Türkistan'da Bir Kahraman: Enver Paşa

Enver Paşa’nın Türkistan günleri, Türk tarihinde hakkında yeterli sayıda inceleme yapılan alanlardan biri değildir. Hatta gözlemlerime göre merak edilen bir zaman dilimi de değil. Sanki I. Dünya Savaşı’ndan sonra Enver Paşa buharlaşıp giden, geride sadece adı kalan biri. Mehmet Akif Öztürk yazdı.

Türkistan'da Bir Kahraman: Enver Paşa

Enver Paşa, Türk tarihinin daima tartışılan bir ismi olmuştur. Gerek İttihat ve Terakki Cemiyeti ile birlikte II. Meşrutiyet’in ilanı, gerek Osmanlı Devleti’ni I. Dünya Savaşı’na sokması, gerekse Sarıkamış Harekâtı’yla bir kesimin nefretini üzerine çekmiştir. Fakat bir de tam tersi, Enver Paşa’yı çok seven ve daima onu müdafaa eden bir kesim de var. Diyebiliriz ki, Türk tarihinde, hakkında objektif olunması en zor kişilerden-komutanlardan biridir. Seveni çok sever, sevmeyeni de nefret eder.

Enver Paşa’nın Türkistan günleri, Türk tarihinde hakkında yeterli sayıda inceleme yapılan alanlardan biri değildir. Hatta gözlemlerime göre merak edilen bir zaman dilimi de değil. Sanki I. Dünya Savaşı’ndan sonra Enver Paşa buharlaşıp giden, geride sadece adı kalan biri. Hâlbuki Türkistan günleri, orada yaptıkları birçok açıdan Anadolu’da yapılanlarla bağlantılıdır. Enver Paşa, mücadelesini Türkistan diyarlarında sürdürürken arkadaşları da Anadolu’yu müdafaa etmişlerdir.

Gazeteci, yazar ve siyasetçi olan Tekin Erer’in, Enver Paşa’nın Türkistan günlerini incelediği Enver Paşa’nın Türkistan Kurtuluş Savaşı; Ketebe Yayınları’ndan geçtiğimiz Temmuz ayında neşredildi. Bu kitap aslında daha önce 1971 yılında bir baskı yapmış fakat tozlu raflar arasında kaybolup gitmiş. Kitabın bu baskısının sunuş yazısını da yazan Mustafa Armağan’ın, Tekin Erer’in vefatından sonra, bir sahaftan yazarın şahsi kütüphanesini almasıyla eline geçen kitap, yeni bir baskıyla gün yüzüne çıkmış oldu. Tekin Erer tarihçi değil, bir gazeteci. Dolayısıyla bu kitaba salt bir tarih kitabı olarak bakamayız ancak Enver Paşa hakkında yapılan çalışmalar olması gerekenden öyle az ki, her yayımlanan kaynak altın değerinde oluyor.

Bir yanı hep Anadolu’da kaldı

Önsöz, sunuş, giriş ve on bölümden oluşan kitap 151 sayfayı kapsıyor. Giriş yazısında ‘Kimdir Bu Enver Paşa’ adlı bölümle Paşa’nın hayatının 1918 yılına kadar olan kısmına kısaca değinen yazar, sonradan asıl anlatmak istediği kısımlara geçiyor. Paşa’nın Türkistan’a ulaşabilmek için önce Kafkasya’ya nasıl geçtiğini, neler yaptığını kısaca fakat birçok noktaya değinerek anlatıyor. Enver Paşa’nın Troçki’yle iletişimi, Bolşeviklerin ona verdiği önem ve bunun sebepleri, Kafkasya’ya geçerken yolda karşılaştığı güçlükler (uçağının düşmesi, gemisinin fırtınaya yakalanması vb.), Mustafa Kemal’le mektuplaşmaları ve birbirleri hakkındaki görüşleri değinilen noktalar arasında yer alıyor.

Öyle ki Enver Paşa, Türkistan’ı Ruslardan temizleme hayalleri kurarken dahi, pek de hazzetmediği Mustafa Kemal’e (bu hazzetmeme karşılıklı), Avrupa’da geçirdiği günleri baz alarak, Türkiye için doğru ve kurtuluş olarak gördüğü görüşlerini de söylüyor. Oralardayken bile aklının hâlâ Anadolu’da olduğunu görebiliriz: “… İtalyanlar ise harpten çok zararlı çıktıkları ve bugüne kadar hemen her gün İngiliz tazyikine uğramakta oldukları gibi buhran-ı iktisadiye (ekonomik buhrana) de bir çare bulunamamasına mebni (dolayı) ahval-ı dâhiliyeler karışmış ve antant aleyhtarlığı ile iştihar eden (şöhret bulan) Civliti’yi mevki-i iktidara getirmeğe mecbur eylemişlerdir. Dâhilî ve haricî buhran münasebetiyle pek zayıf kalan İtalyanlar kendilerine istinat edecek bir kuvvet arıyorlar. Ve İngiltere aleyhinde harp eden sizlere tabiî bir muavin addediyorlar. Bu vaziyetten istifade için Roma’ya bir zat gönderilir ise, gerek hükümetle ve gerek hükümet haricindeki zevat ile münasebet tesis edilirse Anadolu için silah vesaire tedariki pek sehîl (kolay) olur.”

Ara not olarak belirtelim: Bir ara Anadolu’ya geçmeyi düşünen Enver Paşa’nın bu fikri gerçekleşecek diye Türk komutanlarında bir telaş başlıyor. Hatta büyük komutan, Kut’ül Amare kahramanı ve Enver Paşa’nın amcası Halil Kut Paşa bile, Enver Paşa’ya Anadolu’ya gitmemesi yönünde tavsiyede bulunuyor. Türkistan’ın bağımsızlığı için uğraşırken Anadolu’da istenmemesi de garip bir durum elbette.

Enver Paşa’nın ahvalinden bahseden yazar, onun Türkistan’a gitmesinden önce oranın durumunu da okura aktarmış. Öyle ki aslında Türkistan’ın birçok bölgesinde Ruslara karşı belli direnişler ve çatışmalar oluyor. Ama asıl birleşme ve bu direnişlerin bir plan dâhilinde oluşu Enver Paşa bölgeye intikal ettikten sonra başlıyor.

Roman okur gibi okuyoruz Tekin Erer’in kitabını. Tarihi bir dönemi anlatan bir kitap için bu durum iyi bir şey mi kötü bir şey mi ona okur karar verecektir. Fakat okumayı kolaylaştırdığı bir gerçek. Yalın bir şekilde, olabildiğine sade bir anlatımla Enver Paşa kuvvetleriyle Ruslar arasındaki savaşı öğreniyoruz.

Hainler her yerde

Tarihin her döneminde dış düşmanlar gibi, iç düşmanlarla da uğraşmıştır Türkler. Burada da bölgenin nüfuzlu kişilerinden ve emrinde binlerce askeri bulunan İbrahim Lakay’ın, Enver Paşa’ya ve onun kuvvetlerine ket vurmak için neler yaptığını görebiliyoruz. Fakat mücadeleyi engelleyemiyor. İşi, Enver Paşa’yı esir almaya kadar götüren Lakay hakkında şu pasajı vermek, okurda onun hakkında bir kanaat oluşturacaktır: “İki gün sonra iki yüz kadar İbrahim Lakay askeri geliyor. Bunlar İbrahim Lakay tarafından gönderildiklerini, ancak silahları bulunmadığını ve harbe katılmak istediklerini söylüyorlar. Bunlara da silah ve cephane veriliyor. Fakat silahlanan bu askerler, muharebe sahasına gidecek yerde İbrahim Lakay’ın ordugâhına kaçıyorlar. Bunun, İbrahim Lakay’ın bir ihaneti olduğu anlaşılıyor. İbrahim Lakay askerlerinin ordugâhlarına doğru kaçarken Duşanbe’de bazı evlere girerek yağma yaptıkları, orduya ait ilâç ve atları da alarak kaçırdıkları da öğrenilince Ali Rıza Bey, İbrahim Lakay’a bir mektup göndererek Enver Paşa ile mutlaka Duşanbe’ye gelmesini, Türkistan’ın kendisine en muhtaç olduğu bir zamanda ona ihanet etmemesi lâzım geldiğini bildiriyor. İbrahim Lakay bu dâveti kabul etmiyor.”

İşe bakın ki Türkler aleyhine bu kadar çalışıp Ruslara kendini şirin göstermeye çalışan İbrahim Lakay, 1926 yılında Ruslar tarafından kurşuna dizilerek öldürülüyor.

Enver Paşa hakkında daha detaylı bilgiler verecek, onun hayatının her yönünü kapsayacak kitaplar okumak gerekir fakat giriş kitabı olarak gayet uygun bir kitap Tekin Erer’in kitabı. Paşa hakkında olumsuz düşüncelere sahip olanların da okuması gerekir. Sevilse de sevilmese de hem bu topraklar için kanının sonuna kadar savaşmış hem de Anadolu dışındaki Türkler için savaşmış bir komutandır Enver Paşa.

Allah rahmetiyle muamele eylesin. Mekânı cennet olsun.

Mehmet Akif Öztürk

Enver Paşa’nın Türkistan Kurtuluş Savaşı, Tekin Erer

Güncelleme Tarihi: 09 Kasım 2018, 16:02
YORUM EKLE

banner19

banner13