Mevcut Konum Değerlendirmesi İçin Fazlurrahman Gerekli

'Elli Müslüman Düşünür' isimli kapsamlı kitap çalışmasında Abdulaziz Tantik, Fazlurrahman’ın düşünce yapısını ve bu yapıyı oluştururken ne tür bir yürüyüş sergilediğini bizlerle paylaşıyor. Fatih Pala yazdı.

Mevcut Konum Değerlendirmesi İçin Fazlurrahman Gerekli

Abdulaziz Tantik, Fazlurrahman’ın modern İslam düşüncesinin en önemli temsilcisi olarak kabul edildiğini, bununla birlikte onun modern düşüncenin en önemli yetisi olan sistematik düşünmeyi en yetkin düzeyde kullanan kişi olarak da kabul edilmesi gerektiğini söyler. Bu sözünü ve daha fazlasını, Pınar Yayınları’nca Mustafa Tekin editörlüğünde birkaç ay önce yayınlanan “Elli Müslüman Düşünür” isimli kapsamlı kitap çalışmasından alıyoruz. Bu çalışmada, elli Müslüman âlim ve düşünürün elli civarı Müslüman yazar tarafından tanıtılmaya, misafir edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Biz, konumuz itibariyle içinden 1988’in 26 Temmuz’unda aramızdan ayrılan Fazlurrahman’ı çekip alıyoruz. Abdulaziz Tantik, kitapta yer alan söz konusu yazısında Fazlurrahman’ın düşünce yapısını ve bu yapıyı oluştururken ne tür bir yürüyüş sergilediğini bizlerle paylaşıyor.

Kendisine bu haberimiz vesilesiyle Rabbimizden rahmet dilediğimiz Fazlurrahman için Tantik üstad, sistematik düşünceyi uygulayan birçok insanın olabileceğinden ama bu sistematik düşünceyi Fazlurrahman gibi İslam düşüncesine uyarlayan ve bu uyarlama esnasında da sahih geleneği hesaba katan bir duruşu bulmanın zorluğundan dem vuruyor. Onun özellikle akıl yetisine önem vermesi ve bu yetiyi kullanım alanı, onu modern kılmakta Tantik’e göre.

Fazlurrahman’ın düşünce sistematiği

Fazlurrahman’ın düşünce sistematiğinde “üçlü hareket” olarak adlandırılan bir düşünme eyleminin olduğunu belirten Tantik, o üç sacayağını şöyle sıralıyor:

“a-  Bir mesele ele alındığında yapılması gereken ilk hareket, bu meselenin Peygamber asrında nasıl oluştuğunu ve buna verilen cevabın sahih kaynağını tespit ederek; meselenin, etrafındaki diğer meselelerle bağını kurup, somut olaylardan hareketle temel soyut bir değer inşa etmek.

b- Bu meselenin yaşadığımız çağdaki konumunu en geniş şekilde tespit ederek doğru bir yorumunu elde etmek. Yani modern dönemde meselenin aslî boyutunu ortaya çıkarmak.

c- Bir norm olarak ortaya konan İslamî hükmün, tespit edilmiş çağdaş soruna yönelik tespitini yapmak için içtihat edebilme gücünü göstermek…”

Bunlara bakıldığı zaman ciddi bir sistemleştirmenin var olduğunu, bir derdin peşinde koşulduğunu fark etmek güç olmuyor. Abdulaziz Tantik’in de ifade ettiği üzere belki de çağdaşlarından onu ayrıştıran en önemli farkı da bu sistemli hareket edişi olsa gerek. Gerçi bizim ilim geleneğimizde usûl adı verilerek ilimlerimizin belli bir metod içerisinde işlemesi, yürütülmesi sağlanmıştır. Ancak modern zamanlarda ilim geleneğimizin usûlüne katkı sağlama amaçlı bir sistematiğe gitmek de ayrı bir takdir ve takip edilesi bir kazanım. Fazlurrahman’ın, bazı noktalarda, hemşerisi olan Ebul Ala el-Mevdudî ile anlaşamadıklarını, ortak paydada buluşamadıklarını biliyoruz. Bunun bir rahmet olmasını temenni ediyoruz. Sözün burasında Mevdudî’yi de rahmetle anmamız gerektiğini belirtelim ayrıca. Çünkü o da gerek Fazlurrahman gibi, gerek Muhammed İkbal gibi Pakistan toprağını yeşerten, oradaki filizleri fidana dönüştüren ve kendi topraklarında sabit kalmayıp bütün bir müminler coğrafyasına seslenen Müslüman ve öncü şahsiyetlerdendi. Hepsinin hakkını teslim etmek gerekir. Fazlurrahman’ı düşünce boyutunda, İkbal’i yine düşünce ama özellikle de edebiyat boyutunda ve Mevdudî’yi de çok geniş çerçevesi olmasıyla birlikte özellikle siyasi ve ilmî boyutta değerlendirip dikkate almalı ve hepsine rahmete gark olmaları için dua etmeliyiz.

Fazlurrahman, sistematik düşüncesini gelenekten tamamen koparmadan oluşturup geliştirdi

Fazlurrahman’ın sünnet kavramına yönelik geliştirdiği yorum ve bu yorum üzerinden hadis meselesine farklı bir bakış açısı sunması, Tantik’in dikkatini çeken ve dikkatini çektiği kadar da onun için üzerinde durulması gereken kayda değer bir olgu olarak karşımıza çıkıyor makalede. Özellikle farklı âlimlerin yaklaşımları üzerinden, sünnet kavramına birkaç farklı anlam verildiği gözlemiyle meseleye yönelmesinin altını çiziyor Tantik. Çünkü ona göre Fazlurrahman ile diğer âlimleri birbirinden ayıran en temel fark, tarihe bakarken diğerlerinin tarihten kendi görüşlerine uygun olanı tercih ederlerken, onun, bütün farklı yaklaşımların bir soy kütüğünü çıkararak yeni bir anlamayı denemekten kaçınmamasıdır. Böylece tarihe ve tarihin taşıdığı ilmi geleneğe bütüncül bir perspektifle bakmayı denemiş oluyor ve çoğu zaman da bunu başarıyor. Buradaki değinilerini Fazlurrahman’ın “İslam” kitabından yola çıkarak yapıyor Tantik.

Fazlurrahman’ın, vahiy ile nasıl dinamik ilişki kurabileceğimizi bize öğrettiğini söylediği önemli çalışması olan “Ana Konularıyla Kur’an” kitabından yola çıkarak es geçilmeyecek türden olan bilgiler veriyor Tantik üstad. İbn Teymiyye (rahmetullahi aleyh) ve Muhammed İkbal’in görüşlerini vererek hatırlatmalarda bulunuyor Fazlurrahman. Bir yöntem olarak Kur’an’da bir konuyu veya bir kavramı çalışırken, o konu ve kavramla ilgili bütün ayetlerin hesaba katılması gerektiğini söylüyor. Sonra da konunun ya da kavramın açıklığa kavuşması için ayetlerin tümünün farklı kullanımlarını tespit ederek daha üst bir anlamı ortaya koyma çabasının önemini dikkatlerimize sunuyor. Bunları Abdulaziz Tantik’ten okuyunca ve bu çabaya şahit olunca, ilahî muradın daha doğru anlaşılması için kıymetli bir uğraşın verilmesinin ve buna zemin hazırlanmasının sevincini yaşıyor insan.

Sistematik düşüncesini geliştirirken modern düşünceden ister istemez beslendiğine vurgu yapıyor Tantik, Fazlurrahman’ın. Bundan kaçınmasının da neredeyse imkânsız olacağını belirtiyor. Zaten sistematik düşüncenin belirleyeninin modern düşünce olduğunun da altını özellikle çiziyor Tantik. Tabi Fazlurrahman, sistematik düşüncesini gelenekten tamamen koparmadan oluşturup geliştirmektedir. Zaten onun diğerlerine göre alâmetifarikası da bu olsa gerektir. Fazlurrahman ki, kullanıma dâhil ettiği her ilkeyi gelenekten alarak geliştiren ve o sahihliğe bağlı olduğunu hissettiren bir değerimizdir. Çünkü o, hem modern bilgiye ve hem de İslamî ilimlere, İslam kültürüne sahip olan birisidir. Yine Tantik’ten edindiğimiz bilgiye göre ayrıca onun, İslam düşüncesinin çok farklı kişileriyle kurduğu temaslar, kendisini çok canlı ve derinlikli bir hale getirmiştir.

Abdulaziz Tantik, sözlerinin bir yerinde Fazlurrahman’la ilgili şu düşüncelerine yer veriyor: “Fazlurrahman’ı farklı kılan şey, hem geçmişte yaşanan farklılaşmanın nedenlerini ve sorunlarını iyi öğrenmek hem de modern dönemde dini düşüncenin karşı karşıya kaldığı sorunların kökenlerini ve nedenlerini doğru bir şekilde yorumlamaktır. Fakat bu, onu eleştirmeyeceğimiz anlamına da gelmeyecektir tabi ki.” Eleştirdiği konulara ve bölümlere biz girmeyeceğimiz tabi ki. O konular ve bölümler, meraklısı için kitapta mahfuzdur.

Fazlurrahman üzerine belli başlı görüş, düşünce, kabul ve retlerini bir araya getirdiği bu değerli makalesiyle bizi Fazlurrahman konusunda aydınlatan Tantik üstada şükranlarımızı sunuyoruz. Derinlikli Fazlurrahman okumalarından böylesi bir portre çıkarmış karşımıza. Müslümanların mevcut durumlarını ve konumlarını yeniden değerlendirmeleri ve sorunlarına köklü çözümler üretmeleri noktasında Fazlurrahman’a ilgi göstermelerinin iyi bir tercih olacağına ciddi vurgular yapmış burada. Ve ona gösterilecek ilginin de esasen kendimize yönelik olduğunu belirlemiş olacağımızı dillendirmiş.

Abdulaziz Tantik’in, bu değerli makalesi boyunca isimlerini özellikle andığı “İslam” ve “Ana Konularıyla Kur’an” kitaplarına sanırım tekrar el uzatmak icap edecek. -Tekrar dediysek daha evvel okuyanlar içindir sözümüz.- Bunca atıflardan, bunca dikkat çekmelerden sonra olacağı buydu zaten, öyle ya! Okumak iyidir iyi…

Elli Müslüman Düşünür, Ed. Mustafa Tekin, Pınar Yayınları.

Fatih Pala

Yayın Tarihi: 26 Temmuz 2016 Salı 14:17 Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 17:55
banner25
YORUM EKLE

banner26