Birkaç ay önce yüz bin nüfuslu bir cemaati olan Güney Afrika’daki Corinthian Kilisesi’nin Cemaat Lideri, Rahip İbrahim Richmond, çok sayıda Hristiyanın kilisede İslam’la buluşmasına öncülük etti. Richmond, on beş yıldır rahiplik görevini ifa ediyordu. Kendisinden sonra oğlu da İslam’a girdi ve Faisal adını aldı. İbrahim (eski adı Abraham), Hira Mağarası civarında yaptığı bir konuşmada güçlü bir şekilde tek İlah’a inandığını ve büyük bir rahip olan babasının, kendisine kilisede dahi haç takma izni vermediğini söyledi.     

İbrahim Richmond, yine rüyasında gördüğü bir Müslümanın kendisini ziyaret etmesi üzerine ona “Seni bekliyordum.” dediğini anlattı. İlk defa hacca davet edildiğinde emin olamadığını, gelebileceğini hiç düşünmediğini belirtti. 

İlham verici hikâyesi hac’la taçlandı

Derin mesajlar içeren rüyalar silsilesi sonucu Müslüman olmaya karar veren İbrahim Richmond, gördüklerini cemaatiyle paylaştı. Cemaatini beyaz takke giyerek kendisi ile birlikte kelime-i şehadet getirmeye ve Müslüman olmaya davet etti. Richmond’un olağan dışı liderliği binlerce Hristiyanı İslam’ı araştırmaya sevk etti ve tamamı bu çağrıya olumlu yanıt verdi.

İslam’ın yayılması uğruna gösterdiği sarsılmaz adanışı ve etkileyici liderliği nedeniyle Kral Salman’ın özel konuğu olarak hac farizası için Suudi Arabistan’a davet edildi.

İbrahim Richmond için, Hac Yolculuğu onun olağanüstü ruhsal dönüşümünün doruk noktasını temsil ediyor ve Allah’ın ona bahşettiği fırsatlar için kendisine derin bir şükran duygusunu ilham ediyor.   

İbrahim Richmond’un rahiplikten binlerce Hristiyanı İslam’a yönlendiren ve İslam’ın etkili bir şahsiyeti olmaya doğru giden yürüyüşü, inancın gücünü ve rüyaların dönüştürücü tabiatını gösteriyor. 

Onun İslamî davete adanmışlığı ve örnek liderliği olağanüstü bir olay. İbrahim’in hikayesi başlı başına, bize kişisel gelişimin potansiyelini ve maneviyatın evrensel mahiyetini hatırlatan bir ilham kaynağı oluşturuyor.  

Bir rüya görene kadar uyuyordum

Tüyler ürperten hikayesinin özetini kendi ağzından dinleyelim:

“Kilisenin küçük bir odasında uyurken bir rüya gördüm. Rüyamda birisi bana şöyle sesleniyordu: ‘Cemaatindekilere beyaz takke giymelerini söyle!’ Bunu sadece sıradan bir rüya diye yorumladım ve üzerinde durmadım. Sonraki günlerde o kişi, o ses tekrar tekrar rüyama girmeye devam etti. En son geldiğinde mesajı sertleşmişti. Sonra cemaatime gittim, bir toplantıda idik. Onlara olanları anlattım. Allah işimi kolaylaştırdı. Onlar da kabul etti. Tamamı. Sonraki toplantı geldiğinde herkes beyaz takke giymişti. Tamamı İslam’ı kabul etmişti.

Üç ay önce kilisede şehadet getirdim. Cemaatimle beraber. Binlerce insan tek bir ağızdan şehadet getiriyordu, dediklerimi tekrarlıyordu.

Bana hacca gideceksin dediklerinde inanamadım. Hz. Muhammed (s.a.) bu yoldan giderken yalnızdı (Nur Dağı’ndaki Hira Mağarası’na giden yolu gösteriyor). O’nun (s.a.) ayak izlerini takip edeceğim. İnanıyorum ki eğer O’nun (s.a.) ayak izlerini takip edersem Güney Afrika’dan milyonlarca insan da Nur’a ulaşabilmek için o ayak izlerini takip edecek. Bu Nur Dağı. Ben, bu kutsal topraklara dokunan ailemden ilk kişiyim.

- Yanındaki kişi: İslam nuru bu dağdan yayılmaya başladı.

- İbrahim Richmond: Titriyorum. Titriyorum. Yukarıya çıkmak istiyorum.

- Yanındaki kişi: Zor.

- İbrahim Richmond: Gönül olduğu sürece zorluk yoktur. (That isn’t hard when you have heart.) Allah’ın adı ile gidene zorluk yoktur. O (c.c.), benim için kolaylaştırır. Hac yaptığım için çok mutluyum. O (s.a.) nurdur. O nurumuzdur. Benim nurumdur. Bu dünyanın nurudur. Onun nurunun tüm dünyada parlamasını sağlayın. Böylece Allah günahlarımızı bağışlar.”  

Kaynak: