Kur'an'daki kavimler şimdi nerede?

Arkeolojik kalıntılarda Kur’an’da adı geçen kavimlere ait buluntular kitaplaştırılmıştı.

Kur'an'daki kavimler şimdi nerede?

İman, delile ihtiyaç duymayan bir güzellik. Bir dine inanıyorsanız, gönülden bağlılık gerekir. Çünkü din, şüpheye yer bırakmaz. Yaratıcının sözlerini ispat etmeye kalkmazsınız; yahut şöyle diyelim, dinin bilimsel açıklamaları sizi çok da ilgilendirmez. Fakat biliriz ki, bilim de eninde sonunda dinin söylemlerini onaylayacaktır. Bahattin Dartma da alanı gereği böyle bir araştırma yapmış. Pınar Yayınları’ndan çıkan Kur’an ve Arkeoloji kitabı açık söylemek gerekirse, başta biraz düşündürüyor. Kur’an’ın zaten hayatın içindeki her şeyi kapsadığını düşünüp “Kur’an ve …” ayrımına karşı olmamdan mıdır, yoksa arkeoloji ile Kur’an’da adı geçen kavimlerin varlığına inandırılma ihtiyacı duymamamdan mıdır, bilemem. Bahattin Dartma, Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde İlahiyat bölümünde tefsir anabilim dalında profesör. Bu, kitabın popülist bir açıdan değil, ilmî gerekçelerle hazırlanmış olduğunu ifade ediyor ve baştaki soru işaretlerini kaldırıyor kanaatindeyim.

Nice kavimler geldi geçtiBahattin Dartma

Kitaba başlarken Mehmet Akif Ersoy’un “Bunlarda tecelli eden esrâra bakanlar / Ümmetler için rûh-ı bekâ nerdedir, anlar” dizelerine yer verilmiş. Bu dizeler, kitabın hazırlanma nedenlerini gösterir mahiyette.

Kitabın ilk bölümünde ise Dartma, bizlere arkeoloji hakkında kısa ve öz bilgiler vermiş. Eskinin bilimi anlamına gelen arkeolojinin amacı, tarihçesi üzerinde kısaca durmuş. Sonraki bölümlerde ise haklarında arkeolojik belge ve bilgi bulunan, aynı zamanda Kur’an’da da geçen kavimler hakkında bilgiler sunmuş. Kitapta Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. Salih, Hz. İbrahim, Hz. Lut, Hz. Şu’ayb, Hz. Musa ve Hz. Süleyman’ın yaşadıkları, kavimlerinin onlara karşı tutumu öncelikle ayetlerle veriliyor. Ayet aralarına yazar güzel açıklamalar da eklemiş. Söylediği her sözün ve yaptığı her değerlendirmenin kaynağını ayetlerden göstererek, titiz bir çalışma sergilemiş. Her kavmin açıklamasında, bilimsel araştırmalarla elde edilen veriler, bu verileri açıklayıcı ayetler de var. Ayrıca, ilgi çekici bir detay olarak, kavimlerin yaşadığı yerlerin kesin olmadığı belirtilerek, haritası da çizilmiş. Yaşanan tufanların, kavmin başına geldiğini Kur’an’dan haber aldığımız akibetlerin bilimsel kanıtları da kitapta zikredilmiş.

Hz. Lût’a selam olsun!

Hz. Lût başlığı altında, kavmin yaşadığı yerler ve başlarına gelenler hakkındaki ayetler açıklandıktan sonra, 1965 yılında bir grup Amerikalı arkeologun yaptığı kazı sırasında el-Lisân yarımadasında bir toplu mezar bulunduğu, burada 20 bini aşkın mezar olduğu belirtiliyor. Fakat, aynı çalışmalar o bölgede bir yerleşim yeri kalıntısına rastlamıyor, bu sebeple şehrin ya da şehirlerin göle battığı tezi te’yid edilmiş oluyor. Ölü Deniz’in doğusunda ve güneyindeki topraklarda bulunan harabeler ise, buralarda M.Ö. 2300-1900 yılları arasında ferahlık içinde geçirilen bir dönem olduğu, sonrasında bu şehirlerin yok olduğu düşüncesini doğrulamış. Yazar, bu dönemin Hz. Lût’un yaşadığı zamanı da kapsadığını belirtiyor ve bu çalışmaların hidayet açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Bu tarihi bilmeli

Kitabın her okuyucu için farklı anlamlara geleceği muhakkak. Dileğimiz ise, tarihsel ve arkeolojik gerçeklerle alakalı ilginç bir eser olarak dikkate alınması yönünde. Başta da belirttiğimiz gibi, delile ihtiyaç duymayan sözlerin, bilimsel ifadelerle anlatılması açısından başarılı ve ilahiyat alanını olduğu kadar, tarihi de kapsayan yönüyle geniş kapsamlı bir kitap olan “Kur’an ve Arkeoloji”, kavimler hakkındaki çoğu ayeti açıklayan, alanında önemli bir eser.

Sümeyye Karaarslan, ibret alalım dedi

YORUM EKLE