Dünya ve ahirete dair güzellikler dini olan İslamiyet, hayata nizam veren mutlak ölçüler bütünüdür. Bu din ifrat ve tefriti reddeder, ölçü üzere yaşamayı öğütler. Dünya ve ahiret dengesinin sağlanmasıyla gerçek saadete erişileceğini, ruhların ancak böyle bir yaşam tarzıyla huzur ve sükûn bulacağını İslam’ın temel prensiplerinden öğreniyoruz. İslamiyet hayatın bir köşesinde değil, aksine hayatın tam merkezindedir. İnsana ve onun yaşamına dair ne varsa yüce dinimizin bu hususta belirleyici hükümleri vardır. Yani bu din hayatımızı kuşatmıştır. Her mümin dünyevî ve uhrevî hayatını İslamî ölçülere uyarak tanzim eder.

İslam’ın ticaret hayatına dair ilkeleri de vardır şüphesiz. Öncelikle bu din, ticareti teşvik etmiştir. Allah’ın sevgilisi Hz. Muhammed (s.a.) “Rızkın onda dokuzu ticaret ve cesarettedir” diyerek ticaretin ehemmiyetine rahmanî bir vurgu yapmıştır. Demek ki Müslümanlar cesur olmalı ve ticaret hayatına atılmalıdır. Öte yandan rızkın onda dokuzu olan ticarette riskin de onda dokuzu vardır. Onun için cesaretle ticaret beraber anılmıştır. Aslında ticaret İslamî ölçüler çerçevesinde yapılırsa risk faktörü de azalır. Her alanda olduğu gibi bu alanda da ölçüyü kaçırdığımızda felaketimizi ve sonumuzu hazırlamış oluruz.

İslamiyet ticareti teşvik etmiştir. Fakat buna dair ilkeleri de koymuştur. Bu işi belli bir sisteme bağlamış, ticareti kişinin insafına ve vicdanına bırakmamıştır. Yüce Allah bu hususta şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyiniz. Ancak, karşılıklı rızaya dayanan ticaret bunun dışındadır.” (Nisa Suresi, 29) “Allah alış-verişi helâl, faizi haram kılmıştır.” (Bakara Suresi, 275) “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman hemen Allah’ı anmaya (namaza) koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın fazlından rızkınızı arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma Suresi, 9-10)