş yavaş tesirini gösterecek ve istenen parçalanma hâsıl olacaktı.”

 

8958Meal heyeti başkanlığı

Birinci Meclis’te Deli Halid Paşa’nın öldürülmesi başta olmak üzere birçok önemli olaya şahitlik eden Mahir İz daha sonraki dönemlerde Kur’an-ı Kerim’in mealinin hazırlanmasında heyet başkanı olarak görev yapacaktır. Burada dikkatinizi çekmek istediğim husus şudur: Ankara’da bir lisede riyaziye (matematik) öğretmeni olan bir kişi, Arapça ve Farsça’ya, dini ilimlere o kadar vakıftır ki o dönemde birçok ilim adamının bulunduğu meal heyetine başkanlık yapabiliyor.

 

Tasavvufi yönü

Üstat daha sonraki yıllarda İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünde Tasavvuf dersleri okutacak ve ders notlarını kitap olarak yayımlayacaktır. Ahmet Cevdet Paşa’nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa adlı eserini günümüz Türkçesine de aktaracak olan Mahir İz hoca, ezberinde yüzlerce şiir olan nüktedan, hazırcevap, hikmet, ilim ve marifet sahibi bir kişidir. “Yakaza dışı bir işaretle süllem-irademi sema-yı marifete miraç için feyz-i Sami’ye rabt eyledim” diyen Mahir Bey, aynı zamanda Ramazanoğlu Mahmut Sami Efendi Hazretlerinden feyz almış mutasavvıf bir kişiliktir.

Her ay aldığı maaşın önce kırkta birini zekata ayıran bir duyarlı adamdır üstat. Osman Öztürk, Ertuğrul Düzdağ, Selçuk Eraydın, Mehmet Çavuşoğlu başta olmak üzere yüzlerce talebe yetiştirmiş bir kişi olarak adını sadece kağıtlara değil gönüllere de yazdırmıştır. 

Resmi olarak Edebiyat Fakültesi Türkiyat Şubesi'nden mezun olmuştur ama o bununla yetinmemiş özel hocalardan aldığı derslerle eskilerin yed-i tula sahibi dedikleri bir ilim ehli olmuştur. Eski Edebiyat profesörü Fahir İz, üstadın kardeşidir.

Mahir İz

Bildiğimiz kadarıyla Mahir îz Hoca'nın hayatı boyunca beğenip topladığı en seçme şiirleri içeren sekiz defter, hatıralarında «aziz evlâdım» diye bahsettiği, çok sevdiği, kıymetli talebesi Eczacı M. Uğur Derman Bey'dedir. Hâtıratı baskıya hazırlanırken 9.7.1974 tarihinde vefat eden ve 11.7.1974 günü Erenköy Sahrâ-yı Cedîd Mezarlığında toprağa verilen Mahir İz Hoca hakkında yüzlerce yazı ve şiir yayımlanmıştır. Bunlardan bazılarını Yılların İzi’nde okuyabiliyoruz.

Yılların İzi’nde Mehmet Akif başta olmak üzere Yahya Kemal, Mustafa Seyid Sütüven, Tahir’ül Mevlevi, İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Rıza Tevfik, Ali Ekrem Bolayır gibi birçok şairle ilgili ilginç hatırları, şiirleri, anekdotları, ilmi ve siyasi hadiseleri de okuyabilirsiniz.

Hepsini okuyun okumasına ama sonunda Mahir Bey’e Fatiha okumayı da unutmayın, derim.

 

Kamil Yeşil bildirdi.

Güncelleme Tarihi: 16 Kasım 2009, 08:26
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20