Henüz 16'sında iken şehit olmuştu Baykoca

Bursa-İnegöl'de türbesi bulunan Baykoca’nın 1268 yılında doğduğu ve henüz 16 yaşındayken 1284 yılında bu topraklara dinini ve kültürünü nakşedebilmek uğruna şehadet şerbetini yudumladığını görürüz. Yunus Keser yazdı.

Henüz 16'sında iken şehit olmuştu Baykoca

Tarihimize şekil veren nice kahramanlar vardır. Fakat Osmanlı bakiyesi bu topraklarda yaşamakta olan bizler için tarih sayfasındaki önemi münasebetiyle Osmanlı’nın ilk şehidi olan Baykoca (Bay Hoca, Bay Hâce)’nın yeri apayrıdır. Doğum yerini bilemediğimiz Baykoca’nın 1268 yılında doğduğu ve henüz 16 yaşındayken 1284 yılında bu topraklara dinini ve kültürünü nakşedebilmek uğruna şehadet şerbetini yudumladığını görürüz.

Savcı Bey'in oğlu, Ertuğrul Gazi’nin torunu ve Osman Bey’in yeğeni olmak yönüyle de bu şerefli ailenin genç bir ferdidir Baykoca. Bu ilk şehadetin Osmanlı Devletinin kuruluş aşamasında hanedan üyeleri arasından olması da bize hem hanedanın şerefli üyelerinin hem de her ferdiyle Kayı aşiretinin cihat arzusuyla yanıp tutuştuğunu bir kere daha gösterir niteliktedir.

" Benim oğlum büyüyecek, Allah yolunda at binecek, kılıç kuşanacak"

Baykoca ile ilgili bir rivayete yer verecek olursak bu düşünceyi daha iyi anlamlandırabiliriz:

Bizans İnegöl tekfuruna karşı yapılacak zorlu bir seferde, Osman Gazi'nin yeğeni Baykoca koşarak gelir:

"-Amca, bir sefere çıkacağınızı duydum, doğru mu?"

Osman Gazi:

"-Yeğenim, sefer bizim ilk yaptığımız bir şey değil, hele sen niyetini söyle bakalım!"

Baykoca:

"-Ne olur amca, beni de yanında sefere götür."

Osman Gazi:

“-İznim yoktur. Sen daha çok küçüksün, henüz bıyıkların bile terlememiş. Savaşın türlü halleri, kafirin türlü halleri vardır. Rabbim biz kullarına daha çok gazalar ihsan buyuracaktır.”

Baykoca:

"-Her şeyin bir ilki olur; ilki ertelemek doğru olmaz. Hem ben artık büyüdüm amcacığım. Anam beni beşikte sallarken, savaş türküleriyle ve ninnileriyle büyütmedi mi? Benim oğlum büyüyecek, Allah yolunda at binecek, kılıç kuşanacak, İstanbul'u fethedecek diye beşik sallamadı mı? Siz de bana tahta kılıçlarla kılıç kullanmayı öğretmediniz mi? Artık ben beşikten kalkalı çok oldu, tahta kılıç kullanma zamanım çoktan geçti. Ne olur beni de yanına al, gittiğin yere götür!" der.

Osman Gazi tereddüt geçirince, Bay Hoca, amcasını bağlayan son hamlesini yapar:

"-Bak, eğer beni sefere götürmezsen her tarafa 'Osman Gazi yeğenini sefere götürmüyor, ona iltimas geçiyor' diye yaygara yaparım, seni mahcup ederim."

Bunun üzerine Osman Gazi:

"-Öyleyse yanımdan kopmaca yok, şimdi git, büyüklerinin ellerinden öp, dualarını al, seni aldım" deyince dünyalar ona verilmiş gibi olur.

Türbesi İnegöl – Yenişehir yolu üzerinde Hamzabey köyünde

Osmanlı Devleti’nin temeli niteliğinde olan Kayı aşireti, yazları günümüzde Kütahya’ya bağlı olan Domaniç’te, kışları ise Bilecik’e bağlı olan Söğüt’te geçirmektedirler. Bu göçebe yaşam tarzına uygun olarak yaylak-kışlak seferleri sırasında da Anadolu’nun bu kısımları Müslüman Türkler için bir gaza diyarı niteliğindedir. Kayı’ya sınır olması münasebetiyle de Bizans yerleşimi olan İnegöl Tekfurluğu, Kayı aşireti ve obalarının Domaniç-Söğüt arasındaki göçleri sırasında saldırılarda bulunuyor, pusular kuruyor ve yağmalarda bulunma iştiyakını artırıyordu. İnegöl (Angelo Coma) Tekfuru Nikola, Kayı aşiretinin bölgedeki kudret ve nüfuzunun günden güne arttığının farkına varınca bu durumun ileride kendileri için bir tehlike doğuracağını, uç beyliği niteliğindeki Kayıların yurt edinme ülküsüyle elbet bir gün Bizans’ın içlerine, hatta Konstantinapol üzerine dahi seferler düzenlemelerinden çekinerek yakınında bulunan tekfurları Kayı aşireti aleyhine kışkırtmaktaydı.

Bilecik tekfuru bu durumu Osman Bey'e haber verdi. Osman Bey, aşiretinin ileri gelen gazilerinden Akça Koca, Abdurrahman Gazi, Konur Alp, Turgut Alp, Aykut Alp ile toy topladı, karşılıklı tartışmalarda bulundu. Toydan çıkan karar İnegöl Hisarı'nın fethine dairdi.

İnegöl Tekfuru Nikola, casusları vasıtasıyla bu baskını haber alması üzerine Ermeni Beli denen yerde pusu kurdu. Osman Bey, pusu kurulduğu malumatı gelmesi üzerine doğrudan Ermeni Beli’ne yöneldi ve pusuyu kırmak istedi. Amcasına bin bir dil dökerek gazaya iştirak etme arzusuyla yanıp tutuşan Savcı Bey’in oğlu Baykoca Bey, Osmanlı tarihinin ilk muharebesi olarak kabul edilen çarpışma sırasında şehit düşerek kutlu devletin ilk şehidi olmak gibi yüce bir makama ulaştı.

Baykoca Bey’in nâşı Ermeni Beli’ne yakın bir nokta olan ve bugün Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı olan Hamzabey Köyü’nde harap bir kervansarayın yanına defnedildi.

Zamanla tahrip olan, günümüzde ise Mehmed Bey Camii’nin yanında bulunan ilk şehidimiz Baykoca Bey’in türbesi 2012 yılında İnegöl Belediyesi’nce restore edilerek ziyaretçileriyle buluştu. İnegöl’den yolu geçen ve İnegöl –Yenişehir yolu üzerinde bulunan Hamzabey Köyü’ne uğramak vefasını gösterecek bütün gönül dostlarını, bu toprakların nasıl yurda dönüştüğünü bir kez daha aslî makamında tefekkür etmek arzusunda olan tarih yolcularını ilk şehit Baykoca Bey uzlet içerisinde Hakk’a tevdi edildiği makamında beklemektedir.

 

Yunus Keser yazdı

Güncelleme Tarihi: 09 Ekim 2015, 15:40
YORUM EKLE

banner19