Çocuklarımıza Efendimiz'i nasıl anlatırız?

Çocuklarımıza anlayabilecekleri bir dille Efendimiz (s.a.v.)’i anlatan kitaplar arasında Ayşe Sevim’in “Güneşe Yolculuk” adlı kitabı farklı bir yer tutuyor..

Çocuklarımıza Efendimiz'i nasıl anlatırız?

Çocuklarımıza anlayabilecekleri bir dille Efendimiz (s.a.v.)’i anlatan, üstelik öncelikli kaygısı çocuklarımıza O’nun en doğru şekilde anlatılması/aktarılması olan kitaplar arasında Ayşe Sevim’in Güneşe Yolculuk adlı kitabı farklı bir yer tutuyor. Çünkü Şule Yayınları’ndan çıkan bu kitap film tadında, heyecan ve maneviyatı ön planda, doğu klasiklerini andıran, istisnasız okuyan herkesin dimağında bir şeyler bırakabilecek bir eser.

Öğretmen ödevi beğenmezse ne olur?

Her şey, öğretmeninin Zehra’nın Efendimiz (sav)’le ilgili ödevini beğenmemesiyle başlıyor. Zehra’nın ‘ne yapsam’larına da kayıtsız kalmayarak onu ona yardımcı olabilecek birine de yönlendiriyor ama Zehra, (kitabın sonunda anladığımız üzere) yanlış adrese giderek bir hikmet çerçevesinde Garip Dede ile karşılaşıyor. Garip Dede onu Köse Hoca’ya, Köse Hoca Güzel Çınar’a, O rüzgâra, rüzgâr hayal ülkesine ve daha nerelere nerelere yönlendirerek zaman ve mekânın ortaklaşa yardımıyla Efendimiz (sav)’in hayatının bir kısmını anlatıp, bir kısmını gösteriyorlar. Olayların arasında kimi zaman gölge, kimi zaman tespih tanesi, kimi zaman ağaç olarak müdahil olan Zehra için bu hayal ile gerçeklik arası seyahat ve maceralar, ona eşyanın gerçek kimliklerini öğrenme, hayata bakış açısını değiştirme, kötü huylarından arınabilme ve tabi iyi bir ödev sunabilme imkânı sağlıyor.Ayşe Sevim, Güneşe Yolculuk

Ölümü ne güzel anlatmış

Bir çocuğa anlatılabilecek en zor kavramlardan olan ölüm de kitapta değinilen konulardan biri olmuş. Toz zerreciğinin ölümüne çok üzülen Zehra’ya yol arkadaşı Karınca’nın, “gittiyse kalmanın cazibesi kalmadığı içindir, bazı varlıklar için dünya hayatının sonlanması cennetle ödüllendirilmesi zamanının gelmesinden ötürüdür” şeklindeki sözleri, daha sonra Zehra’nın rüyasında bunu destekler bir şekilde toz zerreciğiyle diyaloğu, ölümün hikmetine pencere aralıyor.

Korkmayın, rüya değil

Bu tarz eserlerin bence en büyük handikapı, hikâye sürecinde her türlü akıl almaz şeylerle karşılayan kahramanın, hikâyenin sonunda (mantıklı bir çıkış yolu bulamadıklarından ötürü) aslında rüya görmüş olmasıyla açıklanması. Uyanmak ve problemin kendiliğinden çözümü/sonlanması, okuyucunun da rahat bir nefes alması… Bu kitapta –elhamdülillah- böyle bir problem okuyucuyu beklemiyor. Bu yönüyle, zaman ve mekân sahibinin Allah olduğunu unutmayanlara hitap ediyor Güneşe Yolculuk.

Filmi de yapılsa keşke

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) tarafından “Güneşe Yolculuk” isimli bu eseriyle 2004 yılının “çocuk yazarı” seçilen Ayşe Sevim’in yeni baskısı yapılan bu muhteşem eserini okurken içimden, “iyi bir prodüksiyonla filmi yapılsa ne kadar etkileyici olur, beğenilir” diye geçirdim. Uçan, kaçan Zehra’nın toz zerreleriyle arkadaşlığı, aynalarla, duvarlarla konuşması ve Efendimiz (sav)’in hayatını konu alan film, bilmediğimiz pek çok ayrıntıyı da öğrenebileceğimiz bir yapım olurdu. Mesela, Hz. Hatice’nin rüyasında Efendimiz (sav)’i görmesi üzerine uyanan tanışma isteği ve aslında ticaret meselesinin bir bahane olması; Ebu Süfyan’ın Müslüman oluşundaki detaylar, vs. siyer kitaplarında (en azından benim karşılaştıklarımda) yer almayan bilgiler. Alice Harikalar Diyarında kitabının ve filminin, Zehra’nın güneşe yolcuğunun yanında sönük kalacağını düşünüyorum. En azından amaç açısından bu kesinlikle böyle.

 

Zehra Sena Güray beğenerek okudu

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 11:04
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13