'İşte âlim bu eserin sahibine derler'

1930-40’lı yıllardan çok da aşina olduğumuz vaiz yoktur. Zira tek partili/ milli şefli yıllarda bir şeyler söylemek, hele ki vaaz kürsüsünden, oldukça netameli bir iştir. Urfalı Mahmud Kamil Hoca bu vaizlerden biri..

'İşte âlim bu eserin sahibine derler'

 

Ayasofya Medresesi’nde tahsil görüp icazet alan ve dersiam olarak 1327/1909 yılında vazifeye başlayan bir isimdir Urfalı Mahmud Kâmil. 1305/1887 yılında Urfa’da dünyaya gelmiştir. İlim tahsili gayesiyle çıktığı yolda aldığı icazetname ile malumat-ı hukukiye müderrisliği, hadis-i şerif müderrisliği, kelam müderrisliği vazifelerinde bulunmuş, en nihayet gezici vaizlik vazifesine talip olmuş. Sonrasında 1954 yılında vefatına kadar –yaklaşık bir yıllık süre zarfında- Urfa müftülüğü görevini ifa emiş.

Kayıtlar her ne kadar onun 1952-54 yılları arasında gezici vaizlik yaptığını gösterse de o, dersiamlık yaptığı yıllarda kudretli hatipliği ile dikkatleri üzerine çekmiş. Urfalı Mahmud Kâmil’le yolumuz işte tam bu noktada kesişti. Zira bir sahafta gözüme ilişen “Beyazıt Camiinde Urfalı Mahmud Kâmilin Vaazları” isimli küçük risaleler dikkatimi çekti ve hemen oracıkta satın aldım. 1, 2, 3, 4, 5, 6-7 numaralı 6 risale 1354/1935 yılının Ramazan ayında yapılan vaazları içine alıyordu.

İstanbul Asârı İlmiye Kütüphanesi Neşriyatı ile yayınlanmış vaazlarda Ramazan ayının önemine binaen Kur’an’ın nüzulü, hayatın manası, Yaratılışın hakikati, infak vd. konular özellikle İslam tarihinden canlı tablolarla birlikte verilmişti. Dönemin gidişatı gereği puslu bir havada hakikate işaret etmek ve yol göstermek zor olsa gerek. İşte vaazlardan bir pasaj: “Ey Cemaati Müslimin: Biz meçhul bir arazide yürümekteyiz. Fevkimizde namütenahi bir feza. Büyük bir kuvvetin tesiri ile bîpayan yıldızlar, sayısız ecram, devran eder. Sağımız muazzam denizler, solumuz müthiş uçurumlar, ucu bucağı olmıyan çöller. Biz bu feyfayi hayatta bu yolculuğu yapmak mecburiyetindeyiz. Bir kere bu âlem-i faniye gelmişiz. Bu yolu katedeceğiz. Binaenaleyh ey yolcu! Gittiğin yol muhataralıdır. Dikkatle yürü! Ufak bir gaflet ile ayağın kayar. Düşersin. Bu uçurumlar, bu dikenli beyabani hayatta yürümek kolay değildir. Çok dikkat ister. Bu tehlikeli, bu muhataralı yolda ancak sana imanın rehber olacaktır. Bu karanlıklarda, bu zulmetlerde ancak onun ziyasiyle düşmeden yürüyebilirsin. Gittiğin yolun intehası huzuru ilahidir. Sen oraya gidiyorsun.”

Kıbrıs müftülüğü ve Bediüzzaman’la arkadaşlığı

Sadece vaazlarına aşinalık kazanmaya başladığım Urfalı Mahmud Kâmil’in aynı zamanda -30 Nisan 1953 tarihinden itibaren- Kıbrıs’ın bir ay kurucu müftülüğü vazifesini de yaptığını yine kayıtlardan öğrenme şansım oldu. Dönemin dersiamlarına tanınan bir hak ile avukatlık yapma selahiyetinin de olduğunu dönemin avukatlar albümünden öğreniyorum.

Urfalı Mahmud Kâmil’i (Toker) ayrıcalıklı kılan hususlar birisi de Bediüzzaman Said Nursi ile olan yakınlığı ve irtibatıdır. Bediüzzaman kendisi için “meşhur ve hakikatli ve kıymettar ve tesirli vaiz ve âlimlerden Mahmud Efendi” dermiş. Hayreddin Karaman Hoca ise Urfalı Mahmud Kâmil Efendi’nin meclisinde bulunmuş. Şu sahnelere şahit olmuş: “Urfalı Kamil Efendi, bir soru üzerine, merhum Kamil Miras Hoca için ‘Türkiye’de bir tane’ dediğini, bunun üzerine meclistekilerin ‘Ya Bediüzzaman?’ diye sormaları üzerine ‘O Küre-i Arz’da bir tane. Keşke risalelerinden parçalar bulup okuyabilseniz. Ama yasak, bulunmuyor.’ der.”

Bir başka hatıra ise Refet Barutçu’ya ait: “Bir gün Urfalı hem vaiz, hem de avukat olan meşhur Mahmud Kâmil Bey ziyaretine gelmişti. Bu zat Beyazıd Camii’nde haftada bir gün bir saat ders veriyordu. Cami tıklım tıklım doluyordu. Mahmud Kâmil Bey Üstad’ın karşısına oturmuştu. Görünüşü çok heybetli, uzun boylu ve müşekkel bir zattı. Sohbet esnasında bir ara Mahmud Kâmil: 'Efendim, ben sizin Van'da bulunduğunuz sırada Urfa'da talebeydim, sizden ilm-i beyan hususunda ders almak istiyordum' dedi. Üstad ona iltifat ederek, 'Ben bu kardeşime ders verecek iktidarda değilim' deyince o heybetli vücuduyla bir anda yere atlayan Mahmud Bey, Üstad’ın ayaklarına kapandı. Sonra Üstad: 'Risale-i Nur hepimize ders veriyor, onun dersini beraber dinleyelim' diyerek orada bulunan bir üniversite talebesine Sözler mecmuasındaki Hüve nüktesini okuttu. Bazı yerlerini de kendisi izah etti. Dersten sonra hayretini etrafındakilerden gizleyemeyen Mahmud Bey; 'Bize âlim demezler; işte âlim bu eserin sahibine derler' dedi." Daha pek çok güzel ve bereketli ana şahitlik yapan Urfalı Mahmud Kâmil Hoca 13 Temmuz 1954 tarihinde Urfa Müftüsü iken vefat eder.

 

Kâmil Büyüker, Urfalı Mahmut Kâmil’i eseri ve kürsüsüyle yâd etti

Güncelleme Tarihi: 15 Haziran 2013, 15:32
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13