Muharrem ayı ve Kerbelâ mersiyeleri

Hazreti Hüseyin Efendimiz ile ilgili yazılmış onca mersiyeden bazıları vardır ki, bir başka burkar insanın içini. Birçok mecliste evvela onlar okunur. Metin Erol o mersiyelerden bahsetti.

Muharrem ayı ve Kerbelâ mersiyeleri

10 Muharrem’de yaşanan Kerbelâ faciasından duyulan üzüntü, yaşandığı ilk günkü gibi tüm müminlerin ve Müslümanların kalbinde tazedir. Bu acının yanıklığı uzun yıllar boyunca bilhassa Türk – İslam havzasında nice mersiyelerin yazılmasının, ağıtların yakılmasının sebebidir. Ölen kişinin ardından duyulan acıyı ve üzüntüyü dile getirmek, onun üstün yanlarından, güzelliğinden övgüyle bahsetmek için yazılan manzumelerin genel adı olan mersiye, bizim edebiyatımızda Kerbelâ vak’ası özelinde çokça kaleme gelmiştir.

Mersiye okumak ve aşure pişirmek âdeti tasavvuf kültürümüzde, bilhassa kıyâmi ve devrânî tarîkatların tekkelerinde görülür. Muharremin onuncu gününden itibaren, Muharrem’in sonuna kadar geçen müddet zarfında, tekkenin âyin günü veya gecesi aşure dağıtılır, yemekler yedirilir ve meşhur mersiyehanlar mersiye okurlar. İstanbul’un merkez tekkelerinden olan Sünbül Efendi tekkesinde Muharrem’in onuncu günü, hangi güne tesadüf ederse etsin, o gün orada öğleden sonra on iki rekat “husâma” namazı kılındığı ve Yazıcızâde Mersiyesi okunduğu, gecesi de yüz rekat namaz kılınarak yetmiş bin kelime-i tevhid çekildiği tarihen sabittir.

Muharrem ayı boyunca tekkelerin âyinlerinde enstrüman kullanılmaması da tarikat kültürünün Ehl-i Beyt-i Mustafa’ya olan bir başka yüksek hürmetinin göstergesidir. Bu vakitte zâkirler Muharrem ayının manasına uygun, Ehl-i Beyt-i Mustafa’yı konu alan ilâhiler ve duraklar okurlar. (Mersiyehanların okuduğu eserler ve yirminci asrın ilk yarısında meşhur olan mersiyehanlar hakkında geçtiğimiz günlerde Ahmed Öztürk de bir yazı kaleme almıştı.)

Nâzenîn-i enbiyâ vü evliyâsın yâ Huseyn

Hazreti Hüseyin Efendimiz ile ilgili yazılmış onca mersiyeden bazıları vardır ki bir başka burkar insanın içini. Birçok mecliste evvela onlar okunur. Gözlerin ilk yaşı bu mersiyelerle gelir. Bunlardan biri büyük âlim ve ârif Kethüdâzâde Ârif Efendi Hazretleri’ne ait olan “Kurretü’l ayn-i 'Habîb-i Kibriyâ'sın' yâ Huseyin” mersiyesidir.

Kurretü'l ayn-i "Habîb-i Kibriyâ"sın yâ Huseyn

Nûr-i çeşm-i "Şâh-ı Merdân" Murtezâ'sın yâ Huseyn

Hem ciğerpâre-yi Zehrâ Fâtıma "Hayrü'n-nisâ"

Ehl-i Beyt-i Müctebâ Âl-i Abâ'sın yâ Huseyn

Vâlidin şânında dendi ''lâ fetâ illâ Alî''

Mazhar-ı sırr-ı etemm-i ''lâ fetâ''sın yâ Huseyn

Halkan ve hulkan müşâbihsin Resûlullâh'a sen

Nâzenîn-i enbiyâ vü evliyâsın yâ Huseyn

Seyyid-i şübbân-ı cennet dendi şânında senin

Pîşüvâ-yı etkıyâ vü asfiyâsın yâ Huseyn

Sana gülle dokunan ümmîd eder mi mağfiret

Gonca-i gülşenserây-ı Mustafâ'sın yâ Huseyn

Sad hezâran la'net olsun ol Yezîd'in cânına

Nice kasd etti sana nûr-i Hudâ'sın yâ Huseyn

Ehl-i mahşer dest-i Hayder'den içerken Kevser'i

Sen susuzlukla Şehîd-i Kerbelâ'sın yâ Huseyn

Kıl şefâ'at Ârif'e ceddin Muhammed aşkına

Arsa-i mahşŸerde makbûle'r-recâsın yâ Huseyn

Kethüdâzâde Ârif Efendi’nin bu meşhur mersiyesi, Hacı Ârif Bey tarafından Hüzzam, Bolâhenk Nûri Bey tarafından Hüseyni ve Muzaffer Ozak Efendi tarafından Hicaz bestelenmiştir.

Kurratü'l Ayn-ı Habîb-i Kibriyâsın Yâ Huseyn - Hüseyni ilahi:

Gelin ey ehl-i velâ cûş edelim çağlayalım

Bir diğer meşhur Kerbelâ mersiyesi de Uşşaki meşayihinden olan Hazmi Tura Efendi’ye aittir. Gençlik yıllarında meşâyıh-ı kirâm-ı Kâdiriyye’den Ali Rızâ Efendi’ye intisâb eden Hazmi Efendi, 1918 yılında Kasımpaşa Uşşâki Âsitânesi şeyhlerinden Mustafa Hilmi Sâfi Efendi’ye intisâb etmiş ve Hilmi Efendi’nin damadı olmuştur. Mustafa Safi Efendi’den halifelik alarak İstanbul Fâtih Keçeciler’de bir Uşşâki tekkesi olan şeyh Mahmud Bedreddin dergâhının son postnişini olan Hazmi Tura Hazretleri’nin Kerbelâ Mersiyesi de herkesçe bilinen meşhur mersiyelerdendir.

Gelin ey ehl-i velâ cûş edelim çağlayalım

Kerbelâ fâci'asın yâd ederek ağlayalım

Giyelim kisve-i mâtem karalar bağlayalım

Mâtem-i Âl-i Abâ ile ciğer dağlayalım

Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları

Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri

Bilmek ister misin ey ehl-i velâ n'oldu bugün

Gül-i bâğı nebevî vâh ne yazık soldu bugün

O Hüseyn-i Alevî işte şehîd oldu bugün

Mâtem-i Âl-i Abâ ile cihân doldu bugün

Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları

Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri

Kerbelâ yazısının şiddeti oldu berter

O havlin ateşi olmuşdu cehennemden eser

Savaşan sadece son kalmışdı Ali Ekber

Atılan bir ok ile oldu şehîd ol gevher

Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları

Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri

Hastalanmış yatıyordu ol Ali Asgar

İnliyordu bir içim su diyerek o server

Sararıp solmuş idi hayf ki o mâh-ı enver

Bir içim suyu dirîğ etti o zâlim ebter

Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları

Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri

Sarılıp boynuna Zeyneb dedi ey Zeyn-el-abâ

Edeyim göz yaşım ile seni yavrum işbâ

Ağlıyor şimdi bize rûh-i Cenâb-ı Zehrâ

Göğsüme koy başını ağlama ey mehlikâ

Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları

Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri

Safter-i kerb-i belâ işte bugün oldu şehîd

Kutve-i ehl-i safâ işte bugün oldu şehîd

Ziynet-i arz u semâ işte bugün oldu şehîd

Nuhbe-i Âl-i Abâ işte bugün oldu şehîd

Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları

Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri.

İçdi çün câm-ı şehâdet o Hüseyn-i yektâ

Yere düştükde başı titredi arş-ı a'lâ

Göklere çıktı o dem velvele-i vâveylâ

Sen de eflâke çıkar nâleni ey Hazmî-i şeydâ

Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları

Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri

Hazmi Tura Hazretleri’nin bu mersiyesi de birçok farklı üstad tarafından seslendirilmiştir. 1980 yılında Hafız Kemal Tezergil’in okuduğu kayıt:

Urfalı hâfız Hamid Belli ve hafız Murat Taştekin'e ait kayıtlar da video sitelerinde yer alıyor.

Aşağıdaki ses kaydında da Hazmi Efendi’nin mürşidi Sâfi Efendi Hazretleri’nin yeğeni Sebilci Hüseyin Efendi okumaktadır:

Türk – İslam geleneği içinde Ehl-i Beyt-i Mustafa üzerine kaleme alınmış eserleri saymak istesek sayamayız. Bu sayısız eserler içinde Kerbelâ vak’ası üzerine yazılan mersiyelerimiz de epeycedir. Hangi birini alıp taşıyalım buraya. Yazmakla bitmez. Haber vermekle bitmez. Çünkü Ehl-i Beyt-i Mustafa aşkıyla yaşamış ve yaşatmış bir gelenektir Türk – İslam geleneği. Bakmayın siz son yıllarda ortaya çıkan zıpçıktılara. Açıp biraz araştırma yapmaktan acizdir onlar. Yüzyıllardır gerek tekke geleneğimiz içinde, gerekse de ilmi veçhede Ehl-i Beyt-i Mustafa üzerine titremiş, Ehl-i Beyt-i Mustafa’ya karşı çatlayacak kadar aşkî hâlde duçar olmuştur Türk – İslam geleneği.

Bendeniz burada, “Hazreti Hüseyin’i sahiplenirsek biz sahipleniriz” hastalığına duçar olmuş ve bu hastalıkla Türk- İslam geleneğini bir kenara itmeye kalkanlara, deryadan bir katre olarak, Türk – İslam geleneği içinde Hazreti Hüseyin Efendimize ve Kerbelâ’ya işaret olunmuş birkaç eseri aktarmaya gayreti gösterdim. Bunu yaparken bilhassa ses kayıtlarıyla birlikte manzumları paylaştım. Paylaştım ki oradaki ruhu hissetsin insanlar.

Metin Erol yazdı

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2018, 12:12
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26