banner17

Dünya Bir Gölgeliktir veya Tövbe Gölgeliği

Suavi Kemal Yazgıç 'Tövbe Gölgeliği' ile insanları, kulları gölgeye davet ediyor. Tövbe gölgesine... Bu gölge insanı serinletiyor, rahatlatıyor. Tövbe gölgesinde herkese yer var. Kâmil Yeşil yazdı.

Dünya Bir Gölgeliktir veya Tövbe Gölgeliği

Türkçeye Arapçadan geçen tövbe’nin diğer bir telaffuzu ‘tevbe’ şeklindedir. Bir surenin de adı olan tevbe’yi biz tövbe’ye çevirmişiz. Biz Türkler tövbe ederiz. İşlenen hatanın, “yap” emirlerinin yerine getirilmesi; “yapma” nehyinin çiğnenmesi dinimizde “günah”tır. Ve günah Müslümanda kirlenmişlik, suçluluk ve hatta lanetlenmişlik duygusu uyandırır. Günah vardır, insanı kendinden utandırır. Hatta diyebilirim ki günah ve suçluluk duygusunun verdiği eziklik ve utanç insanı intihara bile sürükleyebilir.

Âdem ile başlayan günahkârlık durumu devam etmez halbuki. Çünkü kulun günahına karşılık Allah’ın affediciliği, rahmeti, merhameti hatırlatılmıştır. Yeter ki kul, yaptığının günah olduğunun farkında olsun ve bunun için tövbe etsin.

Tövbe için yeter şart samimi, içten yapılmış olmaktır. Lafız önemli değildir. Yine de kula kolaylık olsun diye Rabbimize nasıl tövbe edeceğimiz vahiy vasıtasıyla, Hz. Peygamber’in sünnetiyle öğretilmiştir. Kitap ve sünnet bize kabul edilmiş tövbelerin örneklerini verir.

Modern zamanların tövbesi, pişmanlığı da problemli. Dile/kelimeye yüklenen bir pişmanlık var fakat ifade o pişmanlığı, o eylemden dönmeyi ifade etmiyor. Ben buna Yahudi tövbesi diyorum ve İsrail’in “üzgünüz” açıklaması ile örneklendiriyorum. İnsanlar artık ya devlet literatürü “üzgünüm” ile diliyor özrü, ya da “pardon” diyerek; başka dilde yani çaktırmadan. Pişmanlık ve samimi histen yoksun her ikisi de. Kötüsü, Müslümanların da bu dili benimsemiş olması. İnsanın insan ile olan ilişkisi, Allah ile olan ilişkisini de ele verdiği için, inşallah bu sun’i dil, tövbe diline taşınmaz. Bir yazar benden böyle dilemişti özrü.

Dedik ya Müslümanın tövbesi Müslümanca olsun diye, vahiy bize tövbe etmek şeklini ve ifadesini de öğretir.

Suavi Kemal Yazgıç, Tövbe Gölgeliği adını verdiği şiir kitabında böyle bir samimiyet gösteriyor. Suavi Yazgıç, 972 doğumlu ve 45 yaşında. Doğrusunu isterseniz şairi yol hazırlığı yapmış buldum bu kitabıyla. Şair, kitabına verdiği bu isim ve şiirleriyle kendi nesline fark atıyor ve hayat kırkında başlar, anlayışına; hayır, dünya kırkına kadar insanı çok yoruyor, çok kirletiyor, artık arıklık vakti diyerek cevap veriyor. Hem de müslümanca ve vahiy diliyle.

Dünyada olmak yetiyor günah duygusuna

Kitabın adından hareket edelim:

Tövbe niçin gölgedir, gölgeliktir. Çünkü günah duygusu ve olgusu insanı yorar, yoruyor. Günah insanın vücudundaki kanı ateşliyor ve her bir azamızı yakıyor, ısıtıyor. Günah işlenirken tatlıdır da işlenmesi geçtikten sonra çöken ateş, utanma ateşi, pişmanlık ateşi alttan alta tüter. Eğer bu ateş söndürülmezse insan o ateşe daha çok yaklaşıyor, kendini ateşe teslim ediyor. İkincisi, tahammül sınırını aştığı zaman da dünyaya tutunamıyor ve kendini helak ediyor. İnsana bu durumlarda rahatlatıcı bir yer gerek. Bir gölgelik.

Yazgıç’ın şiirinde günah için özel bir eylem adının altı çizilmiyor. Dünyada olmak yetiyor günah duygusuna. Dünyanın inilen, uzaklaşılan, atılan bir yer oluşu, günahkârların bir sürgün yeri olarak dünyada bulunuşumuz yetiyor günah duygusunu yaşamamıza. Baharı, kışı, yazı, yaprakları, kuşu, ağaçları, insanları ve şehri ile dünya küçümsenmiyor, ötelenmiyor şiirlerde. Hatta tam tersi önemseniyor dünya ve içindekiler. Hıristiyanlıkta olduğu gibi her şey günahtan bir iz, bir cüz taşımıyor Yazgıç’ın şiirinde.  

Suavi Yazgıç, şiirlerinde sık sık “kuyu, ip, düşmek, atılmak, kuyudan çıkmak” metaforlarını kullanarak Yusuf peygamber üzerinden dünya kuyusuna düşüşümüzü hatırlatıyor bize.

Dünya bir günah kuyusu değil fakat günah kıyısı.

dünya kıyamete kadar aldığı mühleti

bekliyor bana kurduğu tuzağa bakarak

bekliyor bir gaflet anımı

bekliyor kendime güvenip o adımı atmamı

ve düşmemi nefesimin sığlığındaki

o derin esaretime

o ağaç gölgesinde bekliyor beni dünya”

İnsanları gölgeye davet ediyor, tövbe gölgesine…

Düşmemek için âgâh olmak gerek. Şair bunun farkında. Yazgıç bu ifadeleriyle mutasavvıfların dünya tanımlaması ile yan yana düşüyor. Dünya bir hadis-i şerife göre zaten bir ağaç gölgesidir. Bu sözde gölge ile dünyanın geçiciliği anlatılır. Orada biraz dinleniriz ve kalkar gideriz.

Suavi Yazgıç da insanları, kulları gölgeye davet ediyor. Tövbe gölgesine. Bu gölge insanı serinletiyor, rahatlatıyor. Tövbe gölgesinde herkese yer var.

“geri dönmek için geç

yeniden doğuş imkansız

atılan adım yerde kalıyor

söylenen söz kayıtta

eşiğe gelince duraksarız yine de

tövbe kapısında hep gölgeler

hep gölgeler”

Tövbe Gölgeliği’nde neler var başka? Yetmiş küsur şiir ve 101 sayfalık şiir kitabının bütün sayfalarında dünya var. O dünyada bir insan var. O insan o dünyada yaşıyor hatta alışıyor ve fakat oralı değil. Dünyada olmak onu dünyalı kılmıyor. Dünya zaten izin vermiyor üstündeki insana. Dünyayı çekilir kılan tek bir hususiyeti var. İçinde tövbeyi, tövbe etmeyi barındırması, hatırlatması. Suavi Kemal Yazgıç, şiirlerini hayattan, hayatın içinden, yaşanmışlıktan çıkarıyor. İmgeye boğmuyor, artistik söyleyişlere prim vermiyor. Hayat nasıl doğal bir şeyse şiir de o doğallıktan alıyor gücünü.

Kitap bir dua ile bitiyor. Şiir kendini aşıyor ve dua oluyor:

“ne güzel çağırıyorsun ecel gönderip

biçilmiş çimlerin verdiği tazelikle

cümle kapısından geçerken

o son cümle dudaklarımı mühürlesin

o son şahitlik gözlerimi”

Biz de şairin bu duasına amin diyoruz.

Suavi Kemal Yazgıç, Tövbe Gölgeliği, Profil Kitap.

 

Kâmil Yeşl

Güncelleme Tarihi: 21 Kasım 2018, 14:33
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20