Cumhuriyet döneminin ilk edeb kitaplarından biri: Eşref Saat

“Nasihatler her şeyden evvel, hatta faydalı olmadan evvel güzel olmalıdır. İnsanlar çok zaman faydalıyı bir tarafa bırakır, güzeli alırlar.” der Şevket Rado. Efdal Okçu yazdı.

Cumhuriyet döneminin ilk edeb kitaplarından biri: Eşref Saat

“İnsan olarak manevî değerler kazanmayı, kısaca iyi ve faziletli bir insan olmayı telkin eden kitaplarımız ne kadar azdır!” Şevket Rado, Eşref Saat adlı eserine bu yakınma ile başlar. Toplumda gördüğü manevî ihtiyaç üzerine, yine kendi ifadesiyle ‘umumî terbiyeye hizmet’ maksadıyla Cumhuriyet döneminin ilk edeb kitaplarından olan Eşref Saat’i kaleme alır.

Antrparantez Şevket Rado’yu (1913-1988) hatırlayacak olursak; “Kördüğüm” ve “Yanan Mum” gibi bestelenmiş şiirlerin şairidir. Necip Fazıl Kısakürek’in Ağaç mecmuasını çıkarmasına yardımcı olmuştur. Resimli Hayat dergisi, Hayat Tarih ve Coğrafya Mecmuası ve Hayat Ansiklopedisi ile kültür tarihimize önemli katkısı olmuş ve hat, tezhip, cilt gibi geleneksel sanatların tanıtılmasına ve canlandırılmasına büyük çaba göstermiştir. Ayrıca Cumhuriyet döneminin en seçkin hat koleksiyonunu oluşturmuştur. Hâsılı Şevket Rado yelpazesi oldukça geniş bir ediptir.

Kültür ve edebiyat tarihimize/dünyamıza bunca katkıları olmasına rağmen maalesef eserleri de kendisi de hak ettiği ölçüde bilinmemektedir. En bilinen eseri ise yazarın İstanbul Radyosu’nda yaptığı sohbetlerden oluşan Eşref Saat’tir.

Eşref Saat’te; “Dünyadan ve İnsanlardan Şikâyet”, “Yaşama Zevki”, “Tatlı Dile Dair”, “Misafirliğe Dair”, “Faydalı Bir İş Görme Zevki”, “İhtiyarlık Hakkında”, “Kendi Kendimizi Aldatmaya Dair”... gibi güncelliği dâim, toplam yirmi altı konu ele alınmıştır.

Manevi gürültüler

Şevket Rado, Aldous Huxley’den; 20. asrın gürültü asrı olduğunu, insanların maddî gürültülerden başka manevî gürültüler ve bilhassa arzularının gürültüleri içinde yuvarlanıp durduğunu nakleder. İçeriği ve üslubuyla Eşref Saat, bu gürültülere mukabil asude bir diyardır.

Yazar güzel Türkçesi ve akıcı üslubuyla anlattığı her konuyu okuyucu için bir ziyafete dönüştürmüştür. Her bölümün nihayetinde okuyucuda kitap hiç bitmese temennisi artar. Kitabın “Öğüt Vermeye Dair” başlığını taşıyan bölümünde “Nasihatler her şeyden evvel, hatta faydalı olmadan evvel güzel olmalıdır. İnsanlar çok zaman faydalıyı bir tarafa bırakır, güzeli alırlar.” ifadelerini kullanmış ve yazar, söz konusu kitabında bu yolu izlemiştir.

Her yaştan insanın zevkle okuduğu, okuyanların daha önce okumamış olmasına hayıflandığı bu kitapta güncel konulara farklı bakış açıları dikkat çeker. “Yaşamak Zevki” bahsinde saadetin, hayattan zevk alabilmek kudreti olarak tanımlanması; vicdanın neşeli olması için temiz bir hayatın gerekliliği gerçeği bunlardan bazılarıdır.

“İhtiyarlık Hakkında” bahsini okuyunca ihtiyarlığın hiç o kadar güzel bir şey olabileceğini tahmin etmediğimizi düşündürür ve okuyucuya adeta bir an evvel ihtiyarlığı temenni ettirir. Bununla birlikte aynı duyguyu, “Gençliğe Dair” bölümünde gençlik için de hissettirir.

Hikemi kıssalara yer vermiş

Bergson, Kant, Bertrand Russell, Alain, Tagor, Descartes, Erasmus, Montaige, Aldous Huxley, Ernest Renan gibi büyük isimlerden örneklerin ve Doğu’dan Batı’dan hikemî kıssaların bulunduğu kitapta ayrıca bizi ender rastlanacak tespitlerle de tanıştırır. Mesela “Bazı kusurlarımızı ara sıra itiraf etmemiz, asıl büyük kusurlarımızı saklamak içindir…” çıkarımı veya “Artık ihtiyarladım” sözünü ihtiyarlıktan epey uzak insanların –biraz da genç oldukları söylensin diye– dile getirdiği ve hakikaten ihtiyar olanların bu bahse hiç yanaşmadığı ve buna benzer yorumlar çok hoş bir üslupla sunulur.

“Herkes Kendi Yerinde” bahsinde “Onun yerinde ben olsam…” sözünün ne kadar mânâsız ve faydasız olduğunu bize öğretirken “Talihe Dair” bahsinde de talihin birinci şartının insanın kabiliyetli olması gereğini güzelce açıklar. Bunlardan başka çalışkan olmak, şefkat, adalet, doğruluk, aile bağı gibi değerler üzerinde de durur.

Yukarıda kısmen anlatılmaya çalışıldığı gibi dili güzel, üslubu güzel, muhtevası güzel, yazılış niyeti güzel olan böylesine hoş ve farklı bir adab kitabının hak ettiği ilgi ve itibarı görmemiş olması esef vericidir.

“Eğer bu kitap bazı vatandaşlarıma faziletli ve çalışkan bir insan olmayı cazip gösterebilir de manevî kalkınmaya hizmet ederse kendisinden beklenen vazifeyi fazlasıyla yapmış olacaktır.” temennisi ile kitabını sunan Şevket Rado’nun, vefatının 30. yılında ‘manevî kalkınmaya hizmet’ niyetinin gerçekleşmesi arz u temenni olunur.

Not: Şevket Rado’yu merak edenler için bulabildiğim tek video, TRT arşivindeki (Yahya Kemal Beyatlı’nın anlatıldığı (1985) videodur:

https://www.trtarsiv.com/izle/80461/iz-birakanlar-22-bolum

Efdal Okçu

Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2020, 16:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26